Mısır M.Ö.2000. Musa aleyhisselam, Hz.Yakub’un oğullarından Lavi’nin soyundandır. Babasının ismi İmran, annesini ismi Yuhnez’dir. Mısır’da doğup büyümüş, genç bir insanken Medyen’e kaçıp Hz.Şuayb aleyhisselam’ın yanında bulunmuş; onun küçük kızı Safuriya ile evlenmiş, tekrar Mısır’a dönerken, yüce
Abdurrahim Reyhan Hz.leri de hem baba, hem ana tarafından Hüseynilerden olduğunu kaydetmiştir. Çok sık okuduğu birkaç dörtlük şöyledir: “Bugün bir dilbere eyledim ülfet. Halin görmek için çok ettim minnet. Yüzünü görenlere hazırdır cennet. Yandım ateşine tazeden taze. Her türlü ateşle olursun abad.
Busözleri duyup uyandılar, ikisi de kabri öpüp o ulu savaş için Mısır’a hareket ettiler. Mısır’a varınca Musa’yı, Musa’nın evini aramaya başladılar. Onların Mısır’a geldikleri gün de Musa tesadüfen bir hurma ağacının altında uyumaktaydı. Sordukları adamlar onlara “ Varın hurmalıkta arayın” dediler.
Hz Muhammed (S.A.V) Sayfamızda güzel sözler çok anlamlı, hadisi şerifler buhari, hadisi şerifler diyanet, hadisi şerifler en kısa, hadisi şerifler hz muhammed, hadisi şerifler tirmizi, hadisi şerifler ve açıklamaları, hadisi şerifler çok kısa, harika otesi sozler, hikmetli sozler diyari, iskender pala yeni aşk sözleri
Haddizatında bir nükte olarak söylemek gerekirse Hz. Musa’ya diğer peygamberlerde ender gördüğümüz yedi Beyza ve asayı Musa mucizelerinin verilmesi belki de dilinde ki bu konuşma zorluğuna takviye içindi. Yani eğer dilinde konuşma zorluğu varsa elin konuşur ey Musa. Allah eline dil verir elin konuşur.
Fast Money. Dinim İslam, İslamiyet,İslami Bilgiler > İlahiler, İlahi Sözleri, Seçme İlahiler, En Güzel İlahiler ESMAÜL HÜSNA İLAHİSİ SÖZLERİ HUVALLAHULLEZİ HU ALLAHÜLLEZİ LA İLAHE İLLA HU İLAHİSİNİN SÖZLERİ, İLAHİLER, İLAHİ SÖZLERİ SÖZLÜ + VİDEOLU, DİNLE Allah Allah Allah Allah Allah Allah Ya Allah Hu Allahüllezi la ilahe illa hu er-Rahman Ya Allah er-Rahim Ya Allah el-Melik Ya Allah el-Kuddus Ya Allah es-Selam Ya Allah el-Mü"min Ya Allah el-Müheymin Ya Allah el-Aziz Ya Allah el-Cebbar Ya Allah el-Mütekebbir Ya Allah el-Halık Ya Allah el-Bari" Ya Allah Allah Allah Allah Allah er-Rahman Ya Allah er-Rahim Ya Allah el-Melik Ya Allah el-Kuddus Ya Allah es-Selam Ya Allah el-Mü"min Ya Allah el-Müheymin Ya Allah el-Aziz Ya Allah el-Cebbar Ya Allah el-Mütekebbir Ya Allah el-Halık Ya Allah el-Bari" Ya Allah Allah Allah Allah Allah el-Musavvir ül-Gaffarül-Kahharül-Vehhabür-Rezzak el-Fettahül-Alimül-Kabıdül-Basıtül-Hafıdür-Rafi el-Muizül-Müzillüs-Semi"ul-Basir el-Hakemül-Adlül-Latifül-Habirül-Halim el-Azim Ya Allah el Gafur Ya Allah eş-Şekur Ya Allah el-Aliyy Ya Allah el-Kebir Ya Allah el-Hafiz Ya Allah el-Mukit Ya Allah Allah Allah Allah Allah el-Azim Ya Allah el Gafur Ya Allah eş-Şekur Ya Allah el-Aliyy Ya Allah el-Kebir Ya Allah el-Hafiz Ya Allah el-Mukit Ya Allah Allah Allah Allah Allah el-Hasibül-Celilül-Kerimür-Rakibül-Mücib el-Vasi"ul-Hakimül-Vedud el-Mecidül-Baisüş-Şehid el-Hakkul-Vekilül-Kaviyyül-Metinül-Veliyyül-Hamid el-Muhsil-Mübdi el-Muidül-Muhyi el-Mümitül-Hayy el Hayyül-Kayyum el Hayyül-Kayyum el Hayyül-Kayyum el-Vacid Ya Allah el-Macid Ya Allah el-Vahid Ya Allah es-Samed Ya Allah el-Kadir Ya Allah el-Muktedir Ya Allah el-Mukaddim Ya Allah el-Muahhirül-Evvelül-Ahirüz-Zahir el-Mütealiül-Berrut-Tevvabül-Müntakimül-Afüvvül-Batın el-Vali er-Rauf Malikü"l-Mülk Zü"l-Celali ve"l-İkram el-Muksitül-Cami"ul-Ganiyyül-Muğni el-Mani" Ya Allah ed-Darr Ya Allah en-Nafi" Ya Allah en-Nur Ya Allah el-Hadi Ya Allah el-Bedi"u Ya Allah el-Baki Ya Allah el-Varis Ya Allah er-Reşid Ya Allah es-Sabur celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh celle celaluh “İLAHİLER, İLAHİ SÖZLERİ, SEÇME İLAHİLER, EN GÜZEL İLAHİLER
Risale-i Nur Külliyatı-Asâ-yı Mûsa - Denizli Hapishanesinin Bir Meyvesi-2 D . ASAY-I MUSA Asâ-yı Musa Asâyı Musa Asa-yı Musa Asâ-yı Musâ .ASÂ-YI MUSÂASÂ-YI MÛSÂ . RisaleAsa-yı Musa عصا موسى/WP عصا موسى RNK ASÂ-YI MUSÂ ASÂ-YI MUSA/Resimler Asa-yı Musa/Topkapı Sarayı Kutsal Emanetlerde Hz Musanın asası ejderha mı yılan mı? Musâ Musa'nın Asası Musa'nın karısı Safura Musa'nın Asası/VP The Staff Of Moses The Staff Of Moses/WP Asa mucizeleri ve anlamları Denizli Hapishanesinin bir meyvesi ve bir hatırası ve iki cuma gününün mahsulüdür. Zındıka ve küfr-ü mutlaka karşı Risale-i Nur’un bir müdafaanamesidir. Asâ-yı Musa mecmuaları RisaleAsa-yı Musa’dan Birinci Kısım Asâ-yı Musa’dan Birinci Kısım DENİZLİ HAPSİNİN BİR MEYVESİ Zındıka ve küfr-ü mutlaka karşı Risale-i Nur’un bir müdafaanamesidir. Ve bu hapsimizde hakiki müdafaanamemiz dahi budur. Çünkü yalnız buna çalışıyoruz. Bu risale, Denizli Hapishanesinin bir meyvesi ve bir hatırası ve iki cuma gününün mahsulüdür. Birinci Mesele Medrese-i yusufiye ve namaz bahsi Bundan on iki sene evvel1 işittim ki, en dehşetli ve muannid bir zındık, Kur'ân'a karşı suikastını, tercümesiyle yapmaya başlamış ve demiş ki "Kur'ân tercüme edilsin, tâ ne mal olduğu bilinsin." Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plân çevirmiş. Fakat Risale-i Nur'un cerh edilmez hüccetleri kat'î ispat etmiş ki, Kur'ân'ın hakikî tercümesi kabil değil, ve lisan-ı nahvî olan lisan-ı Arabî yerinde Kur'ân'ın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisan muhafaza edemez ve her bir harfi, on adetten bine kadar sevap veren kelimât-ı Kur'âniyenin mucizâne ve cemiyetli tabirlerinin yerini, beşerin âdi ve cüz'î tercümeleri tutamaz, onun yerinde camilerde okunmaz diye, Risale-i Nur her tarafta intişarıyla o dehşetli plânı akîm bıraktı. Fakat o zındıktan ders alan münafıklar, yine şeytan hesabına Kur'ân güneşini üflemekle söndürmeye ahmak çocuklar gibi ahmakane ve divanecesine çalışmaları sebebiyle, bana gayet sıkı ve sıkıcı ve sıkıntılı bir hâlette bu Onuncu Mesele yazdırıldı tahmin ediyorum. Başkalarıyla görüşemediğim için hakikat-ı hali bilmiyorum. Asa-yı Musa Birinci Kısım 64 risalenin telifinden on iki sene evvel. RisaleBirinci Mesele Asa-yı Musa İkinci Mesele Hapsi münferit, mapusluktan intikam almak. Risaleİkinci Mesele Asa-yı Musa Üçüncü Mesele RisaleBirinci Mesele Asa-yı Musa Cumhuriyet Bayramı Liseli kızlar Biz, hayatın her bir çeşit lezzetini ve keyiflerini tatmak ve tattırmak istiyoruz, bize karışma Dördüncü Mesele İkinci Cihan Harbini 6 sene sormaması. RisaleDrdüncü Mesele Asa-yı Musa Beşinci Mesele RisaleBeşinci Mesele Asa-yı Musa Altıncı Mesele RisaleAltıncı Mesele Asa-yı Musa TalebelereHalıkımızı bize tanıttır sualine cevaptır Yedinci Mesele RisaleYedinci Mesele Asa-yı Musa MapuslaraSultanı deyyan mükafat ve ceza verir Sekizinci Mesele RisaleSekinci Mesele Asa-yı Musa Dokuzuncu Mesele RisaleDokuzuncu Mesele Asa-yı Musa ONUNCU MESELE Onuncu Mesele RisaleOnuncu Mesele Asa-yı Musa Emirdağı Çiçeği Tekrarat-ı Kur'aniye Kur’an tercüme edilsin, tâ ne mal olduğu bilinsin Atatürk'ün ABD Sefiri ile gizli kalmış din sohbeti Araboğlunun yaveleri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın Atatürk'ün Tebbet suresi eleştirisine enfes cevabı HDKD/Mukaddime Bediüzzaman'ın isim vermeden enfes cevabı Asa-yı Musa ve Onuncu Mesele Asa-yı Musa Minberde başı açık imamın hutbesi Okuttuğu ayete bakar mısın? Bakara 11-13uncu âyetler. O âyetler ilgili şahsa baktığı gibi onun akabinde gelen âyetler de ona bakar 14. İnanlarla karşılaştıklarında "Biz de inandık" derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise "Hayır, biz sizinle berâberiz, biz sadece alay ediyoruz" derler. 