Yani .02.2015 tarihi arasında, işe başlatmama tarihindeki emsal ücret olan brüt 2900 + yol + yemek üzerinden kıdem tazminatı yeniden hesaplanır. Yukarıdaki hesaba göre yol ve yemek ücretlerini yine ilk fesih tarihindeki tutarları esas alırsak kişiye ödenecek net kıdem tazminatı 16.778 TL olmaktadır.
Fast Money. Özel okullarda öğretmenlik yapanların iş sözleşmeleri haksız şekilde feshedilirse ne olacaktır? İşe iade davası açma hakları bulunuyor mu? İçtihadı birleştirme kararı ne anlama geliyor? Özel okul öğretmenlerinin İş Kanunu kapsamındaki işe iade davası açma haklarının bulunup bulunmadığı ile yazıda içtihadı birleştirme kararına sayılı İş Kanunu’nun işçileri koruyan en önemli düzenlemelerinden birisi işe iade davasıdır. Kanunun 18’inci maddesi, bazı özelliklerin varlığı halinde işverenin iş sözleşmesini keyfi olarak feshedemeyeceğini belirlemektedir. Aksi halde işçi, süresi içerisinde işverene karşı işe iadesini isteyebilecektir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiye işe iade davası konusunda yer vermiştik. Özetle işe iade davası açılabilmesi için, işyerinde 30veya daha fazla işçi çalıştırılıyor olmalı, iş akdi sonlandırılan işçinin bu işyerinde en az 6 aylık kıdemi bulunmalı, iş sözleşmesi belirsiz süreli olmalı, iş akdini sonlandıran işveren işçinin yetersizliğine veya davranışlarına ya da işletmeye, işyerine veya işten kaynaklanan bir sebebe dayanmalıdır. Bu sayılanlardan herhangi birinin vakada bulunmaması halinde işçi işe iade davası açabilecektir.“Özel okullarda çalışan öğretmenler işe iade davası açabilirler mi?” sorusunu cevaplayabilmek için yukarıda sayılan niteliklerin olayda bulunup bulunmadığını araştırmak gerekecektir. Ancak çoğunlukla uyuşmazlık “sözleşmenin belirsiz süreli” olup olmadığı noktasında sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na göre özel öğretim kurumundan şunlar anlaşılırOkul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları,Özel öğretim kursları,Uzaktan öğretim yapan kuruluşları,Motorlu taşıt sürücüleri kursları,Hizmet içi eğitim merkezleri,Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri,Sosyal etkinlik merkezleri,Mesleki eğitim merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarıGörüleceği üzere yasa her ne kadar kurumları saymış olsa da kesin olarak sınırlamamıştır. Dolayısıyla değindiğimiz konuya özel bir lisenin öğretmeni de, ehliyet kursu öğretmeni de yasanın 9/1 maddesi iseKurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak suretiyle bu kurumlarda çalışacak, sayılan çalışanlarla yapılacak iş sözleşmesinin en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yapılmasını hayatının kanunlara sığamayacak kadar çok ayrıntısının bulunması nedeniyle çoğu iş hukuku uyuşmazlığı emsal kararlar ile çözüme bağlanmaktadır. Konumuza ilişkin olarak özel okul öğretmenlerinin işe iade dava haklarının bulunup bulunmadığına dair Yargıtay’ın iş hukuku davalarına bakan iki dairesi farklı kararlar vermekteydi. 9’uncu Hukuk Dairesi, 5580 sayılı yasadaki sözleşme süresinin sözleşmeyi belirli hale getirmediği kanaatiyle özel okul öğretmenlerinin işe iade davası açabileceklerine yönelik karar vermekteydi. 22. Hukuk Dairesi ise aksi kanaatle sözleşmenin belirli süreli olduğu kanaatindeydi. Bu nedenle de işe iade davası açmak mümkün değildir kararlarındaki farkı görüşler nedeniyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarih, 2017/1 Esas ve 2018/2 Karar sayılı kararı ile konuya şimdilik son noktayı koymuştur. Verilen karara göre, yasa ve yönetmelik gereği yapılan sözleşmeler her yıl yenilenmesi gereken sözleşmelerdir. Dolayısıyla bunların asgari süreli sözleşmeler olduğunu söylemek yerinde olmayacaktır. Dolayısıyla Özel Öğretim Kurumları Kanunu’ndaki süre, sözleşmeyi belirli süreli yapar ve özel eğitim kurumu öğretmenlerinin işe iade davası açma hakları yoktur. Sözleşmenin yenilenmiş olması da sonucu gereği, özel okul öğretmenlerinin işe iade davası açmaları bugünkü mevzuata göre mümkün değildir. Sorunun çözümü için yasal düzenleme gereklidir. 5580 sayılı yasaya eklenecek bir hükümle bu sorunun önüne geçilebilecektir. “Sorun” diyoruz çünkü bir çalışanın iş garantisininişe iade hakkı bile bunu tam olarak sağlayamaz elinden alınması çalışanın geleceğini göremeden çalışmak zorunda olması sonucunu doğurur. Bununla birlikte İş Kanunu’nun lehe yorum ilkesi nedeniyle korunan işçinin bu ayrıcalığını da ortadan okullarda çalışan öğretmenler, tarafı olacakları iş sözleşmelerinde bu konuyu dikkate alarak düzenleme talep edebilirler. Düzenleme bulunması halinde işe iade davası açma hakkı olsaydı elde edebilecekleri sonuçları sözleşme ile elde etmeleri mümkün birlikte şunu da belirtmek gerekir ki, kıdem tazminatı ile işe iade davası açma hakkı arasında bak kurulmamalıdır. Özel okul öğretmenleri bazı durumlarda kıdem tazminatına hak edebilmektedirler. Buna bir başka yazıda değinilecektir.
****** EMSAL KARARLAR VE İÇTİHATLAR BU SİTEDE TOPLANSIN - İÇTİHAT VE EMSAL KARAR EKLEMEK İSTEYEN HERKES DAVETLİDİR ****** ADALET MÜLKÜN, GERÇEKLER VE DOĞRULAR DA ADALETİN TEMELİDİR Skip to content Board index HUKUK MAHKEMELERİ İŞ MAHKEMELERİ
Göreve iade olan memurların hakları nelerdir? ASG Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara İdari Dava Avukatı olarak bu yazımızda, disiplin kurulu kararı ile, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. ve 98. Maddeleri gereğince veya son yıllarda ülke gündemimizde fazlasıyla yer alan OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleriyle görevinden el çektirilmiş olup sonradan ohal komisyonu kararı ile göreve iade olan memurların hakları konusundan, bilhassa mali haklarından bahsedeceğiz. Yukarıda sayılan gerekçelerle görevinden ayrılan personel hakkında, İdari Dava yoluyla veya 2017 yılından bu yana özel bir başvuru yolu olarak getirilen ve belirli bir süre faaliyette bulunması öngörülen OHAL Komisyonu Kararı ile göreve iade kararı verilebilmektedir. Ancak göreve iade olmaları sonrasında, kurumlarıyla aralarında aşağıda yer alan bir kısım yeni uyuşmazlıkların ortaya çıktığı görülmektedir. Mahkeme Kararı İptal Kararı veya OHAL Komisyonu Kararının Sonuçları Nelerdir? İptal kararlarını sonuçları Birçok Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu ve Danıştay Genel Kurul Kararında yer aldığı üzere, İdare Mahkemelerince verilen iptal kararları ile birlikte, karara konu idari işlem ve bu işlemin doğurduğu hukuksal sonuçlar ortadan kalkar. Başka bir deyişle iptal kararları geriye yürür ve dava konusu işlem hiç olmamışcasına etki doğurur. Maliye Bakanlığınca yayınlanan 81 No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği’nde yer alan“…Danıştay Birinci Dairesinin Esas No 1982/112, Karar No 1982/130 sayılı istişari kararında ise; haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine göreve döndürülenlerin, dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.” ibaresinden de anlaşılacağı üzere iptal kararı sonrası davacının geriye dönük özlük haklarına ilişkin tüm ihlallerin talep dahi olmadan re’sen giderilmesi gerekmekte olup, bunun dışında süresi içerisinde davalı idareden maddi ve manevi tazminat talep etme hakları saklı kalacaktır. OHAL Komisyonu kararının sonuçları 7075 sayılı “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’da” da iptal kararlarının sonuçlarına benzer şekilde düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre bahse konu kanunun Kararların uygulanması başlıklı 10. maddesinde “…İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü yer almaktadır. Şu kadar ki bu madde kapsamında göreve iade olanların tazminat talebinde bulunma hakkı engellenmiştir. Göreve İade Olduktan Sonra Oluşan Bazı Yeni Uyuşmazlıklar Ankara idari dava avukatı olarak, bir başvuru yolunun etkililiğinden söz edebilmek için, verdiği kararlarla başvuru konusu olayın sebep olduğu tüm ihlalleri uygun bir şekilde gidermesi gerekmektedir. Bir başka deyişle uyuşmazlık hiç yaşanmamışcasına tüm etkileri giderilmelidir. Yargı yolu açık bütün idari işlemler hakkında, idare mahkemelerince verilen iptal kararlarında olduğu gibi, OHAL Komisyonu tarafından verilen kabul kararlarında da bu husus geçerli olmalıdır. Bilindiği üzere OHAL Komisyonu, OHAL döneminde yürürlüğe giren KHK’lara karşı yargı yolunun kapalı olması sebebiyle özel ve sonuçları itibariyle etkili bir başvuru yolu olarak düzenlenmiştir. Ancak bu kararların pratik olarak uygulanması aşamasında davalı idareler ile davacılar arasında yeni uyuşmazlıkların oluştuğu ve dolayısıyla yeni dava konusu işlemlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Büyük bir kısmı mali haklarla ilgili olan bu uyuşmazlıkların bir kısmına aşağıda kısaca yer vereceğiz. Göreve iade olan memurların mali haklarının yasal faizi ile ödenmemesi Göreve iade olan memurların hakları konusunda Ankara idari dava avukatı olarak görüşümüz mali hakların yasal faizi ile ödenmemesidir. Mahkeme kararıyla veya OHAL Komisyonu kararıyla göreve iade olan memurlara geriye dönük mali haklarının yasal faiziyle ödenmemesi yeni bir uyuşmazlık doğmasına sebep olmaktadır. AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın çeşitli kararlarında, herhangi bir sebeple hakları ihlal edilenlere, geriye doğru mali hakları toplu olarak ödenerek mağduriyetleri giderilirken, bu mali hakkına geç kavuşması sebebiyle paranın enflasyon karşısında değer kaybettiği gözetilmeden ödeme yapılmasının, ayrıca mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği ifade edilmektedir. Biz de gerek mahkeme kararıyla, gerekse de OHAL Komisyonu Kararıyla göreve iade edilen memurlara mali hakları ödenirken yasal faiziyle beraber ödenmesi gerektiğini değerlendirmekteyiz. Göreve iade edilenlerde vergi matrahı sorunu Göreve iade olan memurlara mali hakları ödenirken ödemenin, ödeme yapılan dönemin vergi matrahına ilave edilmesi yeni bir uyuşmazlık konusu olmaktadır. Konu ile ilgili idareler, Maliye Bakanlığının da görüşleri doğrultusunda geriye dönük ücret ödemeleri hangi dönemde ödenecek ise o dönemde geçerli olan gelir vergisi tarifesinin esas alınacağını belirtmektedirler. Ancak Danıştay’ın bazı kararlarından, İdari yargının bu konuda farklı düşündüğü görülmektedir. Geçmiş dönemler için yapılan ödemelerin toplu olarak ödemenin yapıldığı dönemin vergi matrahına dahil edilmemesi gerektiği, her bir ödemenin söz konusu olduğu döneme ait olacak şekilde ayrı ayrı vergi kesintisine tabi tutulması gerektiği kanaatini taşıdığı anlaşılmaktadır. Konu ile ilgili Danıştay 4. Dairesinin tarihli, E2005/340, K2005/2266 sayılı kararında “Yargı kararıyla görevine dönen kişiye geçmiş 5 yıllık dönem için ödenen toplam ücretin, ödeme tarihindeki oran üzerinden değil, her bir vergilendirme dönemi için geçerli olan oran üzerinden vergi hesaplanması gerekir.” ifadelerine yer verilmiştir. Vergi Usul Kanunun 122. ve 124. maddelerinde dava açma süresinin geçirildiği hallerde dahi düzeltme talebi ve şikayet yolu ile vergi hatasının giderilmesi talebinde bulunulabileceği öngörülmüştür. Bu yolla da olumlu sonuç alınamaması halinde bu işleme karşı Vergi Mahkemesinde dava açılması mümkündür. Göreve iade olan öğretmenlerin ek ders ücretinin ödenmemesi Göreve iade olan memurların hakları konusunda öğretmenlere ayrı bir başlık açmak gerekir. Göreve iade olan öğretmenlere, fiili olarak öğretmenlik görevini icra etmemeleri gerekçesiyle geçmişe ait ek ders ödemelerinin yapılmaması da göreve iade sonrasında ortaya çıkan yeni uyuşmazlıklardan bir tanesidir. Uyuşmazlık konusu ek ders ücretinin ödenip ödenemeyeceği hususunda karar verirken ilgili mevzuatın incelenmesi gerekir. Ayrıca ek ders ücreti alma konusunda ihtimal sınırlarını aşan bir kesinlik söz konusu ise, yani o dönemlerde çalışan tüm öğretmenler bu ödemeden yararlanmış ise göreve iade olan öğretmenlere de bu ödemenin yapılması gerektiğini değerlendirmekteyiz. Ancak ihtimal söz konusu ise veya ek ders verilmesi idarecilerin takdirine veya belli koşullara bağlanmış ise duruma göre değerlendirilerek bu ödemelerin yapılmaması da mümkün olabilecektir. Göreve iade olan polislerin fazla çalışma ücretinin ödenmemesi Göreve iade edilen memurların hakları konusunda polislerin durumuna da ayrıca değinmek gerekir. Göreve iade olan polislere, 3201 sayılı Kanunun ek 21. maddesi uyarınca ödenen fazla çalışma ücretinin geriye dönük olarak ödenmemesi de göreve iade sonrası oluşan bir başka uyuşmazlık türüdür. Göreve iade olan polisler fiili olarak çalışmadıkları gerekçesiyle kurum bu geçmiş ödemeleri ödemeyebilmektedir. Ancak 3201 sayılı Kanunun ek 21. maddesi uyarınca ödenen ve fazla çalışma ücreti adı verilen bu ödeme tüm polislere her ay düzenli olarak ödenmektedir. Aslında fazla çalışmış olmanın karşılığı ödenen bir ücret değildir. Bu sebeple göreve iade olan polislere geriye dönük olarak bu alacağın da ödenmesi gerekmektedir. İdari yargının da bu yönde kararlar verdiği görülmektedir. OHAL Komisyonu Kararı ile göreve iade olan memurların tazminat talep etmesinin engellenmesi 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun Kararların uygulanması başlıklı 10. maddesinde “…İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü yer almaktadır. Tazminat talebinde bulunma hakkına engel getirilmesi, Anayasa’nın Yargı yolu başlıklı 125. Maddesinin “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır…. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükümleri ile bağdaşmamaktadır. İlgili Kanundaki bu hüküm göreve iade olan memurların maddi ve manevi tazminat talep etme haklarının önünde engel teşkil etmektedir. Bu durumda idareler bu hükme dayanarak tazminat taleplerini reddedeceklerdir. Göreve iade edilen memurların tazminat taleplerinin reddedilmesi işlemine karşı dava açmaları durumunda 7075 sayılı Kanunun 10. Maddesinde yer alan “…Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.” ibaresinin Anayasa’ya aykırılığı gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine gönderilmesi talebini de dava dilekçelerine eklemeleri yerinde olacaktır. Aksi takdirde ilgili kanun hükmü dolayısıyla davalardan sonuç alınması zor gözükmektedir. Anayasanın 153. Maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi geçerlidir. Ancak iptal kararları, görülmekte olan ve henüz kesinleşmeyen davaları etkilemektedir. Bu sebeple Anayasa Mahkemesince verilecek iptal kararlarından devam eden ve henüz kesinleşmeyen tüm davalar etkilenecektir. OHAL Komisyonu Kararı ile göreve iade olan bazı memurların eski görevine iade edilmemesi 7075 sayılı Kanunun Kararların uygulanması başlıklı 10. Maddesinin “…Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; Ankara, İstanbul, İzmir illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarına öncelik verilmek kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığı yükseköğretim kurumu haricinde tespit edilecek yükseköğretim kurumlarından birine önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır…” hükmü, Yine aynı kanunun Türk Silahlı Kuvvetleri ile genel kolluk kuvvetleri personeli ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurlarına ilişkin kararların uygulanması başlıklı 10A maddesinin “…kamu görevinden, meslekten veya görevden çıkarılan ya da ilişiği kesilen subay, astsubay, uzman jandarmalar ile Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi olanlar ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurlarından; haklarında mahkemeler tarafından göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerden, eski kadro, rütbe veya unvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenler ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan araştırma merkezlerinde bu madde esaslarına göre istihdam edilir.” hükmüne göre, bazı kurumlarda görev yapan personelin göreve iade olması durumunda eski görev yerinden başka görevlere atanabileceği düzenlenmiştir. Bu kanun hükümleri gereğince yapılacak uygulama, kamu görevinden çıkarılmanın sebep olduğu bir takım etkilerin devam ettiği ve tam anlamıyla giderilmediği izlemini vermektedir. Anayasa Mahkemesi tarihli ve 2019/93 K. Sayılı kararıyla 7075 sayılı Kanunun Kararların uygulanması başlıklı 10. Maddesinin 1. Fıkrasının 3. Cümlesinde yer alan “…Müdür yardımcısı veya daha üstü ile bunların eşdeğer yöneticilik görevinde bulunmaktayken kamu görevinden çıkarılmış olanların atamalarında, söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanları dikkate alınır.” cümlesini anayasaya aykırı bularak, oy birliğiyle iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesinde “Komisyon kararıyla kamu görevinden çıkarılma işleminin sebep unsuru tamamen ortadan kalktığı halde yönetici pozisyonundayken kamu görevinden çıkarılan ve komisyon kararı sonrasında yeniden kamu görevine dönen kişilerin atanmasında yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyonların dikkate alınmasını öngören kural, bu kişilerin üyelik, mensubiyet, aidiyet, iltisak veya irtibatına dair şüphelerin tam olarak ortadan kalkmadığı izlenimi oluşturmaktadır. Bu durum kişilerin meslek hayatlarında kişisel gelişimlerinin, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin ve itibarlarının olumsuz şekilde etkilemesine sebebiyet vermektedir.” denilmekte ve bu kuralın bu yönüyle özel hayata saygı hakkının ihlali anlamı taşıyabileceğine dikkat çekilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri büyük oranda yukarıda yer verilen ve halen yürürlükte olan hükümler açısından da geçerli gözükmektedir. Bu konuya başka bir yazımızda ayrıntılı olarak yer vermek üzere şimdilik bu kadarla yetiniyoruz. Sonuç Olarak İdari Dava yoluyla veya OHAL Komisyonu Kararı ile göreve iade olanlar ile idareler arasında yeni uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu yeni uyuşmazlıklar yeni davaların yolunu açmaktadır. Umarız ki Mahkemelerce de istikrar kazanmış kararlar, uygulamada idarelere daha fazla yol gösterir. Sonrasında ise barışçıl çalışma hayatı yeni uyuşmazlıklardan olumsuz etkilenmez. ASG Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara idari dava avukatı olarak, dilekçelerinizin her türlü başvuru yoluna uygun şekilde hazırlanmasında veya davanızın etkin bir şekilde sonuçlanmasında her türlü hukuki desteğe hazırız. Uzman idari dava avukatlarımızdan yardım olmak için bizimle iletişim kurabilirsiniz. İlginizi Çekebilecek Benzer Makaleler MEMURİYETTEN ÇIKARILANLARA EMEKLİ İKRAMİYESİ VERİLMEMESİ KHK İLE GETİRİLEN İLAVE TEDBİRLERE KARŞI BAŞVURU İDARİ DAVA OHAL KOMİSYONU KARARINA İTİRAZ
"işe iade" kavramıyla ilgili içtihatlar Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetlerinin; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetlerin; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetlerinin; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işlerin, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebileceği- Davacı, Belediye Başkanlığı ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan davalı Ltd. Şti.'de çalışmış olup davalı Belediye ile diğer davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan işin niteliği göz önüne alındığında, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun şekilde kurulduğu ve muvazaaya dayanmadığı- 22. HD. T. 4690/4844 Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesinin zorunlu olmadığı; dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir kesiminin dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterli olduğu- Davacı alacak taleplerini kısmî dava açarak talep etmiş ve mahkemece de kısmî miktarlar hüküm altına alınmış ise de; birden fazla bilirkişi raporundan mahkemece hangi rapora itibar edildiği gerekçelendirilmediğinden bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğu- 9. HD. T. 37772/8455 Davacıyı iş akdinin feshedildiği tarihteki işinde tekrar işe başlatmayıp, il dışı işyeri öneren işverenin davacıyı işe başlatmadığının kabulü gerektiği- 9. HD. T. 25642/27679 İşçinin prime hak kazanması için prim ödenmesi için gerekli dönemin sonuna kadar çalışması gerekmeyeceği, işyerinde çalışılan süreyle sınırlı olarak prim isteyebileceği- Toplu iş sözleşmesi veya bireysel sözleşme olmadan da fiili uygulamayla verilen primin "iş şartı" niteliğinde olup, işveren tarafından tek taraflı olarak kaldırılamayacağı veya azaltılamayacağı- İşe iade davasının sonucu olan dört aylık ücret ve haklara primin de dahil olduğu- Prim alacağına en yüksek mevduat faizi uygulanacağı- Devamlılık arz eden prim ödemesinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınacağı, prim alacağının zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu- 7. HD. T. 3290/10476 İşçinin hizmet sözleşmesinin geçerli sebeple ya da haklı sebeple feshedildiğini işverenin ispatlamakla yükümlü olduğu- Geçerli sebep bakımından da, işverenin öncelikle feshin şekil yönünden geçerli olduğunu ispatlaması gerektiği- 9. HD. T. 26323/4671 Davacı, İ. bünyesinde kok bataryaları sıcak tamir işinde örüm-söküm ustası olarak davalı şirket nezdinde çalıştığı, davalı ile dava dışı İ. arasında akdedilen sözleşmede, işin 1 ve 2 nolu kok bataryaları sıcak tamir işi olduğu, süresinin 600 iş günü olarak belirtildiği; tamir yapılacak bataryaların her birinde 69 adet fırın ve 70 adet ısıtma duvarı bulunduğunun belirtildiği, İ. tarafından Mahkemeye verilen 13/01/2016 tarihli müzekkere cevabında 2003-2006 yılları arasında E. kontrollüğünde G. tarafından, 2006-2007 arasında İ. kontrolünde O. tarafından işin yapıldığı, 2014-2015 yılları sıcak tamir çalışmalarının E. kontrolünde O. yaptırıldığını, işin rutin bir zaman aralığına bağlı olmadığını, bataryalarda ve refrakter yapıda incelemeler sonrasında ve üretim projeksiyonlarına bakılarak alınan kararlara göre yapıldığı ifade edilmiş olup tanıklar emsal dosyalarda G. ve P. İnşaat Şirketlerinde aynı işte çalıştıklarını ayrıca kok bataryalarında sürekli tamir işlerinin de devam ettiğini beyan etmiş olup, davalı şirket ile dava dışı İ. arasında yapılan sözleşme kapsamında belirtilen işlerin devam edip etmediği, sürekli çalışan tamirci usta ve usta yardımcılarının bulunup bulunmadığı, çalışanlar var ise kadrolu veya alt işveren işçisi olup olmadıkları, bu bölümde yıl bazında çalışan işçi sayısı, yapılan işin asıl iş veya yardımcı iş kapsamında bulunup bulunmadığı hususları demir-çelik sektöründe uzman bilirkişiler ve insan kaynakları veya endüstri mühendisi tarafından mahallinde keşfen incelenerek, ihale konusu işin faaliyet devam ettiği sürece mevcut ve devamlı bir iş olup olmadığı belirlenip sürekli ve devam eden bir iş olması halinde sırf ihalenin süreli olmasının da işi belirli süreli yapmayacağı- 7. HD. T. 29892/20549 Davacı kısmi eda davası açmış olup, dava dilekçesinde talep ettiği miktarlardan daha fazla alacağının bulunduğunun tespiti halinde yargılama sırasında 6100 sayılı HMK uyarınca davasını miktar yönünden ıslah edebileceği gibi ek dava açmak suretiyle de alacağını talep edebileceği- Mahkemece davalı işveren tarafından dava açıldıktan sonra ödenen miktarların kısmi eda davasındaki talep edilen tutarları karşıladığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının ek dava açma konusunda muhtariyetine karar verilmiş ise de; kimsenin kendi lehine bir dava açmaya eda davasında alacağın varlığının tespiti halinde mahkemece talep edilen alacakların hüküm altına alınması ve uyuşmazlığa konu alacak miktarının tamamına ilişkin tespit hükmü kurulması gerektiği- Davacının hak kazandığı kıdem tazminatı ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve yıllık izin ücreti alacakları bilirkişi aracılığıyla veya res'en hesaplanıp ödeme savunması ile birlikte değerlendirilerek davacın hak kazandığı bakiye kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının olup olmadığının belirlenmesi gerektiği- 9. HD. T. 35590/1231 Usul kuralları kamu düzeni ile doğrudan bağlantılı olup, bozma kararının gerekçesinde yapıldığı belirlenen maddi hatanın, taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, maddi hataya dayalı olduğu anlaşılan ifadenin, usuli kazanılmış hak, kesin delil oluşturmayacağı- . HGK. T. 9-13/17 4857 sayılı yeni İş Kanunu'nun 20. maddesi ile iş akdinin feshinin geçersizliğine ilişkin açılacak bir davanın seri yargılama usulüne göre, kısa süre içerisinde sonuçlandırılması düşüncesinin, işçinin emek gelirinden olanaklar ölçüsünde çok kısa bir süre yoksun kalması ilkesinden kaynaklandığı ve bu nedenle de Yargıtay Özel Dairesi'nce verilecek kararın kesin olmasının amaçlandığı- . HGK. T. 22-1442/1496 Davacının, çalışma süresi ve ücretini bildiği, bu halde, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının gerçekte belirlenebilir alacaklar olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri nazara alınarak, hukuki yarar yokluğundan anılan alacaklara yönelik taleplerin usulden reddi gerekeceği- 22. HD. T. 20763/5060 Davacının olayın tarafı ve tanığı olan kişinin yazılı beyanları ile ahlaka aykırı eylemi sabit olup eylemin işyerinde olumsuzluklara yol açacağı ve davalıdan iş ilişkisinin sürdürülmesinin beklenemeyeceği açık olduğundan geçerli fesih nedeniyle feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadeye ilişkin talebin yerinde olmadığı- 7. HD. T. 45345/8373 6 aylık kıdem süresi yönünden dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle esasa girilmeksizin davanın reddine karar verildiği görülmekte olup davacının davalı işyerindeki toplam çalışma süresinin üç dönemden 6 ayı geçtiği anlaşılmakla davanın usulden reddinin hatalı olduğu- İşin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerini toplamanın, tanıklarını dinlemenin, gerekirse mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapıp rapor alındıktan sonra bir karar vermenin gerektiği- 7. HD. T. 153/8918 Davalılar arasında hizmet alım sözleşmesi düzenlendiği ve aralarında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiği dosya içeriğinden anlaşıldığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesinin yerinde olduğu; ancak hüküm fıkrasında davacının hastanedeki işine aynı konum ile işe iadesine denilmek suretiyle infazda tereddüde yol açılmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 16500/10741 İş aktinin feshinin geçersizliğine ilişkin açılacak bir davanın basit yargılama usulüne göre, kısa süre içerisinde sonuçlandırılması düşüncesi, işçinin emek gelirinden olanaklar ölçüsünde çok kısa bir süre yoksun kalması ilkesi uyarınca Yargıtay Özel Daire bozma kararlarının kesin olup, bu kararlara karşı direnme yolunun kapalı olduğu- . HGK. T. 9-2334/47 Kamu düzeninin gerektirdiği haller dışında istinaf dilekçesinde ileri sürülmeyen bir hususun Bölge Adliye Mahkemesince inceleme konusu yapılamayacağı- Sendikal tazminatın hangi ücret üzerinden hesaplanacağı hususunun kamu düzenine ilişkin olmadığı gibi, bu tazminatın hesabına esas ücretin belirlenmesi kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil etmediğinden bozma sebebi olarak re'sen nazara alınamayacağı- Yargıtay'ın temyiz sebepleri ile bağlı olmaksızın kanunun açık hükmüne aykırılık hallerini inceleyebileceği öngörülmüşse de, istinaf incelemesinde ileri sürülmediği için istinaf dairesince incelenmeyen bir konunun temyizde ileri sürülmesi durumunda Yargıtay'ın bu temyiz sebebini incelemesinin mümküm olmadığı- . HGK. T. 9-6/342 İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işyerinde otuz ve daha fazla işçi çalıştırılmasının gerektiği- Adi ortaklık niteliğindeki işveren, kendisini oluşturan gerçek ve tüzel kişilerden bağımsız nitelikte olduğundan, iş güvencesi şartları arasında yer alan otuz işçi kıstasının belirlenmesi hususunda sadece adi ortaklık işverenin aynı işkolunda yer alan işyerleri dikkate alınması gerektiği- 22. HD. T. 8764/1548 Davacı işçinin, davalı Temizlik şirketinden 31/12/2014 tarihinde çıkışının yapıldığı, 01/01/2015 tarihinde ihaleyi alan dahili davalı Yapı şirketinde işe başladığı ve çalıştığını gösterir herhangi bir yazılı kayıt sunulmadığı, aksine 2015 yılı personel listesinde davacının isminin yer almadığı, dolayısıyla davacının dahili davalı şirkette çalıştığının kanıtlanamadığı, en son davalı Temizlik şirketi işçisi olarak diğer davalı Belediyesi nezdinde çalıştığı, buna göre davacının iş akdinin feshedildiği tarihte dahili davalı Yapı şirketinin işçisi olmadığı- Davada muvazaa iddiası olmayışı karşısında aleyhine usulüne uygun şekilde dava açılmayan Yapı şirketinin dahili dava yolu ile davaya ithal edilmesi ve hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 20433/7923 Davacı işçinin satış sorumlusu olarak davalıya ait işyerinde 12/03/2014-30/04/2015 tarihleri arası çalıştığı, işverenin sistem değişikliği kararı gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedildiği ve davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçinin, feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin açtığı davada, Davalı şirket ve İnternet belgesinde adı geçen ve aralarında organik bağ olduğu anlaşılan şirketlerin aynı çatı altında faaliyet gösterip göstermedikleri, Ticaret Sicil kayıtları ve kuruluş belgeleri, merkez ve şube kayıtları getirtilerek amaç ve faaliyet konuları belirlenerek, SGK kayıtları da getirtilerek şirketler arası işçi transferi olup olmadığı, davacının yaptığı iş ve görev tanımı da dikkate alınarak davacının hangi şirkete hizmet ettiği belirlenerek gerekirse bu şirketin de davaya dahil edilmesi sağlanıp, birlikte istihdam ve işverenin muvazaa olgusu bir arada değerlendirilerek fesih tarihi itibarıyla çalışan sayısı tespit edilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 38793/4250 Davacının elinde emanet makbuzu bulunması halinde davalının yabancı para ve çekin iadesi ile ilgili iddiasını» aynı kuvvette bir delil ile kanıtlaması gerekeceği– 19. HD. T. 5278/8872 İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesi halinde mahkemece davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi gerektiği- Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması halinde işçi gerçek işverenin işyerine iade edilmesi, işe iadenin parasal sonuçlarından muvazaalı işlemin tarafı olan diğer kişi veya kurumun gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği- 7. HD. T. 23705/20536 7. HD. T. 24919/19434 7. HD. T. 30533/24375 Feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ilişkin davada verilen İş Mahkemesi kararı hakkında Yargıtay denetiminin mümkün olmayıp İstinaf yoluna gidilmesi gerektiği- 9. HD. T. 233/40 HMK. mad. 124/4 gereği; dava dilekçesinde tarafın eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, hakim karşı tarafın rızası olmaksızın taraf değişikliğini kabul edebileceği- Davacı asilin dava dilekçesinde; hizmet alımının muvazaaya dayandığını belirterek sadece Üniversitesi Rektörlüğü’nü taraf olarak göstermesi yanılma olmadığı ve bu nedenle yargılama sürecinde davaya dahil edilerek gerekçeli kararda dahili davalı olarak gösterilen ve kararı temyiz eden Şirket aleyhine usulüne uygun açılmış davadan söz edilemeyeceği- Davalı asıl işveren ile dahili davalı alt işveren arasında güvenlik hizmetine yönelik sözleşme olmasına rağmen, davacının bu hizmet dışında fakülte sekreteri şoförü olarak çalıştığı, davacı yönünden asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının oluşmadığı, davacının başlangıçtan itibaren asıl işveren davalı üniversite işçisi sayılması gerektiği, davacının işvereninin üniversite olduğu ve fesih geçerli nedene dayanmadığından, davanın davalı üniversite yönünden kabulü gerektiği- 9. HD. T. 20669/13564 Davacı işçinin iş sözleşmesinin düşük performans gerekçesiyle feshedildiği, davalı işverenin ispat yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetliyse de somut olayda davacının sendikal neden iddiası bulunmadığı gibi dava dilekçesinde açıkça 4857 sayılı Yasanın göre tazminat miktarının belirlenmesi talep edildiği halde hüküm fıkrasında işe başlatmama tazminatı belirlenirken somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmayan mülga 2821 sayılı Yasanın istinaden tazminat miktarının belirlendiğinin belirtilmesinin hatalı olup, ayrıca 4857 sayılı İş Kanununun uyarınca boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesine karar verilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak 5 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi yasanın açık emredici düzenlemesine aykırılık teşkil ettiği- 7. HD. T. 45659/7839 "Başvuru formu" uygulamasının başladığı tarihine kadar arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları”, "işçi-işveren uyuşmazlığı” gibi soyut ifadeler kullanılmış ise, başvuru