Bukitapta “Beyaz Büyüler” yerine “Beyaz Mucizeler” tanımını kullandım. Benim buradaki amacım evrenin bize verdiklerinden faydalanarak kendimizin ve başkalarının hayrına Allah’ın yarattıklarını daha net algılayarak, iyi niyetimizle hayatımızı kolaylaştırmak ve mucizeler yaratmak. Bize yapılan büyülerden arınmak. işteböyle benim de hayatım börtü böceğim. satırlarıma burada son vermeden evveli, birkaç cümle daha kurayım. hesapta kısa ve öz bir mektup yazacaktım ama kitap yazdım sanki. duydum ki eşin olacak adam, benden zengin, yakışıklı, kibar, karizmaymış. ben öyle duydum, ne kadar doğru ne kadar yalandır bilemem şimdi. ha şimdi bunu yazıyorum, sanma ki o lavuğu Eğrimler(Ermenek Domatesleri) büyümeye başlamıştı. Onları yaşadıkları ortama benzeyen alaca güneş hiç ekim yapılmamış, ilaç atılamamış bir yere dikmiştim. Sitemizin görevlisi ara sıra sinekler için ilaç yapıyordu. Ona benim bahçeme girmeni istemiyorum. Ben sineklerden değil ilaçtan korkuyorum dedim. BöreklikYufkadan Fırında Yalancı Beyti Tarifim İçin Malzemeler. 800 gram kıyma. 2 adet orta boy kuru soğan. 3 avuç maydanoz. 5 adet böreklik yufka. Karabiber. Tuz. SOSU İÇİN; 1 yemek kaşığı tepeleme domates salçası. Dilsöylemekten yorulduğu zaman gözler bakmaktan vazgeçermiş. — Açlık nasıl en iyi baharatsa; yorgunluk da en mükemmel uyku hapıdır. Johann – Goethe-. — Yorgunluğun geçmesi için bir gece yeter insana. -Megnet Zurner-. — Izdırap duyduğumuz yorgunluğun en büyük kısmı ruhtan doğar, tamamıyla fiziki olan yorgunluk Fast Money. Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, geçirdiği zor günlerin ardından Günaydın'dan Tuba Kalçık'a konuştu. Banyoda düştükten sonra hastaneye kaldırılan ve dört ay uyutularak hayatta tutulan ünlü şovmen, yaşadıklarını anlattı. - Çok zor bir dönem geçirdiniz. Neler hissediyorsunuz? Dört ay kendimde değildim, uyuttular beni. Ne acıdan, ne de komplikasyonlardan haberim yoktu. Dört ayın sonunda uyandığımda kendimi Türk filminin içinde gibi hissettim. Hiçbir yerimi oynatamıyordum. Ne elimi, ne ayağımı, ne ağzımı... Bir tek dilimi hareket ettirebiliyordum. Konuşamıyordum. Alfabeyle konuşmaya çalışıyordum. Bir kelimeyi 15 dakikada söylüyordum. - Yıllarca konuşarak para kazanan biri için çok zor bir durum olsa gerek... İbrahim Tatlıses'e üzülürdüm, 'Sesiyle para kazanıyordu, şimdi şarkı söyleyemiyor' diye. Aynı şeyi ben de yaşadım. Kader birliği yaptık İbrahim'le. O zor günlerde hep sabır gösterdim. Oynamıyordu hiçbir yerim ama yine de tevekkül ettim. Şimdi Allah'a şükürler olsun ayağa kalkmaya başladım. Dualarla bugünlere geldiğime inanıyorum. Allah'tan sinir hastalığı değildi benimki. Uzun süre yatmaktan dolayı kıpırdatamıyordum hiçbir yerimi. Uyandığımda dilim dışında hiçbir yerimi kıpırdatamıyordum. O günlerde Allah'a dedim ki, 'Bir tek bana sol elimi bahşet, hiç olmazsa hayatım biraz kolaylaşsın.' Gerçekten de bir süre sonra sol elimi oynatmaya başladım. Bana doktorlar 'Düzeleceksin' diyorlardı ama hiç inanmıyordum ayağa kalkabileceğime. Gerçekten duanın gücüne çok inanıyorum. Beni ayağa kaldıran edilen dualardır. Damadım da çok inançlı biri. Beş vakit namaz kılar. O benim başımda hep dua etti. Ailem, sevenlerim beni hiç yalnız bırakmadı. Kız kardeşim doktor. O da hep yanımdaydı bu süreçte. "Mehmet Ali Bey sesiyle uyandım" - Nasıl üstesinden geldiniz bu sürecin? Tutunarak. Hayata, aileme ve sevdiklerime tutunarak. Uyutulduğum dönemde acılarımı hissetmiyordum ama ailem hissetti. Başımda beklediler hep, hiç yalnız bırakmadılar. Karanlığa doğru gidiyordum ben. Hayattan kopuyordum. Bana hep izleyicilerim 'Mehmet Ali Bey' diye bağırıyordu ya programlarımda; o ses kurtardı biliyor musunuz hayatımı. Doktor da başımda 'Mehmet Ali Bey, Mehmet Ali Bey sakın ha kapatma gözlerini' diye bağırıyordu. 