15. Asıl Allah onlarla alay eder ve azıp saparak dolaşmalarına izin verir. 16. İşte onlar, doğru yolu eğri yolla değiştiren kimselerdir. Bu yüzden ticâretleri kazançlı olmamış, doğru yolu da bulamamışlardır. Türkçe Kur'an projesi On Birinci Mesele RisaleBirinci Mesele Asa-yı Musa Asâ-yı Musa’dan İkinci Kısım RisaleAsa-yı Musa’dan İkinci Kısım Birinci Hüccet-i İmaniye RisaleBirinci Hüccet-i İmaniye İkinci Hüccet-i İmaniye Risaleİkinci Hüccet-i İmaniye Üçüncü Hüccet-i İmaniye RisaleÜçüncü Hüccet-i İmaniye Dördüncü Hüccet-i İmaniye Beşinci Hüccet-i İmaniye Altıncı Hüccet-i İmaniye Yedinci Hüccet-i İmaniye Sekizinci Hüccet-i İmaniye Dokuzuncu Hüccet-i İmaniye Onuncu Hüccet-i İmaniye On Birinci Hüccet-i İmaniye Fihrist Asâ-yı Musa RNK/Fihrist, şerh, lugat ihzarı Emine Eroğlu Asa-yı Musa Giriş - Risale-i Nur Dinle-2 Bu-acip asırda hocalar zülfkara, muallimler asayı musaya muhtaçtır Asa-yı Musanın latince hurufla teksirini ve tabını, "Üstadım yeni nesil bu eserleri eski yazı bilmediğinden okuyamıyor, imansız gidiyor ne olursunuz latin harflerle tab ettirelim" diye ısrar eden Mehmet Kayalar idi, ilk teksir lügatçeyi Ahmet Feyzi Kul hazırladı üstad da tebrik etti. Asa-yı Musa mecmuası/Osmanlıca Asayı musa sen hastasın Asa-yı Musa Arapça Hz. Musanın asasındaki tılsım Hz Musanın asası ejderha mı yılan mı? Mecmuat-ü Asa-yı Musa Arapça Asa-yı Musa mecmuası Asa-yı musa - Ey insan ettiğin hizmet boşa gitmez M-kemal- ikra bismike safsatası Kazım Karabekir paşanın kitabından arapoğlunun yaveleri ASALARIN SIRRI VE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ASA MUCİZELERİ Asalar fantastik edebiyatın ve sihir dolu filmlerin vazgeçilmez unsurudur. Film sektörünün esin kaynağı olduğu çok eski betimlemelerde, mistik kişiliklerin çoğunda bir asa vardır. Asasıyla denizleri ikiye ayıran Hz. Musa, Elinde asasıyla beyazlar içinde insanlara yardım eden Hızır, ilginç asalarıyla büyücüler, kurukafalarla bezenmiş asalarıyla voodoo rahipleri, tüylerle dolu asalarıyla Kızılderili şamanlar, ormanın derinliklerinde asasıyla gezen yaşlı bilge Merlin, Antik Mısır’ın firavunları ve tanrı-tanrıçaları... Hepsinde bir asa vardır ve bellidir ki bu asalar bir sır barındırır. Eski geleneklerin temel inançlarında doğa ve evren dört elementin kombinasyonları ile oluştuğu bilgisini görürüz. Ateş, hava, su ve toprak. İşte bu dört element doğanın özünü oluşturur ve doğanın unsurlarına sahiptir. Doğanın ötesinde ayrıca bu dört element nesnelerle ve insanlarla temsil edilir. Her bir elementin bir yönü ve temsil edildiği bir araç vardır. Kısacası bu dört elementin tesirlerini eski geleneklere göre her yerde görebilirsiniz. O yüzden dolayıdır ki eskiler bu dört elementin “bilinçlerine” saygı duyarlar ve onları yardım için çağırırlardı. Bu çağırımlar daha çok kozmik sınırları çizmek içindir. Element invokasyonu element çağırımı alemleri ayırmada, kişiyi korumada ve kutsamada kullanılırdı. Elementler çağırılarak kişi kendini maddi dünyadan ayırır, dört yönün güçlerini çağırır Her element bir yöne tekabül eder, bu elementlerin oluşturduğu çemberle korunur, element enerjilerini nesnelere yükleyip, elementlerin o nesneleri kutsaması istenirdi. Kısacası yaratımın ve ritüelistik çalışmaların temelini oluştururdu. Hiçbir ritüel elementlere saygı ve onların çağırımı olmaksızın başlamazdı. Keltlerde ise her bir element ayrı bir diyar olarak benimsenirdi. Rüzgar krallığı, Alev krallığı, Deniz krallığı ve taş krallığı. Her birini yöneten bir tanrısal varlık olduğu ve her birinin manevi alemlere açılan kapılar olduklarına inanılırdı. Haliyle her bir krallıkta yaşayan varlıklarda bulunurdu. Gnomlar denizkızları, semenderler, ejderhalar, ateş ördekler, elfler, periler vb. Bu ara varlıklara da genellikle elemental doğa ruhları devalar denmektedir. Elementler ve Temsil Ettikleri[] Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, her elementin doğanın düzeninde ve kişiliğimizde temsil ettiği özellikler vardır. Hepsi bir yöne, bir renge tekabül eder ve hepsinin negatif ile pozitif unsurları vardır. Toprak[] Toprak elementinin yönü kuzeydir. Rengi koyu yeşildir. Bazı geleneklerde kahverengidir Tabiatı soğuk ve kurudur. Pozitif unsurları ve sembolleri gece yarısı, kış, şarap kadehi, davul, törensel tuz, kristaller, mağaralar, dağlar, saygı duyma, dayanıklılık, sahiplenme, bereket, verim, sabitlik, sorumluluk, kararlılık, başarı ve yaşamda kararlı niyetlerdir. Negatif unsuru ve sembolleri problemin çözümünde katı görüşler, isteksizlik, inatçılık, vicdan eksikliği, tereddüt, depremler, toprak kaymaları, yıkıcılık, yaşlılık, gazap, yok etme. Ateş[] Ateş elementinin yönü güneydir. Ateş elementinin rengi saf kırmızıdır ve tabiatı ılık ve kuru olarak düşünülür. pozitif unsur ve sembolleri öğlen, yaz, hançer kılıç arındırma, güneş, kan, şevk, değiştirici, tutku, cesaret, güç, liderlik, aydınlanma, kundalini ateş. Negatif unsurları ve sembolleri; nefret, kıskançlık, korku, öfke, ego, çatışma, şehvet yanardağ, yakıcı ateş. Su[] Su elementinin yönü batıdır. Su elementinin rengi saf mavidir ve tabiatı soğuk ve nemlidir. pozitif unsur ve sembolleri günbatımı, sonbahar, su kadehi, kase, merhamet, arp, huzurluluk, bağışlama, sevgi, sezgi, durgunluk, berraklık, aklın barışı, akışa uyma, sanat. Negatif unsurları ve sembolleri seller, sağanaklar, girdaplar, tembellik, ilgisizlik, kararsızlık, duygusal kontrol eksikliği, emniyetsizlik, ani çıkışlar Hava[] Hava elementinin yönü doğudur. Hava elementinin rengi saf açık sarıdır. Tabiatı ılık ve nemlidir. pozitif unsurları ve sembolleri gündoğumu, bahar, tütsü, kuş tüyü, değnek, gong veya zil, bulutlar, esintiler, nefes, iyimserlik, sevinç, zeka, zihinsel çabukluk, yenileme, değişime açıklık. Negatif unsurları ve sembolleri hafif davranışlar, dedikodu, değişkenlik, dikkatsizlik, böbürlenme, unutkanlık, fırtınalar, kasırgalar, yok edicilik, yıkıcılık, maymun iştahlılık. Bu dört evrensel gücü çağırmak için öncelikle elementlerin iyi özümsenmesi şarttı. Her bir element üzerine günlerce meditasyon yapılıp onların doğaları keşfedilirdi. Nerede yansımaları olduğu en önemlisi içimizdeki hangi duygularla bütünleştikleri tespit edilirdi. Bu özümsemeden sonra çağırım için her elementin yönüne dönmek şarttı. Toprağı çağırmak için kuzeye, suyu çağırmak için batıya, havayı çağırmak için doğuya ve ateşi çağırmak için güneye dönülür, her birinin kutsal sembolü çizilir ve ritüelistik araç vasıtasıyla çağırım yapılırdı. Ateş için bıçak, hançer, orak, athame veya kılıç kullanılırdı.[] Çünkü bunlar ateşte dövülmüş nesnelerdir ve ateşin enerjisiyle yaratıldıkları için o enerjiyi barındırırlar. Su için metal bir kadeh veya deniz kadehi denen bir araç kullanılırdı. Kadeh, dişiliğin, akışkanlığa biçim vermenin sembolüdür. Haliyle aynı zamanda suyunda temel sembolüdür. Kadehi deniz kabuklarından yapmak suretiyle deniz kadehi elde edilir. Toprak için tuz veya taşlar kullanılırdı. Havanın ise en temel sembolü asalar idi.