formu getirtilip, talepler açık açık belirtilmiş ise talep formunda belirtilen alacakların görüşmelere konu edildiği, açıkça belirtilmemiş ise taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiğinin kabul edilmesi gerektiği- Başvuru formu uygulamasının başladığı tarihinden sonraki başvurularda, başvuran ve özellikle başvuru arabuluculuk ile görevli mahkemenin memuruna yapılmış ise görevli memurun başvuru formundaki bu tür eksiklikleri giderecek uyarılarda bulunması, tarihinden sonraki başvurularda başvuru formu içeriğine itibar edilerek sonuca gidilmesi gerektiği- Somut uyuşmazlıkta, davacı arabuluculuğa başvururken taleplerini başvuru sırasında belirttiğini iddia ettiğinden, mahkemece, arabulucuya başvuru evrakının arabulucu onaylı sureti getirtilmesi, davaya konu tazminat ve alacak kalemlerinin belirtilmesi veya işaretlendiğinin tespiti halinde dava şartının ikmal edildiği kabul edilerek işin esasına girilmesi ve yargılamaya devam olunması gerektiği- Başvurunun "işçilik alacakları, işçi-işveren ilişkisi" şeklinde genel bir içerik taşıması durumunda ise; başvuru tarihinin yönetmelikten öncesine ait oluşu nedeni ile dava şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 510/3277 Yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri ve kamu işverenleri bakımından da farklı bir uygulamaya gidilemeyeceği- Hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde muvazaa olgusu sabit olduğundan, davacının hukuki ve fiili işvereninin davalı Belediye olarak kabulünün zorunlu olduğu- 7. HD. T. 31922/21089 Feshin geçersizliği ve işe iade kararı sonrası, işçinin işe başlatılması için başvurusu ile işverenin işe davetinin de dürüstlük kuralı kapsamında samimiyet noktasında sorgulanması ve işverenin sözleşme ile kararlaştırılan nakil veya başka yerde görevlendirme yetkisini saklı tutan kuralın da objektif iyiniyet kuralı kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği- 9. HD. T. 26985/24025 Vardiya zammı, sosyal yardım, giyim yardımı, aile yardımı, ücret farkı, ilave tediye ile şeker ikramiyesi alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 33962/28076 Terk nedeni ile boşanma sonucunda, kocanın düğün sırasında eşine bağış suretiyle verdilerini geri isteyebilmesi için, eşin yasaca yükümlü olduğu görevlere karşı önemli derecede uymazlığının gerçekleşmiş olması şimdi; TBK. mad. 295 gerektiği– 2. HD. T. 4761/4813 Delillerin tam olarak değerlendirilebilmesi ve denetlenebilmesi, hukuki dinlenilme hakkı kapsamında taraflara açıklamada bulunma hakkı verilmesi için söz konusu ... bilirkişiye verilerek görüntülerin çıktıların dosyaya alınması, davacının engelli çocuklara şiddette bulunup bulunmadığı, fesih konusu davranışları gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusunda açık, denetime elverişli konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekeceği- 9. HD. T. 29050/8643 Davacı işçinin işe iadeye ilişkin kararının onandığı, tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı işçinin de tarihinde işe başlatılması talepli yazıyı işverene gönderdiği anlaşılmakla; 4857 s. Kanun’da işçinin işe iadesi için başvuru süresinin “kesinleşmiş mahkeme kararının tebliğinden” itibaren başlayacağı açıkça düzenlendiğinden, somut uyuşmazlıkta ise; anılan işe iade kararına ilişkin kesinleştirme işlemi yapılmadığından ve bu itibarla işçiye kesinleşmiş mahkeme kararı tebliğ edilmediğinden, işe başvuru süresinin aşılmadığı, dolayısıyla işe iade davasına bağlı talepler bakımından davacının işe iade istemiyle davalı işverene yasal süresi içinde başvurduğu kabul edilerek davacının işe başlama talebinin veya davalının işe davetinin samimi olup olmadığı konularında bir değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerektiği- 9. HD. T. 29812/19206 İşçinin hizmet akdini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu- İşverenin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı- Kesinleşmiş İş Mahkemesi kararında davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle davacı işçinin asıl işveren davalı Üniversiteye iadesine, mali sorumluluk açısından ise davalı Üniversitenin sorumlu tutulmasına karar verilmiş olduğundan, işe iade ve mali sorumluluk tek başına davacı Üniversiteye ait olup davalı yükleniciye rücu hakkı bulunmadığı- 15. HD. T. 612/736 Davacının emeklilik nedeniyle olan kıdeminin sfırlanmasının doğru olmadığı, davacının kıdemi 6 aydan fazla olup işin esasına girilerek davanın görülmesi gerektiği- Dava dışı ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, dosyaya sunulan davacı delilleri değerlendirilip gerekirse tanık dinlenerek ile davalı arasındaki iş ilişkisinin muvaazaya dayalı olup olmadığının tespiti ile buna göre işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesi gerekirken işçi sayısının 30 dan az olduğundan davanın reddinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 5422/2300 Davacı dava dilekçesinde iş aktinin tarihinde tek taraflı olarak sonlandırıldığını iddia ederken davalının ise fesih bildirim tarihinin olup yasal dava açma süresinin aşıldığını savunduğu, gerçekten da dosyaya sunulan işten ayrılma bildirgesi, hizmet döküm cetveli ve SGK kayıtlarından davacının işten çıkış tarihi şeklinde işlendiği, ayrıca sunulan bordrolardan da 2014 yılı Nisan ayında 8 gün çalışma 8 gün rapor olmak üzere 16 gün karşılığı ücret tahakkuk ettirildiğinin de görüldüğü, davacının 12-24 Nisan 2014 arasında arka arkaya 3 kez raporlu olduğu da görülmüş olup en son rapor bitim tarihi olarak tarihi gözüktüğü, yani davacının tarihinde işbaşı yapması gerektiğinin anlaşıldığı, yine davacının devamsızlık yaptığına dair 8-9 Nisan ile 11-12-13 Nisan 2014 tarihli tutanaklar sunulmuş olup, davacının devamsızlığı üzerine keşide edilen ve varsa mazeretini bildirmesi aksi halde iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunun gereğince feshedileceğini içeren noter ihtarı da davacıya tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekili yargılamanın hiçbir aşamasında dava dilekçesinde belirtilen iş aktinin tarihinde tek taraflı olarak sonlandırıldığı iddiasının sehven/maddi hataya dayandığını ileri sürmemiş olup kaldı ki dosyaya sunulan sağlık raporları dahi dikkate alınsa davacının en son tarihinde işbaşı yapması gerekirken bu tarihte ve sonrasında dava açılış tarihine kadar işyerinde çalışmasını sürdürdüğüne dair bir ispat da bulunmadığından davacının iş sözleşmesinin tarihinde sonlandırıldığının tarafların kabulünde olduğu, bu tarih esas alındığında ise tarihinde açılan davanın yasal 1 aylık süre içerisinde açılmadığının anlaşılması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 904/8426 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları işyerlerinde işveren sıfatına ilişkin yetkilerin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kullanıldığı, vakıfta çalışan işçilerin iş güvencesi yönünden 4857 sayılı Yasanın 18. maddesinde düzenlenen 30 işçi sayısının belirlenmesinde bağlı oldukları bakanlığın aynı iş kolunda bulunan diğer vakıflarda çalışanların da dikkate alınması gerektiği, tüm Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında çalışan sayısı gözetildiğinde, davacı işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği- 9. HD. T. 6398/15903 Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmeyeceği ve bu haktan vazgeçilemeyeceği- İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün olmadığından, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati olduğu- 9. HD. T. 17053/22535 Davalı Belediye'de ilk defa 2007 yılından itibaren işe girenler bakımından 5620 sayılı Kanun'un 1, 3 ve geçici öngörülen şartları gerçekleşmediğinden, mevzuata uygun bir iş sözleşmesi kurulmadığı anlaşıldığından, TBK'nun 394. maddesi gereğince geçersizliğin ileriye etkili sonuç doğuracağı ilkesi gözetilerek, iş sözleşmesinin geçersizlikle son bulduğunun kabul edilmesi ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca 2007 yılından önce işe girenler bakımından ise 5620 sayılı Kanun kapsamına girip girmeme açısından, 2005 ve 2006 yıllarındaki çalışma sürelerinin her bir işçi yönünden ayrı ayrı araştırılıp değerlendirilmesi ve bu hususların mahkeme kararının gerekçesinde belirtilmesi gerektiği- 22. HD. T. 21774/28019 Asıl işveren davacı bakanlığın, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemi- 13. HD. T. 24790/8529 Davacı işçinin davalıya ait işyerinde yaklaşık 3 yıl çalıştığı, iş sözleşmesinin yazılı bildirim yapılmaksızın feshedildiği, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli olsa da davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 5 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmayıp, davacının 4 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği- 7. HD. T. 45705/7842 İşçinin ücreti içinde vardiya primi, ikramiye, senelik izin ve bayram alacaklarının ödenmesi kararlaştırıldığından, part time çalışan işçilerin ayrıca Toplu İş Sözleşmesi'ndeki bu yardımlardan yararlanamayacağı- Tam süreli çalışan olduğu tespit edilen davacının, tam süreli çalışan işçi gibi alması gereken ikramiye, senelik izin ve bayram yardım alacaklarının hesaplanması için işçiye ücreti içinde ödenen vardiya primi, ikramiye, senelik izin ve bayram alacaklarının mahsubu ile fark alacaklarının tespit edilmesinin gerektiği; bu nedenle bozma ilamında da davacının çalışma şeklinin belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği- Mahsup yapılmadan ikramiye, senelik izin ve bayram alacaklarının hüküm altına alınmasının mükerrer ödemeye neden olacağının gözetilmemesinin hatalı olup bozma nedeni olduğu- 22. HD. T. 608/2613 Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması veya yasal unsurları taşımaması halinde, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine işe iadenin mali sonuçlarından gerçek işveren ile muvazaalı işlemin tarafı olan kişi, kurum veya kuruluşun müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- Davacı 2011 yılından itibaren muvazaalı çalıştığını iddia etmiş ve muvazaa tespiti yapılan dönem sonrası işe girmiş olup dosya arasında davacının çalıştığını iddia ettiği tüm dönem ihale evrakları bulunmamakta olduğu, mahkemece, davacının çalıştığı döneme ait tüm ihale evrakları temin edildikten sonra, davacının tam olarak ne iş yaptığı, yapılan işin hizmet alım sözleşmesi ve eki teknik ve idare şartnameler kapsamında olup olmadığı belirlenmeli, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve özellikle de yüklenici şirketin, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı İdareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı yani salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceğinin tespit edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 19989/21891 Taraflar arasındaki vekalet ilişkisi, davalı avukatın ihmal ve özensizliği sebebiyle sona erdirildiğinden, müvekkili davacı adına herhangi bir dava açmayan, suç duyurusunda bulunmayan ve masraf belgesi de ibraz etmeyen davalının, vekalet ücreti talep edemeyeceği gibi, kendisine ödenen ücreti de tamamen iade etmekle yükümlü olduğu- 13. HD. T. 21868/16023 Açıkça itiraz ve şikâyetten vazgeçilmeksizin, borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesinin itiraz ve şikâyetin esasının incelenmesine engel olmadığı- Haciz ihbarnamesi tebliği üzerine üçüncü kişi tarafından dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesi iradi nitelikte bir ödeme sayılamayacağından, şikâyet tarihinden önce dosya borcunun ödenmesinin haczedilmezlik şikâyetinin esasının incelenmesine engel olmadığı- . HGK. T. 8-1862 /1530 . HGK. T. 8-1868 /1485 Eğitim personeli ile yapılan sözleşmelerin 5580 sayılı Kanunun hükmü de nazara alındığında yasadan kaynaklanan asgari süreli iş sözleşmesi olduğunun kabulü gerektiğinden, özel eğitim kurumunda rehber öğretmeni olarak çalışan davacının iş sözleşmesi asgari süreli olduğundan iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği- 7. HD. T. 309/23221 Davalı G. Güvenlik Hizmetleri ait davacının çalıştığı işyerinde çalışan işçi sayısı 19 ise de, davalı G. Güvenlik Hizmetleri aynı iş kolunda tüm işyerlerindeki işçi sayısı araştırılarak fesih tarihinde 30 işçi koşulunun sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilip eğer davalının aynı işkolunda başka işyerleriyle birlikte fesih tarihinde 30 veya üzeri işçisi bulunmaktaysa esasa girilerek bir karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 16202/22853 Davalı işverence feshin son çare olması ilkesine uyulmadan yapıldığı anlaşıldığından mahkemece feshin geçersiz olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak işe iadenin mali sonuçlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması yerinde ise de, işe iade yönünden davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklıktaki işine iadesine karar verilmesi gerekirken hangi davalı nezdinde işe iadesine karar verildiğinin hükümde gösterilmemesinin hatalı olduğu- 7. HD. T. 45973/8958 İster brüt, ister net miktarlar talep edilsin, hüküm fıkrasında işçilik alacağı miktarları gösterildikten sonra net mi yoksa brüt mü olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiği- . HGK. T. 9-157/1051 İyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin 2. 'deki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, ancak muvazalı işlemin taraflarının birbirlerine karşı muvazayı ileri sürebilmelerinin mümkün olduğu, hukuki bir engel bulunmadığı ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalının, davacının Genel Müdürlüğü'ne süresi içinde başvurması halinde hak kazanacağı 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından, davacının Genel Müdürlük tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde hak edeceği 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat alacağından daha açık bir anlatımla davalı Genel Müdürlüğün davacının iş akdini geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu- 7. HD. T. 34701/7819 Feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine ilişkin davada, dosya içeriğinden davacı hakkında ceza soruşturması bulunduğunun anlaşıldığı, mahkemece davacı hakkında ceza soruşturması bulunduğundan, ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 5986/14796 E. hükmü içermeyen "tespite” ilişkin ilamların icra takibine konu edilemeyeceği, ancak, kesinleşmeleri halinde bu ilamlardaki vekalet ücreti ve yargılama giderine dayalı likit miktarların icra yolu ile infazının mümkün olduğu- Takibe dayanak yapılan işe iade ilamında, likit bir miktarın ödenmesi yönünde eda hükmü oluşturulmamış olup bu ilamın kesinleşmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti kalemlerin istenebilmesi dışında icra yolu ile infazının da mümkün olmadığı- 8. HD. T. 12056/15909 Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu- Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması ve muvazaa bulunmaması halinde ise, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverene ait olduğu- Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünden bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarıda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumlu olduğu- 9. HD. T. 27243/5355 kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile yıllık jestiyon primi, boşta geçen süre ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 875/9534 Davacı işçinin davalıya ait iş yerinde 9 yıl 2 ay 1 gün çalıştığı, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesinin doğru bulunmadığı, bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği- 9. HD. T. 22504/7225 Bozmadan önce var olmayan bir kısım tebligat belgeleri de değerlendirilmek suretiyle kurulan hükmün yeni hüküm niteliğinde olduğu kabulü ile dosyanın, temyiz incelemesi için özel dairesine gönderilmesi gerektiği- . HGK. T. 22-1216/1027 İşçinin ölümü feshi izleyen dört ay geçtikten sonra gerçekleşmiş olmakla, ölen işçinin mirasçılarına dört aylık süre için boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesi gerekeceği- . HGK. T. 22-2309/1761 İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesi halinde mahkemece davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi gerektiği- Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması halinde işçi gerçek işverenin işyerine iade edilmesi, işe iadenin parasal sonuçlarından muvazaalı işlemin tarafı olan diğer kişi veya kurumun gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği- 7. HD. T. 23438/20543 Talepte bulunulan mahkeme, geri dönmesi halinde çocuğun fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağı yönünde ciddi bir risk bulunduğunu tespit ederse iade talebini kabul etmek zorunda olmadığı ve çocuğun mutad meskene iade edilmesi halinde psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağı yönündeki bilirkişi raporuna dayanılarak mahkemece yapılan değerlendirme kurul çoğunluğunca yerinde görüldüğü ve Uluslararası Sözleşmenin 13/b maddesi uyarınca iade zorunluluğu bulunmayan bir halin somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından, aynı hususa işaret eden direnme kararının usul ve yasaya uygun olup onanması gerekeceği- . HGK. T. 2-382/747 Davacı taraf, davalı kurumun posta ve kargo dağıtım işinde şoför olarak çalıştığını, davalının alt işverenlerle kurduğu ilişkinin İş Kanununun öngördüğü alt işverenlik ilişkisine uygun olmadığını, muvazaalı olarak kurulan ilişkinin bir takım yükümlülükleri ortadan kaldırmayı amaçladığını, zira çalışma süresi boyunca yaptığı işin davalının asıl işi olduğunu ve uzmanlık gerektirmediğini, ayrıca taşeron firmaların değişmesine rağmen çalışanların değişmediğini ve firmaların değişmesinden dahi haberlerinin olmadığını iddia etmiş olup mahkemece, “PTT idaresinin postaların ayrım ve dağıtım işlerini ihale yolu ile üçüncü şahıslara gördürebileceği” şeklindeki düzenleme gerekçe gösterilerek, muvazaa bulunmadığı kabul edilmişse de, mahkemece, yapılan alt işverenlik sözleşmelerinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı, işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı, alt işverenin işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip olup olmadığı, alt işveren uygulamasının işçilik teminine yönelik olup olmadığının araştırılması, davalı idare ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi mi, yoksa muvazaalı bir ilişki mi bulunduğu açıkça tespiti yapılarak karar verilmesi gerektiği- Şoför olarak çalışan davacının 100 ceza puanını doldurması sonrasında ehliyetine el konulması üzerine, işverence iş akdinin bu nedenle son verilmesinin zorlayıcı sebep niteliğinde olduğu İş K. mad. 24/III, davalı işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı- 9. HD. T. 7054/19527 Davacı lehine bozulan ve uyulan bozma kararı sonrası ücret araştırması yapılarak davacı tarafın tazminat ve alacaklarının bilirkişi raporu ile hesaplandığı, bu hesap raporun üzerine de davacı vekili belirlenen tazminat ve alacaklarını ıslah sureti ile arttırarak talepte bulunduğu, bozma içeriğine göre bozmadan sonra araştırma yapılmış ve tahkikat devam etmiştir, tahkikat devam ettiğine göre davacı tarafın ıslah işleminin kabulünün gerektiği- 9. HD. T. 580/653 Davacının çalışma süresi boyunca yaptığı fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin puantaj ve bordrolarda gösterilerek ödendiği ve bunun yanı sıra, iş akdinin feshinden sonra düzenlenen ve savunma ile çelişmeyen ibranamede davacının davalıyı bu üç alacak açısından ibra ettiği, ibranamenin irade fesadıyla imzalatıldığının iddia ve ispat edilemediği anlaşıldığından belgeler ve ibranameye değer verilerek bu üç talebin reddi gerektiği- 9. HD. T. 26853/801 İşe iade ve işçilik alacaklarına ilişkin davada, kıdem tazminatı dışındaki işe iade ve boşta geçen süre tazminatları bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah talep arttırımı ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah talep arttırımı tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekeceği- 9. HD. T. 21255/10008 Takip dayanağı olan iş mahkemesi ilamının hüküm fıkrasının incelenmesinde; yargılama gideri ve avukatlık ücreti dışındaki kısımların eda hükmünü içermediği, dayanak ilamın 1 no'lu bendinde; “Davacının davasının kabulü ile, işverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içerisinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine, davacının işe iade için işverene süresi içerisinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,” karar verilmiş olduğu görülmekte olup, hükümde öngörülen hususlar yönünden, alacaklının borçlunun yanında tekrar işe başlamak için süresinde başvurup başvurmadığının belirlenmesi ile süresi içerisinde başvurusu halinde ise 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 21. madde koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, ilamın İİK.'nun 68. maddesi kapsamında belge niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, mahkemece, alacaklının itirazın kaldırılması isteminin asıl alacak ve fer'ileri yönünden de reddi gerekeceği- 12. HD. T. 24570/15327 İyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan şirketin davacının Genel Müdürlüğe süresi içinde başvurması ve süresi içinde işe başlatılmaması halinde dört aylık brüt ücret tutarından, diğer bir anlatımla geçersiz sebeple fesih sonucuna bağlı kanuni yaptırım sonucu doğan alacağından diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu- 22. HD. T. 10523/13023 Davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanmasına esas giydirilmiş ücreti konusunda uyuşmazlık bulunduğu davada, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücretin, işçinin brüt ücreti olması gerekeceği- Kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil, sigorta primi, vergi, sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanması gerekeceği- Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulması gerekeceği- Ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği - Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekeceği- 7. HD. T. 6604/8046 Çocuğun geri dönmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka bir şekilde, musamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddi bir risk mevcut ise iade talebinin reddebileceği; Çocuğun geri döndüğü taktirde, fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağı yolunda ciddi bir riskin varlığını gösteren nesnel bulgular bulunmayıp, 2 yaşındaki çocuğun yaşının küçük olmasının başlı başına iade isteğinin reddine sebep teşkil etmeyeceğinden; çocuğun mutad meskene iadesi talebinin kabul edilmesi gerektiği- 2. HD. T. 8304/8799 Kural olarak mevcut bir borç için senet verilmesinin o borcun Borçlar Hukuku anlamında yenilendiği anlamına gelmeyeceği- Bir borcun mevcudiyetini kabul ederek alacaklıya senet verdiğini iddia eden tarafın bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu- Vekilin müvekkile hesap verme yükümlülüğü olup, bu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispatlamada ispat yükünün vekile ait olduğu- . HGK. T. 3-2591/2584 Davacının iş sözleşmesi TRT Türk kanalında yayınlanan spor programında prodüksiyon amiri 1. yardımcısına ihtiyaç kalmaması ve harcama kaleminden çıkarılması sebebi ile feshedilmiş olup, davalı TRT Genel Müdürlüğü 2954 sayılı yasa gereğince kurumda hizmet sözleşmesi ile işçi çalıştırılmasının mümkün olmadığını savunmuş olup, davalılar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin idarenin ihtiyacı doğrultusunda program ile ilgili muhtelif işlerin sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde sağlanmasına yönelik yardımcı iş olarak değerlendirilerek yapılan işin niteliği itibariyle davalılar arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/6. ve 7. maddelerine uygun ve geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu anlaşıldığından davacının alt işveren işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise alt işverenin asıl işverenle müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 30960/27981 Davacının çalıştığı döneme ait tüm ihale evrakları temin edildikten sonra, davacının tam olarak ne iş yaptığı, yapılan işin hizmet alım sözleşmesi ve eki, teknik ve idare şartnameler kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığı üzerinde durularak bu hususların açıklığa kavuşturulması ve özellikle de "yüklenici şirketin, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı İdareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı" yani, "salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği"nin tespit edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 27647/21887 Üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren başka bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceği, işçinin yasal sınırlamaları aşan çalışmaları için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğacağı- 7. HD. T. 7781/14862 Asıl işin bir bölümünde işletme ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerin alt işverene devredilebilmesinin mümkün olduğu- İşletmenin ve işin gereği ancak teknolojik nedenler var ise söz konusu hükümdeki şartlar gerçekleşmeden asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi halinde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz olacağı- Hizmet alımı yapma ile bu hizmetin yürütülmesi için personel işçi temininin farklı olgular olduğu- Bir alt işverenin bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip olmadığı durumlarda kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimi üstlenilmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacağı- 7. HD. T. 17805/13101 tarihli istifa dilekçesinde elyazısı ile davacının özel sebeplerden dolayı işten ayrıldığının yazılı olduğu, davacı istifa dilekçesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmadığı gibi, istifa dilekçesinin baskı altında alındığını, iradesinin sakatlandığını yeterli ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığından, kıdem tazminatının reddi gerektiği- 22. HD. T. 2313/9370 Sürekli olarak çalıştırıldığı anlaşılan işçinin, iş yeri uygulaması haline gelmiş olan mevcut durumun aksine olarak, iş akdinin askıya alınması işleminin, fesih hükmünde kabul edilmesi gerektiği- Davacı işçinin norm kadro dışında çalışmak üzere geçici işçi olarak işe alındığı ve aralıksız çalıştırıldığı, mevcut statüsüne göre ve 5620 sayılı Yasa hükümlerine göre davacı işçinin bir yılda 5 ay 29 günden fazla süreyle çalıştırılmasının yasak olduğu, bu nedenle davacı işçinin iş sözleşmesinin işverence feshi, sözü edilen yasa gereği geçerli nedene dayandığı- 7. HD. T. 6818/9649 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile eğitim ve öğretimin, öğrenciler bakımından kesintisiz devam etmesi amaçlandığından, “en az bir takvim yılı süreli” sözleşme imzalanmasını öngören 5580 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi, diğer maddelerle birlikte değerlendirildiğinde özel öğretim kurumları personeli ile yapılan sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu- . İBK. T. 1/2 Davanın, Kurum işleminin iptali ve malullük aylığı bağlanması istemine ilişkin olduğu- tarihinde yapılan kontrol muayenesi sonucu belirlediği, malullük halinin ortadan kalktığını tarihli yazıyla davacıya haber veren ve bu tarihe kadar ödediği malullük aylıklarını davalı Kurumun geri istediği somut olayda, bilgi ve belgelere göre davacının kötü niyetli olmayıp, Kurumu yanıltmadığının belirgin olması, davalı Kurum tarafından da kötü niyetli olduğunun iddia ve ispat edilememesi, yaşam deneyimleri ile günümüzün ekonomik koşullarına göre aldığı malullük aylıklarını tükettiğinin anlaşılmasına göre objektif iyiniyet kuralına açıkça aykırı olması nedeniyle eldeki davaya konu olay nedeniyle davacının borçlu olmadığının belirlenmesi gerektiği- 10. HD. T. 17729/19968 Hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olup olmadığının da netleştirilmesi gerektiği- İhale edilen işin belediyenin asli işlerinden olduğunun tespiti halinde 5393 sayılı Kanuna göre Belediye'nin asli işlerinin alt işverene verebilmesi mümkün bulunsa dahi genel muvazaa kriterlerine göre yine de asıl-alt işveren ilişkinin hukuka uygun bulunup bulunmadığının yöntemince irdelenmesi gerektiği- 7. HD. T. 28091/24188 "İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının davalıdaki işine iadesine, davacının yasal sürede başvurmasına rağmen süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine, davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” şeklindeki kararın bu haliyle likit bir alacağın tahsiline dair eda hükmünü içermediği, aynı ilamda yer verilen yargılama gideri ile vekalet ücreti dışındaki hüküm bölümünün eda hükmü taşımadığı ve ilamda yer almayan noter ihtar ücretinin ilamlı takip konusu yapılamayacağından, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile bu alacakların faizi dışındaki alacaklar yönünden takibin iptali gerekeceği- 8. HD. T. 19564/18678 Mirasta iade denkleştirme davasına konu olan şeyin değeri ne olursa olsun, taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin davacının miras payı üzerinden hesaplanacağı - 2. HD. T. 1885/2935 Davacı işçinin, davalı işverene ait tesislerde güvenlik görevlisi olarak görev yaptığı, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açtığı dava neticesinde mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiği, temyiz edilen kararın denetimden geçerek onandığı ve davacının süresinde işe başlama başvurusunda bulunduğu- Davalı işveren ise, davacının işe iade başvurusunun kabul edildiğini davacının çalıştığı kurumla olan hizmet alım sözleşmesinin süresinin bitmesi ve yenilenmemesi sebebiyle, başka bir projelerinde çalıştırılacağını, tarihinde işe başlaması hususlarını içeren ihtarname gönderdiği, davacının ise işverenin davet ettiği işe başlamadığı- Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının geçersiz sayılan fesih öncesi çalıştığı işin ihale süresinin bittiği- Davalı işveren tarafından, işyerinde meydana gelen değişiklik üzerine zorunluluk sebebiyle davacı işçinin özelliğine, kıdemine ve önceki işine en uygun işe davet etmiş, davacıyı başka yerde çalıştırma imkanı bulunmayan işverenin daveti ise davacı işçi tarafından kabul edilmediği, davacının işe başlatılmadığından söz etmek mümkün olmadığından, davacının sadece boşta geçen süre ile ilgili ücreti hak edebileceği dikkate alınarak işe başlatmama tazminatı talebinin reddi gerektiği- 22. HD. T. 13710/23315 Davalı şirketin davalı belediyeye ait bir kısım ulaşım hizmetlerini ihale ile üstlendiği, davacının bu işte davalı şirketin işçisi olarak şoför unvanı ile çalışmakta iken iş sözleşmesinin ihale süresi ve belirli süreli iş sözleşmesinin sona erdiği bildirilmiş olup davalı belediyenin denetim yetkisi ve işçi alacaklarına, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına karşı müteselsil sorumluluğu nedeniyle bazı müdahalelerde bulunmasının aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği- Kanuna uygun ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğundan, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı sonucuna varılmış olmasının hatalı olduğu- Davalı şirketçe fesih bildiriminde ihale bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiş olup, davalı şirketin yapılan yeni ihaleyi alamadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, feshin son çare ilkesinin göz önünde bulundurulup bulundurulmadığının değerlendirilmesi gerektiği- İhaleyi alan dava dışı firma ile davalı şirket arasında organik bağ olup olmadığı, davalı şirketin fesih tarihi itibariyle başka işyeri veya işyerlerinin bulunup bulunmadığı, işverenin varsa diğer işyerlerinde davacının değerlendirilme olanağının olup olmadığının araştırılması gerektiği- 9. HD. T. 16161/2603 Davacı işçinin davalıya ait işyerinde yaklaşık 13 yıl çalıştığı, kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesinin doğru olmayıp, bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti tutarında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği- 7. HD. T. 2798/9140 Davacıya teklif edilen işin pres bölümünde olduğu, sağlık sorunları yaşadığı kaynakçılık bölümündeki işinin daha zor olduğu ve ücretinin de buna göre daha yüksek olmasının işin doğası gereği olduğu, pres bölüme alınan davacının işinin zorluğunun da azaldığı ve normal olarak ücretinin düşmesinin söz konusu işi kabul etmemesini haklı kılmayacağı ve davacının pres bölümünde 8 gün çalıştıktan sonra ücretin düşmesi ve bunu kabul etmemesi sebebiyle işverenle anlaşmazlık çıktığından, işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığının kabulü gerektiği- 22. HD. T. 12431/17517 Davacı, davalıdan satın aldığı tutkalları başkalarına sattığını ve bu ürünlerin ayıplı olması nedeniyle dava dışı 3. kişilerin kendisinden talep ettiği zararı ödediğini belirterek ödemiş olduğu tutarı, ayrıca elinde bulunan satılmamış tutkalların bedelini ve bir kısım tutkalı da ayıplı olduğu için yüksek iskonto ile satmasından kaynaklanan zararı istemiş olup bu iddialar ayıp iddiasına dayanmakta olduğu- Dosya içerisinde davacı tarafından davalıya TTK'nun 23/1-c maddesinde belirtilen ayıp ihbarında bulunulduğunu gösteren hiçbir delil olmadığı görüldüğünden, davacının davasının tümüyle reddi gerektiği- 19. HD. T. 8095/1006 Vekil tarafından yapılan başvurunun, kesinleşen işe iade kararının yerine getirilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, iş hukukunun temel ilkesi olan " işçi lehine yorum" ilkesinin de bunu gerektireceği, bu durumda, işçinin, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi, vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabileceği- . HGK. T. 9-232/278 Davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığının belirlenmesi için davalılar arasında hukuki ilişiki ve fiili durum tüm açıklığı ile ortaya çıkaracak sözleşme ve işyeri kayıtları, tüzükleri getirtilerek incelenmeli, davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığı saptanmalı ve bunun sonucu olarakta davalılarının sorumluluklarının ortaya konulması gerektiği- Sendikal tazminat ile boşta geçen süre ücret ve haklarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu kabul edilmiş ise de açıkça karar başlığında gösterilen üç davalıdan hangilerinin sorumlu olduğu açıklanmamadığından ve hakkındaki dava husumtten reddedilen TKİ Genel Müdürlüğü aynı dava da bu defa işe aide sonuçlarından birlikte sorumlu tutulduğundan kararın çelişkili olduğu- Davacı yararına sendikal tazminata hükmedilme gerekçesi şube kurulması için oluşturulan müteşebbis heyete atanması ve feshin bu şubenin kurulmasına dair yönetim kurul kararının iptal edilmesinden önce gerçekleşmesi olup bu konuda ilgili sendikanın tüzüğü getirtilip müteşebbis heyet üyesi ve sendika temsilcisi statüleri incelenerek ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belger tanık anlatımları değerlendirildikten sonra sendikal tazminata hak kazanılıp kazanılmadığının belirlenmesi gerektiği- 22. HD. T. 19387/28848 Davacının, davalı işyerinde elektrik teknikeri olarak çalıştığı, davacı ile yapılan iş sözleşmesinin görevi sırasında tespit ettiği kaçak ve usulsüz elektrik kullanımını gerekli yasal işlemlere esas olmak üzere raporlayıp ilgili birimlere ve amirlerine bildireceği, kendisinin de kaçak ve usulüz elektrik kullanmayacağını kabul ve taahhüt ettiği yönünde düzenlemenin mevcut olduğu, davacı babası ile iki katlı olan evin üst katında ikamet ettiği ve aynı çatı altında kaldığı, kaçak elektrik kullandığı yönde tespiti yapılan abonelik her ne kadar babasına ait olsa da elektrik teknikeri olan davacının durumu bilmediğinin düşünülemeyeceği, davacının kabulünde olan haliyle dahi babasını uyarmasına ve faturaları kendisinin ödemesine rağmen engel olamadığı davacının davranışının geçerli fesih nedeni teşkil ettiği, davacının feshe konu davranışının davalı şirket nezdinde davacıya duyulan güveni ortadan kaldıracağının aşikar olduğu, taraflar arasındaki güven ilişkisi zedelendiğinden davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 43224/8180 Yaklaşık ikibinaltıyüz işçinin iş sözleşmelerinin feshedildiği ve üçyüzyetmiş işçinin ise davalı şirkete ait ocağa nakledildiği anlaşılmış olup, mahkemece Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna Genel Müdürlüğüne 55. maddesine de aykırı davranıldığı gerekçesi belirtilmiş ise de, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna Genel Müdürlüğüne 55. maddesinde “davalının fesihte kendisini kesin olarak bağladığı bir sosyal seçim kriteri” bulunmadığından söz konusu maddeye bakıldığında liyakat, kıdem ve sicil gibi hususların dikkate alınacağı belirtilerken yine fesihte son giren ilk çıkar kuralının da göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş olduğundan Toplu iş sözleşmesinin 55. maddesine bakıldığında ilk cümlenin işten çıkarmada kriter olarak gerek nicelik olarak gerekse nitelik olarak işverene takdir yetkisi verdiği görülmekte olup, buna göre örneğin liyakatlı bir işçi kıdemi daha düşük olsa ve en son girse bile bu hükme göre toplu işçi çıkarımında işten çıkarılmayabileceğinden davacı tarafından işverenin toplu iş sözleşmesinin 55. maddesine aykırı olarak işçi çıkarımında bulunduğu, bu konuda sahip olduğu takdir yetkisini kötüye kullandığı da iddia ve ispat edilemediğinden davalının yaptığı feshin geçerli nedenle yapıldığı- 22. HD. T. 13883/19433 “Vize alarak göreve başlayan, ancak takip eden yıllarda vize işlemi yapılmadığından 5620 sayılı Kanun kapsamı dışında tutularak işlerine son verilen belediye işçilerinin açtığı işe iade davaları hakkındaki içtihat aykırılığının giderilmesi” konusunda içtihatların birleştirilmesi talep edilmiş ise de; içtihadı birleştirme kararlarında temel amacın ülkede hukuk birliğini sağlamak olduğu ve alındıkları andan itibaren uygulanmaya başlayacağı, geçmişe yürümeyeceği ve kesinleşmiş kararları etkilemeyeceği, diğer taraftan Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunun belli bir konuya ilişkin görüş ve kabullerinin kararlı ve sürekli biçimde içtihatlarını ortaya koymaları ve bu yönün uygulamada kesinlik kazanmasının ön koşul olduğu dikkate alındığında, içtihadı birleştirme konusunun bu özellikleri taşımaması nedeniyle içtihatların birleştirilmesine yer olmadığı- . İBK. T. 3/4 Kesin karar verme hususunun Yargıtay Özel Daire kararının kesin olduğunu amaçladığı, bunun için de direnmeye konu edilemeyeceğini kabul etmek gerekeceği, yasa koyucunun burada açıkça, “Yargıtay’ca kesin olarak karara bağlanır” demek suretiyle, bozma kararına karşı direnme yolunu kapamış bulunacağı- . HGK. T. 9-644/643 İş K. mad. 20 uyarınca, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir aylık hak düşürücü süre içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerektiği- İşveren fesih bildiriminde bulunmuş ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması gerektiği ve bu anlamda, işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarihin, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacağı- fesih halinde dava açma süresinin, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işleyeceği- Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümlerinin, dava açma süresini kesmeyeceği ve işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor almasının da bu süreyi durdurmayacağı- İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresinin, önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlayacağı- 9. HD. T. 21998/6274 Feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükünün işverene ait olduğu- İşverenin ispat yükünü yerine getirirken feshin biçimsel koşullarına uyduğunu içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli veya haklı nedene dayandığını kanıtlaması gerektiği- Davalı şirketin fesih tarihinde davacıyı çalıştırabileceği başka işyerlerinin olup olmadığının, bu işyerlerine fesih tarihinden kısa bir süre önce ve sonra davacı ile aynı vasıflarda yeni işçi alımı yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği, davacıyı çalıştırabileceği başka işyeri ve yeni işçi alımı yok ise davalılar arasındaki özel güvenlik alımı işine dair sözleşmenin sona ermesine ilişkin bu durumun geçerli fesih sebebi oluşturacağı- 22. HD. T. 137/4350 Dava konusu tutarın davalı tarafından vergi dairesine nakden ödenmediği; tersine, kendisinde sebepsiz olarak kaldığı, bu durumun, davalının malvarlığında davacının aleyhine ve herhangi bir haklı sebebe de dayanmayan bir artışa neden olduğu, dolayısıyla bir sebepsiz zenginleşme oluşturduğu, davacıya iadesinin gerekeceği- . HGK. T. 13-707/734 Kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 34697/949 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının,alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Kural olarak hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceği- Asıl-alt işveren uygulamasının ister asıl iş ister yardımcı iş olsun, alt işverene verilmesinde, unsurları veya muvazaa yönünde denetiminin yapılmasında "işverenler arasındaki sözleşmenin getirilerek işyerinde teknik ve hukukçu bilirkişi marifeti ile keşif yapılması ve rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği- İş Kanunu’nun 3. maddesindeki iş müfettişi tarafından yapılan muvazaa tespitinin alt işveren yönetmeliğinde belirtilen kriterlere uygun olarak işyerinde yapılan denetim sonucu ortaya çıktığı- Davacının davalı güvenlik Şirketinin işçisi olarak yapılan ihale kapsamında davalı ...' ya ait iş yerinde özel güvenlik şefi olarak çalıştığı, ..' nun diğer şirketten ihale ile aldığı hizmetin güvenlik hizmetinin yardımcı iş niteliğinde olduğu,..' nun güvenlik hizmetlerine yönelik olarak talimat vermesinin, denetim yapmasının işin yürütümü ve iş yerinin güvenliği açısından normal olduğu, yardımcı işin alt işverene gördürüldüğü davalılar arasında muvazaa olmadığı, aralarındaki hukuki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olup, mahkemece davacının işe iadesine karar verilmesi yerinde ise de, muvazaaya ilişkin kararın yerinde olmadığı- 9. HD. T. 21250/14318 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davada, davalı belediye ile davalı alt işveren şirketler arasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olarak kurulduğu ve muvazaaya dayanmadığı, davacının iş sözleşmesinin alt işverence geçerli veya haklı bir sebep bulunmadan feshedildiği anlaşıldığından, feshin geçersizliğiyle davacı işçinin alt işverenler işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirlenmesine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 490/821 Davacı şirket tarafından çalıştırılan işçilerin açmış olduğu dava sonucu dava dışı işçilere ödemek zorunda kaldığı ihbar tazminatı miktarının, asıl işveren davalı Sağlık Bakanlığından rücuen tahsili istemine ilişkin uyuşmazlıkta; taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, davacı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu- Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği- Davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmeleri ve özellikle sözleşmenin eki olan teknik şartnamede" "davacının çalıştıracağı işçinin 40 yaşından büyük olmayacağı", “Sosyal sigortalar mevzuatı, her türlü işçi ve iş veren hakkındaki haklardan dolayı işçi alınması veya işçi haklarının ödenmesi, işçi çıkarılması gibi tüm sorumluluklar yükleniciye ait olup, idare bu konularda hiç bir sorumluluk taşımayacaktır.” şeklinde düzenlemeler itibarıyla, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik haklarından yüklenicinin sorumlu olacağına dair düzenlemelere yer verildiği anlaşılmakla, bu yönde hüküm bulunan hallerde sözleşmeye göre ödenen bedelden davacının sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği- Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda; sözleşmelerde dava konusu işçilik haklarının tamamından davacı yüklenicinin sorumlu olacağına dair düzenleme olup olmadığına ilişkin yeterli bir inceleme yapılmadığından, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre dava dışı iş akitleri feshedilen işçilerin işçilik alacaklarından teknik şartname gözetilerek davacının sorumlu olup olmayacağı hususunda inceleme ve araştırma yapılarak bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekeceği- 13. HD. T. 44232/1391 Davacının muvazaalı olarak dahili davalı T. şirketinin işçisi olarak çalıştığı ancak davalı İDO'nun asıl işinden çalıştığı ve bu nedenle İDO nezdindeki işine iade kararı isabetli ise de, aleyhine usulüne uygun dava açılmayan, ancak dahili davalı olarak davaya dahil edilen T. şirketi aleyhine işe iade kararının mali haklarından sorumlu olacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 17156/14403 İş mahkemelerinde açılacak her davanın, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabileceği- İşe iade davasının açıldığı tarihte, dava olunan şirketin adresi İstanbul'da bulunmakta, Kayseri'de davalı şirketin şubesi bulunmamakla birlikte davacı fiilen Kayseri merkezli olarak çalışmış olduğundan ve iş mahkemelerinde yetki kuralı işçiyi koruma amaçlı düzenlenmiş olduğundan, kanunda belirlenen yetkili mahkemelerden birini seçme hakkının işçide olduğu ve davacı, davayı açarken seçim hakkını fiilen işini yaptığı yer mahkemesinden yana kullanmış olduğundan yetkisizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğu- 22. HD. T. 35546/334 İşverenin fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunda olduğu- Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse, aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediğinin kabul edileceği- İşverenin haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda fesih bildiriminin yazılı yapılması şartı aranmayacağı- 22. HD. T. 496/824 Davacının iş akdinin feshinin haklı nedene dayandığı, ayrıca davacının konuşma üslübu, sarf ettiği cümleler, mazeretsiz olarak işe gelmeyip sorumsuzca davranarak iş düzenini bozmuş olması, diğer çalışanları rahatsız edici davranışları nedeni ile de iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle işe iade davasının reddine karar verilmiş olup, dava davalılar yönünden aynı ret sebebine dayanılarak reddedildiğinden ve davalılar, müteselsil sorumluluğu olan kişiler olduğundan davalılar yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- 7. HD. T. 335/9694 Dosyada mevcut SGK kaydına göre davalı işyerinde çalışan sayısı 30 işçi altında görünmekle birlikte davalı şirketinin savunmasında, "aralarında diğer davalı şirketin de bulunduğu birçok firmaya nitelikli hizmet, eğitim ve danışmanlık sağladıklarını" beyan ettiği, dinlenilen tanıklar da aynı yönde beyanda bulunduğu görüldüğünden, mahkemece davalı şirketinin fesih tarihinde tüm Türkiye genelinde aynı iş kolunda faaliyet gösteren tüm işyerlerinde çalışan sayısının araştırılıp tespit edilerek çalışan işçi sayısının 30’dan az olup olmadığı kesin olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 446/21905 Dosyada SGK çıkış bildirgesi olmadığından, davacının çıkışını .... -.... şirketi adi ortaklığının mı yoksa .... ile .... adi ortaklığının mı verdiği anlaşılmadığı, dosyada bulunan hizmet döküm cetvelinden ise, davacının tarihinde çıkışının verildiği, bu tarihten sonra herhangi bir işyerinde yeni bir giriş yapılmadığının görüldüğü, dosya içerisindeki CD’lere göre davalı gösterilen ....-.... Şirketinin sözleşme dönemi tarihleri arasını kapsadığı, sonrasında, Davalı bakanlıktan ihaleyi tarihleri arası için ....- .... adi ortaklığının aldığı anlaşıldığı, Dosyanın tek tanığı olan davacı tanığı ...’nın davacının iş akdini hangi şirketler ortaklığının feshettiği hususunda bir beyanı bulunmadığından, mahkemece davacı tanığı yeniden dinlenerek davacının iş akdini ....-.... Şirketi adi ortaklığının mı yoksa .... ile .... adi ortaklığının mı feshettiği sorulmalı, davacı tanığının beyanına göre .... ile birlikte davacının iş akdini fesheden diğer şirketin davaya dahil edilmesi sağlanması, ayrıca .... ile .... ortaklığının tarihinde davalı işyerinde işe başladığı da gözetilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 1031/9700 HMK mad. 90/1 uyarınca kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında kanundaki süreleri hakimin artırıp düşüremeyeceği- İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan 5521 s. İş Mahkemeleri K. mad. 8/3 uyarınca, temyiz süresinin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 8 gün olduğu- İstinaf dairesince yanılgılı olarak sekiz gün yerine iki haftalık kanun yolu süresi verilmesi halinde de, 8 günlük temyiz süresinin geçerli olacağı- 9. HD. T. 7280/17618 Adi ortaklık sözleşmesinde, karşılıklı borç yükleyen satış veya kira gibi sözleşmelerde olduğu gibi bir akidin borcunu yerine getirmemesi halinde öbürünün de borcunu yerine getirmekten kaçınmasının söz konusu olmadığı- Bir tarafın katılım payı koyma borcunu yerine getirmekten kaçınması diğer tarafa ancak, BK'nın 535 inci maddesinin yedinci fıkrası TBK'nın 639 uncu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ortaklığın haklı sebeple feshini isteme hakkını vereceği ve ortaklığın mahkeme kararı ile ortadan kalkacağı- Ortaklığın feshi, diğer tarafça istenmemiş ise ortaklık sözleşmesinin yürürlükte kalacağı- Buna bağlı olarak, bir tarafın katılım payı koyma borcunu yerine getirmemesinin, ortaklığın tasfiyesi durumunda onun hiç pay alamamasına değil, aksine sadece tasfiyede katılım payını taahhüt ettiği oranda alamamasına neden olacağı- 3. HD. T. 7194/6457 Davalı işverenlikte hafriyat şoförü olarak çalışan davacının tarihinde kullanmakta olduğu kamyon ile hafriyat dökümü yapmak için damperi kaldırdığı esnada aracın sol tarafa yatması suretiyle feshe konu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının, şayet kusurlu ise kusur oranı ve oluşan zarar miktarı kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, trafikten anlayan iş güvenliği uzmanı bir bilirkişiden rapor alınması, davacının kusurlu olup olmadığı tespit edilmesi, ayrıca oluşan zarar ile varsa kusura isabet eden zarar miktarı belirlenerek tespit edilecek zarar miktarı davacının otuz günlük ücreti ile karşılaştırılarak sonuca gidilmesi ve bu suretle feshin geçerli ya da haklı nedene dayanıp dayanmadığının alınacak bilirkişi raporuna göre tespit edilmesi gerektiği- 22. HD. T. 6670/9639 İİK.'nun 361. maddesinin uygulanabilmesi için icra dairesince borçludan tahsil edilmiş bir paranın mevcut olması gerektiği; üçüncü kişi tarafından yanlışlıkla yatırıldığı iddia edilen paranın iadesi yargılamayı gerektirdiğinden bunun ancak adı geçe tarafından açılacak bir istirdat ya da sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasına konu olabileceği- 12. HD. T. 17564/34779 E. hükmü taşımayan ilamın takibe konulamayacağı,ilamdaki yargılama giderinin ise eda hükmü niteliğinde olduğundan takip konusu yapılabileceği- 12. HD. T. 26605/12630 Sigara üretiminin yapıldığı işyerinde, üretim süreci tüm aşamaları ile birlikte değerlendirildiğinde dava dışı şirketlerce ham ve yarı mamul malzemelerin forkliftlerle işlenmek üzere diğer birimlere taşınması, depo alanlarında istiflenmesi ve depolanması işlerinin asıl işin teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmeyen bir parçası olduğu, zira bu işlemler asıl işin bölünemez bir parçası olup, gerçekleştirilmediğinde üretim sürecinin yürütülmesinin mümkün olmadığı- Davacı işçinin emir ve talimatları davalı işveren yetkililerinden alması, işe alım ve işten çıkarmada davalı işveren yetkililerinin söz sahibi olması, forklift temininin davalı işveren tarafından sağlanması hususları da gözetildiğinde, dava dışı şirketlerin sözleşme ile üstlendikleri mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve bağımsızlığa sahip olmadıkları; bir başka deyişle üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmedikleri hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olduğu ve yasanın aradığı unsurları taşımadığı- Sonuç olarak; davalı işveren ile dava dışı şirketler arasında 4857 s. İş K.’nun 2. maddesine göre, geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmayıp asıl işveren-alt işveren ilişkisinin yasal unsurlarını taşımadığından ve davacı başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılacağından işyerinde davacı ile aynı işi yapan ve aynı vasıftaki emsal işçilere ödenen ücretlerin tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- . HGK. T. 7-1247/54 İş güvencesinin kapsam dahilinde olduğunu tespitinde, otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınacağı, somut olayda, davalı ... … işyerlerinde yurt düzeyinde çalışan işçi sayısı 7 olup, 4857 sayılı İş Yasasının öngörülen 30 işçi koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiği- 7. HD. T. 11463/9644 İş güvencesinin, işverenin aynı işkolunda bulunan tüm işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, bu yöndeki bir değerlendirmenin “işçi lehine yorum ilkesi”ne de uygun olacağı; aynı işkolunda yer alan polis konukevlerinde çalışan personel sayısı dikkate alındığında davacının iş güvencesi hükümlerine tabi olduğu- . HGK. T. 9-761/772 Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'nün tarih ve 846694015-660-1619 sayılı yazısı ile davacıya tarihinde tebliğ edilen Müfettiş Muvazaa inceleme Raporunun iptaline ve kaldırılmasına- 22. HD. T. 1542/4926 Davalı adına Ticaret Sicil Gazetesi tarafından bildirilen adresee tebligat yapılmış ve taraf teşkili sağlanmaya çalışılmış ve yargılamaya bu şekilde devam edilmiş olup, davalı temyiz dilekçesinde kendi aleyhlerine yapılan icra takibini e-devlet sisteminden öğrendiklerinden bahsetmiş ve dilekçesinin ekinde sunulan Ticaret Sicil Gazetesine göre davalı şirketin adresinin yapılan ilan ile değiştirildiği görüldüğünden Ticaret Sicil Gazetesi tarafından bildirilen adresin doğru olmadığı ve bu davalıya yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğu- 7. HD. T. 6801/7880 Anlaşmazlık tutanağında her bir tazminat ve alacak kaleminin açıkça gösterilmemesinin arabulucunun hatasından kaynaklandığının kabul edilmesi gerektiği, bu eksikliğin, "dava şartının sağlanmadığı" şeklinde yorumlanmasının, hak arama özgürlüğünü aşırı şekilde zorlaştıracağı- Arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları yada anlaşamadıkları alacak kalemlerinin tek tek belirtilmesi gerektiği- Arabuluculuğa hangi konularda başvurulduğuna ilişkin "başvuru formu" uygulamasının başladığı tarihine kadar, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları", "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış ise, başvuru formu getirtilip, talepler açık açık belirtilmiş ise talep formunda belirtilen alacakların görüşmelere konu edildiği, açıkça belirtilmemiş ise taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiğinin kabul edilmesi gerektiği- "Başvuru formu" uygulamasının başladığı tarihi milat kabul edilerek taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesinin amaca uygun yürütülmesinin sağlanması gerektiği- Başvuru formu uygulamasının başladığı tarihinden sonraki başvurularda ise, başvuranın ve özellikle başvuru arabuluculuk ile görevli mahkemenin memuruna yapılmış ise görevli memurun, başvuru formundaki bu tür eksiklikleri giderecek uyarılarda bulunması, tarihinden sonraki başvurularda başvuru formu içeriğine itibar edilerek sonuca gidilmesi gerektiği- Somut uyuşmazlıkta, davacı arabuluculuğa başvururken taleplerini başvuru sırasında belirttiğini iddia ettiğinden; mahkemece, arabulucuya başvuru evrakının arabulucu onaylı suretinin getirtilmesi, davaya konu tazminat ve alacak kalemlerinin belirtilmesi veya işaretlendiğinin tespiti halinde dava şartının ikmal edildiği kabul edilerek işin esasına girilmesi ve yargılamaya devam olunması; başvurunun "işçilik alacakları, işçi-işveren ilişkisi" şeklinde genel bir içerik taşıması durumunda ise, başvuru tarihinin yönetmelikten öncesine ait oluşu nedeni ile dava şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 11190/3278 Hakimin, hukuk yaratma alanına girebilmesi için çözümü gereken olaya uygulanabilir kanun hükmü veya örf ve adet kuralının bulunmamasının arandığı ve hakimin, kanun boşluğunu doldururken takip edeceği yolun; kanun koyucu gibi hareket etmekten ibaret olduğu MK. mad. 1, Hatalı yargı yolunda idari yargıda görevsizlik kararı ile sonuçlanan davanın ne şekilde ve hangi sürede adli yargıda ikame edileceği konusunda HMK.’da bir düzenleme bulunmadığı- Adli yargı mahkemeleri arasındaki göreve ilişkin uyuşmazlıklarda başvurulan; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, davacının, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe vermesinin gerektiği, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine ilişkin HMK. mad. 151 hükmünün, kıyasen uygulanarak, sonradan görevli mahkemede açılan dava, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde kabul edilerek, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş olacağından, hak düşürücü süre de, hatalı yargı düzenine bağlı mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirleneceği- Davacı tarafından tarihinde iş sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargıda açılan dava adli yargının görevli olduğu gerekçesi ile görev yönünden red ile kesinleştiği ve davacının görevsizlik kararından sonra adli yargıya başvurarak eldeki davayı açtığı anlaşıldığından, işe iade davasının ise hak düşürücü olan fesihten itibaren bir ay içerisinde açılması hususu, yukarıda değinilen yanlış yargı yolunda açılan davalara dair açıklamalarda belirtildiği üzere İYUK.'da yer alan hükümler kıyasen uygulanmakla, görevli mahkemede o tarihte açılmış sayılan davanın önşartı için de geçerli olduğundan, feshin işçi tarafından öğrenildiği tarih dikkate alındığında 4857 s. İş K.’nun 20. maddesinde öngörülen bir aylık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerekeceği- 22. HD. T. 25555/27363 Davacı, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürmüş olup dosya içeriğine göre işyerinde fesih tarihi itibari ile çalışanlardan kaç işçinin sendikaya üyesi olduğu, kaçının üyelikten çekildiği, üyelikten çekilenlerden çalıştırılan işçi olup olmadığı, kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği ve işten çıkarılanların tamamının sendika üyesi olup olmadığı, işyerinde çalışması devam eden sendika üyesi işçiler olup olmadığı gibi hususlar dosya içeriğinden anlaşılamadığından feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmesinin gerekeceği- . HGK. T. 9-592/35 İş Müfettişi raporunda muvazaanın tespit edilmesi ve rapora itiraz edilmediğinden muvazaa tespitinin kesinleştiğinin kabul edebilmesinin hatalı olduğu- Sadece davacı tanıklarının beyanı ile de sağlıklı bir sonuca varılamayacağı- Mahkemece öncelikle, davalılara ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirketlerin ana sözleşmeleri, şirketlerin adres ve ortaklarını gösterir belgeler Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden getirtilerek, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eklerinin istenmesi, İş Müfettişleri rapor ve eklerinin tamamının getirtilmesi, konusunda uzman 3 bilirkişiden oluşacak heyet ile işyerinde keşif yapılarak ve bilirkişilere işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi verilerek, davacının işyerinde tam olarak ne iş yaptığı, yaptığı işin davalı . ...Şirketinin asıl işi mi yoksa yardımcı işi mi olduğu, asıl işi ise uzmanlık gerektirip gerektirmediği, yapılan işin hizmet alım sözleşmesi kapsamında olup olmadığı, davacı ile aynı işi yapan asıl işveren ....Şirketi işçisi bulunup bulunmadığı, hizmet alım sözleşmesinin işçi temini amacı taşıyıp taşımadığı, alt işveren işçilerinin emir ve talimatları kimden aldığı, işçi alma ve çıkarmada kimin yetkili olduğu, alt işveren şirketin davalı .....Şirketi ile arasındaki hizmet alım sözleşmesinin sona ermesinden sonra işyeri kapanmasını gerekçe göstererek çıkışlar yaptığı da dikkate alındığında alt işveren şirketin ekonomik ve hukuki bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davacının çalıştığı işyeri dışında başka bir işyeri ya da davalı ....şirketi dışında çalıştığı bir şirket, yapmış olduğu bir hizmet alım sözleşmesi ya da aldığı bir ihale olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre muvazaa konusunda bir karar verilmesi gerektiği- Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gerektiği- Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabul edilmesi nedeniyle alt işveren şirketin işe iadenin mali sonuçlarından asıl işveren ile birlikte sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, ancak bu şirkete yönelik davanın husumetten reddine karar verildiğinin belirtilmesi ve sendikal tazminata yönelik hükümde tazminatın ödenmesinin hem işverence işçinin süresi içerisinde işe başlatılmaması şartına tabi kılınması hem de işverenin işçiyi süresi içinde işe başlatıp başlatmama şartına bağlı olmaksızın bu tazminatın ödenmesi gerektiğinin belirtilmesinin çelişkili olup, infazda tereddüt yaratacağı- 7. HD. T. 20121/13546 Dosya kapsamında yer alan bilgi–belgeler ve tanık anlatımlarından; davacının davalı şirket yetkililerinin emir ve talimatlarına uygun olarak çalışmasını sürdürdüğü, diğer davalı şirketin kendisine ait bağımsız organizasyon ve yönetim hakkının bulunmadığı ve davalı sigorta şirketine ait iş yerinde istihdam edilmek üzere işçi sağlayan bir şirket olduğu tespit edilmiş olup, davalılar arasında görünürde olan asıl- alt işveren ilişkisi muvazaaya dayanmakta olduğu, muvazaalı ilişki içine girilmesi nedeniyle, davacının baştan itibaren asıl işveren olan sigorta şirketi işçisi olarak işlem görmesi gerektiği- 9. HD. T. 14639/10142 Tarafların anlaşmaya varamadıklarına dair arabuluculuk son tutanağının imzalandığı görülmüştür, ancak mahkemece bu miktara hükmedilmemiştir, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukat maktu ücrete hak kazanır, ancak bu ücret asıl alacağı geçemez düzenlemesi doğrultusunda 750,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği- 28. İSTANBULBAMHD. T. 422/3214 Davacı işçinin davalıya ait işyerinde yaklaşık 6 yıl çalıştığı, iş sözleşmesinin mağaza küçültülmesi ve davacının görev yaptığı kadronun kapatılmasına dayanan işletmesel karar nedeniyle geçerli nedenle feshedildiği, dosya içerisinde bulunan fesihten sonra internet aracılığı ile yapılan iş ilanları karşısında işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetliyse de davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmayıp, bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği, ayrıca, boşta geçen süre ücretinin de belirtilen yasal üst sınır gereği en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesi şeklinde tespiti gerektiğinden yasal üst sınır aşılarak en çok 5 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesinin hatalı olduğu- 7. HD. T. 45526/8377 Davacı tarafça ön inceleme duruşması öncesi tanık ismi ve tanıklık yapacağı konu bildirilmesine ve ön inceleme duruşmasında bu tanık hazır edilmesine karşın mahkemece tanığın dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğu- 9. HD. T. 29076/8675 Boşanma kararından sonra davacının mal varlığında ve gelirinde bir azalma olup olmadığı detaylı şekilde araştırılarak, azalma var ise bunun kararlaştırılan nafaka miktarını ödemede ne ölçüde etkisi bulunduğu tartışılarak, başlangıçtaki denge gözetilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği- 3. HD. T. 14812/17433 TBK.'nun 315. maddesi uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya veren tarafından açılması gerekeceği, kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekeceği; bu koşulların birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir paydaş tarafından açılan davaya sonradan diğer paydaşların onaylarının alınması şeklinde de sağlanabileceği- Elbirliği mülkiyetinde, ortakların davaya katılmaları sağlanamaz ise miras bırakanın terekesine temsilci atanması sağlanarak temsilci huzuruyla dava yürütüleceği, dava hakkına ilişkin olan bu hususların mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekeceği- 8. HD. T. 419/1165 İşe iade davası sonunda işçinin sözleşmenin feshedildiği şartlarla eski işine dönmesi asıl ise de, işe başlatma anına kadar işçi ücretlerine gelen artışlar ilave edilerek işe başlatılması gerektiği ve yöntemine ve mevzuata uygun olarak gerçekleşen ücret değişiklik ve indirimlerinin de işe başlatma anında dikkate alınması gerektiği- Davalı işveren, davacıya işe başlatılması için yaptığı başvuru tarihinde tek olan satış ve pazarlama müdürlüğü pozisyonunu dolu olması nedeni ile fesih tarihinde aldığı ücret ve prim hakkını korumak sureti ile "ürün yöneticiliği" pozisyonunu teklif etmiş ve bu pozisyonun, davacı vekilinin işe iade davasının yargılaması sırasında verdiği dilekçe içeriğinden satış ve pazarlama müdürlüğü pozisyonuna benzer bir pozisyon olduğu anlaşıldığından, davacı tanıkları yeni önerilen pozisyonda özel sağlık sigortası olmadığını beyan etmişlerse de, davacı tanıklarının davalı işverenin yaptırdığı grup sigortasının kapsamında olduklarına dair alınan belgelerden işyerinde çalışanların hepsinin davalı şirket grup sigortası kapsamında kaldıkları ve fesihten önce müdür olan davacıya tahsis edilen araç müşterileri dolaşması