'Mehmet Ali Bey' diye bağıran o ses beni hayata döndürdü. - Yaşadıklarınızı anlatan bir kitap yazmayı düşünür müsünüz? Bilmiyorum. Ancak bir editör eşliğinde yazılabilir. Yakınlarımla da konuşulması gerekir, onlar daha iyi biliyor bu dönemi. Çünkü ben dört ayı uyutularak geçirdim. Çoğu şeyi hatırlamıyorum bile. Düştükten sonra ambülansla hastaneye gidişimi bile hatırlamıyorum. Acilde çok ağrım olduğunu hatırlıyorum sadece. Sonrasını ise hiç hatırlamıyorum. " Kardeşime 'eğer böyle yaşayacaksam benim fişimi çek' dedim" - Doktor olan kız kardeşiniz Yeşim Erbil, sağlık durumunuzla ilgili kamuoyuna sık sık bilgi de veriyordu... Evet, ilk günden beri her şeyi yakından takip etti. 'Hep böyle mi kalacağım?' diye düşündüğüm dönemde kız kardeşime 'Eğer böyle yaşayacaksam benim fişimi çek' dedim. - Yani böyle yaşamaktansa ölmek mi istediniz? Evet. Hiç kıpırdamadan yaşayacağıma ölmek istedim. İyi ki kazandığım paraları yememişim. - Sekiz aydır özel bir hastanede tedavi oluyorsunuz. Peki sağlık harcamalarınızı sigorta mı karşıladı? Yok sigortam. Tüm masraflarımı kendim karşılıyorum. İyi ki kazandığım paraları yememişim, birikim yapmışım. Zaten ailem "Biz her şeyle ilgileniyoruz, sen hiç bunları düşünme" dediler. Sigorta olarak emekli sandığım var ama o da ayda bir 'kaçış sendromu' hastalığım için aldığım ilacı karşılıyor. Allah razı olsun. - Dört ay uyutulduktan sonra uyandığınızda ilk ne söylediniz? İlk eşimin ismini söylemişim. 'Muhsine' demişim. - Ailenin ne kadar önemli olduğunu insan bir kere daha anlıyor değil mi böyle dönemlerde? Benim için aile hep önemliydi zaten. Çok güçlü bir bağ var aramızda. Kızlarım, eski eşlerim hep yanımda oldular. Damadım her gün başımda dua etti. Bilmediğim duaları bile onun sayesinde öğrendim. Bir kere söylüyordu bana duayı, hemen tekrarlıyordum. Seceremiz çıkarıldı, benim ailem Peygamber soyundan geliyor. Hatta ben uyutulurken, filmlerdeki gibi beyaz saçlı, sakallı biri gelmiş Sezin'in yanına. "Benim babanın kulağına bir şey söylemem gerekiyor" demiş. Sezin de "Bana söyleyin, ben onun kulağına söylerim" demiş. O da "Babanın kulağına söyle, onun bu dünyada daha işi bitmedi" demiş. Sezin bunu bana anlattığında çok etkilendim. Çok değerli şeyler bunlar. Yıllarca insanları güldürdüm, eğlendirdim. İnsanlar da benim bu dönemimde çok dua etti. O kadar çok dua aldım ki... Bu çok özel bir şey. Herkese nasip olmaz. Bu üçüncü kez oluyor. İlk hastaneye kaçış sendromu hastalığım yüzünden 2001'de yatmıştım. O zaman da yalnız bırakmadılar beni. Ama bu kez çok zor bir süreçti. Kaburgalarımın kırılmasıyla birlikte yaşadıklarım kendi hastalığımı da tetikledi. Bir kaburga nelere mal oldu... - Hastaneden çıkınca ne yapmak istiyorsunuz? Evime gitmek istiyorum. Hatta "Zaten evdeyken de yatıyorum, burada da yatıyorum" diye kendimi motive ediyorum hastane odamda. - En çok ne yapmayı özlediniz? Doğduğum yere, Yeniköy'e gidip sahilde oturmayı özledim. Bir de yüzmeyi çok özledim. Ama denize girersem bir daha çıkamam diye korkuyorum. Ancak iki kişi destek olursa girebilirim. - Bu dönemden çıkardığınız bir ders var mı? Yok. Allah'a sığındım sadece. Yürüyeyim de başka hiçbir şey istemiyorum inanın. Sağlıklı bir hayatım olsun yeter bana çocuklarımla birlikte. - Çok ziyaretçiniz de oldu bu dönemde... Evet, çok kişi geldi. Her gün beni ziyaret edenler de oldu. Hepsi sağ olsun. İbrahim Tatlıses İzmir'den kalktı geldi kaç kere, Hülya Avşar da, Seda Sayan da sık sık geldi. Sinan Özen'le çok samimi değildim mesela ama her gün geldi ziyaretime. - Türk izleyicisiyle aranızda ayrı bir bağ var... Beni ailelerinden biri olarak görüyorlar. Benim kredim var izleyicide. Bir kere samimiyetine inandı mı seni bırakmıyor. Benim de samimiyetime inandılar. - Size yurt dışından da teklifler gelmişti ama gitmediniz... Çok