[] Ve çağırımda asalar önemli bir noktayı temsil ederdi. İşte bu noktada asa, eskilerin en önemli ritüelistik araçlarından biridir. Havanın unsurlarını yani; nefes, tesir, değiştirme, dönüştürme, çabukluk unsurlarını taşır. Bu yüzdendir ki asalar bir şeylerin dönüştürmenin sihrin sembolüydüler. Bu yüzden hemen hemen her gelenekte yer almaktadır. Eski doğa tabanlı geleneklerde havayla betimlenen ve dönüşümün aracı olan asanın bir diğer önemli sembolü; ağaçtır. Asanın Ezoterik Anlamı[] Asalar, bahsettiğimiz gibi dönüşümün en önemli aracı olmuşlardır. Bazı özel asalar dışında birçoğu ağaçlardan yapılır. Ağaçlar, gökyüzü ile yeryüzünü birleştirmektedirler. Dallarıyla gökyüzüne doğru uzanırken, kökleriyle yerin altına büyüyerek iki dünyayı, iki alemi, iki evreni kısacası yukarıyı ve aşağıyı birleştirmektedir. Bu yüzden; Yukarıdakini aşağıya, aşağıdakini yukarıya taşımakla görevli olan aracı insanların temel sembolü ağaçlar ve ağaçlardan elde edilen asalardır. Eski şamanlar, yukarıdan aldıkları enerjileri halka dağıtmakla görevliydiler. Haliyle ilahi alemle bu alem arasında aracı konumundaydılar. İşte bu yüzden asalar kullanmakta ve bu sembolizmayı yaşamaktadırlar. Aynı şekilde Hızır’da asa taşımakta ve ilahi olandan gelip, maddi alemlere yardım etmektedir. Bu yüzden dolayı asa taşıyan insanlar her daim manevi dünyalarla bağı olan “aracı” konumundaki insanlar olarak resmedilmişlerdir. Eski resimlere bakıldığında münzeviler her daim bu aracı olmanın tasviri olan asayla betimlenmişlerdir. Yaşlılık, bilgelik ve asa üçlemesi parçalanmaz bir bütünlük içermektedir. Haliyle asa, ağaç sembolünden de yola çıktığımız gibi, bilgeliğe arayışta destek alınan bir “güçtür”. Üst alemleri ve alt alemleri birleştiren ağacın parçası olan asa, bu ikisi arasında yol göstericidir ve bu yüzden ermiş figürüyle birleşmiştir. Bu ezoterik bütünleşmenin en önemli temsili tarot kartlarındaki hermit kartıdır. Hermit, pelerinli yaşlı bir adamdır. Bir tepenin üzerinde durmuş sağ elinde bir fener, sol elinde ise bir asa taşımaktadır. Fener, bilgeliğin yolunu göstermek anlamına gelir ve hermit kartı bilgeliği arayış, münzevilik anlamına gelmektedir. Meditatif konumları, orucu, kendini ilahi olana adamayı ve bu adanmışlık içerisinde evrenin gizli kanunlarının keşfini anlatır. Bunun dışında tarot kartında bulunan asalar kartı ise girişkenliği, ilerlemeyi, ustalaşmayı ve sezgisel olarak herhangi bir yöne yönlendirilebilen güçlü enerjileri, irade gücünü anlatır. Hermit kartını incelediğimizde ise pelerin kendini adamışlığı ve içsel olarak kapanmışlığı, Hermit’in gözlerinin yere bakması mütevazi olmayı, nefsin terbiyesini, bilgeliğin sessizliğini, sol elinde tuttuğu asa, ilahi olanı keşfetmeyi, enerjileri yönlendirebilecek irade güce sahip olmanın, ustalaşmanın, olgunlaşmanın ve bütünleşmenin, fener ise bu elde edilen bilgelikle yolların aydınlatılmasının sembolüdür. Öyleyse ruhsal tekamülün sembol olan Hermit resminde bulunan asa, ruhsal yükselişin en önemli kademelerinden birine işaret etmektedir. Musa’nın Asası ve Mısır’ın Kutsal Asaları[] Asaların, ağaçların sembolü olduğu ve bilgelikte dönüştürücü, değiştirici ve iradenin gücüyle yaratımın maji sembolü olduğundan bahsettik. Peki, asalar sadece ezoterik semboller midir yoksa fantastik edebiyatın vazgeçilmez öğesi olmanın dışında ruhsal bir anlam taşır mı? Bu noktada Hz. Musa’nın asasıyla Mısır uygarlığa bize çok büyük bir gücü işaret etmektedir. Kuran’da Hz. Musa ve asasına karşı ilginç göndermeler mevcuttur. Yine Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı o zaman biz ona"Asanı taşa vur" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin için ve yeryüzünde bozgunculuk fesad yaparak karışıklık çıkarmayın Bakara 2/60. "Asanla taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu A'raf 7/160. Bu iki ayette de görüldüğü gibi Hz. Musa’ya gelen emirle asasını taşa vurması istenmektedir. Aslında burada akla gelen soru emredilen şeyin “asanın kullanılması” olup olmadığıdır. Bu iki ayette de asaya vurgu yapılması, asadaki özel bir güce işaret etmektedir. Pek tabi ki su Allah’ın izni ve isteğiyle ortaya çıkmaktadır lakin buna vesilen olan şey acaba majik güçleri olan bir asa mıdır? Zira Mısır kültünde her firavunun ve tanrı-tanrıçanın asası olduğu bilinmektedir. Hz. Musa ise Mısır bilgeliğine inisiye olmuş bir kişidir. Haliyle asa, basit bir asanın ötesinde kozmik bir güce sahip olabilir. Bunu yine şu ayetten yola çıkarak daha rahat anlayabiliriz "Sağ elindeki nedir ey Musa?" Dedi ki "O benim asamdır; ona dayanmakta onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim onda benim için daha başka yararlarda var." Dedi ki "Onu at ey Musa." Böylece onu attı; bir de ne görsün o hemen hızla koşan kocaman bir yılan oluvermiş. Dedi ki Onu al ve korkma biz onu ilk durumuna çevireceğiz. Elini koltuğuna sok bir hastalık olmadan başka bir mucize ayet olarak bembeyaz bir durumda çıksın. Öyle ki sana büyük mucizelerimizden birini göstermiş olalım. Taha 20/17-23 Bu ayette asa ile ilgili Hz. Musa, ona dayandığını destek aldığını ve ağaçlardan yapraklar düşürdüğünü söylemektedir. Buradaki dayanma kısmı, kozmik olarak enerjisel destek olabileceği gibi insani bir işlevde olabilir. İki anlamında aklımıza gelme sebebi Kuran’daki her ayetin içerisinde sırlar barındırmasıdır ve ayetin ilerleyen kısmında “onda benim için başka yaralarda var.” Denmesidir. Burada gizli bir işlevden bahsedildiği aşikardır. Kaldı ki ayetin ilerisinde, bir mucize gerçekleşmektedir. Ayrıca Hz. Musa’nın denizi ikiye ayırmak için yine asasını yere vurması da asaya yapılan bir vurguyu içerir Firavun ve adamları gün doğarken İsrailoğlullarının peşine düştüler. Nihayet iki taraf birbirinin görüş alanına girdiklerinde Musa’nın kavmi, “İşte şimdi yakalandık” dediler. Musa; “Hayır, korkmayın, Rabbim benimle beraberdir ve bana mutlaka bir kurtuluş yolu gösterecektir.” Dedi. Bu sırada biz Musa’ya “Asanı denize vur” diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz ikiye yarıldı, her iki yanı sanki büyük bir dağ gibiydi. Şuara suresi 26/60-63 Dikkatinizi çekmek istediğim nokta; tekrardan asasını vurması istenmesidir. Deniz kendiliğinden ikiye yarılmıyor, birden su fışkırmıyor. İlahi boyutlardan izin geliyor ve Hz. Musa asayı yere vurduğu anda muhteşem enerjisel değişimler oluyor; sular çıkıyor, deniz ikiye yarılıyor. Bu noktada asanın yere vurulması sanki enerjiyi salma veya yönlendirme anlamını taşımaktadır. Çünkü bazı majikal çalışmalarda kapıları açmak veya kapamak için veya enerjiyi o noktaya odaklamak için asanın sertçe yere vurulması gerekmektedir. Bu eski çalışmalar ve bu ayetlerin ışığının paralel olması asanın ruhsal etkisinin olabileceği anlamını taşımaktadır. Bu noktada ilgi çekici bir diğer kısım ise, bunu sadece Hz. Musa’nın yapması değil, rahiplerinde yapabilmesi. Rahiplerde asalarını yılana çevirebildiklerine göre, asaların bu noktada kritik bir işlevi olduğunu düşünebiliriz. Ama Hz. Musa ilahi destek aldığı ve enerjisel olarak rahiplerden çok daha güçlü olduğu için, Musa’nın asası rahiplerinkini yemektedir. Asalar Hz. Musa’da da gördüğümüz gibi Mısır’da da çok önemli bir konumdadır. Özellikle her firavunun kendine has bir asası olması ve bütün Mısır tanrı ve tanrıçalarının asalarla gösterilmesi asalara verilen değeri