ve işini yapması için verilmiş olduğu görüldüğünden, davacı her ne kadar işe iade için süresinde başvurmuşsa da işverenin işe başlama davetine haklı bir neden olmadan uymadığı ve işe başlamadığı dikkate alındığında, işe iadenin sonuçlarından yararlanmasının mümkün olmayacağı- Mahkemece, davacının işe başlamama hakkını kullanmasının haklı nedene dayalı olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerektiği- . HGK. T. 22-1888/233 Davacının, davalı şirket ile akdetmiş olduğu sözleşme uyarınca, şirketten aldığı ürünlerin doğrudan satış yöntemiyle satışını yaptığının kabul edilmesi gerektiği- Doğrudan satış sitemi içinde ürünün muhatap potansiyel müşteriye tanıtımının yapılmasının, işin niteliği gereği olduğu ve bu nedenle taraflar arasında bağımlı bir çalışma yapıldığı sonucuna varılamayacağı- Davacının çalışma koşul ve süresini kendisinin belirlediği, davalı işverenin emir, talimat, denetimi ve gözetimi altında çalışmasının söz konusu olmadığı, işin niteliği ve serbestinin de bir gereği olarak, gelir elde edip etmeme ya da bunun miktarının tamamen davacının kişisel ve sosyal ilişkilerinin yoğunluğuna, satış becerisine, ikna kabiliyetine ve tercihlerine bağlı olduğu, davacının da içinde yer aldığı sistem bir pazarlama ağı şeklinde olup gruplardan oluştuğu, bir üst kademede bulunan davacı sisteme kattığı gruptaki kişilerin satışlarından da ilgili koşullar gerçekleşmişse pay alabileceğinden o dönemde satış yapmasa bile gruptaki kişiler yapmış ise kazanç sağlayabileceği, bu türde hizmet sözlşemesine yabancı olduğunun açık olduğu ve bu tespitlere ve tüm dosya içeriğine göre, taraflar arasındaki hukuki ilişkide, hizmet sözleşmesini karakterize edici bağımlılık unsurunun mevcut olmadığı; sözleşme konusu ticari faaliyetin risklerinin de davacıya ait olması nedeniyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin pazarlamacılık sözleşmesi olmadığı ve davanın bu nedenle iş mahkemelerinde görülemeyeceği- Kozmetik ürünleri tali sözleşmesinin, pazarlamacılık sözleşmesi niteliğinde olmadığı, tali sözleşme hükümlerine göre çalışan kişinin de işçi olarak kabul edilemeyeceği, söz konusu bu tür uyuşmazlıklarda iş mahkemesinin görevli olmadığı- . HGK. T. 9-1414/1072 Davalı M. Kargo asıl işinin alt işverene verilemeyeceği, asıl işin alt işverene verilebilmesi için işletme ve işin gereği ile teknik nedenlerle uzmanlık gerektirir bir durumun bulunmadığı, davalı şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, bu kapsamda davacının başlangıçtan itibaren M. Kargo işçisi olduğu tespiti ile feshin geçersizliğine ve davacının davalılardan M. Kargo nezdinde işine iadesine dair verilen karar isabetli ise de, kayden işveren olarak görünen ve muvazaalı işlemin tarafı davalı Y. End. ve Taş. Lt. Şti.’nin muvazzalı ilişki nedeniyle menfaat temin edemeyeceği, işe iade kararının mali sonuçlarından diğer M. Kargo ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği- 9. HD. T. 34918/19201 Davalılar arasında yapılan ihale belgelerinin, teknik-idari ve sair şartnamelerin, davalı ile şirketler arasındaki sözleşmelerin, davalılar arasındaki ilişkiyi gösteren tüm sair belgelerin getirtilmesi talep edilmişse de 2012 yılına kadar sözleşmelerin ve şartnamelerin getirildiği, diğer belgelerin sunulmadığı anlaşıldığından, yapılan yargılama sonunda mahkemece davalılar arasında muvazaa olduğu kabul edilmişse de, davacı hizmet dökümü ve işe giriş bildirgelerine göre zaten .... işçisi olup böyle bir tespitin dosyada sonuca etkisi anlaşılamamış olduğu, dosyada mevcut belgelere ve hizmet dökümüne göre davacının diğer şirketinde çalışması olmadığından ve 2014 yılına ilişkin hizmet alım sözleşmesi sunulmadığından şirketler arasındaki ilişki ve ... mali haklardan neden sorumlu tutulduğunun anlaşılamamış olduğu- Mahkemece davalı arasındaki ilişkiye dayanak olan tüm belgelerin ve bunların ticaret sicil kayıtları varsa ünvan değişikliklerine ilişkin belgelerin getirtilerek davalılar arasındaki ilişkinin ne olduğu ve davacının gerçek işvereni belirlenerek, davalılar arasında asıl ve alt işveren ilişkisinin olup olmadığı, muvazaanın bulunup bulunmadığının açıkça ortaya konulması gerektiği- 9. HD. T. 3035/7231 İş mahkemesi davasında yüklenici taraf olduğundan, ödenen bedel açısından davalı temerrüdünün ihtara gerek olmadan ödeme tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek hüküm altına alınan bedele ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği- İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenicinin birlikte gerçekleştirmesi gerektiği- İşverinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı- İş işveren ve yüklenici müteselsilen sorumlu tutulmuş olup taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de bulunmadığından, işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerektiği- 23. HD. T. 1187/2405 İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesi halinde mahkemece davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi; verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde davanın usulden reddedilmesi gerektiği- Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması halinde, işçinin gerçek işverenin işyerine iade edilmesi, işe iadenin parasal sonuçlarından muvazaalı işlemin tarafı olan diğer kişi veya kurumun, gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği- 7. HD. T. 21949/17463 Derdestliğin; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri olduğu, aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü, aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaatinin olmadığı- 12. HD. T. 5727/5529 Bankanın rehin, hapis, takas-mahsup haklarından sonra gelmek üzere tezkerede belirtilen miktar kadar haciz işlendiğini belirtmiş olduğu, bu cevabın itiraz niteliğinde olduğu, bu sebepten bankaca tahsil olunan paranın icra müdürlüğüne gönderilmesinin istenemeyeceği; şikayet başvurusunun inceleneceği-Yargıtay Daireleri ya da Hukuk Genel Kurulu'nca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenirken; temyiz ya da karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o kararın tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükmünün esas alınacağı- . HGK. T. 9-352/340 Takip konusu borcun birden fazla borçlusu bulunması halinde, alacaklının bunlardan birisinin ikametgâhının bulunduğu yerde -tüm borçlular hakkında- icra takibi yapabileceği, ancak bu hükmün kuralın, yalnız borçlulardan birinin ikametgâhındaki onun için genel yetkili olan icra dairesinde takip yapılması halinde» geçerli olacağı- 12. HD. T. 23832/5977 Davacının, günlük 8 saat olan mesainin rızası alınmadan 16 saate çıkarılması üzerine iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği mahkemenin de kabulünde olup sözleşmeyi haklı nedenle de olsa fesheden tarafın ihbar tazminatı isteyemeyeceği dikkate alınmadan, ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 9. HD. T. 51181/38 Fazla çalışma ücreti, dört aylık kısa dönem çalışma ücreti ve sosyal haklar ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine ilişkin davada, davacının iş sözleşmesi tarihinde ikale ile sona erdiği; mahkemece, ikale sözleşmesinin altındaki imzanın davacıya sorularak kendisine ait olduğu tespit edildiği takdirde ikale sözleşmesine değer verilerek sonuca gidilmesi gerektiği- 22. HD. T. 36137/7011 Davalı belediye ile davalı şirket arasındaki hizmet alım sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlüğe girdiği, davacının, davalı Belediyeye ait işyerinde diğer davalının sigortalı işçisi olarak çalışmaya başladığı tarihe göre, arası çalışmasının davalı belediyeye ait işyerinde geçmediği süre nedeniyle davalı belediyenin sorumlu olmadığı- Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmekte olduğu- İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanlarının gözetilmesi ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceğinin araştırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği- Davacının aylık ücretinin miktarının 900,00 TL olduğu tanık ve benzeri delillerle kanıtlanamadığına göre hesaplamalarda Sigortalı Hizmet Cetvelindeki ücretin esas alınmamasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 975/10970 İlamın davacı yararına hükmedilen yargılama giderine ilişkin bölümü, bir tahsil eda hükmü niteliğinde olduğundan bu bölümün ilamlı takibe konu yapılmasının mümkün olduğu- 8. HD. T. 2365/6118 İlamın kesinleşmesi halinde likit olan yargılama giderleri ve vekalet ücreti kalemlerinin istenebilmesi dışında ilamlı icra takibi yolu ile infazının mümkün olmadığı, somut olayda, ilamın, takip tarihinde henüz kesinleşmediği de anlaşıldığından, mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği- 12. HD. T. 4072/9696 Çalıştığı iş yerinden, şehir dışında ve başka bir iş kolunda kurulu diğer iş yerine atanması sebebi ile iş akdini fesheden davacı işçinin, dava dilekçesindeki kötüniyet tazminatı isteminin; sendikal tazminat olarak değerlendirilip kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- . HGK. T. 9-691/756 Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının ihbar tazminatı alacağının olup olmadığı noktasında bulunduğu, dava dosyanın incelenmesinde tarihli fesih bildirim yazısı ile davacıya ihbar öneli verildiği, davacıya ihbar önelinin kullandırıldığının taraflar arasında tartışma konusu olmadığı belirtilmiş,ancak işe iade davası ile feshin geçersiz sayılması sonucu kullandırılan ihbar önelinin de geçersiz olduğu gerekçesi ile ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de; fesih geçersiz sayılsa bile davacıya ihbar önelinin kullandırıldığı sabit olduğundan yeniden ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 37644/8485 Taraflar arasındaki akdi ilişki, asıl işveren alt işveren ilişkisini doğrulamıyor, ya da bu sözleşmelerin muvazaaya dayandığı saptanmış ise, bunun doğal sonucu olarak, işçi işveren ilişkisinin hukuksal statüsünden kaynaklanan ve işçilik hakları olarak da adlandırılan; kıdem, ihbar tazminatı gibi alacaklardan, gerek doğrudan ve gerekse dolaylı olarak, işveren sıfatını taşımayan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı- Tarafların bilerek ve isteyerek iradeleri ve beyanları arasında böylesi bir uygunsuzluğu yaratmaları halinde muvazaanın söz konusu olacağı- Muvazaalı sözleşme tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından başlangıçtan beri geçersiz sayılacağı ve sözleşmenin geçersiz olması sebebiyle taraflar bir zarara uğramış olsalar bile bunu birbirlerinden talep edemeyeceği- Dava konusu olayda davacı; 'davalı ile aralarında hizmet alım sözleşmeleri bulunduğunu' öne sürerek 'davalı şirkette çalışan dava dışı işçilerin işçilik alacaklarının ödenmediğinden bahisle yapılan ödemelerin rücuen tahsilini istediği' davada davalı 'davacı arasında gerçek bir asıl-alt işveren ilişkisi olmadığını' ve ' taraflar arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğunu' savunduğundan 2011-2014 dönemine ait taraflar arasındaki tüm hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartnameleri, getirtildikten sonra davalının muvazaa iddiası üzerinde durularak, taraflar arasındaki sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığı tespit edilerek, dava dışı işçilerin işten çıkarıldığı tarihte işçilik alacaklarını hak edip etmediği ve miktarı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- 15. HD. T. 545/662 72/4. maddesi hükmü gözetildiğinde davalı yararına % 40 oranında tazminata hükmedilmesi gerekirken, tarihinde yürürlüğe giren ve yürürlük tarihinden önceki takiplerle ilgili tazminat oranları yönünden uygulama yeri bulunmayan 6352 sayılı Yasa’yla getirilen değişiklik gözetilerek % 20 oranında tazminata hükmedilmesinin ve hükmedilen tazminatın da hangi tutar üzerinden verildiğinin kararda belirtilmemesinin isabetsiz olduğu- Menfi tespit davasının davanın reddine karar verilmesi halinde davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği- İİK 72 19. HD. T. 18367/15403 Davacının iş akdine hizmet içi eğitim ve koçluk çalışmalarına rağmen performansının düşük kalması nedeniyle işveren tarafından 09/10/2013 tarihinde son verildiği, davacıya düşük performans sergilemiş olsa dahi iş akdinin feshedilme yoluna gitmeden önce herhangi bir ihtarat yapılıp ceza verilmesi yoluna gidilmediği, davacının iş akdine son vermek yerine daha verimli çalışabileceği şekilde biriminin değiştirilmesi veya başka bir iş alanına sevki gibi işin verimini düşürmeyecek ve aksatmayacak nitelikte başka önlemler alınması gerekirken performans düşüklüğü gerekçesiyle 3 yıl boyunca çalışırken birden iş akdine son vermenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davalı tarafın dosyaya ibraz ettiği savunma ve iddiaların somut değil soyut verilere dayandığı davalı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği, feshin son çare olduğu ilkesinin gözetilmediği gerekçesiyle feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetliyse de işe başlatılmama tazminatının davacı işçinin 8 aylık ücret tutarında belirlenmesinin doğru olmayıp kıdemi esas alınarak 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesinin dosya içeriğine daha uygun düşeceği- 7. HD. T. 43571/8185 Davalı iş yerinde fesih tarihi itibariyle 14 çalışan olduğunun belirtilmiş olup karar gerekçesinde davalı iş yerinde 30’dan fazla işçi çalıştığı belirtildiğinden ve bu tespite ilişkin dosya kapsamında başkaca belge bulunamadığından bu konuda yeniden araştırma yapılarak fesih tarihinde davalı iş yerinde çalışan işçi sayısının tespit edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 30301/10277 Belediyenin kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, meslek ve beceri kazandırma görev ve sorumlulukları kapsamında bu tür hizmetleri üçüncü şahıslara yaptırmasının mümkün olduğu- Geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi söz konusu olduğunda işe iade hükmünün sadece alt işveren aleyhine kurulması gerektiği- İşyeri devri söz konusu olduğundan önceki alt işveren nezdinde geçen çalışma süresi de dikkate alındığında kıdeminin 6 aydan fazla olduğu kabulü gerektiği- 9. HD. T. 47217/4180 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davada, iş yerinde uzun zaman devam eden çok sayıda işçinin iş sözleşmelerinin feshi süreci ve bir kısım işçilerin sendika üyeliğinden istifası sonucu gelinen noktada iş yerinde sendika üyesi işçi kalmadığı; ancak sendika üyeliğinden çekilen ve üyelikten çekildikten sonra çalıştırılmaya devam eden işçilerin kimler olduğu, bu kişilerin hangi tarihlerde sendikaya üye oldukları, hangi tarihte çalışmalarının sona erdiği, hangi tarihlerde üyelikten istifa ettikleri, ve yeniden işe başlayanların yeniden işe başlama tarihleri , sendikaya üye olmadığı halde iş akdi sona eren kişiler olup olmadığı, ve bu kişilerin iş akitlerinin fesih tarihleri ve sebeplerinin açıkça ortaya konulmadığı- Bu hususlarda eksik belgeler celbedildikten sonra ve bilirkişiden rapor alınarak feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmesi gerektiği- 22. HD. T. 6618/9111 Belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif koşullar mevcut olmasa da, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış olup, davacı işçi sözleşmenin belirli süreli olduğuna güven duymak suretiyle bakiye süreye ait ücretlerini talep ettiği- İş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunun işverence ileri sürülmesinin, normun işçiyi koruma amacına aykırı olduğu gibi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerekeceği- Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin davacı iddiası ve talebi doğrultusunda belirli süreli iş sözleşmesi gibi değerlendirilmesiyle, işveren tarafından süresinden önce haklı neden olmaksızın feshine bağlı olarak bakiye süre ücreti alacağının hüküm altına alınması gerektiği- . HGK. T. 229-2903/837 Mahkemece, davalı tarafın yargılamaya katılımının sağlanması gerektiği- Mahkemece davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, davalının delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerektiği- Tebligatın muhataba yapılabilmesi için, muhatabın medenî hakları kullanma ehliyetine, kısaca fiil ehliyetine sahip olması gerektiği- Fiil ehliyetine sahip olmayan kişilere tebligat yapılamayacağı bu durumda tebligatın kanunî temsilciye yapılması gerektiği- Ancak bir meslek veya sanatla uğraşan ve ayırt etme gücüne sahip küçükler veya kısıtlılar, bu meslek ve sanatın icrasından doğan borçlardan bizzat sorumlu olduklarından, bu konuda kendilerine tebligat yapılması tebliği usulsüz ve geçersiz kılmayacağı- Aksine hüküm bulunmadıkça tebligat giderlerini tebliğin yapılmasını isteyen tarafın peşin olarak ödemesi gerektiği- Tebliğ gideri verilen süre içinde yatırılmaz ise, talep eden kişinin bu isteminden vazgeçmiş sayılacağı- Dava dilekçesinin karşı tarafa tebliği için tebliğ gideri peşin verilmemiş ve verilen makul süre içinde yattırılmamış ise, dava hakkında 1086 sayılı Yasanın 409 uncu maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği- Tebligatın kural olarak muhatabın kendisine yapılması gerektiği- Muhatap adresinde bulunmadığı takdirde, onun yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılacağı- Muhatabın konut adresinde süreklilik arz edecek şekilde birlikte oturan aile halkından biri veya varsa birlikte oturduğu hizmetçi tebligatı almaya yetkili kişiler olarak kabul edildiği- Yetkili kişilerin görünüşe nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği- Tebligat yapılacak gerçek kişi işyeri, işletme veya iş sahibi ise, işyerinde bulunmaması halinde daimî işçisine yapılan tebligatın geçerli olacağı- Adreste tebligatın, gerçek veya tüzel kişinin bilinen en son adresinde yapılması gerektiği- Adres niteliğinde bulunmayan yerlerde, örneğin inşaat halindeki binalarda tebligatın yapılamayacağı- Tebligat evrakına adresin doğru ve okunaklı olarak yazılması gerektiği- Bir kişinin adresinden başka bir yerde tebligat yapılabilmesi o kişinin tebligatı kabul etmesine bağlı olduğu- Ev adresine çıkarılan tebligatın herhangi bir nedenle yapılamaması nedeniyle iş adresinde yapılması durumunda, tebligatın geçerli kabul edildiği- 9. HD. T. 20557/7841 Davalı şirketle hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalı yüklenici şirket nezdinde kurumlarında çalışan işçi tarafından İstanbul 1. İş Mahkemesinde işe iade talebiyle kurum ve davalı aleyhine açılan davanın mahkemece kabulüne karar verildiğini ve hüküm altına alınan kısmın kurum tarafından dava dışı işçiye ödendiğini ileri sürerek dava dışı işçiye yapılan TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline- 13. HD. T. 41425/9903 İşe iade davası sonunda davacı işçiyi işe çağıran davalı işverenin bu çağrısının samimiyeti konusunda uyuşmazlık bulunduğu davada, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorunda olduğu ve aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğuracağı- İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmasının gerekeceği- İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemeyeceği- İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini 1 ay içinde işçiye bildirmesi gerekeceği- İşverenin işe davete dair beyanının da ciddî olması gerekeceği- İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemeyeceği- İşçinin, geçersizliği tespit edilen fesih tarihinde çalıştığı işyerinde ve işte işe başlatılmalı ve önceki koşulların tam olarak sağlanması ve aynı parasal hakların ödenmesinın gerekeceği- İşçinin başka bir coğrafyadaki aynı işverene ait işyerinde işe başlamak zorunluluğu bulunmayacağı- 7. HD. T. 1347/9319 Davacı SSK’ nun yanlış bağlıyarak yedi yıl süre ile ödediği yaşlılık aylığını, yanlışlığı farketmesinden sonra, davalıdan –sebepsiz zenginleşme BK. 63/II; şimdi; TBK. mad. 79/2 kuralları çerçevesinde– geri istemesinde “iyiniyet kuralları” na aykırılık bulunmadığı– . HGK. T. 10-576/76 4857 sayılı İş Kanunu 20. maddesine göre yasa koyucunun burada açıkça, “Yargıtay’ca kesin olarak karara bağlanır” demek suretiyle, bozma kararına karşı direnme yolunu kapamış bulunduğu- . HGK. T. 9-271/275 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının, alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Kural olarak hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceği- Verilen iş yardımcı iş ise, alt işverenin faaliyet alanının bu olmasının yeterli olduğu- Teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme unsurunun asıl işin bir bölümünde aranması gerektiği- Davacı davalı şirketten ayrıldıktan yaklaşık 9 ay sonra bu kez ihale ile diğer davalı şirket işçisi olarak işe girmiş olup burada ara verme nedeni ile çalıştırılmaya devam ettirilmesinden söz edilemeyeceği, zira davacının ara verip yeni bir iş sözleşmesi ile diğer davalı işçisi olarak çalıştırılmış olduğu- Yardımcı işin bir bölümünün asıl işveren işçileri ile devam ettirilmesinin tek başına muvazaa kriteri olmayacağı- Asıl işveren yardımcı işin bir bölümünü de alt işverene verebileceği- Yerel mahkemenin vardığı sonuç eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayandığından, işyerinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 17709/11272 Feshin sendikal nedene dayalı olup olmadığının tespitine ışık tutması bakımından işverence alınan işletmesel karar nedeniyle rızasıyla işten ayrılan kaç işçi olduğu, bu işçilerin sendikalılık durumları ve işverence alınan işletmesel karar nedeniyle fesih öncesi bazı işçilere iş teklifinde bulunulduğu savunulduğundan işverenin fesih öncesi işletmesel karar doğrultusunda teklif götürdüğü işçi sayısı, bu işçilerden kaçının sendikalı olduğu, teklifi kabul edip çalışmaya devam eden sendikalı işçi bulunup bulunmadığı ve teklifi kabul etmediği için işten çıkarılan sendikasız işçi olup olmadığının, işletmesel kararın alınmasından sonra işe alınan 17 işçinin sendikaya üye olan bulunup bulunmadığının, uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak sonucuna göre işverenin peyder pey sendikalı işçileri işten çıkarmak yolu ile sendikanın gücünü kırma amacı taşıyıp taşımadığı belirlenmesi gerektiği- 7. HD. T. 3910/9675 7. HD. T. 5206/9677 Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması hâlinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği- . İBK. T. 8/3 İcra müdürlüğünce borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının haczi için bunların bulunduğu yerdeki icra dairesine “genel nitelikte” olmayıp, belli bir malın haczi için talimat gönderilir ya da icra müdürlüğünce doğrudan doğruya borçlunun adına kayıtlı olan taşınmazın haczi için tapu sicil müdürlüğüne ya da adına kayıtlı olan araçların haczi için trafik müdürlüğüne haciz yazısı gönderilirse, bu durumda haczin “nokta haczi biçiminde” yapılmış olacağı ve haczedilmezlik şikayeti için haciz yazısını gönderen –asıl takibin yapıldığı yerdeki icra dairesinin bağlı bulunduğu- icra mahkemesine başvurulması gerekeceği- . HGK. T. 12-795/792 "haklı fesih sebebi"ni oluşturacak ağırlıkta olmasa da davacının, işe iade davası neticesinde tekrar dönmesine rağmen, istirahat ve rapor aldığı sürelerin fazlaca olması, işverenin işçiden beklediği işgörme ediminden faydalanamaması soncunu doğurmakta ve işveren açısından bakıldığında bu sebebin işverene, geçerli sebeple fesih hakkı verdiği- Sık sık rapor alan davacının iş sözleşmesinin feshinin "geçerli sebeb"e dayandığı- 22. HD. T. 9941/12567 İlamın infaz edilecek kısmının yorum yoluyla belirlenemeyeceği, eda hükmü içermeyen ilama yönelik yargılama giderleri dışındaki alacak kısmı yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği- 8. HD. T. 6677/7757 Fesih bildirim tarihinden önce iş sözleşmesi feshedilen, bu nedenle feshin geçersizliği davası açıp, lehine feshin geçersizliğine karar verilen işçinin işverene işe başlatılması için başvurusu halinde, feshin geçersizliğine ilişkin dava sonuçlanmamış ise, bekletici mesele yapılması gerektiği- İş güvencesi hükümlerinden kaçmak amacıyla, işçilerin bir kısmının muvazaalı olarak taşeron işçisi olarak gösterilmesi halinde, bu işçilerin de işçi sayısına dahil edilmesi gerektiği- Grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet verdiği ve bu gibi ilişkilerde, tüm şirketlere hizmet veren işçiler ile sadece davalı şirkete hizmet veren işçilerin 30 işçi kıstasında dikkate alınması gerektiği- Tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar vermehaklarının alınmasını engelleme-iş güvencesi hükümlerinden yararlandırmama, tarafta muvazaa hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsilin söz konusu olacağı- Dolaylı temsilin söz konusu olduğu hallerde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenlerin sorumlu tutulacağı- . Organik bağın şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılacağı- 9. HD. T. 8355/11909 Davalı şirket ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü arasında hizmet alım sözleşmesi “yardımcı personel hizmeti ile ekipmanlı temizlik hizmeti” için yapılmış olup davacının, temizlik işinde değil, büro elemanı sekreter olarak çalışmış olduğu ve bu görevin temizlik hizmeti ile bir bağlantısının bulunmadığı ve bu durumda, hizmet alım sözleşmesinin temizlik hizmeti olması karşısında, davacı yönünden asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunmadığı gibi temizlik hizmeti dışında yardımcı personel alımının işçi teminine yönelik olduğu- İşçi temini olması nedeni ile de davacı bakımından asıl-alt işverenlik ilişkisinden sözedilemeyeceği- Tanık anlatımlarına göre davacıyı işe alanın, emir ve talimat veren davalı kurum olduğu, diğer davalı alt işverenin hukuki ve ekonomik olarak bağımsız bir organizasyona sahip olmadığı, iş organizasyonu olarak davacıya emir ve talimat vermediği de tanık anlatımları ve dosya içeriğinden anlaşıldığı- Davacı başlangıçtan beri davalı kurumun işçisi olduğu ve anılan kurum 6772 s. K. kapsamında kaldığından ve davacının kurum işçisi olması nedeni ile ilave tediye alacağına hak kazanacağı- Davalı kurumun aynı işte çalışan işçisi ile ücreti farklı ise fark ücret alacağının da hesaplanması gerektiği- Davacı muvazaalı asıl-alt işveren ilişkisi kapsamında çalıştırıldığına ve ilave tediye ödenmediğine göre iş sözleşmesinin feshetmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/ maddesi uyarınca haklı nedene dayandığı ve bu durumda kıdem tazminatına da hak kazanacağı- 9. HD. T. 9402/4480 Belirli süreli olarak yapılan ancak; objektif şartları taşımadığı için belirsiz süreli olarak kabul edilen iş sözleşmesinde, kararlaştırılan süreden önce haksız feshe bağlı cezai şart hükmünün, belirlenen süre ile sınırlı olmak üzere geçerli olduğu- . İBK. T. 10/1 Davacının hangi alt işverenler nezdinde çalıştığı,bunların daha önce sonuçlanmış dosyalarda yer alan aynı alt işverenler olup olmadığı dahi dosya arasındaki evraktan anlaşılamadığından mahkemece hizmet alım sözleşmeleri,buna bağlı olarak teknik şartnamelerin, işin yürütümü sırasında tutulan puantaj gibi her türlü işyeri kayıtlarının getirtilmesi, gerekli tüm belgeler titizlikle toplanarak incelenmesi, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 4. maddesinin, davacının yürüttüğü iş açısından alt işveren ilişkisinin kurulabilir olması açısından irdelenmes, muvazaa olgusunun tartışılması gerektiği- İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiği- 22. HD. T. 25208/25343 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davada; davacı elektrikçi olarak yani davalı belediyenin çalışma alanı içerisinde yardımcı iş kategorisinde değerlendirilebilecek bir işte çalıştığı, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin “temizlik, bakım ve inşaat” işlemine ilişkin olduğu ve içeriği incelendiğinde yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında, alt işverene devredilen işin asıl işin bir bölümü niteliğinde olmayıp, yardımcı iş mahiyetinde bulunduğu anlaşıldığından, davalı belediyenin, yardımcı işlerinden olan elektrik ustalığını alt işverene vermesi 4857 sayılı Kanun'un 2/6-7. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesine göre mümkün olup, geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığı, bu anlamda, mahkemece, feshin geçerli sebebe dayanmadığının kabulü doğru ise de, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak, davacının davalı belediyeye ait işyerine iadesi doğru olmadığı, feshin geçersizliğine dair tespitte bir hata olmamakla birlikte; davacı işçinin alt işveren nezdindeki işyerine iadesine ve iş güvencesi hükümlerinin mali sonuçlarından her iki davalının müştereken sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği- 22. HD. T. 32318/28783 Geçerli fesih nedeni olduğu tartışmasız olan sık sık istirahat raporu almaya bağlı olarak gerçekleştirilen fesih öncesinde savunma alınmamış ise, feshi sırf bu nedenle geçersiz olur mu? 9. HD. T. 12748/7902 İş Kanununda işverenin eşit işlem yapma borcuna aykırılığın yaptırımının ayrımcılık tazminatı olduğu- İşçinin açtığı işe iade davasında feshin sendikal nedenle yapıldığının tespiti üzerine işveren sendikal tazminat ödemekle yükümlü tutulur ise, aynı nedene dayanarak 4857 s. İş Kanunu mad. 5 uyarınca, yeniden tazminat talep edilemeyeceği- . HGK. T. 9-305/323 Ayrılık davası sırasında verilen tedbir nafakasının ayrılık süresinin bitiminde sona ereceği, dava ayrılık kararı ile hükmedilen nafakanın artırılmasına ilişkin olduğundan ayrılık süresinin sona ermesi halinde devam etmeyeceği- 8. HD. T. 16405/2610 İhbar tazminatının hesabında Kanunun 32. maddesinde yazılı olan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatlerin de dikkate alınacağı- Ücret dışında kalan parasal hakların bir yılda yapılan ödemeler toplamının 365’ e bölünmesi suretiyle bir günlük ücrete eklenmesi gereken tutarın belirleneceği- Son işveren ve iş sözleşmesini fesheden davalı olduğu halde, ihbar tazminatından son işveren nin sorumlu tutulması gerekirken müteselsilen sorumluluğa karar verilmesinin de hatalı olduğu- 9. HD. T. 51683/4418 Davalı işverenin, davacının şirketi zarara uğrattığı iddia edilen eylemi nedeniyle davacıya kınama cezası verdiği görüldüğünden artık bu eylemi fesih gerekçesi olamayacağı- Davalının kınama cezası verdikten 2-3 ay kadar sonra bu kez zarar miktarını ödememekte ısrar ettiğinden bahisle iş aktinin feshedilmesi özellikle bizzat banka müfettişinin eyleme konu para poşetinin banka şubesine teslim edildiğine dair herhangi bir sonuca ulaşılamadığı şeklindeki açık tespiti ve yargılama sırasında da davacının teslim edildiği iddia edilen para poşetini saymaksızın teslim aldığına dair delil ibraz edilmediği gibi hakkında tecziyesine karar verilen paranın tahsili kararına karşı aklanma/masumiyetini ortaya koyma hakkını kullanarak itirazda bulunması ve bu itiraz nedeniyle herhangi bir ödemede bulunmaması karşısında; söz konusu ödememe eyleminin iş aktinin feshini gerektirecek boyutta olmadığı, eylem ile feshin ölçülü olmadığı, davalı işverenin ödenmemesi halinde yasal yollara başvuracağını belirtmesine rağmen yasal hakkının infazı için yargı merciilerine başvurmaksızın iş aktinin feshi yoluna gitmesi gibi nedenler dikkate alındığında işverence yapılan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı ve dolayısıyla davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 7. HD. T. 45706/7843 Belirli süreli iş sözleşmesi sözleşmenin sonunda herhangi bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinden işveren tarafından bir fesih yapılmamış ise, işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağı- . HGK. T. 22-391/710 Çalışırken yıllık izin talebinde bulunmasına rağmen izin kullandırılmadığını veya izin verilmesine rağmen ücretinin ödenmediğini iddia ve ispat edilmediğinden kullanılmayan izinlerin; dönem ücretleri üzerinden iki katı alınarak hesaplanmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 12312/1288 Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının yaptığı iş ve işyerinin niteliği dikkate alındığında taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif şartları taşıyıp taşımadığı, bu bağlamda sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi mi yoksa belirsiz süreli iş sözleşmesi mi olduğu ve buradan varılacak sonuca göre davacının bakiye süre yönünden ücret alacağı talebinin yerinde olup olmadığı- . HGK. T. 229-2903 /837 Davalı işveren işyerinde tarihleri arasında sorumlu müdür gıda mühendisi olarak çalışmış olan davacının, iş yerindeki görev amacı ve niteliğine göre belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmasını gerektirir objektif bir sebep bulunmadığı ve buna göre sözleşmenin baştan beri belirsiz süreli olduğu gözetilmeden; bakiye süre ücreti alacağının reddi yerine kabulünün hatalı olduğu- 22. HD. T. 1087/6949 Haksız fesih iddiasına dayanılarak açılan davada, davalı olarak gösterilmeyen Çukurova Belediyesine davanın teşmil edilmesi için davacıya süre verilerek, dava teşmil edilirse yargılamaya devam edilerek tarafların delilleri toplanarak, feshin geçerli ya da haklı sebebe dayanıp dayanmadığı tespit edilip, feshin geçersiz olduğu kanaatine ulaşıldığı takdirde ise, alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığı anlaşılırsa asıl işveren iş yerine iadeye, muvazaa bulunmayıp bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı sonucuna varılırsa alt işveren işyerinde ise iadeye ve kanuni haklardan alt işverenle birlikte asıl işverenin de sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 548/982 Dava dilekçesinde tarafın eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, hakimin karşı tarafın rızası olmaksızın taraf değişikliğini kabul edebileceği, dosya içeriğine göre davalı asıl işveren ile dahili davalı alt işveren arasında teknik personel çalıştırma hizmetine yönelik sözleşme olmasına rağmen, davacının bu hizmet dışında dekan şoförü olarak çalıştığı, davacı yönünden asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının oluşmadığı, davacının başlangıçtan itibaren asıl işveren davalı üniversite işçisi sayılması gerektiğinin ortada olduğu- 9. HD. T. 22733/14621 Davacı davalılar nezdinde sondaj işçisi olarak çalışmış olup her ne kadar mahkemece davacının somut işi gereği davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı sonucuna ulaşılarak davacının TPIC şirketine işe iadesine karar verilmişse de, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinde sondaj hizmetlerinin de belirtildiği nazara alındığında davalılar arasındaki alt işveren asıl işveren ilişkisinin geçerli olduğu ve muvazaalı olmadığı anlaşıldığından davacının Hazar şirketine işe iade edilmesi gerektiği- 22. HD. T. 11416/17942 Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dosya içeriği ile uyuşmayan, bilgisayardan kopyala-yapıştır şeklinde yapılan işlemden kaynaklandığı düşünülen bir takım ifadelere yer verildiği, bu şekilde oluşturulan kararın 6100 sayılı 297. maddesine aykırı olduğu- 9. HD. T. 27509/13598 Genel haciz yoluyla yapılan takiplerde, “icra dairesi” yerine “icra mahkemesi” ne yapılacak itirazlar geçersiz olup, sonuç doğurmayacağı- 12. HD. T. 12560/14828 Yurt Dışı Paket Tur Sözleşmesi- Bozma ilamının otel ve uçak rezervasyonları gibi zorunlu olarak yapılan giderlerin tespiti ve bunların tenkisi ile kalan kısmın davacıya iadesine ilişkin değerlendirmenin sağlıklı yapılmadığı gibi paket tur sözleşmesi ile faturanın uyumsuz olduğu dikkate alınmayarak hesap yapılmış olmasının hatalı olduğu- 3. HD. T. 398/10781 Yasada fazla çalışmaların günlük 3 saati geçemeyeceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, taleple bağlı kalınması gerektiği- 9. HD. T. 30/10246 Davalı işveren, fabrikaya nakil için davacı işçiye doğrudan bir görev teklifinde bulunmadığından davalı işverence yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayanmadığı ve davacının işe iadesinin gerektiği- 7. HD. T. 1917/9129 İş yerinde içerisinde bilgisayar uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak; davacının gerek kendi, gerekse diğer müşteri temsilcilerinin gerçekleştirdiği görüşmelerde ihtiyaç bulunmamasına rağmen VLR Reset İşlemi uygulayıp uygulamadığı, hattan düşmelerin sistemsel bir hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının net bir biçimde belirlenmesi gerektiği- Davacının gerekmediği halde VLR Reset İşlemi yaptığı ve bunun sistemsel bir hatadan kaynaklanmadığının tespiti halinde ise bu usulsüz VLR Reset İşlemlerinin disiplin kurulu kararı doğrultusunda 30 ve üzerinde olup olmadığı tespit edilmesi, 30'un üzerinde olduğunun belirlenmesi halinde, davacının müşterilere haber vermeksizin, işverenin itibarını zedeleyecek şekilde davrandığı ve iş yerinde olumsuzluklara yol açtığı dikkate alınarak iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğinin kabul edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 33947/17842 Bankada destek personeli olarak çalışan dava dışı şahsın güvenlik kamera izleme odasında, genel müdür ile yönetim kurulu başkanın odalarının bulunduğu koridoru güvenlik kamerasından izlerken, genel müdürün odasının önünde bulunan kutuları görmesi üzerine, genel müdürün görevden ayrılacağı düşüncesiyle ekrandaki görüntüyü fotoğrafladığı ve cep telefonundaki whatsapp programı ile paylaştığı anlaşılmakta olup, davacının da, kendi telefonuna ulaşan bu fotoğrafı, müfettiş arkadaşıyla iletişim kurduğu gruba gönderdiği, halka açık bir şekilde bankacılık faaliyetinde bulunan, borsada hisse senetleri işlem gören ülkemizin sayılı bankalarından olan davalı bankanın genel müdürünün görevden alındığı izlenimini verecek nitelikteki bu görüntünün, kurum dışına sızması, özellikle basına yansıması durumunda ekonomik açıdan sakıncalar doğacağı açık olduğundan, müfettiş olarak çalışan davacının belirtilen bu sakıncaları öngörerek davranması bekleneceği; kendisine bir başka çalışan tarafından whatsapp programından iletilen fotoğraf paylaşmaktan ibaret olan davacı davranışlarının fesih için haklı neden ağırlığında olduğu söylenemz ise de, feshe geçerli neden teşkil ettiği- 22. HD. T. 32592/10720 İşe iade istemine ilişkin dava, aralarında muvazaalı ilişki bulunduğu iddiası ile S.. Yemek Temizlik İnşaat Ltd. Şti. ve Maliye Bakanlığına karşı açılıp yargılama anılan davalılara karşı yürütülerek sonuçlandırıldığı, ancak Sosyal Güvelik Kurumu kayıtlarında davacı işvereninin S.. Temizlik Hizmetleri Turizm Yemekçilik Otomotiv Sanayi Ltd. Şti. olduğu görüldüğü, temizlik hizmetleri konusunda dosyaya sunulan hizmet alım sözleşmesi dava dışı, S.. Temizlik Hizmetleri Turizm Yemekçilik Otomotiv Ltd. Şti. ile davalı Maliye Bakanlığı arasında imzalandığı, davalı şirket temyiz isteminde her iki şirketin faaliyet konularının farklı ve ayrı tüzel kişilikleri olduğunu savunduğundan davanın alt-işveren şirket bakımından yanlış hasma yöneltildiği anlaşıldığından doğru hasma teşmili için davacı tarafa süre verilerek oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerektiği- 22. HD. T. 26975/26255 Sendikal nedenle yapılan fesihlerde tazminatın; işçinin başvurusu, işe başlatma ve başlatılmama şartına bağlı olmaksızın işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirleneceği- Yıllık ücretli izinle ilgili 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesi gerektiği ve fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınırın 8 aya kadar da çıkabileceği- 9. HD. T. 10947/10721 Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminata esas ücret hesabında, dosya kapsamındaki imzasız bordrolarda tahakkuk ettirilen prim ödemeleri dikkate alınmış ise de, davacıya yapılan prim ödemelerinin devamlılık arz etmediği anlaşılmakla prim ödemesinin giydirilmiş ücrete dahil edilmesinin hatalı olduğu- Fazla çalışmanın ispatı açısından işyeri kayıtlarının mevcut olmaması karşısında mahkemece fazla çalışmanın tanık beyanlarına göre ispatlanması mümkün ise de, dinlenen tanıkların davalı bankanın Y. şubesinde çalışmış olmaları, davacının diğer şubedeki çalışmaları konusunda görgüye dayalı bilgilerinin bulunmaması karşısında davacının B. şubesindeki fazla çalışmalarını ispatlayamadığı anlaşıldığından, fazla çalışmanın davacının tanıklarla birlikte çalıştığı dönemlerle sınırlı olarak kanıtlandığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının hüküm altına alınmasının doğru olacağı- 22. HD. T. 1501/7779 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının, alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Davalılar arasındaki kira sözleşmeleri, tanık beyanları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında davacının yaptığı işin davalının faaliyet alanı içinde kaldığı ve kira sözleşmesi ile işin bir bölümünün verildiği ve bu durum itibari ile asıl-alt işveren ilişkisinin varlığının bulunduğu, mahkemece gerçek anlamda asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarının olup olmadığı, davalılar arasındaki bu ilişkinin muvazaalı olup olmadığını araştırıp, işe iade edilecek işverenin belirlenmesi gerektiği- 9. HD. T. 10886/11103 Şikâyetçi borçlu tarafından icra dosyasına yapılmış bir ödeme bulunmayıp, dosyaya gelen paranın, borçlunun üçüncü kişi nezdinde banka hesabının haczedilmesi nedeni ile adı geçen banka tarafından yatırıldığı, bu nedenle haciz müzekkeresinin elden verilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesi iradi nitelikte bir ödeme sayılamayacağından, şikâyet tarihinden sonra dosya borcunun haczedilen banka hesabından ödenmesinin haczedilmezlik şikâyetinin esasının incelenmesine engel olmadığı, borçlunun haczedilmezlik şikâyetinin kabulü hâlinde, borçlu alacaklıya ödenen paranın iadesini talep edebileceğinden şikâyetin esasının incelenmesinde hukukî yararının bulunduğu, haczedilen paranın icra dosyasına ödenmesi nedeniyle icra müdürlüğünce haciz fekedilmiş olup, mahkemece haczedilmezlik şikâyetinin esasının incelenerek haczedilemeyecek bir para tahsil edilmiş ise iadesine olanak sağlanması gerekeceği- . HGK. T. 8-1868 /1485 Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının baştan beri davalı EGO Genel Müdürlüğü işçisi olduğu belirtilerek davalı EGO Genel Müdürlüğü işyerine işe iade edilmesine ve işe iadenin maddi sonuçlarından her iki davalının birlikte sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 15332/18182 İş Kanunu md. 21'e göre davacı süresi içinde işe iade talebinde bulunmuş olsa bile işverenin işe başlama davetine haklı bir neden olmadan uymadığı ve işe başlamadığı için işe iadenin sonuçlarından yararlanamayacağı- . HGK. T. 4-4/1035 İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanunu'nun 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verildiği, muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlandığı- 5538 sayılı Yasa ile İş Kanunu'nun 2. maddesine bazı fıkralar eklendiği ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumların düzenlendiği, ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğelerinin değişmediği, yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem göreceklerinin 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edildiği- Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesinin, İş Kanunu'nun 5. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamamasının, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durum olduğu- İş Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrası, tarihinde yürürlüğe giren 5763 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirildiği ve alt işverenin işyerini bildirim yükümü getirildiği, alt işverenin bu bildirimi asıl işverenle aralarında düzenlenmiş olan yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte yapmak durumunda olduğu- Muvazaanın tespiti halinde bu yönde hazırlanan müfettiş raporunun ilgililere bildirileceği ve ilgililerin altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edebileceği, itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu- İş Müfettişliği tarafından hazırlanan muvazaalı alt işverenlik ilişkisinin tespit edildiği rapora ilgililerin süresi içinde itiraz etmemesi ya da mahkemece muvazaalı işlemin varlığına dair hüküm kurulması halinde, alt işverenliğe dair tescil işleminin iptal edileceği, bu halde alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı- 22. HD. T. 43348/30301 İş hukukunda 'dava şartı olarak arabuluculuğa' ilişkin madde ile diğer düzenlemelerde iş yargısının temeli olan çabukluk, basitlik, emredicilik, zayıfın korunması ve ucuzluk ilkelerinin dikkate alındığı, işçinin, hak ve alacaklarını en kısa sürede ve en basit yoldan almasını sağlamaya yönelik getirildiği anlaşılan bir kurumun, işçinin aleyhine yorumlanması doğru olmayacağı, arabuluculuğa başvurma işçi açısından olduğu gibi işveren açısından da zorunlu olduğu, somut olayda, davanın iş akdinden kaynaklanan işveren alacağının bulunmadığına ilişkin menfi tespit davası niteliğinde olduğu, davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açıldığı, istinaf mahkemesince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı- 9. BURSABAMHD. T. 1516/1294 Davalı asıl işveren PTT Gen. Müd. tekeli dışındaki posta dağıtım işinin ihale yolu ile alt işverenlere verilmesini kararlaştırmasının teşkilat kanununda bu işi vermesine engel bir durum bulunmamakla birlikte davalılar arasında ihale sözleşmesi incelendiğinde posta dağıtım işinde çalışmak üzere 14, daha sonra ise 10 adet işçi çalıştırılmasının kararlaştırıldığı, ihaleyi üstlenen davalı G. İnş. Ltd. Şti’nin faaliyet alanı içerisinde posta dağıtım işi bulunmadığı, sözleşme kapsamı ile hizmet alımından çok işçilik temini yapıldığı, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarını taşımadığı anlaşıldığından, davacının başlangıçtan beri asıl işveren PTT işçisi sayılması, PTT işyerlerinde çalışan sayısı 30 işçiden fazla olduğu, fesih bildirimi yazılı yapılmadığı gibi sebebi de açık ve kesin olarak belirtilmediğinden, gerçekleştirilen fesih geçersiz olup davacının asıl işveren olan PTT işyerine işe iadesi gerektiği- 9. HD. T. 16369/17666 İşçinin ücretinin sık sık haczinin, işyerinin çalışma sürecini ve işyeri organizasyonunu olumsuz yönde etkiliyorsa, geçerli fesih nedeni kabul edilebileceği- 9. HD. T. 27653/28510 Feshin geçersizliği ve işe iade davasında davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunması halinde, davanın her iki işverene karşı birlikte açılması gerektiği ve aradaki ilişkinin muvazaalı olmaması halinde ise, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, işe iade yükümlüsünün alt işveren olduğu- Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmede taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası, işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğu olduğu- Mahkemece, davacının tam olarak ne iş yaptığı, yapılan işin hizmet alım sözleşmesi ve eki teknik ve idare şartnameler kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve özellikle de yüklenici şirketin, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı İdareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı, yani salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceğinin tespit edilmesi, bu konularda, gerekirse işyerinde inceleme yetkisi verilecek konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının yaptığı işin ihale teknik ve idari şartnameler kapsamında ve İş Kanunu 2. maddesinde belirtilen davalı şirkete verilebilecek işler kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerektiği- 7. HD. T. 18852/20924 Delillerin neler olduğu belirtilmeden, tanık beyanları değerlendirilmeden ve özellikle deliller tartışılıp, hangilerine neden değer verilmediği, hangilerinin ise neden üstün tutulduğu dayanakları ile ortaya konulmadan; gerekçe olarak, işçinin iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiasını ispatlayamadığı aynı şekilde feshin haklı veya geçerli nedene dayandığının ispat yükü üzerinde olan davalı işverence ispatlanamadığı şeklindeki gerekçe ile yazılı şekilde karar verildiği, mahkemenin gerekçeli kararının bu nedenle HMK.'nun 297. maddesine uygun olmadığı- 9. HD. T. 29567/9284 Davalılardan asıl işveren, Bakanlık nezdinde dava dışı alt işveren şirketi nezdinde çalışırken iş akdi feshedilen davacı muvazaa iddiasında bulunmadan, daha sonra işi alan ancak iş ilişkisi kurulmayan davalı Temizlik Şirketine dava açmış, mahkemece muvazaa iddiası olmadığı ve bu yönde asıl alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğuna veya asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarını taşımadığı yönünde delil bulunmadığı halde muvazaa kabul edilerek davalı asıl işveren Bakanlık aleyhine feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, diğer davalı şirkette çalışmadığı gerekçesi ile o davalı yönünden ise husumetten reddine karar verilmiş olup, asıl-alt işveren ilişkisinin yardımcı iş niteliğinde olan temizlik işinin verilmesi ve muvazaa olguları kanıtlanmadığından muvazaa kabul edilerek asıl işveren Bakanlık işyerine işe iadesine karar verilmesinin hatalı olduğu- İş sözleşmesini fesheden son alt işveren Temizlik Hizmetleri şirketi olduğundan ve muvazaa iddiası olmadığına ve fesheden işveren konusunda davacı taraf yanılmış olacağından, dava dilekçesinin HMK. mad. 124 uyarınca fesheden alt işveren Temizlik Hizmetleri şirketine tebliğ edilmesi, taraf teşkili sağlanması gerektiği- 9. HD. T. 29450/17688 Davacı işçinin davalı işyerinde yaklaşık 14 yıl 5 ay kadar süreyle çalıştığı, davalı işyerinde tarafların kabulünde olduğu üzere davacının da yararlandığı Toplu İş Sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşmenin 24. maddesine göre işten çıkarma cezasının ancak disiplin kurulu kararı ile verilebilmesinin mümkün olduğu, somut olayda ise iş akdine disiplin kurulu kararı olmaksızın son verildiğinden feshin haklı bir nedene dayandığından söz edilemeyeceği, geçerli nedene dayandığının ise davalı işveren tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirketteki işe iadesine karar verilmesinin isabetli olacağı - Davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 7 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru olmayıp, bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosyaya uygun olacağı- 7. HD. T. 45585/7833 Mahkemece yapılacak işin, dava konusu faturaların dayanağı olan irsaliyeler altındaki imzaların davalı eli mahsulü olup olmadığı yönünde imza incelemesi yaptırılarak iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller eksiksiz olarak değerlendirildikten sonra bir karar vermekten ibaret olması gerekeceği- 19. HD. T. 7463/10043 Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverende olduğu ve asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğu olduğu- Davacının iş sözleşmesinin haklı bir nedene dayanmadan ve yazılı fesih bildirimi olmadan feshedildiğinden feshin geçerli nedene dayanmadığı- Davalılar arasında Belediyeye ait Kültür ve Sanat Merkezi’nin işletilmesi için sözleşme yapıldığı, davacı işçinin işvereni olan şirketin bu işi üstlendiği, davacının aynı yerde fakat yıllar itibariyle farklı alt işverenlerde çalışmasının davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu anlamına gelmeyeceği, davacının işyeri devrinden dolayı farklı alt işverenlerde çalışabileceği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu anlaşıldığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 5474/2967 Davalı Banka Yönetim Kurulunun tarih ve 10186 sayılı kararında ve tarih ve 1 sayılı İşçi-İşveren Kurulu Kararında; özel güvenlik işinin dış firmaya verilerek yürütülmesi sonucu, işgücü fazlası olarak belirlenen banka çalışanlarının banka boş kadrolarında istihdam edilme imkanlarının araştırıldığı, eğitimleri ve diğer nitelikleri yapılacak işe uygun bulunan özel güvenlik görevlilerinin gişe yetkilisi olarak veya dış firma ile koordinasyonu sağlamak üzere oluşturulacak kadrolara atanmasının planlandığı belirtilerek 50 işçinin dış firma ile koordinasyonu sağlamak üzere terfi ettirildiği, 10 işçiye ise asistan gişe yetkilisi görevinin teklif edildiği ve kendileriyle mülakat yapıldığının sunulan belge içeriğinden anlaşıldığı, yine davalı tarafça 1072 işçinin alt işveren şirkette çalışmaya devam ettiğinin bildirildiği, dosyaya sunulan fesih öncesi ve sonrasında işe alınan işçileri gösterir listede çok sayıda gişe yetkilisinin işe alındığı anlaşıldığından işverenin davacıya neden başka iş ve görev teklif etmediği, hangi objektif seçim kriterini uyguladığının anlaşılamadığı işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli olmakla, 4857 sayılı İş Kanununun uyarınca boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesine karar verilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak en çok 8 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi yasanın açık emredici düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğinden hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 7. HD. T. 42129/8805 Davacı isteminden daha fazla bir ihbar tazminatına hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Davacının kesinleşen işe iade kararı sonrası talebine rağmen işverence işe başlatılmaması halinde hak kazandığı alacakların hesabında ilkelere uymayan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu- Hüküm özetinde yer aldığı gibi HMK'da "sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesi" şeklinde bir karar tarzının olmadığı- 9. HD. T. 10870/8844 Davalı kargo şirketi ile davalı acente B.. arasında ki acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğu ve davacının baştan itibaren L. Kargo Şirketinin işçisi olduğu tespiti ile davacının davalı L. Kargo deki işine iadesine yönelik hüküm kurulması doğru ise de muvazaalı işlemin diğer tarafı davalı B.. hakkındaki davanın husumetten reddi ile davalı B.. lehine avukatlık ücreti takdir edilmesi ve işe iade davasının mali sonuçlarından sadece davalı L. Kargo Şirketinin sorumlu tutulması hatalı olduğu- 22. HD. T. 832/616 Karar gerekçesinde davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu yönünde bir açıklama da yapılmadan, davacının şirkete iadesi yönünde hüküm kurulmuş, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağından ise infazda tereddüt uyandıracak şekilde hangi davalının sorumlu tutulduğu, sorumluluğun müşterek ve müteselsil olup olmadığı "davalıdan" denilerek açıklanmadan karar verilmiş olduğundan bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacının hangi tarihte sendikaya üye olduğu, davalı güvenlik şirketine ait davacının çalıştığı işyerinde sendikalı kaç işçinin bulunduğu sendikalı kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği, sendikadan istifa eden işçilerin bulunup bulunmadığı varsa bunların çalışmaya devam edip etmediği, sendikalı olmayan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilip edilmediği, feshedilen işçiler yerine işçi alınıp alınmadığı bunların sendikalı olup, olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği; ayrıca davacının sendikal hakların engellenmesi suçundan davalı güvenlik şirketi yöneticileri hakkında şikayetçi olduğu, konuyla ilgili ceza davası açıldığı, ceza davası yargılaması sonucu beklenip tüm deliller değerlendirildikten sonra feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 21971/16491 Davacı işçinin davalı işyerinde tarihleri arasında çalıştığı, 5393 sayılı Kanunun 67. maddesinde, ''sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işlerinin'' alt işverene verilebileceğinin düzenlenmiş olmasına karşın genel muvazaa kriterleri açısından durum incelendiğinde; hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olması, tanık beyanlarına göre işyerinde kadrolu personel ile alt işveren işçisinin birlikte aynı işte çalışması, davacının yargılama sırasında işe davetinin sözlü olarak belediye tarafından yapılmış olması, davacının emir ve talimatları davalı belediyeden alması göz önünde tutulduğundan asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu ve feshin geçerli bir nedeni bulunduğu ispatlanamadığından feshin geçersizliğine ve davacının davalı belediyeye ait işyerinde işe iadesine karar verileceği- Davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre işe başlatmama tazminatının davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesi gerektiği- 7. HD. T. 15163/11558 Davacının tam olarak ne iş yaptığı, davacının çalışmasına dayanak hizmet alım sözleşmelerinin hukuka uygun olup olmadığı, davacının hizmet alım sözleşmesine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığının belirlenmesi, ihale edilen işin belediyenin asli işlerinden olduğunun tespiti halinde 5393 Sayılı Kanuna göre belediyenin asli işlerinin alt işverene verebilmesi mümkün bulunsa dahi genel muvazaa kriterlerine göre yine de asıl-alt işveren ilişkinin hukuka uygun bulunup bulunmadığının yöntemince irdelenmesi gerektiği- Davacı belediyenin kadrolu işçileri ile aynı işi yapıp yapmadığı, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığı üzerinde durularak bu hususların açıklığa kavuşturulması ve özellikle de yüklenici şirketin, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı idareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı yani salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği hususlarının tespit edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 12471/17219 7. HD. T. 8136/6534 7. HD. T. 38065/3704 Sendikaya, önceki yazılarında belirtilen 26 kişinin hangi tarihlerde sendikaya üye oldukları, üyeliklerinin hangi tarihte ve ne şekilde sonlandırıldığı, sendikadan istifa edip etmedikleri, işyerinde çalışmaya devam edip etmedikleri, iş sözleşmeleri işveren tarafından feshedilmiş ise fesihlerin hangi tarihlerde gerçekleştiği ve işverenin fesih gerekçesinin ne olduğu, üyelikten istifa edilmiş ise istifa edenlerin işyerinde çalışmaya devam edip etmedikleri, halen sendika üyesi olup işyerinde çalışan kişilerin bulunup bulunmadığı gibi konuların sorularak davacının iş akdinin feshinden önce ve sonraki yakın aylarda işçi çıkarılması ve yeni işçi alımı yapılıp yapılmadığının ilgili ... biriminden belirlenerek feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığının tespit edilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 865/1035 Davacının işe başlatılması için işverene başvurmasına rağmen başka bir yerde çalıştığı için işe başlamadığı anlaşıldığından, davacı işçinin işe başlatılma başvurusunun samimi olmadığı, işe başlama niyeti olmadığı halde sırf işe iade kararının mali sonuçlarından yararlanmak, tazminat almak için talepte bulunduğu, işverence talebi kabul edilerek davet edilmesine rağmen işe başlamadığı ve bu durumda boşta geçen süre ücretine hak kazanmasının mümkün olmadığının kabulü gerektiği- "4857 s. İş Kanununun 21. maddesinde boşta geçen süre ücretine hak kazanılması bakımından işe başlama şartının öngörülmediği, işçinin müracaatının yeterli olduğu, aradan uzunca bir süre geçtiği, bu kadar uzun süre çalışmamasının işçiden beklenemeyeceği, bunun adil olmayacağı" şeklindeki görüşün Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmediği- . HGK. T. 22-1035/534 Kıdem tazminatı, yıllık izin, işe başlatmama tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine- 22. HD. T. 890/6919 davalının alt işveren uygulamasına rağmen davacıyla aynı görevde bulunan bazı işçilerine gişe yetkilisi, asistan, ve koordinasyon sağlama görevi verdiği halde bu işçilerin hangi kriter esas alınarak belirlendiği, istihdamın sürdürülmesi alternatifinin uygulanmayıp, davacının başka yerde değerlendirilmesinin düşünülmeyip, değerlendirilen işçiler yönünden farkın ortaya konulmayıp, fesih son çare olarak uygulanmadığından feshin geçersizliği ve davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 809/8162 7. HD. T. 783/8161 Mahkemece davacının sendikal sebeple fesih iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle sendikal tazminat talebi reddedilmiş ise de, bu hususta yapılan araştırma yetersiz olduğu ve ilgili sendika ve Bakanlıktan temin edilen istatiki verilerin birbiri ile tutarsız olduğu ve bu konunun açıklığa kavuşturulmadığı- Feshin yapıldığı dönemde sendikaya üye olmayıp, iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bulunup bulunmadığı, sendikaya üye olan ve davalı iş yerinde çalışan toplam işçi sayısı ve üyelik tarihleri, sendika üyeliğinden istifa etmesine karşın iş akdi sonlandırılan işçilerin olup olmadığı, istifadan sonra tekrar işe alınıp alınmadığı, sendikalı olup iş sözleşmeleri feshedilen işçilerin yerlerine yeni işçi alınıp alınmadığı ve yetki prosedürünün başlatılıp başlatılmadığı, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, hususları araştırıldığı, mahkemece eksik inceleme ile sendikal tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu- 9. HD. T. 7385/15939 6183 s. Yasa’nın 79/4 maddesine dayalı olarak açılan menfi tesbit istirdat davasına ilişkin davada, mahkemece yapılacak iş, davacının haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren -6183 s K. mad. 21 ve 71 gözönüne alınarak çalışanının maaşından yapılması ve davalı idareye aktarılması gerekli olan kesintinin tesbitinin yapıldıktan ve davalı idare adına yapılmış yasal kesintiler mahsup edildikten sonra kalan bir borcunun olup olmadığı tesbit edilerek fazla ödeme var ise iadesinin de gerektiği göz önünde bulundurularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- 17. HD. T. 4264/6178 İşe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli usûlî bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğunun kabul edilmesi gerektiği- İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde davanın usulden reddedilmesi gerektiği- 22. HD. T. 1572/2568 Davalının kendisini avukat sıfatıyla vekil tayin ettiğini, davacının vekaletname ilişkisi kapsamında işe iade davasında davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, davalının davacının bilgisi dışında işvereni ile anlaşarak tüm işçilik alacaklarını tahsil ettiğini, davacının vekalet ücretini ise ödemediğini ileri sürerek, vekalet ücreti alacakları, kendisi tarafından yapılan dava açılış masrafları ve ihtarname masraflarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline- 13. HD. T. 12228/15151 Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesinin zorunlu olmadığı, dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir kesiminin dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterli olduğu- 9. HD. T. 37769/8452 Dosya içeriğine göre davacının temizlik hizmeti alımı sözleşmeleri kapsamında davalı Üniversite işyerinde değişen alt işverenler işçisi olarak tarihine kadar çalıştığı, davacının sekreter olarak çalıştırıldığını ve iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini iddia ettiği, dinlenen tanıkların da davacının temizlik işinde değil, sekreter olarak çalıştırıldığını, arşiv bölümünde görevlendirilmesi üzerine kabul etmemesi nedeni ile iş ilişkisinin sona erdiğini belirttikleri, asıl-alt işveren ilişkisinde işçinin ihale ile verilen hizmet dışında başka bir işte çalıştırılması halinde, o işçi yönünden asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarının gerçekleşmediğinin kabul edilmesi ve işçinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılması gerektiği, davacı temizlik işi dışında sekreter olarak çalıştırıldığına göre davacı açısından asıl-alt işveren ilişkisinin unsurları oluşmadığından, davacının başlangıçtan itibaren davalı Üniversitenin işçisi olduğu, husumetin doğru yöneltildiği, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 19135/13760 Her iki şirketin ortaklarının aynı olmasının tek başına organik bağın varlığı için yeterli sayılmayacağı- Farklı şirketlerin aynı işveren olarak kabul edilemeyeceğine göre şirketlerin işçileri işe iade davasında 30 işçi şartı bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekip fesih tarihi itibariyle işçi sayısı otuzun altında olduğundan şartları bulunmayan işe iade davasının reddi gerektiği- 9. HD. T. 1076/4530 Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 3. maddesinde yardımcı işin, “işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan iş” şeklinde tanımlandığı, bu tanım çerçevesinde arızi de olsa planlı da olsa, bakım ve onarım işlerinin doğrudan üretim organizasyonu içinde yer almasının söz konusu olmadığı, aksine, planlı bakım ve onarım işinin asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan işlerden olduğu, böylece asıl işe yardımcı iş niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu takdirde, yardımcı işin alt işverene verilebilmesi için teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmesi gerekmediği gibi, yardımcı işlerin bölünerek alt işverene verilmesine engel de bulunmadığı, mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin, bakım işinin asıl iş olduğu ve asıl işverenin işçileri ile alt işverenin işçilerinin aynı yerde aynı işi yapmalarının muvazaa oluşturduğu sonucuna varılmasının isabetli olmadığı- 22. HD. T. 45868/959 Alt işverenin; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlandığı- Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesinin zorunlu olduğu- 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunmasının şart olduğu- İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanununun 2 nci maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verildiği, muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunduğu ve sözleşmedeki gerçek amacın gizlendiği-Muvazaanın genel ispat kuralları ile ispat edilebileceği, bundan başka İş Kanununun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğunun kabul edilmesi gerektiği- Alt İşveren Yönetmeliğinde işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesi, daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisi, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesi, kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri, ihtiva eden sözleşmelerin muvazaalı olarak açıklandığı; yine teknolojik nedenler ile uzmanlık gerektiren işin tanımının 11. maddede “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş, mal veya hizmet üretiminin zorunlu unsurlarından olan, işin niteliği gereği işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektiren iştir.” şeklinde yapıldığı- 9. HD. T. 30451/18721 tarihinde açılan davada, İş Kanunu’nun değişiklikten önceki 20/3. fıkrasının dikkate alındığında Yargıtay Özel Dairesince verilecek kararın kesin olacağı- Yargıtay Özel Dairesi bozma kararının direnmeye konu edilemeyeceği- . HGK. T. 229-73 /1476 Davalı hastane sağlık hizmeti işini her ne kadar ihale ile alıyor ise de ihaleler sonunda ihale alan firmaların değişmesine rağmen çalışanların hiç değişmediği çalışanların ihale süreçlerinden haberdar olmadığı gibi ihaleyi alan şirket yetkililerini de hiç tanımadıkları yapılacak işin çalışma şeklinin çalışma saatlerinin ve görev yerlerinin tamamen Hastane yetkililerince belirlendiği ve yine çalışanların izin gibi işlemlerini yine bu merkez yetkililerince düzenlendiği ve davacının davalı hastanenin işi dışında başka bir işte çalışmamış oldukları, alt işverenle yapılan ihale sözleşmesi ve teknik şartnamede değerlendirildiğinde, Sağlık Bakanlığının asıl işveren olduğu ve Hastane ile aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğu- Aynı tarihte iş sözleşmeleri feshedilen ve davacı ile aynı işi yapan birçok işçinin açmış oldukları işe iade veya işçilik alacakları davalarında İş Mahkemelerince alt işverenle yapılan ihale sözleşmesinin muvazaalı olduğu ve Sağlık Bakanlığının asıl işveren olduğuna karar verilmiş olup verilen kararlar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, mahkemece davacının davalı Bakanlığın çalışanı olması sebebiyle ilave tediye alacağına hak kazanacağı gözetilmeksizin kabulü yerine reddinin hatalı olduğu- 22. HD. T. 34648/13236 İş yeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliğin ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabileceği, bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişikliklerin işçiyi bağlamayacağı- . HGK. T. 9-1166/279 . HGK. T. 9-1168/281 İşe iade davasında, mahkemece verilen kararın temyizi halinde yargıtay ilgili dairesinin vereceği karar kesin olduğundan, yerel mahkemece, yargıtay özel daire bozma kararının kesin olduğu ve direnme yolunun kapalı bulunduğu gözetilerek, özel daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- . HGK. T. 22-675/193 67. maddesinde değişiklik yapan 6352 sayılı Yasanın değişikliğe ilişkin maddesi Resmi Gazetede yayımlandığı tarihinde yürürlüğe girdiği ve İİK.'nun 67/ düzenleme emredici olup, kamu düzenini ilgilendirdiğinden yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal etkisini göstereceği ve tamamlanmamış tüm hukuki durumlara uygulanması gerekeceği- 7. HD. T. 1976/10474 Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedilemeyeceği- İşyerinden otuzdan az işçi çalışıyor, işçinin işyerinde altı aydan az kıdemi var, işçi belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor veya işçi işveren vekili veya yardımcısı konumunda çalışıyor ise iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı- Herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı- İşçinin iş sözleşmesinin altı aylık kıdem koşulunu doldurmasına yakın bir süre kaldığında feshedilmesi halinde, iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağının tartışmalı olduğu- Hakkın kullanılırken dürüstlük kuralına uyulması ve işçi lehine yorum ilkelerinden hareket ederek, somut olayın özelliğine göre 6 aylık kıdem koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği- Altı aylık kıdemin hesaplanmasında çalışılan gün ile fesih bildiriminin yapıldığı tarihte çalışılanveya çalışılmış sayılan günün dikkate alınması gerektiği- 9. HD. T. 14405/22311 Davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden yardımcı işin alt işverene verildiği ve davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu sabit olup davacı alt işveren S. Sağlık Hizmetleri şirketinin işçisi olduğundan, işe iadeye bu işveren yönünden, feshin geçersizliğine bağlı işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden ise davalıların birlikte sorumlu tutulmalarına karar verileceği- 9. HD. T. 36381/20282 Davacının yaptığı iş, doğrudan haberle ilgili olup davacı, 5953 sayılı Yasa anlamında fikir işçisi olduğundan dava konusu istekler yönünden Basın İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği- 9. HD. T. 1671/10248 Hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını içeren diğer ödeme belgelerinin içerdikleri miktarlarla sınırlı ve banka vasıtası ile ödenmiş olmak kaydıyla makbuz hükmünde olduğu- 7. HD. T. 12335/20774 İşçinin, geçersizliği tespit edilen fesih tarihinde çalıştığı işyerinde ve işte işe başlatılması gerekip, işçiye önceki koşulların tam olarak sağlanması ve aynı parasal hakların ödenmesi gerektiği; hatta, yargılama sürecinde işçinin mahrum kaldığı ancak emsali işçilere sağlanmış olan ücret artışlarından da işçinin yararlandırılması gerektiği- İşverenin yeni iş teklifi iş şartlarında esaslı değişiklik yaratıyor ise, bu durumda işverenin 4857 s. K. uyarınca hareket etmesi ve değişiklik feshine gitmesi gerektiği- İş sözleşmesinin esaslı unsurları olan işçinin iş görme borcu ile bunun karşılığında işverenin ücret ödeme borcu, çalışma koşullarının en önemlileri olup, bundan başka, işin nerede ve ne zaman görüleceği, işyerindeki çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ödenecek ücretin ekleri, ara dinlenmesi, evlenme, doğum, öğrenim, gıda, maluliyet ve ölüm yardımı gibi sosyal yardımlar, işçiye özel sağlık sigortası yapılması ya da işverence primleri ödenmek kaydıyla bireysel emeklilik sistemine dahil edilmesinin de çalışma koşulları kavramına dahil olduğu- 9. HD. T. 27488/32721 Davalı şirketler Adi Ortaklığının yasa hükümlerine göre asıl işini alt işverene vermesi mümkün olduğundan, Karayolları Genel Müdürlüğü ve şirketler Adi Ortaklığı arasında bağıtlanan ihale sözleşmesi ve anılan adi ortaklık ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşmelerin getirtilmesi, tanık beyanlarına başvurulması, gerekirse yerinde keşif yapılarak araştırma ve inceleme yapılarak davalılar arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Davacı davalı şirketin diğer davalılardan aldığı tünel işinin birden fazla olduğunu ve fesih sırasında bitirilmediğini, keza şirketin Türkiye çapında başka tünel ihaleleri de aldığını ve faaliyetinin devam ettiğini ileri sürdüğünden mahkemece bu hususların doğru olup olmadığı araştırılmadan, davacının hizmet döküm cetvelinden sicil numaraları anlaşılan davalılara ait işyerlerinde fesihten sonraki üç ay içinde yeni işçi alınıp alınmadığı kesin olarak belirlenmeden ve gerekirse işyeri kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 73/3888 Arabuluculuk başvuru formunda belirtilmeyen alacak kalemlerine anlaşmazlık tutanağında yer verildiği ve davalınınişverenin davete rağmen görüşmelere katılmadığı somut olayda; tutanak içeriği incelendiğinde, davalı işveren tarafından işçi işveren ilişkisinden kaynaklı tüm taleplerinin kesin bir dille reddetmesi ile davacı işçiden tekrar geriye dönük olarak aynı süreci işletmesini beklemenin iş hukuki ilkeleriyle bağdaşmayacağı bu nedenle istinaf talebi yerinde olup taraf delillerinin toplanıp esas hakkında bir değerlendirilme yapılması için ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılacağı- 6. ERZURUMBAMHD. T. 3318/2118 Mahkeme “taraflarca dosyaya objektif bir kriter sunulamadığından” şeklindeki genel bir ifade ile asgari ücrete orantılama usulü dışındaki diğer seçenekleri hükme esas almadığı açıklanmış ise de; bunun denetimi mümkün kılan yeterli bir gerekçe olmadığı, dosya içeriğine göre davacının emsal olarak gösterdiği işçinin gerçekten emsali olup olmadığı, davalının %5 zam oranının gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığının hususlarının ortaya konulmasının gerekli olduğu- 9. HD. T. 19387/12722 Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermekted olduğu- Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketlerin, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmekte olduğu- Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olmasının buna örnek olarak gösterilebileceği ve bu gibi bir ilişkide, tüm şirketlere hizmet veren işçiler ile sadece davalı şirkete hizmet veren işçilerin 30 işçi kıstasında dikkate alınması; işçi tüm şirketlere hizmet ediyor ise, o zaman tüm şirketlerdeki işçi sayısının dikkate alınması gerektiği- Sendika işyeri temsilcileri için işyerinde 30 işçi çalışma koşulunun aranmaması gerektiği- Organik bağ veya faaliyeti farklı olsa bile, birlikte istihdamda tüm işverenlere hizmet veren işçiler ile geçişleri yapılan işçiler yönünden iş kolunun aynı olmasına gerek bulunmadığı- 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş güvencesi ile ilgili hükümleri mad. 18-21 i emredici hükümler olduğundan, işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığının re'sen araştırılması; istisnai ve sınırlayıcı hükümlerin dar yorumlanması; iş güvencesi kapsamını belirleyen 30 işçi kuralının da istisnai nitelikte olduğundan dar yorumlanması gerektiği- SGK kayıtlarına göre davacının kayden çalıştığı işyerinde fesih tarihi itibariyle 29 işçinin çalıştığı gözükmekte olup, davacı 6 şirket ismi belirterek, bu şirketlerin davalı şirket ile aynı adreste, aynı işkolunda ve aynı grup bünyesinde faaliyet gösterdiğini ve dolayısıyla aralarında organik bağ olduğunu, ayrıca bazı çalışanların SGK kaydı olan şirket dışındaki diğer grup şirketinde de çalıştırıldığını, bu nedenle 30 işçi sayısı bakımından bu işyerlerinin çalışanlarının da sayıya dahil edilmesi gerektiğini iddia ettiğinden, mahkemece "organik bağ araştırılarak, 30 işçi şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin" değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile davalı işyerinde çalışan sayısının 30 işçiden fazla olduğu kabul edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 32626/21574 Olayda davalı şirket ile dava dışı şirkete ait ticaret sicil gazetesi kayıtlarından ortaklarının ve yönetim kurulu üyeleri ile temsilcisinin aynı kişiler olduğu, ancak her iki şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğundan aralarındaki organik bağ tek başına işçi sayısının toplu olarak değerlendirilmesine yeterli olmadığı,birlikte istihdam olgusunun da bulunması gerektiği; mahkemece uzman bilirkişi/bilirkişiler aracılığı ile mahallinde keşif yapılarak aynı adreste faaliyet gösterilip gösterilmediği, davacının iş görme edimini hem davalı şirkete hem de dava dışı şirkete karşı birlikte gerçekleştirip gerçekleştirmediği, davalı şirket ile dava dışı şirket arasındaki ilişki ile davacının davalı şirket ile dava dışı şirkete karşı durumu tereddütsüz olarak belirlenip birlikte istahdam olgusunun tespiti halinde davacının işe iadesine şeklinde hüküm kurulması gerektiği- 7. HD. T. 21927/7088 Mahkemece fazla mesai konusunda ibranameye değer verilmişse de; davalı savunmasında fazla mesai yapılmadığını belirterek ibraname ile çeliştiğinden, bilirkişinin görev ve yetkisi dışındaki hukuki değerlendirmeye değer verildiğinden tanıkların fazla mesai alacağı yönündeki ifadelerinin değerlendirilerek hesaplama yapılması ve sonuca gidilmesi gerektiği- Tanıklar davacının ulusal bayram genel tatil günleri ve bazı tatil günleri 3 saat işe geldiğini ve çalıştığını ifade ettiklerinden tatil çalışmalarının da hesaplanması gerektiği- 9. HD. T. 6311/15980 Davalı işyerinde aşçı olarak çalışan davacının gerek hizmet döküm cetvelindeki çalışma süreleri, gerekse işe başlama ve ayrılış tarihlerinin farklılık göstermesi mevsimlik işçi statüsünde olmadığını gösterdiği- İş güvencesi kapsamında kalan bir işçi feshin geçerli nedenle yapılmadığını ileri sürmezse, fesih geçerli bir hal alacağından, artık kötü niyet tazminatı talep edemeyeceği- Davacının ücreti yıl içerisinde değişkenlik göstermesi karşısında, son bir yılda çalışılan dönem içinde ödenen ücretler toplamının aynı süre içinde çalışılan gün sayısına bölünmesi yoluyla, ortaya çıkan bedelin kıdem tazminat hesabında dikkate alınması gerektiği- 9. HD. T. 27615/26209 Davacı işverenin, işe başlatmama tazminatını çıplak brüt ücret üzerinden ödemesi yerine giydirilmiş ücret üzerinden ödemesi nedeniyle davalı işçide bir zenginleşme oluşacağı, davacının, geri alma hakkının varlığını öğrendikten itibaren 1 yıl içinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açabileceği- Giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan tazminatı bu ücret üzerinden ödenmesi gerektiğini sanarak kabul eden davalı işçinin iyiniyetli olup, fazla ödemenin davalı işçiden istenmesinin de güvenin korunması ve hakkaniyet ilkelerine ters düşeceği- 9. HD. T. 8232/4644 İş akdine belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle son verildiği savunulmuş olup, iş sözleşmesinin belirli süreli olarak yapılmasını gerektiren 4857 Sayılı Yasa'nın 11. maddesinin aradığı anlamda objektif bir neden bulunmadığı gibi ihale süresinin sona ermesi de iş akdinin feshedilebilmesi için haklı yada geçerli bir neden teşkil etmediğinden mahkemece davacının işe iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- Hizmet alım sözleşmesinin eki niteliğindeki belgelerin de getirtilerek, titiz bir araştırma yapılması, gerekirse konusunda uzman bilirkişilere işyerinde inceleme yetkisi de verilerek aldırılacak ayrıntılı rapor ile davacının yaptığı işin ihale teknik ve idari şartnameler kapsamında ve İş Kanunu 2. maddesinde belirtilen davalı şirkete verilebilecek işler kapsamında olup olmadığının tespit edilmesi, hizmet alım sözleşmesinin işçi temini niteliğinde olup olmadığı netleştirilmesi ve sonucuna göre davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı hakkında bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 33427/698 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davada, Mahkeme tarafından her ne kadar davacının imzasının bulunduğu çalışan ....'ın iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesi husundaki belgede davacının işveren sıfatıyla imzası bulunduğu gerekçesiyle işveren vekili olduğu kabul edilmişse de davacı tarafından dosyaya sunulan, elektronik posta çıktısında, Yönetim Kurulunca alınan karar gereği bir kısım işçilerle ikale sözleşmesi imzalatılarak iş sözleşmesinin sona erdirileceği bildirilmiş olup davacının bu işlemi bir talimat ile yaptığı, uzun süredir bölge koordinatörü olmakla dosya kapsamında bugüne kadar işçi alıp çıkardığına dair bir belge olmadığı; davacının fesih tarihi itibari ile işveren vekili yardımcısı olmadığı ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanacağı- 22. HD. T. 4051/7657 İşe iade davası sonucunda işçinin kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde tekrar işe başlamak için işverene başvurması gerektiği- Kesinleşme şerhi verilen mahkeme kararının işçiye tebliğ edilmesi gerektiği; sadece Yargıtay onama kararının tebliğ edilmesinin geçerli olmadığı- 9. HD. T. 35917/6976 Davacıya iş akdinin İş Kanunu'nun 17/11. maddesine göre feshedildiğinin tebliğ edilmesinden sonra, süresi içinde açılmış bir işe iade davası bulunmadığından taraflar arasındaki işçi / işveren ilişkisinin sona erdiği, 'hizmet akdi sona erdikten sonra açılan bir davanın cevap dilekçesinde ileri sürülen iddialar nedeni ile açılan manevi tazminat davasının' iş mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerekeceği- . HGK. T. 9-848/815 Yargıtay Özel Dairesinin uyuşmazlığı nihai olarak neticelendirebilmesi için, iş akdinin feshinin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı olgusunun, dosya içeriğinden tam olarak anlaşılır olması gerekeceği, madde ile kesin olarak karar vermeden amaçlananın, yerel mahkemenin dosyasının içeriğinin Özel Daireyi karara götürecek nitelikte olması olduğu- . HGK. T. 9-510/557 Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar olduğu- Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren; ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerektiği- Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde ise, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, davanın tarafının asıl işveren olması gerektiği- Alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, taraf sıfatının da olmayacağı- Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverende olduğu- Asıl işverenin iş ilişkisinde, sözleşmede taraf sıfat bulunmadığından, işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası, işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğunun bulunduğu- Zorunlu dava arkadaşlığı dışında, bir kişinin dahili dava yolu ile davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm kurulmasının mümkün olmadığı- Davacının yardımcı iş kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığı, davacının son çalıştığı işveren ile davalı belediye arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi olduğu, davacı vekili muvazaa iddiasında bulunmadan davayı sadece asıl işveren belediyeye karşı açtığı anlaşılmakla, davacının son işvereni olan şirkete husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 34208/1671 İşe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli usûlî bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğunun kabul edilmesi gerektiği- İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiği- Taraf teşkili sağlandıktan, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması sebebi ile feshin geçersizliğine yönelik kararın gerçek işveren hakkında kurulması; geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı hakkında davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi, HMK. mad. 327/2 uyarınca davanın sıfat yokluğu sebebi ile hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekâlet ücretine takdir edilmemesi gerektiği- 22. HD. T. 36270/923 İşçinin sağlık nedenleriyle bekleme süresini aşan işe devamsızlığının bildirim süresine eklenecek altı haftayı aşması, işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshi için yeterli olup dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrasının b bendi gereğince almış olduğu sağlık raporları nedeniyle derhal fesihlerde, işçiden savunma alınması gerekmediği- . İBK. T. 9/10 Davacı işçinin davalı işyerinde tarihleri arasında çalıştığı, 5393 sayılı Kanunun 67. maddesinde, ''sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işlerinin'' alt işverene verilebileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle Mahkemenin, belediyenin asli işini devretmiş olması nedeniyle asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu yönündeki gerekçesi hatalı ise de, genel muvazaa kriterleri açısından durum incelendiğinde; hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olması, tanık beyanlarına göre işyerinde kadrolu personel ile alt işveren işçisinin birlikte aynı işte çalışması, davacının yargılama sırasında işe davetinin sözlü olarak belediye tarafından yapılmış olması, davacının emir ve talimatları davalı belediyeden alması ve tüm dosya kapsamı ile asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu anlaşıldığından ve feshin geçerli bir nedeni bulunduğu ispatlanamadığından feshin geçersizliğine ve davacının davalı belediyeye ait işyerinde işe iadesine karar verileceğinden davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesi gerektiği- 7. HD. T. 15161/11556 Davalı işveren tarafından davacı işçiye yapılan bildirimde ve ihtarnamede iş arama izni kullanması önerildiği halde, işçinin verdiği cevapta işe iade davası açtığından bahisle yapılan feshi kabul etmediğini, bu nedenle iş arama iznine ilişkin ihtarnameleri kabul etmediğini beyan ettiği, bu suretle iş arama iznini davacının kendisinin kullanmadığı anlaşıldığından, mahkemece işverenin davacı işçiye iş arama iznini kullandırmadığının kabulünün isabetli olmadığı- 7. HD. T. 5407/379 İİK'in 67. maddesinin 'icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali' ile İİK'in 66. maddesine göre 'itiraz üzerine duran takibin devamını' amaçlamakta olduğu- Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek hususun, 'borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibarı ile haklı olup olmadığının belirlenmesi' olduğu- 9. HD. T. 6190/17193 Davalı Üniversitede alt işveren işçisi olarak çalıştığını, 31/12/2015 tarihinde haklı bir sebep olmaksızın iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin geçerli nedenlere dayanmadığını belirtilerek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine- 22. HD. T. 10899/20934 Dosya kapsamında yer alan bilgi –belgeler ve tanık anlatımlarından; davacının davalı Ltd. Şirketi yetkililerinin emir ve talimatlarına uygun olarak çalışmasını sürdürdüğü, diğer davalının kendisine ait bağımsız organizasyon ve yönetim hakkının bulunmadığı ve davalı Ltd. Şirketi’ne ait iş yerinde istihdam edilmek üzere işçi sağlayan bir şirket olduğu tespit edilmiş olup davalılar arasında görünürde olan asıl- alt işveren ilişkisi muvazaaya dayanmakta olup, muvazaalı ilişki içine girilmesi nedeniyle, davacının baştan itibaren asıl işveren olan Ltd. işçisi olarak işlem görmesi gerektiği İş. K. mad.. 2/7- 9. HD. T. 20444/7716 İşçinin kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorunda olduğu, aksi halde işverence yapılan feshin geçerli bir feshin sonuçlarını doğuracağı- İşverenin işe iade için başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorunda olduğu, aksi halde en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları ödemesi gerektiği- İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığının kabulü gerektiği- Bu durumda işverence yapılan feshin, 4857 sayılı Kanun'un 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğuracağı- Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebinin mümkün olmayacağı ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği- . HGK. T. 1035/534 Davacının yardımcı iş kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığı, davalı İ. ile dahili davalı arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacı muvazaa iddia edip asıl işverene karşı dava açmış olup, alt işverenin dahili davalı yapılarak hakkında hüküm kurulması hatalı oluğu, davalı İ. davacının işvereni olmadığına göre davanın husumet yokluğu nedeni ile dahili davalı PM müşavirlik şirketine karşı ise usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından dahili davalıya karşı açılan davanın reddi gerektiği- 9. HD. T. 32891/15533 Ceza Hakimliğinin değişik iş sayılı kararı ile ile bağlı bulunduğu şirketlere kayyum atanmasına karar verilmiş olup davalı tarafın sunduğu fesih bildirimlerinden davacının feshe konu şekilde kayyum heyetinin görevine başlamasına engel olacak davranışta bulunmak sureti ile en azından artık iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği, iş ilişkisinin sürdürülemez hale geldiği, bu nedenle davalı işveren feshinin en azından geçerli nedene dayandığı, haklı fesih iddiasının ise ilerde açılması muhtemel ceza davasında irdelenmesi gerektiği- Davacının davranışları nedeniyle yapılan feshin en azından geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi gerektiği- 9. HD. T. 26632/18345 Davalı şirket ile davalı ... arasındaki tüm hizmet alım sözleşmeleri ile önceki şirketlerle yapılan hizmet alım sözleşmeleri karşılaştırılıp muvazaa tespitine dair tüm kayıtlar getirtilerek iş müfettişlerince hazırlanan inceleme raporundaki muvazaa tespitine karşı İş Mahkemesi açılmış olan davada verilecek karar işbu davanın da esasını etkileyeceğinden bu davanın sonucu da beklenip bütün deliller ve işyerindeki fiili durum karşılaştırılarak davacının fesih tarihinde yaptığı iş işyerinde keşfen tespit edilerek asıl iş kapsamında kalıp kalmadığı, ihale sözleşmesinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı, yapılan işin davalılar arasındaki sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı, asıl iş niteliğinde olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 51/8910 İlamın infaz edilecek kısmının hüküm bölümü’ olduğu, icra hakiminin, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı– 12. HD. T. 21721/23966 İş sözleşmesinin haksız nedenle işverence sona erdirildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti Davalı, davanın reddine- 22. HD. T. 20524/4839 Kıdem tazminatı, manevi tazminat ile prim, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 34917/4298 Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı ile ilave tediye alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 6531/9476 Davalı Bakanlığın asıl işini alt işverene vermesinin mümkün olduğu ancak bir iş verilmeyip sadece işçi temini söz konusu olduğunda artık asıl-alt işveren ilişkisinden söz etmenin mümkün olmadığı, bu itibarla mahkemece davacının çalıştığı Giresun Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü işyerinde keşif yapılarak davalı Bakanlığın kendi elemanlarının burada çalışıp çalışmadığının tespit edilmesi gerektiği, işyerinde davalı Bakanlığa ait elemanların çalıştığının tespiti halinde yaptıkları iş gözetilerek davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya mı, asıl işveren -alt işveren ilişkisine mi dayandığı kesin olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 40305/25648 Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi; bozma sonrası yargılamanın devamı, uyup uymama yönündeki kararın verilebilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkün olacağı- . HGK. T. 9-634/143 Davacının, Türk parası dışında yabancı bir para üzerinden istekte bulunması halinde, bu paranın istek tarihindeki kur üzerinden karşılığı tespit edilerek, HMK mad. 26'ya uygun talep miktarı belirlendikten sonra harcın alınması gerektiği- 1. HD. T. 3525/3750 İşverenin kayda dayalı sistemi kurmaması ve işletmemesi nedeni ile % 50 oranında, kalan % 50 oranındaki kusurun 85’ine tekabül eden 42,5 oranında ise davacı ile birlikte üç işçinin birlikte eşit oranda kusurlu oldukları, hatalı üretimin bu oluş şekline göre davacı hafif kusurlu olduğundan, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi ölçülülük ilkesine aykırı olup, davacının hafif kusurlu olduğu bu hatalı üretimde yaptığı davranışı iş yerinde olumsuzluklara yol açtığından geçerli neden olarak kabul edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 1642/10040 Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, yargılamanın devamı esnasında davacının işe iadesi ile tekrar başlatılması sebebi ile işe iade talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği halde sonradan yazılan gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacının işe iadesine hükmedilerek kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi oluşturulduğu anlaşıldığı, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi sebebiyle kararın bozulması gerekeceği YİB Büyük Genel Kurulunun 10/04/1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma sebebi olduğu- 22. HD. T. 6075/8722 Toplu iş sözleşmesi ile sağlanan hakların tek taraflı olarak işveren yararına azaltılmasının hukuken korunamayacağı, işçilerin eski şartlarda değil de işverence belirlenecek yeni şartlarda işe dönmek istemelerinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, işverenin fesih işleminin toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin düzenlemeleri dolanan sadece görünürde bir işlem olduğunun kabulü gerekeceği- . HGK. T. 9-1893/522 Talep, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati hacze ilişkin olup, kredi sözleşmesinde yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası hesap kat ihtarından aleyhine ihtiyati haciz istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan tebligatın tebliğ edildiği bildirildiği halde, bu hususa ilişkin tebliğ şerhi değerlendirilmeden; asıl borçluya çıkartılan ihtarın bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden müteselsil kefiller yönünden talebin reddine karar verilemeyeceği 11. HD. T. 14306/16892 Feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı, feshin tutarlı uygulanıp uygulanmadığını tespit için fesih öncesi ve sonrası davalının tüm işyerlerine ilişkin fesih öncesi ve sonrası altışar aylık dönem bordroları getirtilerek, alınan ve çıkarılan işçi sayıları tespit edilmeli, alınan ve çıkarılan işçilerin unvanları temin edilmeli, işletme yönetimi, hukukçu, insan kaynakları alanında uzmanların bulunduğu bilirkişi heyetiyle gerekirse yerinde inceleme yapılarak davalı işverenlikte küçülme ve istihdam fazlalığı olup olmadığı, feshin tutarlı uygulanıp uygulanmadığı, feshin son çare olması ilkesine uyulup uyulmadığı konusunda açık ve denetime elverişli alınacak bilirkişi raporu değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 29456/10096 Mahkemece, feshin sendikal nedene dayalı olup olmadığının tespitine ışık tutması bakımından işverence alınan işletmesel karar nedeniyle rızasıyla işten ayrılan kaç işçi olduğu, bu işçilerin sendikalılık durumları ve işverence alınan işletmesel karar nedeniyle fesih öncesi bazı işçilere iş teklifinde bulunulduğu savunulduğundan işverenin fesih öncesi işletmesel karar doğrultusunda teklif götürdüğü işçi sayısı, bu işçilerden kaçının sendikalı olduğu, teklifi kabul edip çalışmaya devam eden sendikalı işçi bulunup bulunmadığı ve teklifi kabul etmediği için işten çıkarılan sendikasız işçi olup olmadığı da netleştirilmesi gerektiği, ayrıca, işletmesel kararın alınmasından sonra işe alınan 17 işçinin sendikaya üye olan bulunup bulunmadığı da açıklığa kavuşturulması, sendikal örgütlenmenin başladığı 2014 yılının Haziran ayından sendikanın yetki tespitinde bulunduğu tarihine kadar sendikaya üye olan işçi sayısı, kaç üye işçinin işten çıkarıldığı, kaç işçinin istifa ettiği, bunlardan kaçının çalışmaya devam ettiği, bu tarihler arasında kaç işçinin işe alındığı ve bunlardan kaçının sendikaya üye olduğunun tereddütsüz şekilde, uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılması, sonucuna göre işverenin peyder pey sendikalı işçileri işten çıkarmak yolu ile sendikanın gücünü kırma amacı taşıyıp taşımadığı belirlendikten sonra karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 3909/9673 İşe iade davasının "tespit davası" olup işe iade davasının sonucunda işçilik alacaklarının tahsili yönünde eda davası hükmü kurulamayacağı- 7. HD. T. 37250/3142 Davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı şirketçe performans düşüklüğü gerekçesiyle feshedildiği, fesihten önce davacının savunmasının alınmadığı ve davacının izleme sürecine alınıp eğitim verilmediği, feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli olduğu - 4857 sayılı İş Kanununun uyarınca boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesine karar verilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak en çok 6 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi yasanın açık emredici düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğinden hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 7. HD. T. 41444/8802 4857 s. İş K. mad. 21 uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerektiği- İş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi, maddenin alt ve üst sınırlarını aşılmaması gerektiği- Davacının iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli nedene dayanmadan sonlandırılmış olup, davacı tarihleri arasında çalışmış olduğundan, işçinin kıdemi ve fesih sebebi göz önünde bulundurulduğunda işe başlatmama tazminatının 4 ay olarak belirlenmesi gerekirken 6 ay olarak belirlenmesi hatalı olduğu- 9. HD. T. 26205/3507 UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, İş Mahkemesi’nin dosyası içerisinde sisteme hizmet tespiti davası dilekçesinin taranarak atıldığı, işe iade davası dilekçesinin ise UYAP’ta bu dosya içerisinde bulunmadığı görülmekte olup, müvekkili adına dava açmakla yükümlü olan davacı vekili, kontrolünü zamanında yapmadığından