teklif geldi. Hatta en son Cannes'da teklif ettiler. Cannes'da üst üste iki yıl En İyi Şovmen ödülünü aldım. "Gel, burada program yap" dediler, hatta "Programını Türkçe sun" bile dediler ama ben kabul etmedim, ülkemi bırakıp gidemedim. Çok seviyorum Türkiye'yi. Burada yaşamaktan dolayı çok mutluyum. - Sizi sevenlere neler söylemek istersiniz? Sağlık çok önemli. Sağlığımızın kıymetini bilmeliyiz. İsyan etmemeliyiz. Sebat etmek çok önemli. Sabır göstermek insanı hayata bağlıyor ve birçok şeyi de tolere ettirebiliyor insana. - İyileştikten sonra yeniden ekrana dönmek istiyor musunuz? Haftada bir program yapabilirim. Özledim seyircilerimle göz göze gelmeyi ama dizi veya hafta içi her gün bir program düşünmüyorum. Kendimi yormak istemiyorum artık. Şimdi dizi çekmek çok yorucu. Eskiden biz günde dizi çekiyorduk. Ben hem dizide oynuyordum, hem de her gün üç saat canlı yayın yapıyordum. Bu kadar çalışmaktan dolayı 'Kaçış Sendromu' hastalığına yakalandım zaten. - Bu zor süreçte 13 yaşındaki oğlunuz Ali Sadi neler yaşadı? Başlarda hiçbir şeyin farkında değildi. Hatta annesine hiç sormuyormuş bile beni. Annesi de psikoloğa gitmiş "Niye sormuyor babasını?' diye. Doktor da deşin, açılsın biraz demiş, annesi de öyle yapmış. Oğlumun ilk sorduğu şey ise "Yaşıyor mu?" olmuş. Sonrasında ise her gün gelmeye başladı. - Şimdi nasıl sağlık durumunuz? Allah'a şükürler olsun iyiyim. Fizik tedavi sürecindeyim. Yürüme aşamasındayım. Bebek gibi yeniden yürümeye çalışıyorum. Kendi hastalığım kontrol altına alındı. Mehmet Ali Erbil Hastalık Sağlık Magazin Kent Şarkıları Hayat Devam Ediyor SözleriBir gün bitebiliyor büyük aşklarHüsranla bitebiliyorFakat devam eden bir hayat varGüçlü olmak gerekiyorElbette sonu geliyor yalnızlığınElbet sonu geliyorBir vakit bir başkası seni sarıyorUmut yenileniyorAğladığına yanıyor insanAğladığına yanıyorZaman geçiyor öyle böyle geçiyorHer şey anılaşıyorZaman geçiyor öyle böyle geçiyorHayat devam ediyorBazen gidesin gelir uzak ülkelereBazen sığınasın gelirBir değer tutar seni tutar sımsıkıSonra kalasın gelirSöz&Müzik Erkan GüneşBizimle iletişime geçmek, telif hakları, şikayet bildirimi, kaldırma isteği. Mp3 Eklemek, şarkı göndermek ve diğer tüm konularda iletişime geçmek için mp3kulisi maili üzerinden iletişime geçebilirsiniz. Sitemap 11 Ağu Perşembe 2011 1730 Model ve oyuncu Eyşan Özhim; "Sabah uyandığınızda yataktan gülen bir yüzle kalkıyorsanız sağlıklısınız demektir" diyor. Çünkü son altı yıldır yaşadığı boyun fıtığı sorunu yüzünden sağlıklı olmanın değerini çok iyi biliyor. Özhim, boyun fıtığının tetiklemesiyle sol koluna gelen felç ve sonrasında yaşadıklarını anlattı... Altı yıl evvel boyun fıtıklarının tetiklemesiyle sol koluma gelen felç yüzünden ilk ameliyatımı yaşadım. Beş tane fıtık, sıralı durduğu için sadece biri alınabildi. Bunun için doktorum, yaşam standartlarımı değiştirmem gerektiğini, diğerlerinin de ameliyatlık derecede olduklarını, dikkat ettiğim müddetçe sonraki ameliyatın zamanını erteleyebileceğimi söyledi. ALTI AY USLU USLU YATTIM Ameliyattan üç sene sonra sağ kol ve omzumda benzer belirtilerle tekrar kontrole gittim. Sıradaki fıtık, bu sefer siniri değil ama kasları kesmişti. Altı ay kadar yatmam önerildi. Aldığım ilaçlar ve hareket kısıtlaması yüzünden kilo almaya başladım. Yüksek risk taşıdığı için doktorlar beni hemen ameliyat etmek istemedi. Ben de uslu uslu yatmak zorunda kaldım. Altı ay önce de sol dirseğimden ameliyat oldum. Boyun ve bel fıtıkları, ana sinir sistemine tahribat veriyor. Sistemi destekleyen kasların gergin olmaması gerekiyor. Yani üzüntü ve sıkıntıdan kesinlikle uzak durmak lazım. YATALAK OLMAK İSTEMİYORUM Genel olarak pozitifimdir ama insanlık hali, inişli çıkışlı hayat... Her zaman pozitif olmayı beceremiyorum bu aralar maalesef... Bu