göstermektedir. Mısır araştırmacıları firavunların ellerinde ki asaların bereketin ve yetkinin sembolü olduğunu düşünmektedir. Pek tabi ki bu doğru olabilir ama asalar yapısı itibariyle farklıdır. Bu konuda bazı araştırmacılar daha ilginç teoriler üretmektedir. Olağanüstü Enerjiler’in yazarı Serge K. King kitabında Mısır’daki asalarla ilgili şu ilginç tespiti yapıyor[] Kralların, kraliçelerin, prenslerin ve idarecilerin temsili heykellerinde ellerinde tuttukları görülen on, on iki cm uzunluğunda merak uyandırıcı çubuklar vardır. İdareciler genellikle yalnızca bir çubuk tutarken diğerleri hemen hemen her seferinde her elde bir tane olmak üzere iki çubuk tutar biçimde tasvir edilmişlerdir. Egyptologların elinde bunların ne olduğuna dair hiçbir ipucu bulunmamaktadır. Çubuklar iktidar sembolü olamayacak kadar küçüktür, çünkü birkaç metre uzaklıktan bile zor fark edilmektedir ve işaretlemeler, boyut ve şekilleri kraliyet mühürlerine uygun değildir. Olası bir açıklama için bir kere daha ezoterik geleneğe geri dönebiliriz. Yıllar içerisinde çeşitli medyomların aldığı bilgilerde çubukların amacının, bedenin enerji alanının kuvvetini bu enerjinin iradi olarak psişik ve fiziksel hedeflere yönlendirilebileceği bir noktaya kadar artırmak olduğu belirtilmiştir. İddiaya göre küçük çubuklar aralarında bir akım oluşturmak amacıyla farklı materyallerden üretilmişti. Kombinasyonlardan birinin karbon ve manyetik demir, bir diğerinin ise bakır veya bronz ve kalay olduğu anlatılıyordu. Bazılarının ise tüp şeklinde düzenlendiği bildiriliyordu. Şimdi, Mısır yontu ve resimlerinin belli bir görevi olması gereken esrarengiz çubuklar tutan kişileri sergilediğini biliyoruz. Psişik kaynaklar materyalleri ve amaçlarını tanımlamaktadır ve bu materyaller elde tutulduğu zaman objektif bir etkinin meydana geldiği de bulgulanmıştır. Bu gerçekler Mısırlıların bizim bilmediğimiz bir enerji formunu kullandıklarını kanıtlamaz, ancak bunlar dikkate alınmaya değecek ipuçlarıdır. Ancak çubukların bedenin enerji alanının gücünü arttırıcı bir etkileri olduğunu kabul edersek, bu çubuklar eğer kayaları havaya kaldırmak içinde kullanıldıysa nasıl olup da böyle bir güce dönüştürülmüştür? Elimizde yanıt olabilecek türden bir “salon eğlencesi” vardır. Eğer bir kişi yere uzanırsa ve altı kişide onun çevresine dizilip parmak uçlarıyla onu havaya kaldırmaya çalışırlarsa, bunu başarmak oldukça zordur. Fakat eğer bu altı kişi sık ve derin bir nefes alarak buna bir süre devam ederlerse, yerdeki kişiyi çok daha büyük bir kolaylıkla kaldırabileceklerdir. Bizim teorimiz, sık nefes sayesinde bu altı kişinin sistemlerinde ekstra vril aldıkları ve onu parmaklarının içinden çıkan konsantre bir ışınla harcadıklarıdır. Vrilin kuvvetlerinden birsinin levitasyon olduğu söylendiğine göre, derin nefesten sonra yerdeki kişinin yükseltilmesinin kolaylaşması böyle açıklanabilir. Eğer Mısırlılar çubuk veya tüpler aracılığıyla yeterli çoklukta vril yüklemesi yapabilmekteydilerse, bunu bir başka çubuk veya tüp içinde bir ışın şeklinde deşarj edebiliyor ve böylece bir kayayı yerinden kaldırabiliyor olabilirlerdi. Ta ki şarj bitene kadar. Bu bir rahibin veya görevli kişinin kayanın yeniden kaldırılabilmesini temin edecek yeni bir yükleme gerçekleştirene kadar bir ertelemeye yol açıyor olmalıydı. Ve kaya bu şekilde inşaat yöresine doğru hoplatılıyordu. Fakat tabii bu yalnızca bir teoridir. Birçok Mısır resminde resimdeki kişilerin tuttukları görülen, egyptologların açıklamakta zorluk çektikleri gizemli değnekler vardır. Değneğin belirsizce bir hayvan başına benzeyen tuhaf bir başı, düz bir gövdesi ve bir at nalı gibi iki uca ayrılan bir alt kısmı vardır. Kahire’de bir muhafazanın içinde gördüğüm bir örnek tahtadan yapılmıştı ve alt kısmı gümüş yapraklarla kaplanmıştı. Gümüşün elektriği geçiren en iyi doğal iletken ve tahtanın en iyi doğal yalıtkanlardan biri olması, bir rastlantıda olabilir veya olmayabilir. Bu kombinasyon pekala elektrik enerjisini veya belki de vrili depolamak için tasarlanmış bir alet, bir kapasitör yerine geçebilir.” Serge K. King’in bahsettiği teori doğru olabilir. Asalar belki de taşları uçurmak için kullanılan ve evrensel enerjiyi bünyesinde saklayıp yansıtabilen özel teknololojik aletler olabilir. Veya belki tamamen majikal yöntemlerle çalışıyor da olabilirler. Albert Einstein’ın “Bizim bilemediğimiz bazı sırları eskilerin sahip olduklarını kabul etmek zorundayız. 600 tonluk bazı taş blıkların üst yüzeylerinin dışa doğru kubbeleşmiş olması olması dikkat çekiyor. Bu ancak muazzam bir çekim veya emme kuvveti ile meydana çıkabilecek bir fenomendir.” Sözü de Mısır’da kullanılan asalarla ilgili teoriyi doğrular niteliktedir. Ruhsal Olarak Asa[] Aslında bu ezoterik yansımaların ve muhteşem levitatif çalışmalar dışında, asalar aktif olarak kullanılan bir ritüel aracıdır. Yani teorik anlamların dışında, bu anlamları gerçekleştirecek pratik bir araçtır. Her kültürdeki asanın yapılışı ve kullanışı farklıdır ve biraz sırlıdır. Yukarıda Mısır asalarından ve Hz. Musa’nın asasından bahsettik. Bu asalar belli ki farklı teknolojileri veya çok daha derin sırları içermektedir. Kimisine göre bu Mısır asaları Atlantis'ten gelen teknolojik araçlardır ve artık yoklardır. Ama ben burada bu bahsettiğimiz biraz daha sıra dışı teoriler dışında, eski geleneklerde bahsedilen sihirli asalar ve bu asaların ruhsal olarak kullanışlarından-yapılışlarından bahsedeceğim. Burada taşları uçurmak, denizleri ikiye ayırmak gibi fiziksel etkilerden çok “ruhsal değişimleri” amaç edinen asalardan bahsediyoruz. Asaların ruhsal olarak kullanımı, var olan ruhsal enerjiyi iletmek veya evrensel enerjiyi çekmek paratoner gibi şeklindedir. Bu iki yönlü kullanımda da kişinin çok profesyonel ve enerjisel olarak kendini geliştirmesi şarttır. Çünkü spritüel enerjilerin ve kimya-fizik yasalarından bildiğimiz üzere ağaç maddesi, metalik maddelere göre enerjiyi aktarmakta daha zayıftır. Bu yüzden inisiyatik gelenekte kılıçla çalışmalara başlayan çırak, ustalaştığında asaya geçmektedir. Haliyle asa, bu noktada çok daha etkili ama enerjisel yönlendirmeler için çok daha zordur. Tabi ki bir o kadarda asanın yapım aşamaları çok önemlidir. Asaların yapımında ise öncelikle kişinin bir ağaç seçmesi çok önemlidir. Bazı geleneklerde kişi orman içerisine girerek içsel olarak kendine yakın hissettiği bir ağaçtan asa yaparken, kelt geleneğinde doğum tarihlerine göre belirlenmiş ağaç seçimleri mevcuttur. Genel olarak meşe, söğüt, fındık ağacı, mürver ağacı, akasya, dişbudak ve yabani erik ağacı kullanılabilir. Ağacın seçiminden sonra işlenip asa haline getirilmesinde kişi tamamen kendi emeğini kullanmalıdır. Gerekli oymaları yaptıktan sonra, tüm diğer ek dalların uç kısımlarının enerjinin gidişatını bozmaması için temizlenmesi önemlidir. Bu ağaç seçimleri ve işlemeler sırasında dualar önemlidir. Mesela Havass çalışmalarında asa yapımı ve okumalar şöyledir; Sülalenin eskilerinden diktiği bir incir veyahut nar ağacı, birkaç gece önceden ayetel kürsi ve Fatiha okunmuş su ile sulanır. Ardından hayırlı bir vakitte namaz sonrası Besmele çekilerek dualar eşliğinde dal kesilir. Fatiha, ayetel kürsi ve çeşitli kurandan sureler eşliğinde kesme ve yontma işlemleri