hastalık yüzünden ölünmüyor ama ben bir gün yatalak olup başkasına muhtaç olmak istemiyorum. Hastalığım nedeniyle bana birçok şey yasaklandı. Mesela beş litrelik bir damacanayı kaldırmak sağlığıma çok zararlı olduğu için biri gelsin de bana su versin diye beklediğim zamanlar oluyor. Bu arada birkaç sinema filmini de içindeki aksiyon sahneleri sebebiyle geri çevirmek zorunda kaldım. SAĞLIK SİGORTAMI AKSATMAM Görünüşte birçok şeyi yapabilecek güce sahip olduğum halde, yasak olduğu ve bana zarar verebileceği için yapamıyorum. Doktorlar konusunda gerçekten çok titizimdir. Düzenli olarak özel sağlık sigortamı yaptırır, en ufak bir şeyde bile kontrole giderim. BEDEN YAŞIM 10 YIL GERİDE! Tüm insanların sağlık kurallarına dikkat etmesi gerekir. Altı ayda bir kontroller yaptırsak dahi bazen gözden kaçan şeyler olabiliyor. Sağlıklı beslenme, kişiye göre egzersiz ve en önemlisi bütün hastalıkların çaresi olan moral dengemizi de iyi tutmalıyız. Kendime dikkat ettiğim sürece sağlıklıyım. Tek yapabildiğim spor olan yüzmeye tekrar başladım. Kilolar, şişlikler de gitmeye başladı. Yaşıma göre normal ölçülerdeyim. Hatta beden yaşım 10 yıl geriden geliyor. Bunu çocukluğumdan beri beslenmeme dikkat etmeme borçluyum. EGZERSİZ YAPIYORUM Sebze-meyve ve su yaşam kaynaklarımı oluşturur. Düzenli uyku ve spor yapamasam da egzersizlerimi yapıyorum. Doktorlarımla da akraba olduk mecburen. Eskiden yoktu ama yaşadığım sağlık problemleri beni biraz evhamlı yaptı galiba. Evham da hastalık, yani bu da geçer. Genel olarak pozitifimdir ama insanlık hali, inişli çıkışlı hayat. Her zaman pozitif olmayı beceremiyorum bu aralar maalesef. Doktorlar konusunda çok titizimdir. Düzenli olarak özel sağlık sigortamı yaptırır, en ufak bir şeyde bile kontrole giderim. YILDIZIM DÜŞÜK BANA ÇABUK NAZAR DEĞİYOR Üç yaşındayken, rahmetli anneannem bana yeni ördüğü kırmızı elbiseyi giydirmiş. Hemen hastalanmışım. Sonra da demişler ki; "Bu çocuğun yıldızı çok düşük, sakın ona kırmızı giydirmeyin." Aslında kırmızı yakıştığı ve dikkat çekici bir renk olduğu için daha fazla bakış altında kalıyorsunuz. Kötü niyet ve kıskançlık taşıyan bakışlar yüzünden de nazar değiyor. Ben de herkes gibi nazar boncuğu takarak ve böyle çirkin bakışlardan uzak durmaya çalışarak kendimi korumuş oluyorum. FALSIZ KALMIYOR! İç enerjimi doğru kullanabileceğim şekilde kendimi eğittim. Dolayısıyla batıl inançları da kahve falına benzetiyorum. Yani "Fala inanma ama falsız kalma" derler ya... BOTOKSLULARI NASIL GÜZEL BULUYORLAR? Güzel Sanatlar Fakültesi, resim bölümü mezunuyum. Yani estetiğin tarihini okudum. Güzellik; ruh ve beden sağlığının iyi olmasıyla doğru orantılı... Gözünüzdeki ışıltı gerçek ve sağlıklı değilse, hiçbir botoks sizi güzelleştiremez. Porselen dişlerim, upuzun bacaklarım, renkli gözlerim yok ama güneş gibi bakan gözlerimle, kocaman gülüşümle bana "Güzel" diyorlar. Boynumdaki ve kolumdaki estetik dikişleri saymazsak hiç estetiğim yok. Hatta çocukken diş teli bile takmadım. Birbirinin aynısı burunları, botokstan ifadesini yitirmiş yüzleri güzel bulanları anlamıyorum. NARKOZDAN ŞİŞMİŞTİM! Boyun fıtığı ameliyatı olduktan sadece bir hafta sonra gazeteciler fotoğrafımı çekti. Gerçekten çok üzüldüm. Hava çok soğuktu, dikişlerimi ve kendimi korumak için kat kat giyinmiş, bakkala gidiyordum. Fotoğrafta göründüğüm kadar şişman olmasam da ameliyatta aldığım narkoz, serum ve ilaçların etkisiyle şişmiştim. İYİLEŞMEMİ ENGELLİYOR Fotoğrafım akşam süslenip gezmeye gittiğim bir yerde çekilmiş olsaydı, gerçekten hiç üzülmezdim. Ama böyle kötü bir zaman çekilince çok kırıcı oluyor. Bu tarz haberler, ne kadar kafana takmamaya çalışsan da, hastalığın iyileşme sürecini malessef uzatıyor. Boyner ile ilgili Şikayetin Durumu Yayında Cevaplandı Çözüldü Değerli Müşterimiz merhaba, Öncelikle güzel günler dileriz. Taleplerinizle ilgili ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü konuda size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız. Talebiniz ile ilgili olarak takip sürecimiz başlatılmıştır. Bu süreç içerisinde sizi telefon ya da mail yolu ile bilgilendireceğiz. Güzel günler dileriz, Boyner Müşteri Deneyimi Ekibi Merhaba, Öncelikle iyi günler dilerim. Size yardımcı olabilmek için sizi aradım ancak bize iletmiş olduğunuz irtibat numarasından size ulaşamadım. Konuyla ilgili bilgi almak için bizi her gün 0900-2200 saatleri arasında 444 29 67 çağrı merkezi numaramızdan ya da her zaman [email protected]’den ulaşabilirsiniz. Daha güzel bir alışveriş için biz hep buradayız. Alışveriş Dostunuz, Boyner Müşteri Deneyimi Ekibi Benzer Şikayetler 277görüntüleme 5 gün önce Boyner Satın Alınan Ürünün Onay Alınmadan İptal Edilmesi! 14 Temmuz Perşembe günü Capitol alışveriş merkezinde bulunan Boyner mağazasından, internet mağazacılığından numarasını kontrol ederek beğendiğim 43 numara Salomon marka ayakkabı almak istedim. Stoklarında beğendiğim ayakkabının olmadığını istersem Seç gelsin talebiyle farklı bir mağazadan getirte... Devamını oku 43görüntüleme 5 gün önce Park Afyon Boyner Mağazası Spor Ayakkabı Mağduriyeti Öncelikle doğum günümde kardeşim tarafından bana hediye gelen spor ayakkabının farklı renklerde ve yırtık olması, ayakkabı Park Afyon Boyner mağazasından alınmıştır ayakkabı 23 temmuzda alınmış markası Hummel ürünün kodu 5002621405001 sneaker 36 numara beyaz fakat hediyeyi açtığımda ayakkabının bi... Devamını oku 209görüntüleme 6 gün önce Boyner Online Satışın Uyarmama Rağmen Üst Üste Yanlış Ürün Göndermesi! Boyner onlinedan 18 Temmuz'da Benetton marka 31 numaralı lacivert erkek çocuk ayakkabı siparişi verdim. Kocaeli Boyner'de numarası olmadığı için onlinedan almayı tercih ettim. 25 Temmuz'da sipariş geldi ve gelen ayakkabı 33 numaraydı. Ayakkabı oğlumun çok istediği modeldi çocuk hayal kırıklığına uğr... Devamını oku 1 Destekçi 607görüntüleme 1 hafta önce Boyner Mağazasından Yaptığım Alışverişle İlgili Mağduriyetim Boyner mağazasının web sitesinden satın almış olduğum markası Adidas ayakkabıların kısa bir sürede önü açılması gerekçesiyle 13/06/2022 tarihinde bana en yakın şubesine inceleme ve değişim talebimle bıraktım. Günler geçti ve Adidas tarafından mesaj gelmesine rağmen ilgili firma bana bilgilendirme da... Devamını oku 1 Destekçi 363görüntüleme 2 hafta önce Stok Yok Denilip Yanıltan boyner Trendyol sitesi aracılığı ile Boyner mağazasından Lenco ls-300 ürününü tarihinde sipariş verdik sipariş teslim süresi maksimum 5 gün yazıyordu buna rağmen firma ürünü göndermedi firmaya mesaj yolu ile iletişime geçtik ürün tedarik sürecinde dendi daha sonra Boyner mağazacılık t... Devamını oku 1 Destekçi 164görüntüleme 02 Temmuz 1259 Boyner Kusurlu Ürün Mağduriyeti İnternet sitesinden aldığım mavi marka kot kullanım esnasında kusurlu olduğunu tespit ettim. Mağazaya gittiğimde ürünün incelenmesi için firmaya gönderileceği söylendi ve ürün gönderildi. Bir süre sonra 2hafta ürünün kusurlu olduğu kabul edildiğini ister iade ister aynı ürünü talep edebileceğim sö... Devamını oku 153görüntüleme 28 Haziran 1902 Boyner Farklı Ürün Gönderildi Boyner mağazası aracılığı ile Lee Cooper dan mont siparişi verdim. Favorilerimdeydi daha önce. Montum m bedeni stokta görününce almak istedim. Aldım da. Önce kargo firması dün gelmesi gerekirken gelmedi. Gideceğim yere de gidemedim kargo beklerken. Kargo az önce geldi fakat kargo hem yırtık hem de f... Devamını oku 515görüntüleme 25 Haziran 1654 Boyner Haklı İade-değişimi Yapmaması! Boyner mağazasından tarihinde mağazadan seç gelsin yöntemiyle almış olduğum Camper marka ayakkabımın arkasında açma meydana geldiği