yapılır. Ardından gönülden “Süleyman Davut Musa ve Talut’a nasip ettiğin kudreti banada ihsan et ey Cebbar olan Allah'ım!” denir ve dalın bir yüzüne bakara suresinin 249. Ayeti, diğer yüzüne Fatiha suresi yazılır. Artık bu dal cinleri kovmaktan, şifa vermeye, define bulmaktan nice ilginç işlere yarayacağına inanılır. Ardından asalara kültüre bağlı olarak bazı majikal tılsımlar ve semboller çizilir. Bunların çizimi her kültüre göre değişir. Yukarıdaki örnekte Kuran’dan ayetlerin yazıldığından bahsetmiştik. Diğer kültürlerde bu semboller ve çizimler ile dualar değişmektedir. Bundan sonra ise asaya kişinin kendi isteğine göre tılsımlı şeyler asılır. Bazı eski şamanik öğretilerde hayvan parçaları, kuş tüyleri, giysi parçaları gibi şeylerdir. Vodoo rahipleri ise kurukafalar, kan, hayvan parçaları gibi şeyler koymaktadırlar. Bunun dışında doğal taşlar, çeşitli bitkiler kullanılabilmektedir. Hayvan parçaları kullanılmasının sebebi hayvanların ruhlarından yardım almaktır. Böylelikle hayvanları kontrol edilebileceğine inanılır ve rehber hayvan ruhlarının eşlik edeceği düşünülür. Uçlarına kristal veya çevresine metal parçalar konması enerjiyi odaklamak içindir. Eğer daha çok şifa çalışmalarında kullanılacaksa asa, asma sapı veya söğüt ağacından yapılıp yılan şekli yapılır. Tüy konulacaksa, yerleştirilecek tüylerin hangi hayvandan alındığı önemlidir. Her bir kuşun tüyü farklı anlam taşınır. Bunlar dışında bir diğer en çok kullanılan nesne ise boynuzlardır. Şamanik ve ruhsal olarak bir sonraki aşama ise enerjinin yüklenmesi aşamasıdır. Bu noktada kişi, asayı alıp tüm enerjisini asaya yönlendirerek dualar okur. Kendisinin asa ile bir olduğunu ve asaya dönüştüğünü imajine eder. Ardından irade gücünü ve ruhsal enerjisini asaya aktarır ki, asa, iradesiyle istediklerini yerine getirebilsin. Bu enerjinin yüklenmesi aşaması tekrarlanmalıdır. Ne kadar sık tekrarlanırsa asayla bütünleşme o kadar fazla gerçekleşir. Bu noktada eski öğretilere baktığımızda yüklemede yapılan değişiklerin işlevini değiştirdiği gözlemlenir. Mesela kimisi şifa vermek için kullanılırken kimisi hayvanlara yönelik kimisi ise daha geneldir. Haliyle enerjinin odaklanma kısmı bu noktada önem arz etmektedir. Çalışmalar ile öncelikle ruhsal tesirler en sonunda ise fiziksel tesirler yapılabileceği söylenmektedir. Ardından yüklemeler dışında kutsamalar yapılır. Bu kutsamalar genellikle elementler veya yapan şamanın ata ruhları veya tanrıları ile tanrıçalarından istenmektedir. Yukarıdaki havass örneğinde ise kutsama aşaması dua içermektedir. Tarih sürecinde farklı asa kullanımları gelmiştir. Batı ruhsal ekollerinde ezoterik sembollerle süslü asalar varken, Haiti voodoosunda tüylerle kaplı enerjiyi aktarmaya yarayan asalar vardır ve cadılık uygulamaları ile eski paganlarda daha düz ve sade asalar göze çarpar. Daha sonra hazırlanan bu asalar ruhsal çalışmalarda enerjileri yönlendirmek veya değiştirmek, inisiyatik törenlerde kutsamak veya element krallıklarını açmakta kullanılır. Asadan Bastona[] Gerek ruhsal araçlar olarak gerekse ezoterik semboller olarak asalar hayatımızın her daim içinde var olmuştur. Hangi birimiz küçükken yaptığı bir asayla hayaller dünyasında kaybolmamıştır? Veya birçoğumuz orman gezilerinde yerde bulduğumuz asaların eşliğinde gezimizi tamamlamışızdır. Yaşlılığımızın vazgeçilmez baston figürü dahi belki de asalardan alınan desteğin ve olgunlaşmanın bir sembolü olabilir. Geçmişe baktığımızda ise her kültürün kendisine has asa sembolizması ve asa geleneği olduğunu görürüz. Hal böyle olunca, asalar, her ne kadar Hollywood filmlerinin ve fantastik edebiyatın içinde önemli bir yer edinmişse de, gerçek hayatta hepimizin bilinçaltında önemli bir sembol olmuştur. Kaynaklar[] Olağanüstü Enerjiler- Serge K. King Voodoo- Heike owusu Antik Mısır Sırları – Ergun Candan Merlyn Kral Arthur’un Büyücüsünün Gizli 21 Dersi – Douglas Monroe Yüce Kura’n Açıklamalı – Yorumlu Kuran’ı kerim Meali – Prof. Dr. Abdülkadir Şener, Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, Prof. Dr. M. Cemal Sofuoğlu Büyücülük Klavuzu – Elizabeth Brooke 10 adımda Psişik Gücünüz – Cassandra Eason
Abdurrahman Önül aşk meydanında ilahi sözleri ve videosu Allahım Allah severim billah Mabudum Allah aşk meydanında Hazreti Ömer belinde kemer Hu deyip döner aşk meydanında Allahım Allah severim billah Mabudum Allah aşk meydanında Hazreti Bekir dilinde zikir Hu deyip döner aşk meydanında Allahım Allah severim billah Mabudum Allah aşk meydanında Hazreti Osman dilinde kuran Hu deyip döner aşk meydanında Allahım Allah severim billah Mabudum Allah aşk meydanında Hazreti Musa elinde asa Hu deyip döner aşk meydanında Allahım Allah severim billah Mabudum Allah aşk meydanında Hazreti Ali şüphesiz veli Hu deyip döner aşk meydanında Allahım Allah severim billah Mabudum Allah aşk meydanında Abdurrahman Önül aşk meydanında dinle
Hasan Dursun Aşk Meydanında ilahi sözleri Allah’ım Allah severim billâh Ma’budum Allah aşk meydanında **** belinde kemer, Hû deyip döner Aşk meydanında. Allah’ım Allah severim billâh Ma’budum Allah aşk meydanında **** Hz. Bekir dilinde zikir, Hu deyip döner Aşk meydanında. Allah’ım Allah severim billâh Ma’budum Allah aşk meydanında **** dilinde Kur’an Hu deyip döner Aşk meydanında. Allah’ım Allah severim billâh Ma’budum Allah aşk meydanında **** şüphesiz veli, Hu deyip döner Aşk meydanında. Allah’ım Allah severim billâh Ma’budum Allah aşk meydanında **** Hz. Musa elinde asa Hu deyip döner Aşk meydanında Allah’ım Allah severim billâh Ma’budum Allah aşk meydanında
Asalar fantastik edebiyatın ve sihir dolu filmlerin vazgeçilmez sektörünün esin kaynağı olduğu çok eski betimlemelerde, mistikkişiliklerin çoğunda bir asa vardır. Asasıyla denizleri ikiye ayıran Hz. Musa,Elinde asasıyla beyazlar içinde insanlara yardım eden Hızır, ilginç asalarıylabüyücüler, kurukafalarla bezenmiş asalarıyla voodoo rahipleri, tüylerle doluasalarıyla Kızılderili şamanlar, ormanın derinliklerinde asasıyla gezen yaşlıbilge Merlin, Antik Mısır’ın firavunları ve tanrı-tanrıçaları… Hepsinde bir asavardır ve bellidir ki bu asalar bir sır barındırır. Eski geleneklerin temel inançlarında doğa ve evren dört elementinkombinasyonları ile oluştuğu bilgisini görürüz. Ateş, hava, su ve toprak. İştebu dört element doğanın özünü oluşturur ve doğanın unsurlarına ötesinde ayrıca bu dört element nesnelerle ve insanlarla temsil bir elementin bir yönü ve temsil edildiği bir araç vardır. Kısacası bu dörtelementin tesirlerini eski geleneklere göre her yerde görebilirsiniz. O yüzdendolayıdır ki eskiler bu dört elementin “bilinçlerine” saygı duyarlar ve onlarıyardım için çağırırlardı. Bu çağırımlar daha çok kozmik sınırları çizmekiçindir. Element invokasyonu element çağırımı alemleri ayırmada, kişiyikorumada ve kutsamada kullanılırdı. Elementler çağırılarak kişi kendini maddi dünyadanayırır, dört yönün güçlerini çağırır Her element bir yöne tekabül eder, buelementlerin oluşturduğu çemberle korunur, element enerjilerini nesnelereyükleyip, elementlerin o nesneleri kutsaması istenirdi. Kısacası yaratımın veritüelistik çalışmaların temelini oluştururdu. Hiçbir ritüel elementlere saygıve onların çağırımı olmaksızın başlamazdı. Keltlerde ise