için ürün değişimi için mağazaya başvurdum. Başvurum bir aylık incelemeden st-6961143-z3m1 form numarasıyla iade/ değişim olarak sonuçlandı. Ancak ürün mağaz... Devamını oku 263görüntüleme 15 Haziran 1058 Boyner Mağaza Sipariş Yalanı! Boyner internet mağazasında stok varken satın aldığım 2 adet eşofman takımını 8-9 gün bekledikten sonra ürünleri başkasına sattık demek yerine kalite kontrolden geçmediğini söylediler. Tamam peki madem böyle bir şey var ben ürünlerin kusurlu kısımlarının görüntü ya da videosunu istiyorum dediğimde n... Devamını oku 216görüntüleme 14 Haziran 1800 Boyner Parası Ödediğimiz Ürünü 3 Haftadır Göndermiyorlar İstanbul Viaport Boyner mağazasında aldığımız ayakkabıyı direkt evimize göndereceklerini belirttiler. Bırakın ürün ambalajlamasını gelen ürün teşhir olarak gönderilmiş, üzerinde kalıcı lekeler mevcuttu. Durumu çağrı merkezi üzerinden belirttik, en yakın Boyner şubesine kusurlu ürünü götürdük yeni ür... Devamını oku Markanın En Popüler Konuları 36 yaşında iki çocuk annesi bir eczacının yaşadığı olay bugün sosyal medyanın gündemine oturdu. Taciz edildiğini ve can güvenliği olmadığı için 15 yıldır çalıştığı iş yerinden istifa ettiğini söyleyen kadın, yıl önce eczaneye gelen bir şahısla yaşanan diyaloğun ardından başlayan kendi ifadesiyle taciz ve tehdit döneminde yaşadıklarını bir sosyal medya platformunda paylaştı. Bu süreçte polise ve adli makamlara sesini duyuramadığını belirten kadın, olayın başlangıcını şöyle anlattı" yıl önce eczaneye elinde reçetesiyle bir hasta geldi. çalışan arkadaşımıza reçetesini uzattı ve ilacını istedi. Bundan sonrasını diyalog şeklinde yazayım. + Bu ilacı alacaktım. - Kimliğinizi alabilir miyim? + Ne yazmış reçeteye? - Bir tane ağrı kesici krem yazmış. + Ben sizden bir ay önce bir krem almıştım onunla aynı mı bu? - Bir ay önce aldığınız kremi hatırlamıyorum, sistemde de görünmüyor. Ücretli mi aldınız? + Siz neyi biliyorsunuz ki zaten. Bir ay önce aldığım ilacı bile hatırlamıyorsun, yanlış ilaç vermişsinizdir bana kesin. Zaten kaşıntı yaptı. - Bu reçetede yazan ilacı istiyor musunuz? + Ver. Olay bu şekilde yaklaşık 20 dakika devam etti. para ödemeye gelince adam elindeki parayı tezgaha fırlatıp çalışan arkadaşa " al paranı kes sesini" deyince, o da artık dayanamayıp " benimle bu şekilde konuşmaya hakkınız yok" dedi. Baktım olay büyüyecek yanlarına gidip "İsterseniz ilacı başka yerden alın" dedim ve reçeteyi eline verdim. Aldı ve gitti. 5 dakika sonra geri geldi ilacını almış, "Siz bana bu ilacı neden vermediniz." diye bağırmaya başladı. Birkaç kez ilacı aldığını ve gitmesini tekrarladım ama asla dinlemiyordu. Bana göre madde kullanmıştı ama inkar ediyor. Daha sonra karakolda uyuşturucudan kaydı çıktı. Çok ayrıntıya girmeyeyim. Tezgahın üzerindeki ilaçları dağıttı ve bana vurmak üzere el kaldırınca o sırada tesadüfen olayın en başından beri eczanede oturan ve olaya şahit olan diğer çalışanın nişanlısı polis memuru, adamı arkasından tutup dışarı çıkarmak istedi. Buna iyice sinirlenen adam raftaki diğer ilaçları da dağıttı. Zorla dışarı çıkarmayı başardı polis ama bu defa da dışarıda bağırmaya başladı. Mahalleli toplandı, aradığı akrabaları geldi ve olay büyüdü. Polis ekipleri geldi, şikayetçi olduğumu söyledim. İnsanlar ve polis "Bu olayı büyütmeyin, bir ceza almaz zaten, bir daha yapmayacağına söz verdi." diyerek beni şikayet etmekten aslında mahalle baskısıyla vazgeçirdiler." Sonrasında devam eden bir hafta boyunca adamın iş yerinin önüne, karşı kaldırıma kamp kurduğunu ve sürekli küfür, hakaret etmeye başladığını belirten kadın, adamın patronuna "Bu kadın işten çıkmazsa size rahat yok, o kadın işten çıkacak." demeye başladığını öne sürdü. "Dayanamayıp polise şikayetçi olmaya gittim. İşlem yapmamak için ellerinden geleni yaptılar" diyen kadın polisin. "Olayı uzatmayın konuşup durur, eve tek gitmeyin, aracınız varsa uzağa park etmeyin, rahatsız ederse arayın gelelim" diyerek kendini 40 dakika oyaladığını, ısrar edince "Sistem çalışmıyor işlem yapamıyoruz, yarın gelin" demeye başladığını söyledi. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı'na başvurduğunu belirten kadın, "Arama kararı çıktı adamın adresi belli, eczanenin iki sokak arkası ama adamı bulamadılar. Bu arada her gün karşı kaldırımda durmaya küfür etmeye devam ediyor. Polisi arıyorum geliyorlar, adam gidiyor ve yine bulamıyorlar. Bu döngü günlerce devam etti ve en sonunda adamı denk getirip yakaladılar. Ertesi gün o da ne! Adam yine karşı kaldırımda. Şaka değil gerçek. Daha şiddetli tehditler, hakaretler ile günler geçti. Bu arada ilk duruşma oldu, adam duruşma çıkışı yine kaldığı yerden devam ediyor. Koruma istediğim devlet, vermedi. Uzaklaştırma istediğim devlet onu da vermedi. Böyle birkaç duruşma yapıldı ve bugün son duruşmaya gideceğimi umarken yine ertelendi" dedi. Davayla ilgili duruşmanın bugün gerçekleştiğini belirten kadın, duruşmadan önce aynı kişi kendine yine ağza alınmayacak laflar edince eşinin "Düzgün konuş" dediğini ve adliye koridorunda, mahkeme kapısında kişinin bu defa eşine kafa attığını, karnını tekmelediğini ve kıyafetlerini yırttığı öne sürdü. Bu sırada adliyede bağırışlarına gelen hiçbir polisin bulunmadığını, polisin olay bittikten sonra geldiğini öne süren kadın, duruşmadan sonra şahsın elini kolunu sallayarak evine gittiğini iddia etti. Eşinin darp olayıyla ilgili tekrar savcıya suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden kadın, darp raporu alındığını, duruşmadaki hakime "Can güvenliğim yok, işe gitmeye korkuyorum" demesine rağmen hakimin hiçbir şey demediğini öne sürdü. Polislere söylemesi üzerine savcıya yönlendirildiğini, savcıya dilekçe verdiğini, savcının "İşleme alındı" dediğini söyledi. Bunun üzerine iş yerine gidip istifa ettiğini ve evime döndüğünü belirten kadın, "15 yıllık emeğimi silip, haklarımı bırakıp evime geldim. Bahar aylarında işten çıkacağım, artık yoruldum, derken bugün can güvenliğim yok diye işimden ayrıldım. İki küçük çocuğum annesiz kalabilir çünkü bir psikopatı devlet ehlileştiremiyor diye ben bugün işimden oldum" ifadelerini kullandı. Söz konusu kişinin dava dosyasından evinin adresine, kimlik fotokopisine bile ulaşabildiğini belirten kadın, "Benim evimde bile can güvenliğim yok. Koskoca adliye binasında bir kişiye bile sesimi duyuramadım. Buradan sesimi duyan birileri olur mu? Ölmeden bana yardım eden bir devlet yetkilisi sesimi duyar mı? Ölmekten asla korkmuyorum, iki küçük çocuğum bensiz uyuyamaz, sadece ona üzülüyorum. Ses verin lütfen bir şeyler yapın. Sosyal medyanın gücüne inanıyorum. Acun kadar, Şeyma kadar gündem olur mu bu başlık? Ben öldükten sonra adıma başlık açılıp bir iki gün konuşulup unutulmak istemiyorum..." sonra gün içerisinde konuyla ilgili Bakanlığın devreye girdiğini belirten kadın, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da davaya müdahil olup, hukuk desteği vereceği bilgisini VE TEHDİT ETTİĞİ ÖNE SÜRÜLEN KİŞİ BEN DAVACI OLACAKTIM, KAMERA KAYDI YOK DEDİLERKadının itham ettiği adam ise verdiği ifadede"XXXX isimli bayan şahıs benim ikamet etmiş olduğum binanın aynı sokağından XXX eczanesinde, daha önceleri ailecek ilaç alışverişi yaptığımız bir yerdir, bahse konu olayla ilgili olarak ben yapmış olduğum spor müsabakasında göğsüme bir darbe almıştım. Kaburga ezikliği oldu bende. Bunun için bahse konu eczaneye gittim. Bayana 'Abla benim başıma böyle bir olay geldi, ağrı kesici ya da senin bildiğin iyi gelecek bir ilaç varsa bana verir misin' dedim. O da bana 1 adet krem verdi. Ben de bayanın vermiş olduğu bu kremi kullandım. Kremi sürmüş olduğum yerlerde uçuklar çıkmaya başladı. Ben de bunun üzerine eczaneye gittim, 'Abla bu ilaç bana yan etki yaptı, önereceğin başka bir şey var mı' dedim. O da 'Hastaneye git' dedi. Hastaneye gittim, kontrol oldum, reçete aldım. Reçeteyle aynı eczaneye ailecek alışveriş yaptığımızdan ve güvendiğimizden gittim. Bahse konu bayana değil orada çalışan başka bir elemana reçeteyi verdim. O da bana "Senin daha önce kullanmış olduğun ilaç ile reçetede yazan ilaç aynı' dedi. Ben de 'Aynıysa verme o zaman' dedim. Bayan bir şeyler mırıldanmaya başladı ben de 'Çok konuşma ilacımı ver gideyim' dedim. Bu sefer beni şikayet eden bayan tezgahın etrafını dolaşarak elimdeki reçetemi aldı. Yüzüme doğru fırlattı. Reçete yere düştü. Ben de karşımdaki bayandır diye sükunetimi korudum. Karşıdaki eczaneye gittim. Alışverişimi yaptım. Tekrar geri geldim. 'Abla sana küfür mü ettim, hakaret mi ettim. Sen bana saygısızlığı yaptın' dedim. Tekrar elimden reçetemi alıp 'Sen kimsin, defol git buradan' diyerek reçetemi yere attı. O gün orada oturan sivil kıyafetli orada çalışanlardan bir tanesinin nişanlısı olduğunu söyleyen şahıs, polis kimliği çıkarttı. Bana diklenerek 'Ben polisim' dedi. Ben de 'Polissen ne yapayım' dedim. Bu sefer XXX isimli bayan elimdeki ilacı çekerek aldı, sokağa fırlattı. Polis memuru olduğunu söyleyen şahıs kafama siyah, üst kısmı mikelajlı, namlusu gümüş renkli bir silahın sürgüsünü çekti, mermiyi namluya verdi. Kafama çekti. Bu olay geçtiğimiz Kurban Bayramı'nın arefe akşamı oldu. Oraya etrafta bulunan millet geldi. Bahse konu şahıs, silahı ile ve elinde biber gazı da var olarak beni kovalamaya başladı. Ben kaçtım. Kardeşlerim geldi, bana yapılanları hazmedemediler. O sırada ben kaçarken XXX isimli şahıs bana hitaben 'Bunlar Kürttür, içicidir, esrarcıdır, hapçıdır' diyerek şahsıma hakaretlerde bulundu. Ancak ben bayanın sarf ettiği gibi böyle biri değilim. Sigara bile içmiyorum. Düzenli spor yapıyorum. O gün oraya gelen polis ekibindeki memurlar da bana küfür etti. Babam da polise 'Sen kime küfür ediyorsun. hem benim çocuğumun kafasına silah dayadınız, hem de hakaret ediyorsunuz' dedi. Daha sonra benim kafama silah dayayan polis olduğunu söyleyen şahıs babama, 'Amca sen iyi bir adamsın, ben polisim bak sizden davacı olmuyorum. Bir daha çocuğun buralara gelmesin' dedi. Ben bayanın üzerime atılı bulunan suçlamalarının hiçbirini kabul etmiyorum. Bunlar yalan ve iftiradır. O sokak benim evimin sokağıdır. Eczane ile aramızda 100 metre fark var. Ben doğal olarak evime gitmek için o sokaktan geçmek zorundayım. kimsenin iş yerini bastığım yoktur. Asıl mağdur olan benim. Bugün sokağımın başında dururken polisi aradılar. Polis ekipleri gelerek beni aldılar. Benim bir suçum yoktur. Asıl şikayetçi olan benim. Ben daha önce bu konuyla ilgili şikayetçi olacaktım. İş yerinin sahibi ile konuştum. Görüntüleri istedim. O da bana 'Git şikayetçi ol, bizim kamera görüntümüz yok. Bozuk' dedi. Ben de kamera görüntüsü olmayınca ve elimde delil bulunmayınca bir şey yapamam diye şikayette bulunmadım. İş yeri sahibi 'Sen ne istiyorsun. biz ona göre aramızda anlaşırız' dedi. Ben de 'İyi tamam. Ben istiyorum ki o bayan işten çıkarılsın' dedim. O da bana 'Ben konuşacağım, sana bir cevap vereceğim' dedi. Ancak bu vakte kadar bana bir şey demedi. Ancak ben ne zaman sokağımın başına gelsem gözle ve el hareketliyle beni tahrik etmeye çalışıyorlar. Ben bunlara aldırış etmiyorum. Bir kez yine beni böyle tahrik etti, kamera ile beni çekmeye başladı. Ben de kendisine el hareketi yaptım. Ben XXX isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim. Uzlaşmam." dedi. Kadının yaptığı paylaşımlarda kendisini taciz ve tehdit ettiğini iddia ettiği adamın ve kadının kendisinin ifadeleri de yer aldı

aldığım ilaçlar beni böyle ediyor indir