her bir element ayrı bir diyar olarak benimsenirdi. Rüzgarkrallığı, Alev krallığı, Deniz krallığı ve taş krallığı. Her birini yöneten birtanrısal varlık olduğu ve her birinin manevi alemlere açılan kapılarolduklarına inanılırdı. Haliyle her bir krallıkta yaşayan varlıklardabulunurdu. Gnomlar denizkızları, semenderler, ejderhalar, ateş ördekler,elfler, periler vb. Bu ara varlıklara da genellikle elemental doğa ruhlarıdevalar denmektedir. Elementler ve Temsil Ettikleri Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, her elementin doğanın düzeninde vekişiliğimizde temsil ettiği özellikler vardır. Hepsi bir yöne, bir rengetekabül eder ve hepsinin negatif ile pozitif unsurları vardır. [b]Toprak[/b] Toprak elementinin yönü kuzeydir. Rengi koyu yeşildir. Bazı geleneklerdekahverengidir Tabiatı soğuk ve kurudur. Pozitif unsurları ve sembolleri gece yarısı, kış, şarap kadehi, davul,törensel tuz, kristaller, mağaralar, dağlar, saygı duyma, dayanıklılık,sahiplenme, bereket, verim, sabitlik, sorumluluk, kararlılık, başarı ve yaşamdakararlı niyetlerdir. Negatif unsuru ve sembolleri problemin çözümünde katı görüşler,isteksizlik, inatçılık, vicdan eksikliği, tereddüt, depremler, toprakkaymaları, yıkıcılık, yaşlılık, gazap, yok etme. [b]Ateş[/b] Ateş elementinin yönü güneydir. Ateş elementinin rengi saf kırmızıdır vetabiatı ılık ve kuru olarak düşünülür. pozitif unsur ve sembolleri öğlen, yaz, hançer kılıç arındırma, güneş,kan, şevk, değiştirici, tutku, cesaret, güç, liderlik, aydınlanma, kundaliniateş. Negatif unsurları ve sembolleri; nefret, kıskançlık, korku, öfke, ego,çatışma, şehvet yanardağ, yakıcı ateş. [b]Su[/b] Su elementinin yönü batıdır. Su elementinin rengi saf mavidir ve tabiatısoğuk ve nemlidir. pozitif unsur ve sembolleri günbatımı, sonbahar, su kadehi, kase, merhamet,arp, huzurluluk, bağışlama, sevgi, sezgi, durgunluk, berraklık, aklın barışı,akışa uyma, sanat. Negatif unsurları ve sembolleri seller, sağanaklar, girdaplar, tembellik,ilgisizlik, kararsızlık, duygusal kontrol eksikliği, emniyetsizlik, aniçıkışlar [b]Hava[/b] Hava elementinin yönü doğudur. Hava elementinin rengi saf açık ılık ve nemlidir. pozitif unsurları ve sembolleri gündoğumu, bahar, tütsü, kuş tüyü, değnek,gong veya zil, bulutlar, esintiler, nefes, iyimserlik, sevinç, zeka, zihinselçabukluk, yenileme, değişime açıklık. Negatif unsurları ve sembolleri hafif davranışlar, dedikodu, değişkenlik,dikkatsizlik, böbürlenme, unutkanlık, fırtınalar, kasırgalar, yok edicilik,yıkıcılık, maymun iştahlılık. Bu dört evrensel gücü çağırmak için öncelikle elementlerin iyi özümsenmesişarttı. Her bir element üzerine günlerce meditasyon yapılıp onların doğalarıkeşfedilirdi. Nerede yansımaları olduğu en önemlisi içimizdeki hangi duygularlabütünleştikleri tespit edilirdi. Bu özümsemeden sonra çağırım için herelementin yönüne dönmek şarttı. Toprağı çağırmak için kuzeye, suyu çağırmakiçin batıya, havayı çağırmak için doğuya ve ateşi çağırmak için güneye dönülür,her birinin kutsal sembolü çizilir ve ritüelistik araç vasıtasıyla çağırımyapılırdı. Ateş için bıçak, hançer, orak, athame veya kılıç kullanılırdı. Çünkü bunlarateşte dövülmüş nesnelerdir ve ateşin enerjisiyle yaratıldıkları için oenerjiyi barındırırlar. Su için metal bir kadeh veya deniz kadehi denen biraraç kullanılırdı. Kadeh, dişiliğin, akışkanlığa biçim vermenin aynı zamanda suyunda temel sembolüdür. Kadehi deniz kabuklarındanyapmak suretiyle deniz kadehi elde edilir. Toprak için tuz veya taşlarkullanılırdı. Havanın ise en temel sembolü asalar idi. Ve çağırımda asalar önemli birnoktayı temsil ederdi. İşte bu noktada asa, eskilerin en önemli ritüelistikaraçlarından biridir. Havanın unsurlarını yani; nefes, tesir, değiştirme,dönüştürme, çabukluk unsurlarını taşır. Bu yüzdendir ki asalar bir şeylerindönüştürmenin sihrin sembolüydüler. Bu yüzden hemen hemen her gelenekte yeralmaktadır. Eski doğa tabanlı geleneklerde havayla betimlenen ve dönüşümünaracı olan asanın bir diğer önemli sembolü; ağaçtır. Asanın Ezoterik Anlamı Asalar, bahsettiğimiz gibi dönüşümün en önemli aracı olmuşlardır. Bazı özelasalar dışında birçoğu ağaçlardan yapılır. Ağaçlar, gökyüzü ile yeryüzünübirleştirmektedirler. Dallarıyla gökyüzüne doğru uzanırken, kökleriyle yerinaltına büyüyerek iki dünyayı, iki alemi, iki evreni kısacası yukarıyı veaşağıyı birleştirmektedir. Bu yüzden; Yukarıdakini aşağıya, aşağıdakiniyukarıya taşımakla görevli olan aracı insanların temel sembolü ağaçlar veağaçlardan elde edilen asalardır. Eski şamanlar, yukarıdan aldıkları enerjileri halka dağıtmakla ilahi alemle bu alem arasında aracı konumundaydılar. İşte bu yüzdenasalar kullanmakta ve bu sembolizmayı yaşamaktadırlar. Aynı şekilde Hızır’daasa taşımakta ve ilahi olandan gelip, maddi alemlere yardım etmektedir. Buyüzden dolayı asa taşıyan insanlar her daim manevi dünyalarla bağı olan “aracı”konumundaki insanlar olarak resmedilmişlerdir. Eski resimlere bakıldığında münzevilerher daim bu aracı olmanın tasviri olan asayla betimlenmişlerdir. Yaşlılık,bilgelik ve asa üçlemesi parçalanmaz bir bütünlük içermektedir. Haliyle asa,ağaç sembolünden de yola çıktığımız gibi, bilgeliğe arayışta destek alınan bir“güçtür”. Üst alemleri ve alt alemleri birleştiren ağacın parçası olan asa, buikisi arasında yol göstericidir ve bu yüzden ermiş figürüyle birleşmiştir. Bu ezoterik bütünleşmenin en önemli temsili tarot kartlarındaki hermitkartıdır. Hermit, pelerinli yaşlı bir adamdır. Bir tepenin üzerinde durmuş sağelinde bir fener, sol elinde ise bir asa taşımaktadır. Fener, bilgeliğin yolunugöstermek anlamına gelir ve hermit kartı bilgeliği arayış, münzevilik anlamınagelmektedir. Meditatif konumları, orucu, kendini ilahi olana adamayı ve buadanmışlık içerisinde evrenin gizli kanunlarının keşfini anlatır. Bunun dışındatarot kartında bulunan asalar kartı ise girişkenliği, ilerlemeyi, ustalaşmayıve sezgisel olarak herhangi bir yöne yönlendirilebilen güçlü enerjileri, iradegücünü anlatır. Hermit kartını incelediğimizde ise pelerin kendini adamışlığıve içsel olarak kapanmışlığı, Hermit’in gözlerinin yere bakması mütevaziolmayı, nefsin terbiyesini, bilgeliğin sessizliğini, sol elinde tuttuğu asa,ilahi olanı keşfetmeyi, enerjileri yönlendirebilecek irade güce sahip olmanın,ustalaşmanın, olgunlaşmanın ve bütünleşmenin, fener ise bu elde edilenbilgelikle yolların aydınlatılmasının sembolüdür. Öyleyse ruhsal tekamülünsembol olan Hermit resminde bulunan asa, ruhsal yükselişin en önemlikademelerinden birine işaret etmektedir. Musa’nın Asası ve Mısır’ın Kutsal Asaları Asaların, ağaçların sembolü olduğu ve bilgelikte dönüştürücü, değiştirici veiradenin gücüyle yaratımın maji sembolü olduğundan bahsettik. Peki, asalarsadece ezoterik semboller midir yoksa fantastik edebiyatın vazgeçilmez öğesiolmanın dışında ruhsal bir anlam taşır mı? Bu noktada Hz. Musa’nın asasıyla Mısır uygarlığa bize çok büyük bir gücü işaretetmektedir. Kuran’da Hz. Musa ve asasına karşı ilginç göndermeler mevcuttur. Yine Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı o zaman biz ona”Asanı taşavur” demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı böylece herkes içeceği yeribilmişti. Allah’ın verdiği rızıktan yiyin için ve yeryüzünde bozgunculukfesad yaparak karışıklık çıkarmayın Bakara 2/60. “Asanla taşa vur” diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böyleceher bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu A’raf 7/160. Bu iki ayette de görüldüğü gibi Hz. Musa’ya gelen emirle asasını taşavurması istenmektedir. Aslında burada akla gelen soru emredilen şeyin “asanınkullanılması” olup olmadığıdır. Bu iki ayette de asaya vurgu yapılması, asadakiözel bir güce işaret etmektedir. Pek tabi ki su Allah’ın izni ve isteğiyleortaya çıkmaktadır lakin buna vesilen olan şey acaba majik güçleri olan bir asamıdır? Zira Mısır kültünde her firavunun ve tanrı-tanrıçanın asası olduğubilinmektedir. Hz. Musa ise Mısır bilgeliğine inisiye olmuş bir asa, basit bir asanın ötesinde kozmik bir güce sahip olabilir. Bunuyine şu ayetten yola çıkarak daha rahat anlayabiliriz “Sağ elindeki nedir ey Musa?” Dedi ki “O benim asamdır; ona dayanmaktaonunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim onda benim için dahabaşka yararlarda var.” Dedi ki “Onu at ey Musa.” Böylece onu attı; bir de negörsün o hemen hızla koşan kocaman bir yılan oluvermiş. Dedi ki Onu al vekorkma biz onu ilk durumuna çevireceğiz. Elini koltuğuna sok bir hastalıkolmadan başka bir mucize ayet olarak bembeyaz bir durumda çıksın. Öyle kisana büyük mucizelerimizden birini göstermiş olalım. Taha 20/17-23 Bu ayette asa ile ilgili Hz. Musa, ona dayandığını destek aldığını veağaçlardan yapraklar düşürdüğünü söylemektedir. Buradaki dayanma kısmı, kozmikolarak enerjisel destek olabileceği gibi insani bir işlevde olabilir. İkianlamında aklımıza gelme sebebi Kuran’daki her ayetin içerisinde sırlarbarındırmasıdır ve ayetin ilerleyen kısmında “onda benim için başka yaralardavar.” Denmesidir. Burada gizli bir işlevden bahsedildiği aşikardır. Kaldı kiayetin ilerisinde, bir mucize gerçekleşmektedir. Ayrıca Hz. Musa’nın deniziikiye ayırmak için yine asasını yere vurması da asaya yapılan bir vurguyuiçerir Firavun ve adamları gün doğarken İsrailoğlullarının peşine düştüler. Nihayetiki taraf birbirinin görüş alanına girdiklerinde Musa’nın kavmi, “İşte şimdiyakalandık” dediler. Musa; “Hayır, korkmayın, Rabbim benimle beraberdir ve banamutlaka bir kurtuluş yolu gösterecektir.” Dedi. Bu sırada biz Musa’ya “Asanıdenize vur” diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz ikiye yarıldı, her iki yanısanki büyük bir dağ gibiydi. Şuara suresi 26/60-63 Dikkatinizi çekmek istediğim nokta; tekrardan asasını vurması kendiliğinden ikiye yarılmıyor, birden su fışkırmıyor. İlahi boyutlardanizin geliyor ve Hz. Musa asayı yere vurduğu anda muhteşem enerjisel değişimleroluyor; sular çıkıyor, deniz ikiye yarılıyor. Bu noktada asanın yere vurulmasısanki enerjiyi salma veya yönlendirme anlamını taşımaktadır. Çünkü bazı majikalçalışmalarda kapıları açmak veya kapamak için veya enerjiyi o noktaya odaklamakiçin asanın sertçe yere vurulması gerekmektedir. Bu eski çalışmalar ve buayetlerin ışığının paralel olması asanın ruhsal etkisinin olabileceği anlamınıtaşımaktadır. Bu noktada ilgi çekici bir diğer kısım ise, bunu sadece yapması değil, rahiplerinde yapabilmesi. Rahiplerde asalarını yılanaçevirebildiklerine göre, asaların bu noktada kritik bir işlevi olduğunudüşünebiliriz. Ama Hz. Musa ilahi destek aldığı ve enerjisel olarak rahiplerdençok daha güçlü olduğu için, Musa’nın asası rahiplerinkini yemektedir. Asalar Hz. Musa’da da gördüğümüz gibi Mısır’da da çok önemli bir her firavunun kendine has bir asası olması ve bütün Mısır tanrı vetanrıçalarının asalarla gösterilmesi asalara verilen değeri araştırmacıları firavunların ellerinde ki asaların bereketin ve yetkininsembolü olduğunu düşünmektedir. Pek tabi ki bu doğru olabilir ama asalar yapısıitibariyle farklıdır. Bu konuda bazı araştırmacılar daha ilginç teorilerüretmektedir. Olağanüstü Enerjiler’in yazarı Serge K. King kitabında Mısır’daki asalarlailgili şu ilginç tespiti yapıyor Kralların, kraliçelerin, prenslerin ve idarecilerin temsili heykellerindeellerinde tuttukları görülen on, on iki cm uzunluğunda merak uyandırıcıçubuklar vardır. İdareciler genellikle yalnızca bir çubuk tutarken diğerlerihemen hemen her seferinde her elde bir tane olmak üzere iki çubuk tutar biçimdetasvir edilmişlerdir. Egyptologların elinde bunların ne olduğuna dair hiçbiripucu bulunmamaktadır. Çubuklar iktidar sembolü olamayacak kadar küçüktür,çünkü birkaç metre uzaklıktan bile zor fark edilmektedir ve işaretlemeler,boyut ve şekilleri kraliyet mühürlerine uygun değildir. Olası bir açıklama içinbir kere daha ezoterik geleneğe geri dönebiliriz. Yıllar içerisinde çeşitlimedyomların aldığı bilgilerde çubukların amacının, bedenin enerji alanınınkuvvetini bu enerjinin iradi olarak psişik ve fiziksel hedeflereyönlendirilebileceği bir noktaya kadar artırmak olduğu belirtilmiştir. İddiayagöre küçük çubuklar aralarında bir akım oluşturmak amacıyla farklı materyallerdenüretilmişti. Kombinasyonlardan birinin karbon ve manyetik demir, bir diğerininise bakır veya bronz ve kalay olduğu anlatılıyordu. Bazılarının ise tüpşeklinde düzenlendiği bildiriliyordu. *** Şimdi, Mısır yontu ve resimlerinin belli bir görevi olması gerekenesrarengiz çubuklar tutan kişileri sergilediğini biliyoruz. Psişik kaynaklarmateryalleri ve amaçlarını tanımlamaktadır ve bu materyaller elde tutulduğuzaman objektif bir etkinin meydana geldiği de bulgulanmıştır. Bu gerçeklerMısırlıların bizim bilmediğimiz bir enerji formunu kullandıklarını kanıtlamaz,ancak bunlar dikkate alınmaya değecek ipuçlarıdır. Ancak çubukların bedenin enerji alanının gücünü arttırıcı bir etkileriolduğunu kabul edersek, bu çubuklar eğer kayaları havaya kaldırmak içindekullanıldıysa nasıl olup da böyle bir güce dönüştürülmüştür? Elimizde yanıtolabilecek türden bir “salon eğlencesi” vardır. Eğer bir kişi yere uzanırsa vealtı kişide onun çevresine dizilip parmak uçlarıyla onu havaya kaldırmayaçalışırlarsa, bunu başarmak oldukça zordur. Fakat eğer bu altı kişi sık vederin bir nefes alarak buna bir süre devam ederlerse, yerdeki kişiyi çok dahabüyük bir kolaylıkla kaldırabileceklerdir. Bizim teorimiz, sık nefes sayesindebu altı kişinin sistemlerinde ekstra vril aldıkları ve onu parmaklarınıniçinden çıkan konsantre bir ışınla harcadıklarıdır. Vrilin kuvvetlerindenbirsinin levitasyon olduğu söylendiğine göre, derin nefesten sonra yerdekikişinin yükseltilmesinin kolaylaşması böyle açıklanabilir. Eğer Mısırlılarçubuk veya tüpler aracılığıyla yeterli çoklukta vril yüklemesiyapabilmekteydilerse, bunu bir başka çubuk veya tüp içinde bir ışın şeklindedeşarj edebiliyor ve böylece bir kayayı yerinden kaldırabiliyor ki şarj bitene kadar. Bu bir rahibin veya görevli kişinin kayanın yenidenkaldırılabilmesini temin edecek yeni bir yükleme gerçekleştirene kadar birertelemeye yol açıyor olmalıydı. Ve kaya bu şekilde inşaat yöresine doğruhoplatılıyordu. Fakat tabii bu yalnızca bir teoridir. Birçok Mısır resminde resimdeki kişilerin tuttukları görülen, egyptologlarınaçıklamakta zorluk çektikleri gizemli değnekler vardır. Değneğin belirsizce birhayvan başına benzeyen tuhaf bir başı, düz bir gövdesi ve bir at nalı gibi ikiuca ayrılan bir alt kısmı vardır. Kahire’de bir muhafazanın içinde gördüğüm birörnek tahtadan yapılmıştı ve alt kısmı gümüş yapraklarla kaplanmıştı. Gümüşünelektriği geçiren en iyi doğal iletken ve tahtanın en iyi doğal yalıtkanlardanbiri olması, bir rastlantıda olabilir veya olmayabilir. Bu kombinasyon pekalaelektrik enerjisini veya belki de vrili depolamak için tasarlanmış bir alet,bir kapasitör yerine geçebilir.” Serge K. King’in bahsettiği teori doğru olabilir. Asalar belki de taşlarıuçurmak için kullanılan ve evrensel enerjiyi bünyesinde saklayıp yansıtabilenözel teknololojik aletler olabilir. Veya belki tamamen majikal yöntemlerleçalışıyor da olabilirler. Albert Einstein’ın “Bizim bilemediğimiz bazı sırları eskilerinsahip olduklarını kabul etmek zorundayız. 600 tonluk bazı taş blıkların üstyüzeylerinin dışa doğru kubbeleşmiş olması olması dikkat çekiyor. Bu ancakmuazzam bir çekim veya emme kuvveti ile meydana çıkabilecek bir fenomendir.”Sözü de Mısır’da kullanılan asalarla ilgili teoriyi doğrular niteliktedir. [b]Ruhsal Olarak Asa[/b] Aslında bu ezoterik yansımaların ve muhteşem levitatif çalışmalar dışında,asalar aktif olarak kullanılan bir ritüel aracıdır. Yani teorik anlamlarındışında, bu anlamları gerçekleştirecek pratik bir araçtır. Her kültürdekiasanın yapılışı ve kullanışı farklıdır ve biraz sırlıdır. Yukarıda Mısırasalarından ve Hz. Musa’nın asasından bahsettik. Bu asalar belli ki farklıteknolojileri veya çok daha derin sırları içermektedir. Kimisine göre bu Mısırasaları Atlantis’ten gelen teknolojik araçlardır ve artık yoklardır. Ama benburada bu bahsettiğimiz biraz daha sıra dışı teoriler dışında, eskigeleneklerde bahsedilen sihirli asalar ve bu asaların ruhsal olarakkullanışlarından-yapılışlarından bahsedeceğim. Burada taşları uçurmak,denizleri ikiye ayırmak gibi fiziksel etkilerden çok “ruhsal değişimleri” amaçedinen asalardan bahsediyoruz. Asaların ruhsal olarak kullanımı, var olan ruhsal enerjiyi iletmek veyaevrensel enerjiyi çekmek paratoner gibi şeklindedir. Bu iki yönlü kullanımdada kişinin çok profesyonel ve enerjisel olarak kendini geliştirmesi spritüel enerjilerin ve kimya-fizik yasalarından bildiğimiz üzere ağaçmaddesi, metalik maddelere göre enerjiyi aktarmakta daha zayıftır. Bu yüzdeninisiyatik gelenekte kılıçla çalışmalara başlayan çırak, ustalaştığında asayageçmektedir. Haliyle asa, bu noktada çok daha etkili ama enerjiselyönlendirmeler için çok daha zordur. Tabi ki bir o kadarda asanın yapımaşamaları çok önemlidir. Asaların yapımında ise öncelikle kişinin bir ağaç seçmesi çok geleneklerde kişi orman içerisine girerek içsel olarak kendine yakınhissettiği bir ağaçtan asa yaparken, kelt geleneğinde doğum tarihlerine görebelirlenmiş ağaç seçimleri mevcuttur. Genel olarak meşe, söğüt, fındık ağacı,mürver ağacı, akasya, dişbudak ve yabani erik ağacı kullanılabilir. Ağacınseçiminden sonra işlenip asa haline getirilmesinde kişi tamamen kendi emeğinikullanmalıdır. Gerekli oymaları yaptıktan sonra, tüm diğer ek dalların uçkısımlarının enerjinin gidişatını bozmaması için temizlenmesi önemlidir. Buağaç seçimleri ve işlemeler sırasında dualar önemlidir. Mesela Havass çalışmalarında asa yapımı ve okumalar şöyledir; Sülalenineskilerinden diktiği bir incir veyahut nar ağacı, birkaç gece önceden ayetelkürsi ve Fatiha okunmuş su ile sulanır. Ardından hayırlı bir vakitte namazsonrası Besmele çekilerek dualar eşliğinde dal kesilir. Fatiha, ayetel kürsi veçeşitli kurandan sureler eşliğinde kesme ve yontma işlemleri yapılır. Ardındangönülden “Süleyman Davut Musa ve Talut’a nasip ettiğinkudreti banada ihsan et ey Cebbar olan Allah’ım!” denir ve dalın bir yüzünebakara suresinin 249. Ayeti, diğer yüzüne Fatiha suresi yazılır. Artık bu dal cinlerikovmaktan, şifa vermeye, define bulmaktan nice ilginç işlere yarayacağınainanılır. Ardından asalara kültüre bağlı olarak bazı majikal tılsımlar ve sembollerçizilir. Bunların çizimi her kültüre göre değişir. Yukarıdaki örnekte Kuran’danayetlerin yazıldığından bahsetmiştik. Diğer kültürlerde bu semboller veçizimler ile dualar değişmektedir. Bundan sonra ise asaya kişinin kendiisteğine göre tılsımlı şeyler asılır. Bazı eski şamanik öğretilerde hayvanparçaları, kuş tüyleri, giysi parçaları gibi şeylerdir. Vodoo rahipleri isekurukafalar, kan, hayvan parçaları gibi şeyler koymaktadırlar. Bunun dışındadoğal taşlar, çeşitli bitkiler kullanılabilmektedir. Hayvan parçaları kullanılmasının sebebi hayvanların ruhlarından yardımalmaktır. Böylelikle hayvanları kontrol edilebileceğine inanılır ve rehberhayvan ruhlarının eşlik edeceği düşünülür. Uçlarına kristal veya çevresinemetal parçalar konması enerjiyi odaklamak içindir. Eğer daha çok şifaçalışmalarında kullanılacaksa asa, asma sapı veya söğüt ağacından yapılıp yılanşekli yapılır. Tüy konulacaksa, yerleştirilecek tüylerin hangi hayvandanalındığı önemlidir. Her bir kuşun tüyü farklı anlam taşınır. Bunlar dışında birdiğer en çok kullanılan nesne ise boynuzlardır. Şamanik ve ruhsal olarak birsonraki aşama ise enerjinin yüklenmesi aşamasıdır. Bu noktada kişi, asayı alıp tüm enerjisini asaya yönlendirerek dualar asa ile bir olduğunu ve asaya dönüştüğünü imajine eder. Ardındanirade gücünü ve ruhsal enerjisini asaya aktarır ki, asa, iradesiyleistediklerini yerine getirebilsin. Bu enerjinin yüklenmesi aşamasıtekrarlanmalıdır. Ne kadar sık tekrarlanırsa asayla bütünleşme o kadar fazlagerçekleşir. Bu noktada eski öğretilere baktığımızda yüklemede yapılandeğişiklerin işlevini değiştirdiği gözlemlenir. Mesela kimisi şifa vermek içinkullanılırken kimisi hayvanlara yönelik kimisi ise daha geneldir. Haliyleenerjinin odaklanma kısmı bu noktada önem arz etmektedir. Çalışmalar ileöncelikle ruhsal tesirler en sonunda ise fiziksel tesirler yapılabileceğisöylenmektedir. Ardından yüklemeler dışında kutsamalar yapılır. Bu kutsamalar genellikleelementler veya yapan şamanın ata ruhları veya tanrıları ile tanrıçalarındanistenmektedir. Yukarıdaki havass örneğinde ise kutsama aşaması dua içermektedir. Tarih sürecinde farklı asa kullanımları gelmiştir. Batı ruhsal ekollerindeezoterik sembollerle süslü asalar varken, Haiti voodoosunda tüylerle kaplıenerjiyi aktarmaya yarayan asalar vardır ve cadılık uygulamaları ile eskipaganlarda daha düz ve sade asalar göze çarpar. Daha sonra hazırlanan bu asalarruhsal çalışmalarda enerjileri yönlendirmek veya değiştirmek, inisiyatiktörenlerde kutsamak veya element krallıklarını açmakta kullanılır. [b]Asadan Bastona[/b] Gerek ruhsal araçlar olarak gerekse ezoterik semboller olarak asalarhayatımızın her daim içinde var olmuştur. Hangi birimiz küçükken yaptığı birasayla hayaller dünyasında kaybolmamıştır? Veya birçoğumuz orman gezilerindeyerde bulduğumuz asaların eşliğinde gezimizi tamamlamışızdır. Yaşlılığımızınvazgeçilmez baston figürü dahi belki de asalardan alınan desteğin veolgunlaşmanın bir sembolü olabilir. Geçmişe baktığımızda ise her kültürünkendisine has asa sembolizması ve asa geleneği olduğunu görürüz. Hal böyleolunca, asalar, her ne kadar Hollywood filmlerinin ve fantastik edebiyatıniçinde önemli bir yer edinmişse de, gerçek hayatta hepimizin bilinçaltındaönemli bir sembol olmuştur. Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...
hz musa elinde asa ilahisi sözleri