ve bu işin takibinden bizzat kendisi sorumlu olduğundan tevzii bürosu ya da vezne çalışanlarının bir ihmali ya da kusuru olduğundan söz edilemeyeceği, dava harçlarının geç yatırılmasında davacı vekilinin kusurlu olması nedeniyle dava süresinin geçtiğinin kabulü gerektiği- İşe iade davası açılması için öngörülen yasal 1 aylık hakdüşürücü süre geçmiş olduğundan, mahkemece davanın reddi gerektiği- 7. HD. T. 46077/9684 Temyiz üzerine önüne gelen kararı inceleyen Özel Dairenin, dosya içeriğini kendisini sonuca götürecek mahiyette gördüğü takdirde kararını kesin olarak vereceği, ancak, Özel Daire dosya içeriğini, kesin olarak karar vermeye yeterli bulmadığında eksikliklerin giderilmesi amacıyla hükmü bozacağı ve giderilmesini yerel mahkemeden isteyebileceği, bir başka anlatımla, Yargıtay Özel Dairesinin bu uyuşmazlığı nihai olarak neticelendirebilmesi için, iş akdinin feshinin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı olgusunun, dosya içeriğinden tam olarak anlaşılır olması gerekeceği, madde ile kesin olarak karar vermeden amaçlananın, yerel mahkemenin dosyasının içeriğinin Özel Daireyi karara götürecek nitelikte olması olacağı- . HGK. T. 9-654/664 Kararın kesinleştiğini bir aylık süre içinde öğrenme imkanı bulunan işverenin kesinleşen kararın tebliğinden sonra işe başlatılma başvurusunda bulunmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, ayrıca kesinleşen kararın tebliğinin işçinin başvurusu ile ilgili olduğu, bu sebeple kesinleşen kararın işverene tebliğine dahi gerek olmadığı- 9. HD. T. 22187/34767 Somut olayda, davacının 2013 yılı öncesi çalışmalarının muvazaaya dayanmış olmasının en son tarihleri arasında davalı şirket işçisi olarak çalıştığı döneminde muvazaaya dayandığını göstermeyeceği, aynı mahiyette ve seri niteliğinde bir çok dava söz konusu olması sebebiyle davalı ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı hususunun mahkeme tarafından yeterli derecede araştırılıp değerlendirilmesi gerektiği, her ihale sözleşmesinin kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği, bu sebeple, önceki ihale sözleşmelerinin kanuna uygun kurulmamış olması veya muvazaalı olmasının, sonrakilerin de aynı şekilde kanuna uygun kurulmadığını ya da muvazaaya dayandığını göstermeyeceği, daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca kanuna uygunluk ve muvazaa yönünden değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği, bu sebeple davalı tarafından yapılan önceki sözleşmelerin kanuna uygun olmadığına ya da muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararlarının bu dava yönünden bağlayıcılığından söz edilemeyeceği- 22. HD. T. 41677/22094 Feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkin davada, davacının iş sözleşmesi davranışlarından kaynaklanan nedenle feshedilip, savunması alınmadığından geçerli nedene dayanmadığı gibi altı aylık kıdem koşuluna bir gün kala iş sözleşmesinin bu şekilde feshi dürüstlük kuralına aykırı olup davalının davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanmaması amacı ile hareket ettiği açık olması, diğer taraftan davacının altı aylık kıdeme sahip olduğu görülmüş olduğundan, mahkemece davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalandırılması ve feshin geçersizliğine karar verilmesi gerekeceği- 9. HD. T. 35856/10606 İşverence gerçekleştirilen feshin sendikal nedene dayandığı ve bu hali ile geçerli olmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetliyse de davacı işçinin dava dilekçesinde, yasal sürede başvurmasına rağmen davalı işverence işe başlatılmaması halinde işe başlatmama tazminatı olarak 12 aylık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminat talep etmesine rağmen talep aşılarak, 6356 Sayılı Kanunun 25/5 maddesi uyarınca -bu tazminatın davacının süresi içerisinde başvurusu ve davalı işverenin davacıyı işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın- 1 yıllık brüt ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmayıp, davacı, dava dilekçesinde yasal sürede başvurusuna rağmen süresi içerisinde işe başlatılmama şartına bağlı olarak tazminat talep ettiğinden, bu tazminatın davacının talebi, fesih nedeni ve çalışma süresi dikkate alınarak işe başvuru ve başlatmama şartına bağlı olarak ve talep gözetilerek 12 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceğinden hükmün bozulması gerektiği- 7. HD. T. 158/8919 Davacı vekili tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş olup ıslahın, bozma sonrasında ıslaha imkan tanımak için HMK'nin 177. maddesinde değişiklik yapan 7251 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan tarihinden önce yapılmış olduğu da gözetildiğinde Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 7102/18861 Elektrik teknisyeni olan davacının iş sözleşmesi, davalı işveren tarafından sondaj faaliyetlerinin askıya alınarak durdurulması sebebiyle ihtiyaç ve istihdam fazlalığının ortaya çıktığı ve şirket bünyelerinde çalıştırılabilecek başka bir pozisyon bulunmadığı gerekçesiyle feshedilmiş olup, mahkemece sondaj faaliyetlerinin askıya alınması sebebiyle personel azaltılmasına gidilmesinden dolayı davacının sözleşmesinin feshi açısından, sosyal seçim kriterine uyulmadığı gerekçesiyle kabul kararı verilmişse de, hukukumuzda "sosyal seçim" kriteri diye bir kriterin olmadığı göz önüne alındığında, davalı işverenin aldığı işletmesel kararın kapsamının, davacı yönünden tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı, feshin kaçınılmazlığına bağlı olarak başvurduğu hususların tespiti bakımından bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekeceği- 22. HD. T. 16958/18809 Asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olduğu- Davalı asıl işini diğer davalıya devretmiş olup mahkemece işletim sözleşmesi ve ekleri incelenmeksizin davalılar arasındaki hukuki ilişki irdelenmeksizin hüküm tesisinin hatalı olduğu- 22. HD. T. 7742/11523 Davalı banka tarafından alınan işletmesel karar uyarınca güvenlik hizmetinin dışarıdan alınmaya başlandığı, güvenlik görevlisi olarak çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin bu sebeple feshedildiği, davacının özellikleri itibariyle çalıştırılabileceği boş bir kadro bulunmadığı ve feshe son çare olarak başvurulduğu anlaşıldığından, feshin geçerli sebebe dayalı olduğunun kabulü gerekeceği- 22. HD. T. 4600/8948 Bilirkişi raporunda davacının belirlenen çıplak ücretine sadece yemek yardımı eklenmiş ise de, davalı tazminat bordrosunda yemek yardımı yanında yol yardımını da eklemiş olduğundan, yol yardımının da dikkate alınması gerektiği- Davacının son bordrosunda ve ücrette emsal alınan işçilerin bordolarında sağlık yardımı yapıldığı görülmüş olup emsal işçilerdeki ek ödemelerden davacının yararlanıp yararlanmadığı araştırılıp buna göre davacının giydirilmiş ücretinin belirlenmesi gerektiği- 9. HD. T. 28406/887 Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önemli olmayıp, bu sorumluluk mirasın kesin olarak kazanılması ile başlayıp, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizleri de kapsayacağından, miras bırakanın dan yersiz olarak aldığı aylıklar nedeni ile doğan borç için, ölümden sonra mirasçılardan talepte bulunulmasına yasaca bir engel olmayacağı- 21. HD. T. 4497/2924 UYAP sisteminde kayıtlı bulunan e-imzalı direnme kararında mobbing ile ilgili bilimsel görüşler sıralanarak “g” bendinden sonra hüküm fıkrasına geçildiği, hüküm fıkrasının Özel Daire bozma kararına esas olan ilk karardaki hüküm fıkrası ile aynı olduğu, ayrıca direnme kararı tarihli olmasına rağmen hüküm fıkrasının sonunda yer alan tarih olup, bunun mahkemece verilen ilk kararın tarihi olduğunun anlaşıldığı; buna karşılık dava dosyasında ise fiziki olarak hazırlanıp, elle imzalanan direnme kararında bilimsel görüşler sıralanarak “g” bendinden sonra birkaç paragraf ile yapılan açıklamalar ve gerekçe özetlendikten sonra hüküm fıkrasına geçilerek karar verildiği, böylece her iki kararın gerekçe bölümlerinin birbirinden farklı olduğu görüldüğünden, yasal düzenlemelere uygun şekilde oluşturulmuş bir direnme kararı bulunmadığı sonucuna varıldığı- . HGK. T. 9-2697/128 4857 sayılı Kanun'un 20/2. maddesinde açıkça, feshin geçerli sebeplere dayandığının ispat yükünün davalı işverene verilmiş olduğu- İşverenin ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel şartlarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli veya haklı olduğunu ispatlaması gerektiği, bu kapsamda, işverenin fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlaması gerektiği- İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işverenin, TMK. mad. 2 uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmaması, işletmesel kararı alırken dürüst olması gerektiği- Keyfilik denetiminde, işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçinin bu durumu ispatlaması gerektiği- Davalı işveren tarafından alınan işletmesel kararın samimi biçimde uygulanıp uygulanmadığı, işletmesel karar sonucunda istihdam fazlalığının doğup doğmadığının, davacının başka birimde görevlendirme imkanının olup olmadığı, yeni işçi alımı şeklinde alınmış ise davacının bunun görevini yapıp yapamayacağı araştırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinden usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulması gerektiği- 22. HD. T. 6654/9563 Davalının elektrik üretim görevini yapan kamu tüzel kişisi olduğu, bu sebeple 4628 sayılı Elektrik Piyasa Kanunu'nun 15. maddesinde düzenlenen imtiyazdan yararlandığı, sözü edilen düzenleme ile asıl işin tamamının ya da bir kısmının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebileceği gözetildiğinde davalı ile alt işveren arasındaki ilişkinin hukuken geçerli olarak kurulduğu ve muvazaalı olmadığı anlaşıldığından, alt işverenin işçisi olan davacının davalı asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan alacak yönündeki talebin reddine karar verilmesi gerekeceği- . HGK. T. 22-158/1242 Taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklı bedelin iadesine ilişkin davanın, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabileceği- Davacının seçimine göre; davalının yerleşim yeri HMK. 6, sözleşmenin ifa edileceği yer HMK. 10. ve alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin TBK. 89 yetkili olduğu- HMK. mad. 13 uyarınca kesin yetkinin söz konusu olmadığı hallerde, asıl davaya bakan mahkemenin, karşı davaya bakmaya da yetkili olduğu- Karşı dava da para alacağına ecrimisile ilişkin olduğundan kesin yetkinin söz konusu olmadığı ve buna göre eldeki asıl davada, davacı-karşı davalının ikametgahı mahkemesi olan yetkili olduğundan ve davalı-karşı davacı vekili, mahkemece verilen yetkisizlik kararından sonra verdiği dilekçe ile yetki itirazından vazgeçtiğini beyan ettiğinden işin esasına girilmesi gerektiği- 13. HD. T. 3764/9674 Feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine ilişkin davada, davalı işverenin farklı tarihlerde birbirinden çok farklı fesih nedenlerine dayalı olarak fesih yoluna gittiğinden, her bir davacı işçi bakımından ayrı ayrı fesih nedeni ile bağlı kalınarak varsa eylemin barışçıl ve demokratik olup olmadığı, davacı işçi eyleme katılmışsa eylemin süresi belirlenmek suretiyle ölçülü biçimde kullanılıp kullanılmadığı değerlendirileceği- 9. HD. T. 11276/9337 Kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacının işe başlatmama tazminatı davacının 5 aylık ücreti tutarında belirlenmiş olup gerekçeli kararın ve tavzih kararının gerekçe kısmında ise işe başlatmama tazminatının 4 aylık ücret tutarında belirlendiği açıklandığından gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki doğduğu ve bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 45715/7845 Davacının yardımcı iş kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığı anlaşılmakta olup, davalı alt işverence gerçekleştirilen feshin haklı ya da geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi yerinde ise de, davada muvazaa iddiası olmayışı karşısında aleyhine usulüne uygun şekilde dava açılmayan belediye başkanlığının dahili dava yolu ile davaya ithal edilmesinin ve hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 35353/19147 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının, alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Alt İşverenlik Yönetmeliği’nde; 1 İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini, 2 Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini, 3 Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini, 4 Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri ihtiva eden sözleşmelerin muvazaalı olarak açıklandığı- Hastaların poliklinikler arasında transferi, hastaların tahlil numunelerinin takibi, sağlık ekebine tıbbi araç ve gereç temini, poliklinikte hasta kaydı, reçete ve raporların yazılıp, işlenmesinin tıbbi sekreterlik asıl işin bir bölümünü oluşturduğu, bu işlerde çalışanların doktor ve hemşirelere yardımcı olması yaptıkları işin yardımcı iş olduğu anlamına gelmeyeceği- Bu işlerin, tanı ve tedavi sürecinin tamamlanması için yapılması gereken aynı iş organizasyonu kapsamındaki zorunlu, asli işler olduğu- Alt işveren işçisinin, tanı, teşhis ve tedavi sürecinde yer almadan, bu işler bittikten sonra, hastane ve hasta kayıtları ile ilgili veri hizmetleri bölümünde çalıştırılmış ise o zaman yardımcı işte çalıştığı kabul edilmesi gerektiği- Davacı tanı ve tedavi sürecinde poliklinikte tıbbi sekreter olarak veri hizmelerinde çalıştırıldığını iddia etmiş, dinlenen davacı tanıkları bu iddiayı desteklemiş olup mahkemece işyerinde bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak davacının asıl iş olan sağlık iş tanı ve tedavi hizmetinde mi, yoksa yardımcı iş niteliğinde olan veri hizmetlerinde çalıştığı açıklığa kavuşturulması gerektiği- 9. HD. T. 29337/21495 İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanan menfi tespit davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı- 9. HD. T. 2740/6513 Davacı işçinin farklı tarihlerde davalı iş yerine sabah mesai saatinde girdikten bir müddet sonra davalı iş yeri sorumlusundan izin almaksızın çıkış yapıp akşam mesai saatinde iş yerine dönerek elektronik parmak okutma sistemi üzerinden sanki mesai süresi boyunca ordaymış gibi çıkış işlemi yaptığı, usulsüz bu işlemin doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmadığı anlaşıldığından, davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı- 9. HD. T. 24524/8702 Mahkemece, raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için yeniden ve ehil bilirkişilerden oluşacak bir kuruldan mütalaa alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeden eksik inceleme ile ikinci rapora üstünlük tanınarak yazılı şekilde sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu- 12. HD. T. 1765/4075 Dosya kapsamı ve davacının savunmaları ile yaşanan brick değişiklikleri ve çevresel etkenler dikkate alınmaksızın kota realizasyonu esas alınarak performans ölçümü yapılması nedeniyle düşük performans kriterlerinin ispat edilemediği; bununla birlikte davacının çalıştığı grubun kapatılmasına dair işletmesel karar yönünden de gruba ait ilaçların tanıtımının yapılmaya devam olunduğunun tanık beyanları ile anlaşılması buna karşılık grubun kapatıldığına dair yeterli delilin de işveren tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan fesih işleminin geçersiz olup davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 45735/7847 Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverenin olduğu- Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin tarafı sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden İş Kanununun 2/6. maddesi gereği alt işverenle birlikte sorumluluğu olduğu- 9. HD. T. 16040/10928 Mahkemece alıcının hangi evsafta mal istediğini sormayan davalının kendisine iade edilen malın bedelini davacıya ödemesi gerektiğinden bahisle dava kabul edilmiş ise de, dosyadaki belgeler incelendiğinde davalı tarafından gönderilen malın fatura içeriği ile çelişmediği bir başka deyişle faturada yazılı olan malın gönderildiği, malın siparişe uygun olmadığı iddiasında bulunan davacının öncelikle bunu ispatlaması gerekmekle birlikte, dış mekanda kullanılmasının uygun olmadığı malzeme üzerinde açıkça belirtilmesine rağmen kullanım maksadına uygun düşmeyecek şekilde bir kısmını inşaatta kullanıp bakiye kısmı ise iade etmesinde davalıya atfedilecek bir kusurun bulunmadığı- 19. HD. T. 9627/14177 Davacının davalı Bankanın Şube Müdürü olarak görev yaptığı ve dolayısıyla ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü bulunduğu, bir kısım müşterilere karşı ilk etapta görev sınırlarını zorlayan samimi ilişkilerde bulunması ve sonrasında bu ilişkilerin bozulması nedeniyle hem bu müşterilere karşı olumsuz tavırları hem de genel itibariyle bir kısım müşterilere karşı tutum ve davranışları, yine Bankanın çalışan bir kısım kadın personeline yönelik tavırları birlikte gözönünde bulundurulduğunda, iş sözleşmesinin temelini oluşturan güven duygusunun zedelenmesine neden olduğu, ayrıca davacının, davalı Bankanın Şube Müdürü olduğu gözetildiğinde işyerinde işvereni temsil etme özelliğinin de olduğu dikkate alındığında işyerinde iş barışı ve huzurunu sağlayacak, iş akışını sağlıklı yürütme noktasında asli nitelikli görevlerinin olması nedeniyle söz konusu tutum ve davranışları nedenleriyle asli görevlerini aksattığı, böylece iş barışı ve huzuru ile iş akışının bozulmasına neden olduğu, dolayısıyla davalı işverenin, kendisine duyduğu güvenin zedelenmesine, iş sözleşmesinin devamının işveren yönünden çekilmez hale gelmesine bizzat davacının bu tutum ve davranışlarının neden olduğundan işverence yapılan feshin kanunu uygun olduğu- 7. HD. T. 19358/7075 İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararına karşı sekiz8 gün içinde istinaf başvuru sebep ve gerekçelerini belirten başvuru dilekçesi verilmemişse, bölge adliye mahkemesinin süre tutum dilekçesi ile birlikte hukukilik denetimi yapacağı- Kamu düzenine aykırılık bulunmaz ise, istinaf başvurusunun esastan red edileceği- 22. HD. T. 30909/7476 İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınmasının uygun olacağı - fesih halinde dava açma süresinin, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işleyeceği, fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümlerinin, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacağı - Fesih bildiriminin tanzim tarihi olup bildirim üzerinde "..... numarasının ve İadeli-Taahhütlü" ibaresinin bulunduğu yani fesih bildiriminin posta yoluyla tebliğe çıkartıldığının anlaşıldığı, davalı şirket tarafından sunulan tebliğ belgesine göre, fesih bildirimi davacıya tarihinde tebliğ edilmiş olup, dava, tarihinde açılmış olduğundan mahkemece, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde açıldığı anlaşılan davanın süresinde olduğu kabul edilerek işin esasına girilerek inceleme yapıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 12229/8304 Kesinleşen işe iade dosyasında karar gerekçesinde feshin "geçerli sebebe" dayandığının belirtildiği, davalı vekili tarafından temyiz edilmeyen gerekçenin; kesinleşen işe iade davalarında gerekçe hükme sıkı sıkıya bağlı olduğundan maddi anlamda kesinlik kapsamında olduğu ve bu kesinliğin işçilik alacaklarına ilişkin davada da bağlayıcı olduğu- . HGK. T. 9-2169/1009 Taraflar arasındaki kira sözleşmesine göre kiracının faaliyet ruhsatı alamaması veya taşınmazın kullanılmasını kısmen veya tamamen ortadan kaldıran mücbir sebebin kiracının kusuru veya şahsından kaynaklanmaması halinde sözleşmenin tazminat alınmaksızın karşılıklı olarak feshedileceği ve fesih tarihinden sonraki döneme ait kira bedellerinin iade edileceği kararlaştırıldığından, bu şart geçerli olup tarafları bağlaması gerekeceği- 6. HD. T. 16595/661 Kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği ancak tarafların, uygulanacak faizi oranını, belirlerken 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate alınmak zorunda olduğu- 23. HD. T. 613/1295 Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları yada anlaşamadıkları alacak kalemlerinin tek tek belirtilmesi gerektiği- Arabulucu tarafından dosyaya sunulan 'Arabuluculuk Başvuru Formu'ndan, dava dilekçesinde talep edilen kötüniyet tazminatı alacağının arabuluculuk sürecinde talep edilmediği anlaşıldığından, kötüniyet tazminatı alacağına yönelik davanın usulden red kararı doğru ise de dava dilekçesinde talep edilen hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacaklarının “Arabuluculuk Başvuru Formu”nda da talep edilmesi karşısında bu talepler yönünden arabuluculuğa başvuru şartının gerçekleştiği kabul edilerek esasa dair inceleme yapılması gerektiği- 9. HD. T. 6226/15522 İş yerindeki Bölge Müdürü tarafından Whatsapp grubunda çalışan ile arasındaki süreç paylaşılmış ve "dayı" olayı geyik muhabbetine dönüşmüş olup, davacının bu Bölge Müdürüne youtube adlı video paylaşım sitesinde izlenebilen "dayıya dayayan dayı" adlı müstehcen video klibini gönderdiği, ayrıca Bölge Müdürünün; " .... eğer "dayın" yoksa bana karşı biraz daha dikkatli olmanı tavsiye ederim. Eğer varsa birşey olmaz sana rahat ol" şeklindeki yazışmasına ben kapak diye buna derim şeklinde yazdığı ve davacının da "üst makamda alçak insanlar tanıyıp dostlarımı kırmaktansa, kariyerimi kaybetmeyi yeğlerim", kapak ne demek hemide logar kapağı" şeklinde, yakışıksız, gayri ahlaki, küçük düşürücü yorumları nedeniyle, davacının iş akdinin davalı şirket tarafından geçerli nedenle feshedildiği- 7. HD. T. 4402/10038 Sendika temsilcisinin işine iade edilmesine karar verilmesi halinde iş gördürülmemiş olsa bile, temsilcisinin işinden çıkarıldığı tarihten başlamak üzere temsilcilik süresinin devamınca ödenmesi gereken ücret ve diğer bütün hakların tazminat niteliğinde olduğu- . HGK. T. 9-282/361 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5'inci maddesi uyarınca, iş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı yer mahkemesinde de bakılabileceği- 7. HD. T. 13640/252 Davacı muvazaa iddiasında bulunmuş ve dava dilekçesi ekinde davacının davalı Belediye'de trafik şube müdürlüğünde evrak kayıt servisinde “büro personeli” olarak çalıştığını gösteren bir kısım belge ibraz etmiş ise de, mahkemece, davacının muvazaa iddiası araştırılmadığı, tanıkları dinlenmediği ve gerekçeli kararda da bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı görüldüğünden kararın bozulması gerektiği- 7. HD. T. 15136/18304 Dava dilekçesinde tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı esas alınarak, davacının terditli şekilde ileri sürmüş olduğu taraf değişikliği talebinin, gerek asıl dava gerekse de birleşen dava yönünden, açık bir şekilde ara karar tesis edilmesi suretiyle kabul edilmesi, davanın tarafı olmaktan çıkartılacak şirketin kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet vermediği dikkate alınarak, 6100 sayılı Kanun’un 124. maddesine göre lehine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği- 22. HD. T. 8196/5784 Boşta geçen süre ücret hesabında geçersiz sayılan fesih tarihinden sonra boşta geçen en çok dört aylık sürede işçinin çalışması devam ediyormuş gibi ücret ve diğer haklarının belirlenmesi gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda işe iade sonrası davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücretin esas alınmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 34/8824 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunda olduğu- Davalı şirket temyiz dilekçesinde mücbir sebebe dayanmış ise de, gerek fesih sebebinin değiştirilemeyeceği kuralı, gerekse somut olay özelinde bir mücbir sebepten bahsedilecekse bunun işçi açısından söz konusu olabileceği göz önünden bulundurularak davalının bu beyanına itibar edilmediği- Davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilip feshedilmediği, fesih geçersiz ise davacının kime iade edileceği problemlerinin çözümü için davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığının belirlenmesi gerektiği- Mahkemece davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre iş sözleşmesinin feshinde geçerli neden bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerektiği- 22. HD. T. 17377/22881 Davacı, "belediye hizmetlerinde çalışmasına karşın davalı Anonim Şirketi adına kayıtlı gösterildiğini" iddia etmiş, davalı şirket vekili ise "davalı Belediye ile yapılan hizmet alım sözleşmesiyle alt işveren olarak Belediye bünyesindeki yer alan işçileri kayden devraldığını, Belediye'nin talimatıyla davacının iş akdine son verildiğini, davacının müvekkil firma nezdindeki çalışmasının 6 gün gibi kısa bir süre olmasının da bu durumu gösterdiğini" savunmuş olup mahkemece davalı Belediye ile davalı şirket arasındaki alt işveren üst işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının iş yeri kayıt belgeleri ve iş yerinde çalışan işçiler tanık olarak dinlenerek, davalı Belediyenin asıl işçisi olarak çalışıp çalışmadıklarının tespiti ile işe iadenin kime yapılacağının değerlendirilmesi gerektiği- 9. HD. T. 24557/7543 Fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile fark izin ücreti, boşta geçen süre ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, ücret alacağı, ikramiye alacağı, hafta tatil ücreti, sağlık harcamaları alacağı, ek ücret alacağı, prim alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 27008/821 Muvazaalı bir asıl-alt işveren ilişkisi kurulduğundan feshin geçersizliğine ve davacının davalılardan H. Telekomünikasyon Dış Tic. Ltd. Şti. nezdinde işine iadesine ve kayden işveren olarak görünen ve muvazaalı işlemin tarafı olması nedeniyle kendine menfaat sağlayamayacak olan diğer davalı D. Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti’nin işe iade kararının mali sonuçlarından diğer davalı H. Telekomünikasyon Dış Tic. Ltd. Şti. ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiği 9. HD. T. 36390/19706 İcra Dairesi'nce haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi isteneceği ve haciz işleminin sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanacağı, on gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamayacağı- 8. HD. T. 3102/8513 İşe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli usûlî bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğunun kabul edilmesi gerektiği- İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiği- 22. HD. T. 13095/16994 Davacının mülga 2821 sayılı Yasanın dayanarak şarta bağlı şekilde işe başlatmama tazminatı talep ettiği davacının talebini ıslah ettiğine dair bir kayıt da bulunmadığı halde mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın talebi aşacak şekilde işe başlatma-başlatmama şartına bağlı olmaksızın işe başlatmama tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu- 7. HD. T. 45631/7838 Davalı Ataşehir Belediyesi ile yüklenici son işveren A. şirketi arasındaki hizmet alım sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin konusunun belediye bünyesinde çalıştırılmak üzere personel teminine yönelik olduğu dolayısıyla belli bir işin teknolojik sebeplerle ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle yada yardımcı işlerin alt işverene verilmesinin söz konusu olmadığı dolayısıyla davalılar arasında 4857 Sayılı yasanın 2/6 Maddesine uygun geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisinin söz konusu olmadığı, sadece personel temimine yönelik sözleşmenin bu konuda geçerli bir asıl işveren- alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muavaazalı olduğu- 9. HD. T. 27878/7842 Davacıya yapılan yazılı fesih bildiriminin tarih kısmında davacının imzası olmadığı için tebliğ işleminin, evrakın alt kısmında belirtilen tarihte yapıldığı işveren tarafından ispatlanamadığından, dava süresinde açılmış olup işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak iddia ve delillerin incelenmesi gerektiği- 22. HD. T. 4579/6881 Davacı, Belediye Başkanlığı ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan davalı Ltd. Şti.'nde elektrikçi olarak çalışmış olup davalı Belediye ile diğer davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan işin niteliği göz önüne alındığında, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun şekilde kurulduğu ve muvazaaya dayanmadığı- Davacının iş sözleşmesinin alt işverence geçerli veya haklı bir sebep bulunmadan feshedildiği anlaşıldığından, feshin geçersizliğiyle davacı işçinin alt işveren işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirlenmesine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 4312/5674 İş aktinin feshinin geçersizliğine ilişkin açılacak bir davanın basit yargılama usulüne göre, kısa süre içerisinde sonuçlandırılması düşüncesinin, işçinin emek gelirinden olanaklar ölçüsünde çok kısa bir süre yoksun kalması ilkesinden kaynaklanmış olduğu ve bu nedenle, bu konuda Yargıtayın verdiği kararın kesin olduğu- . HGK. T. 22-2261/79 Mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesinin ve işe başlatmama tazminatının da hüküm altına alınması gerekip, talep olmasa da mahkemece dikkate alınması gerektiği- Feshin geçersizliği istemi tespit niteliğinde olduğundan; boşta geçen süre için ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatının miktar belirtilmeksizin, hüküm altına alınması ve ödenmesi gerektiğinin tespiti ile yetinilmesi gerektiği- 7. HD. T. 20673/3651 Fesihten 3 ay önce ve 3 ay sonrasında sendikalı işçilerden kaçının iş sözleşmesinin sona erdiği ve kaçının sözleşmesinin işverence feshedildiği, fesih sebeplerinin neden ibaret olduğu, fesih sebepleri ve fesih tarihlerinde benzerlikler bulunup bulunmadığı, bu dönem içerisinde sendika üyeliğinden istifa eden işçilerin sayısının ne olduğu, üyelikten istifa eden bu işçilerin iş akitlerinin akıbetinin ne olduğu, iş akitlerinin istifa sonrası sürüp sürmediği, yeni işe alımla var ise bu işçilerin sendikalı olup olmadığı ve Mahkemece dayanılan oransal dengenin bu yeni giren işçiler sebebiyle mi ortaya çıktığı, geçmiş yıllar da nazara alındığında fesih tarihine yakın süreçte işyerinde sendikal faliyette bir artış yaşanıp yaşanmadığı hususlarında araştırmaya gidilmesi ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği- 7. HD. T. 12779/8259 Davacı, sadece işyerinde yürürlükte olan yeni Toplu İş Sözleşmesi aleyhe hükümler içerdiği için işe başlamamışsa da, davacının iş akdi feshedilmeyip işyerinde çalışmış olsaydı yeni TİS’e göre çalışmış olacağından ve yeni TİS’deki mevcut hükümlerin davacı aleyhine değiştirilmesi sözkonusu olamayacağından davalının işe daveti samimi olup, davacının işe başlamamasında haklı neden bulunmadığı- 7. HD. T. 16883/12820 İşverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu 4857 s. İş K. mad. 25 II-ı- Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücret olup, işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarının dikkate alınması gerektiği- Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda, işverenin fesih hakkı doğar ve işçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmayacağı, işverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olsa da feshin yapılabileceği- 4857 s. Kanun'un 26. maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü sürenin, zarara sebep olan olayın oluşumundan başlayacağı, ancak altı işgünlük ikinci sürenin, zarar miktarının belirlenmesinin ardından bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacağı- Feshin haklı olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiş olduğundan, mahkemece, itiraz konusu yapılan hususlarda aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- 22. HD. T. 13773/19037 Davacı ile birlikte bizzat sahte imza ile işlem yapan, Şubesinde tarihleri arasında çalışan Operasyon Yönetmeni ....’in İş Mahkemesi'nin tarih ve 2009/ K sayılı kararı ile, davacının, davalı işverene karşı açtığı işe iade davasının reddine karar verildiği, işverence yapılan feshin haklı fesih olduğu gerekçesine dayanıldığı ve kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 27/02/2012 tarih ve 2011/9254 E, 2012/2780 K sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinden, davacının eyleminin, kendisi gibi bizzat işlem yapan ....le kıyaslanmasının olaya daha uygun olduğu, iş akdinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken, denetim yetkisini gerektiği gibi kullanmayan şube müdürü ile kıyaslanarak iş akdinin geçerli nedenle feshinin kabulü hatalı olup bozulması gerektiği- 7. HD. T. 13286/9203 İcra takibinin dayanağı olan ilamın hüküm fıkrasının incelenmesinde; yargılama gideri ve avukatlık ücreti dışındaki kısımların eda hükmünü içermediğinin anlaşıldığı, mahkemece, yargılama gideri ve avukatlık ücreti dışındaki alacağa ilişkin dayanak ilamda eda hükmü bulunmadığı ve likit bir miktarı içermediği nazara alınarak şikayetin kabulü gerekeceği- 8. HD. T. 7447/8130 Mahkemece kesinleşmiş kararın tebliği ile ilgili olarak mazbatada ismi geçen kişinin tebliğ tarihinde davacı avukatı ...'na komşu olup olmadığı araştırılmadan tebliğin usulüne uygun yapıldığının kabulü ile sonuca gidildiği, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 35789/8984 Davalı şirketin, davacı işçinin üyesi olduğu sendika aleyhine kendi ürettiği ürünlerin tüketilmemesi yönündeki boykot çağrılarına davacı işçinin de şahsi sosyal paylaşım sitesinde destek vermesinin, Asliye Ticaret Mahkemesince de boykot çağrılarının son bulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiği de göz önüne alınırsa sadakat borcuna aykırı davranış niteliğinde olduğu- 9. HD. T. 18602/26060 Davacının belediyeye karşı mobbinge dayalı tazminat davası açmasından sonra bir gerekçe gösterilmeksizin iş akdi feshedildiğinden, davacının kıdemi ve fesih nedeni dikkate alındığında, işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının 8 aylık brüt ücret tutarı olduğu- Dava dilekçesinde muvazaa iddiasının bulunmadığı, davacının davalı belediye bünyesinde alt işveren işçisi olarak çalıştığı ve esasen bu durumun Mahkemenin de kabulünde olduğu gözetildiğinde, davacının alt işveren şirket nezdinde işe iadesi ile işe iadenin mali sonuçlarından her iki davalının birlikte sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği- 9. HD. T. 547/21907 Fesih tarihindeki dönem bordrosuna göre tek çalışan bulunduğu, ancak davalı şirketin anonim şirket olduğu, bu nedenle tek çalışanın bulunduğu yönündeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olup şube müdürü olarak vasıflandırılan davacının alt kadrosunda herhangi bir çalışanın olmamasının da hayatın olağan akışına aykırı olup, davacı vekili tarafından sunulan davalı işverene ait dönem bordrolarında davalı şirketin çalışan sayısının 30'un çok üstünde olduğu esasları çerçevesinde değerlendirilip davalı şirketin çalışan sayısı belirlenip işverence gerçekleştirilen feshin geçerli olup olmadığının belirleneceği- 9. HD. T. 29686/10614 İşe giriş tarihini, gerçeğe aykırı bir şekilde yerine, olarak bildiren ve isim ve soyadı benzeyen birisinin, her nasılsa kendi dosyasına giren sigorta kağıtlarında yazılı tarihini kendi işe giriş tarihiymiş gibi kuruma verdiği aylık bağlama dilekçesinde gösteren üstelik işe giriş ve sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlandığını esasen bildiğinden başkasının işe giriş tarihine göre bağlanan aylıkların, günün birinde farkedileceğini, geçerli bir sebebe dayanmadığını ve o zaman aldıklarını geri vermesi gerekeceğini, düşünmek ve hesaplamak durumunda olduğu, asla kendisinden beklenen özeni sarfeden bir kişi kabul edilemeyeceği, bu davada, olayın özelliği, zenginleşmenin iyi niyetle olamayacağını açıkça gösterdiği, zira, işin başında dürüst olsa, özenli ve dikkatli davransa, zenginleşmenin geçerli bir sebebe dayanmadığını kolayca anlaması gerekli olduğu- . HGK. T. 10-576/76 İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanunu'nun 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verildiği, muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlandığı- 5538 sayılı Yasa ile İş Kanunu'nun 2. maddesine bazı fıkralar eklendiği ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumların düzenlendiği, ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğelerinin değişmediği, yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem göreceklerinin 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edildiği- Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesinin, İş Kanunu'nun 5. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamamasının, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durum olduğu- İş Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrası, tarihinde yürürlüğe giren 5763 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirildiği ve alt işverenin işyerini bildirim yükümü getirildiği, alt işverenin bu bildirimi asıl işverenle aralarında düzenlenmiş olan yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte yapmak durumunda olduğu- Muvazaanın tespiti halinde bu yönde hazırlanan müfettiş raporunun ilgililere bildirileceği ve ilgililerin altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edebileceği, itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu- İş Müfettişliği tarafından hazırlanan muvazaalı alt işverenlik ilişkisinin tespit edildiği rapora ilgililerin süresi içinde itiraz etmemesi ya da mahkemece muvazaalı işlemin varlığına dair hüküm kurulması halinde, alt işverenliğe dair tescil işleminin iptal edileceği, bu halde alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı- Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı biçimde kurulması halinde işçi gerçek işveren işyerine iade edilmesi, ancak işçinin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklarından boşta geçen en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları ile birlikte işçinin süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat muvazaalı işlemin tarafı olan gerçek veya tüzel kişi gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği- 22. HD. T. 43384/30300 22. HD. T. 43383/30299 Arabuluculuk tutanağında, tarafların anlaştıkları yada anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmesi gerektiği- Arabuluculuk anlaşamama tutanağında, arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları", "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış veya talepler açık açık belirtilmiş ise talep formunda belirtilen alacakların görüşmelere konu edildiği açıkça belirtilmemiş ise taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiği kabul edilmesi gerektiği- 3. İZMİRBAMHD. T. 2082/1276 Arabulucuya başvurmadan dava açılması halinde, bu eksikliğin tamamlattırılması yönünde her hangi işlem yapılamayacağı ve davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği ve bu kurala diğer mahkemelerden görevsizlikle gelen dosyalar yönünden bir istisna da getirilmemiş olduğu- Arabuluculuk başvurusunda bulunmanın "tamamlanabilir" dava şartı olmadığı- HMK.'nun "...Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez..." şeklindeki 115/3. maddesi uyarınca, davalı yan görevsizlik kararının verildiği tarihe kadar cevap dilekçesi vermediğinden ve dava şartı yönünden bir itiraz ileri sürmediğinden, görevsizlik kararı verilmesinden sonra, dosyanın görevli mahkemeye ulaşması aşamasına kadar arabulucuya başvurma dava şartının giderilmesinin mümkün olduğu- 3. İZMİRBAMHD. T. 1647/1269 Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işverenin, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, iş yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunda olduğu- İşçinin çalışma standartları ve mesleki özellikleri daha sonraki performans ve verimlilik ölçümü bakımından işverenin kabul ettiği sınırlar olarak dikkate alınacağı ancak bu sınırların altına düşülmesi ve bunun süreklilik göstermesi halinde geçerli sebep doğabileceği- İşveren, bu sınırların üstünde bir performans ve verimlilik beklentisinde haklı olduğunu ileri sürüyorsa, bu beklentiyi doğrulayacak eğitim ve iş şartlarının iyileştirilmesi gibi performans artırıcı olanakları sağladığını da ispatlaması gerektiği- 22. HD. T. 24821/29009 İİK. nun 89/V maddesine göre ancak kötü niyetli olan takip alacaklısından İİK. 89 gereğince sebepsiz yere ödenen paranın geri istenebileceği- 4. HD. T. 14485/1779 Davacının dosyaya yansıyan eylemlerinin 4857 Sayılı Kanunun 25/2-e maddesinde belirtilen doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar arasında olduğu- Davacının eylemlerinin haklı fesih sebebi oluşturacağından ve iş ilişkisinin devamının işverenden beklenemeyeceği, bu eylemlerin işyerinde iş düzeninin bozulmasına sebebiyet verdiği, taraftar arasındaki güvenin sarsıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 16785/21346 Davalı şirketin, sözleşmenin feshi yoluna gitme konusunda irade özerkliği sonucu takdir hakkı bulunmakla birlikte, feshin haksız olması halinde, karşı tarafın davacı firmanın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı- . HGK. T. 11-693/88 Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermekte de olduğu- Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketlerin, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmekte olduğu- Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olmasının buna örnek olarak gösterilebileceği ve bu gibi bir ilişkide, tüm şirketlere hizmet veren işçiler ile sadece davalı şirkete hizmet veren işçilerin 30 işçi kıstasında dikkate alınması; işçi tüm şirketlere hizmet ediyor ise, o zaman tüm şirketlerdeki işçi sayısının dikkate alınması gerektiği- Sendika işyeri temsilcileri için işyerinde 30 işçi çalışma koşulunun aranmaması gerektiği- Mahkemece 7. HD. bozma ilamına uyulmak sureti ile yapılan yargılama sonunda davacı işçinin çalıştığı ... sicil numaralı davalı şirketin fesih tarihindeki çalıştırdığı işçi sayısının 9 olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, SGK kayıtlarına göre davalı şirket ile ortaklarının aynı olduğu 14 ayrı sicil numaralı iş yerlerinin davalı şirket ile aralarında hukuki ve organik bağ olup olmadığı, 30 işçi şartının sağlanıp sağlanmadığı açısından yeniden araştırma yapılması için hükmün bozulması gerektiği- 9. HD. T. 26967/21547 Davacının iş sözleşmesinin maden kazası sonucu yaşanan süreç ve bu durumun şirkete çok büyük ekonomik yük getirmesi gerekçesiyle feshedildiği ve davalının dayandığı sebebin geçerli sebep olduğu, davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin liyakat,kıdem sicil,başarı ve benzeri nedenler dikkate alınarak son giren ilk çıkar kuralı göz önünde bulundurularak toplu iş çıkarımının gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı bahse konu maddenin ilk cümlesinin işten çıkarmada kriter bakımından gerek nicelik gerekse nitelik olarak işverene takdir yetkisi verdiği, davacı tarafından, işverenin toplu iş sözleşmesinin aykırı olarak işçi çıkarımında bulunduğu, bu konuda sahip olduğu takdir yetkisini kötüye kullandığında iddia ve ispat edilemediği, öte yandan toplu işi çıkarma yönteminin geçerli sebeple veya feshin geçerliliği ile ilgili bir durum olmadığı, bu yönteme aykırı davranılmasının da feshi geçersiz kılmayacağı anlaşılmakla, somut olayda davalının yaptığı feshin geçerli sebeple yapıldığının kabul edilmesi gerektiği- 22. HD. T. 25910/22728 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 12, 13 ve 15. maddeleri uyarınca açılmış bulunan olumsuz yetki tespitine itiraza- 9. HD. T. 4039/13402 Davalılar arasında ki hizmet alım sözleşmesinden yardımcı işin alt işvene verildiği ve davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu sabit olduğundan davacı alt işverenin işçisi olduğundan, işe iadeye bu işveren yönünden karar verilmesi gerektiği; feshin geçersizliğine bağlı işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden ise davalıların birlikte sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 33557/18426 Davacının tanık olarak bildirdiği kişilerin aynı dönemde davacı ile birlikte bu işyerinde veya komşu işyerinde çalışan kişiler olup olmadığı gerekli kurum ve kuruluşlardan sorulmadan ve bu konuda yeterli araştırma yapılmadan dinlendiği dikkate alındığında, tanıkların beyanlarının tespite esas olamayacağı- . HGK. T. 21-137/433 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davada, davalılar arasındaki ilişki muvazaalı olarak kabul edilmesine karşın iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.'nun 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalı Şirketin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklardan davalı belediye ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilmemesinin de isabetli olmadığı- 22. HD. T. 30992/623 "E. davası" açılmasının mümkün olduğu durumlarda, "tespit davası" açılamayacağından, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, 4 ay boşta geçen süre ücreti ile 5 ay işe başlatmama tazminatının tespitinin talep edildiği davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 21044/6837 İşe iade davasının yargılaması devam ederken davacının davalı işverence işe davet edilmesi, iş akdinin feshinin geçerli nedene dayanmadığının işverence kabul edildiği anlamına geldiğiDairenin uygulamasının bu yönde olduğu, buna göre, davalı işverenin yargılama aşamasında yaptığı işe davet ile feshin geçersizliği sabit olup böyle bir durumda işin esasına girilerek başkaca bir araştırma yapmaya da gerek olmadığından mahkemenin davanın reddi yönündeki kararının hatalı olduğu - Davacı vekili imzalı beyanıyla talebini sınırlamış olup davalı taraftan sadece boşta geçen süre ücreti ile yargılama gideri ve avukatlık ücreti talep ettiklerini, ödenen ihbar tazminatının da boşta geçen süre ücretinden mahsup edilmesini talep etmiş olup işe başlatmama tazminatı talebi olmadığından bu hususta davacı yararına hüküm tesis edilemeyeceği- 7. HD. T. 45407/8375 Mahkemece öncelikle; davalı kurum ve dahili davalı şirketin faaliyet alanlarının belirlenmesi amacıyla ticari kayıtlar ile davalının faaliyet konularıyla ilgili örneğin ham petrolün sondajı, üretilmesi, işletilmesi, depolanması, dağıtımı Petrol ameliyelerine dair iş akışı ve üretim aşamalarını tek tek gösterir iş organizasyon yapısına ilişkin kayıtların davalıdan getirtilmesi ve söz konusu belgeler temin edildikten sonra davalı İdarenin faaliyet alanında uzman Petrol Mühendisliği fakültesi bir öğretim üyesi bilirkişi, hukukçu ve endüstri mühendisi aracılığı ile davacının çalıştığı işyerinde keşif yapılarak ve hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü uyarınca dinlenen tanıklar keşif sırasında yeniden dinlenerek davacının yaptığı işin ne olduğunun yerinde tespiti ile yapılan bu işin tutanaklara eksiksiz geçirilerek bilirkişilerden hizmet alım sözleşmesinin konusunun ve davacının fiilen yaptığı işin davalının asli faaliyetlerinin bir parçası olup olmadığının belirlenmesi, asıl iş olduğunun tespiti halinde işin alt işverene devrinin mümkün olup olmadığının işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirip gerektirmediğinin irdelenmesi gerektiği- Hizmet alım sözleşmesine konu işin alt işverene devrinin mümkün olduğunun asli iş olmasına rağmen işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirdiğinin veya yardımcı iş olduğunun anlaşılması halinde, bu kez genel muvazaa kriterleri çeçevesinde hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olup olmadığı belirlenmesi gerektiği- Davacı, "davalının bazı işçilerini emekliye ayırarak onlara şirket kurdurduğunu, şirket sahibi olan bu eski işçilere ve onların yanında çalışan işçilere asli işlerini yaptırdığını" öne sürdüğünden davacının çalıştığı alt işveren ortaklarının öncesinde davalı şirketin çalışanı olup olmadığı da tespite yönelik kayıtlar getirtilerek muvazaa kapsamında irdelenmesi gerektiği- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince hazırlanan inceleme raporundaki davalı ile dahili davalı şirket arasındaki hizmet alım sözleşmesi ile yürütülen işin muvazaalı olduğunun tespitine karşı muvazaa tespitine itiraz nedeniyle dava açıldığı anlaşılmakta olup, davacının hizmet alım sözleşmesi muvazaalı olduğu tespit edilen işyerinde ve işte çalışan işçilerden biri olup olmadığının araştırılması, öyle ise verilecek kararın bu davanın da esasını etkileyeceği gözetilip, o davanın sonucu da beklenmesi gerektiği- Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiş olduğu- Mahkemece muvazaa kabulüne rağmen davacının hangi işverene iade edildiğinin hüküm fıkrasında belirtilmemesi ve işe iadenin maddi sonuçlarından davalı ve dahili davalının birlikte sorumlu tutulmamalarının isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 41127/6702 Davacı ile benzer işi yapan çalışanların davalı N. Çimento şirketi ile taşeron şirket arasında muvazaalı olarak çalıştırıldıkları yönünde kesinleşmiş mahkeme kararları da nazara alınarak davalı N. Çimento ile diğer davalı C. şirketi arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğundan feshin geçersizliğine ve davacının davalılardan N. Çimento şirketi nezdinde işine iadesine ayrıca kayden işveren olarak görünen ve muvazalı işlemin tarafı nedeni ile doğal hasım olarak kabul edilmesi gereken davalı Cemah şirketinin işe iade kararının mali sonuçlarından diğer davalı N. Çimento şirketi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği- 9. HD. T. 14353/13086 İşçinin iş arkadaşı kadın işçiye yönelik olarak işverenle dost hayatı yaşadıklarına dair dedikodular yaptığı, işçinin bu davranışı iş yerinde başka bir işçiye sataşma olup işverene haklı fesih imkanı verdiği- 9. HD. T. 12550/14617 Füru altsoy dışındakilere yapılan kazandırmalarda, kazandırmanın geri verilmek iade edilmek üzere yapıldığını» davacının isbat etmesi gerekeceği– . HGK. T. 2-583/565 Düşük üretimi sebebiyle uyarılan davacının amiri durumunda olduğu bildirilen kişinin üzerine elindeki çapak makası ile yürüyüp "adamı delirtme, psikolojimi bozdun" diyerek bağırdığı ileri sürülmüş olup, işyerinde feshe yetkili makam belirlenip olayın bu yetkili makam tarafından öğrenildiği tarih belirlendikten sonra ve altı günlük hak düşürücü sürenin ancak bu öğrenilme tarihinden başlayabileceği dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği- Altı günlük süre geçmesi durumunda; davacının kendi alanı dışında verilen temizlik görevini yapmaması ve amir konumunda olan diğer çalışan kişiye karşı elinde tehlike arzeden makas olduğu halde bağırarak korkutması eylemlerinin "geçerli sebep" oluşturacağı- 22. HD. T. 5902/1023 Islaha karşı zamanaşımı itirazı süresinde yapıldığından yıllık izin ücreti bakımından ıslah ile artırılan miktar zamanaşımına uğradığı halde zamanaşımına uğrayan miktarın da hüküm altına alınmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 36960/8128 Kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ilave tediye, ücret farkı, fazla mesai ile hafta tatili ücret alacaklarının ödetilmesine- 22. HD. T. 14880/83 İşe iade davası sonucunda, davalı işveren işe başlatmayı eğitim ve sınav şartına bağladığından işverenin davacıyı işe başlatma amacı olmadığı ve işe başlatma yönündeki iradesinin samimi olmadığının kabulü gerekeceği- . HGK. T. 22-1158/743 Özel Dairece bozma ilamının 2 numaralı bendinde önce gerekçe açıklanmamakla birlikte cezai şart düzenlemesinin muvazaalı olduğu tespiti yapılmış, bilahare bu tespite aykırı olarak; bu kez, cezai şartın geçerli olduğunun kabulü ile miktar incelemesine girilerek fahiş olduğundan bahisle indirim yapılması gerektiği yönünde yukarıda açıklanan şekilde bozma yapılmış olması karşısında Özel Daire bozma ilamının kendi içinde çelişkili değerlendirme içerdiği, bu çelişkiden anlaşıldığı üzere bozma ilamının açık bir hataya dayalı olduğu- . HGK. T. 9-356/388 Davalının vekâlet ilişkisinin sona erdiğine ve davacı avukatını ibra ettiğine dair imzalı bir yazı vermiş olmasına rağmen, davacının ibranameyi kaybetmesi üzerine davacı hakkında gerek Cumhuriyet Savcılığına, gerek İstanbul Barosuna şikâyet dilekçeleri vermek, gerekse hukuk mahkemesinde tazminat talebiyle dava açmak suretiyle hak arama özgürlüğünün kötüye kullanıldığı, Anayasal şikâyet hakkının sınırlarının aşıldığı ve böylece davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu; olay tarihi, taraflar arasındaki olayların gelişim şekli, hakkındaki şikâyetler üzerine soruşturma ve dava sürecinde davacı tarafından yaşanan üzüntü ve endişe, mesleki ve kişisel itibar kaybı ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, davacı lehine hükmedilen 6000 TL. tutarındaki manevi tazminat miktarının makul olduğu- . HGK. T. 4-1372/1106 Maddi hata düzeltim talebi üzerine Özel Dairece hükmün onanmasından iki buçuk yıl sonra, olağan kanun yolundan geçerek kesinleşen mahkeme kararının bozulduğu, bu durumda davalının temyiz istemlerinin reddi ile onanmasına karar verilen ve onama ile kesinleşen bir kararın, Özel Dairece esasen savunmanın dayanağını oluşturan yargılama aşamasında ileri sürüldüğü ve temyiz konusu yapılmış nedenlerle bozulduğu, delillerin değerlendirilmesi sonucunda varılan hukuki sonucun yanlışlığı hukuki hata olarak kabul edilse dahi maddi hata olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle onama kararının kaldırılmasını gerektirir maddi hata düzeltim nedenleri bulunmadığından direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu- . HGK. T. 229-1116 /396 Takibe dayanak yapılan işe iade ilamında likit bir alacağa hükmedilmemiş ise de likit olarak tespit ve tahsiline eda karar verilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin icra takibine konu edilebileceği- 8. HD. T. 4612/8185 Davacı işçinin davalı işyerinde diğer bir çalışanla WhatsApp yazışması esnasında feshe konu edilen bir çok söz kullandığı uyuşmazlıkta, kullanılan sözcüklerin kararda dahi yazılmayacak düzeyde açıkça hakaret içerikli olmasına rağmen mahkemece hiç bir dayanağı olmadan hakaret kabul edilmeyip “argo” kabul edilmesinin isabetsiz olduğu, feshin süresinde ve haklı olduğu- 9. HD. T. 3776/1428 İyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin 2 'deki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalının davacının iş akdini geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından ve yargılama giderlerinden gerçek işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 11364/8966 İşçinin hizmet akdini yüklenici ile imzalamasına rağmen, iş yerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu- İş verinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı; ayrıca İş Mahkemesince işveren ve yüklenicinin müteselsilen sorumlu tutuldukları- Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de bulunmadığından, bu durumda işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerekeceği- 15. HD. T. 486/598 Yasa koyucunun açıkça belirttiği, “Yargıtay’ca kesin olarak karara bağlanır” ifadesi ile, bozma kararına karşı direnme yolunu tamamen kapatmış olduğu- . HGK. T. 22-412/549 İbranamede fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için herhangi bir miktar belirtilmediğinden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının fazla çalışma ile ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının hesaplanması, varsa bu alacaklara ilişkin ödemelerin hesaplanan alacaklardan mahsup edilerek davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 34661/17866 Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde, işe iade talebiyle arabulucuya başvuru dava şartının yerine getirilmesi için asıl işveren ile alt işverene karşı birlikte arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğuna, sadece asıl işveren yahut sadece alt işverene karşı arabulucuya başvurulduktan sonra anlaşma olmadığı için işe iade davası açılması durumunda, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddi gerektiği- 9. HD. T. 9540/14240 İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi için, işçinin kusurlu bir davranışının şart olduğu, işverene fesih imkânının yasadaki hallerle sınırlı olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları için de söz konusu olduğu, davacının yaklaşık 4 yıl süreyle davalı işverenin Bölge Müdürü olarak görev yaptığı, davalı vekili işveren tarafından isnat edilen davacının görev ve sorumluluklarını açıkça yerine getirmediği ve şirketi zarara uğrattığı, davacının göreve ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, usulsüz işlemler yapması, şirketi zarara uğratması, davacının savunmalarında da gerçeğe aykırı ve yanıltıcı beyanlarda bulunması işverene sadakat kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiği hususlarının çoğunun teknik incelemeyi gerektirdiği, mali müşavir/muhasebeci gibi fesih nedenlerine göre inceleme yapabilecek teknik bilirkişi/bilirkişilerle yerinde inceleme yetkisi de verilerek, feshe konu hususların incelenmesi ve neticesinde isnat edilen hususların şirket kayıtları ile uyuşup uyuşmadığı, davacının görev tanımına aykırı olarak usulsüz işlemler yapılıp, yapılmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 40941/8420 Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, davacının iddia ettiği fesih tarihine göre gerçek işvereni tespit edilmeden ve işe iadenin birden fazla davalı bulunmasına rağmen hangi işveren nezdinde yapıldığının gösterilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 27246/7832 Davalılar arasında operasyon personeli sözleşmesi yapılmış olup söz konusu sözleşme ile davalı şirketin diğer şirketin de bilgi işlem saha faaliyetlerini yürüttüğü, PC yazıcı gibi cihazların bakımı ve kurulumunu gerçekleştirdiği anlaşılmakta olup davacı tanıklarının davacının bilgi işlem bölümünün SVP Ç. Merkezi kısmında çalıştığını, .... çalışanlarından emir ve talimat aldığını, yaptığı işin ise üretimden gelen bilgisayar, yazıcı vb. aletlerin arızalarını uzaktan bağlanıp gidermek olduğunu, iş yerinde değişik taşeron firmalar olduğunu, yaptıkları iş değişmediği halde işverenin aynı işi yapan bu firmalar arasında işçileri değişik tarihlerde sigortalı gösterdiğini, çalıştıkları dönemde aynı işi yapan ... çalışanlarının da olduğunu, işten çıkarıldıktan sonra da yine ... personeli takviye edilerek aynı işin yapılmaya devam ettiğini beyan ettikleri görüldüğünden, davalılar arasındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde olduğu, davalı şirketin bağımsız bir organizasyona sahip olmadığı ve kesinleşen diğer dosyalarda da davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabul edildiği gözetildiğinde davalılar arasındaki ilişkinin geçerli bir asıl-alt işveren ilişkisinin olmadığı kabul edilerek davacının asıl işverene işe iadesine karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 9988/2283 Davacının yardımcı iş kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığı, davalı TÜBİTAK ile dahili davalı arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacı muvazaa iddia edip asıl işverene karşı dava açmış olup aleyhine usulüne uygun şekilde dava açılmayan alt işverenin dahili dava yolu ile davaya ithal edilmesi ve hakkında hüküm kurulması hatalı olduğundan davalı TÜBİTAK hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeni ile, Şirket hakkındaki davanın ise hakkında usulüne uygun dava açılmadığından reddine karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 31300/14345 “Cezai şart” istemine ilişkin direnme kararını temyiz eden davalı aleyhine hükmedilen ve uyuşmazlık konusu olan cezai şart alacağının açık biçimde direnme kararının verildiği tarihte geçerli olan temyiz edilebilirlik sınırının altında olduğu ve bu nedenle; direnme kararına yönelik temyiz isteminin miktar itibari ile reddine karar verilmesi gerektiği- . HGK. T. 9-829 /1649 Telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistem olan Whatsapp sisteminde, kişinin, diğer kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içerisinde iletişim gerçekleştirilse de, bu sistem, kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumda olduğundan, işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmalarının yasak olmadığı; işçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunmasının esas olduğu- Gizli kalması esas olan Whatsapp grubundaki konuşmalara genel olarak bakıldığında çalışma koşullarının olumsuzluğu, işveren ve yöneticilerin eşit davranmama, mobbing niteliğindeki tutumlarının dile getirildiği, işverenin gizli kalması gereken verileri yasak bir şekilde elde ettiği ve kendisine veren ve aynı konuşmalarda bulunan işçiye davranışı nedeni ile ihtar cezası vermek sureti ile de bilgi veren işçisini koruduğu görüldüğünden, işçilerin işyerinde mailleri, işverene bildirimleri işçilik hakları ile ilgili demokratik talep niteliğinde olup, bu tür barışçıl davranışların fesih nedeni yapılmasının hatalı olduğu- İspat yükü kendisinde olan davalı işveren haklı ve geçerli feshi kanıtlayamadığından, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 14203/9524 Davacı işçi, "davalının hizmet alımı yaptığı şirketler aracılığı ile asıl işte çalıştırıldığını, alt işveren şirketlerle davalı arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu ve bu nedenle başlangıçtan itibaren gerçek işvereninin .... olduğunu" öne sürdüğünden, mahkemece, hizmet alım sözleşmesinin eki teknik şartname temin edilerek, davacının yaptığı ve ihale edilen asıl işin uzmanlık gerektirip gerektirmediği, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmaların işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onları bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığı üzerinde durularak bu hususlar açıklığa kavuşturulmalı ve özellikle de yüklenici şirket ortaklığının, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı İdareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı yani salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceğinin tespit edilmesi, dosyada aldırılan iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve sonucuna göre davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı hakkında bir karar verilmesi gerektiği- Hükümde, "davacının hangi davalıya ait işyerinde işe iadesine karar verildiğinin belirtilmemesi", "davacının davalı işyerinde 5 yılın altında kıdem süresi bulunmasına karşın, işe başlatmama tazminatının miktarının 4 ay yerine 8 ay olarak belirlenmesi" ve "karar başlığında unvanların eksik yazılmasının" isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 17802/13099 Çek iptali davasının hasımsız açılacağı; ilan üzerine çeki elinde bulunduran kişinin, çeki mahkemeye getirmesinin, bu kişiyi davada taraf kılmayacağı- 11. HD. T. 18520/6799 İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesi halinde mahkemece davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi; verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde davanın usulden reddedilmesi gerektiği- Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna aykırı olarak kurulması veya muvazaaya dayanması nedeni ile feshin geçersizliğine yönelik kararın gerçek işveren hakkında kurulması, geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı hakkında sıfat yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi; HMK mad. 327/2 uyarınca taraf sıfatı olmadığı halde davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği için, davanın sıfat yokluğu nedeni ile hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği- 7. HD. T. 4804/11353 Kıdem ve ihbar tazminatı hesap edilirken hizmet süresinin ve ücretinin geçersiz sayılan ilk fesih tarihine göre belirlenmesi gerekirken boşta geçen süre eklenerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğu- Mahkemece hüküm fıkrasında kıdem tazminatına uygulanan faizin fesih tarihinden itibaren yürütüleceği belirtilmesine rağmen geçersizliğine karar verilen fesih tarihi açıkça belirtilmeyerek kararın infazında tereddütte neden olunduğu gibi, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücret alacağı talebi reddedilmesine rağmen hüküm fıkrasında reddine dair hüküm kurulmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğu- 9. HD. T. 26972/36157 Evli ve 3 çocuk sahibi olan işçinin, aynı işyerinde çalışan dava dışı evli bir işçi ile gönül ilişkisi yaşadığı, davacının bu davranışının işin normal yürüyüşünü ve işyerindeki çalışma ortamını olumsuz etkilediği ve davacının bu davranışının doğruluk ve bağlılığa aykırı olup; güven ilişkisinin zedelendiği, işverenin iş akdini feshinin özel hayata müdahale olmayıp, işverenin feshinin 4857 sayılı kanunun 25/II. maddesi kapsamında haklı nedene dayandığı- 9. HD. T. 10504/8673 İşyerinde teknik ve hukukçu uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak davacının yaptığı işin belirlenmesi, asıl iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığı, davalı tarafından diğer davalıya yüklenen, ihale edilen bir hizmet bulunup bulunmadığı, kanuni yükümlülüklerden kaçınmak için davacının diğer davalı üzerinden sigortalı gösterilip gösterilmediğinin araştırılması, ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince hazırlanan inceleme raporundaki muvazaa tespitine karşı mahkeme dosyası ile muvazaa tespitine itiraz olarak açılmış olan dava sonucu verilecek karar iş bu davanın da esasını etkileyeceğinden bu davanın neticesinin de beklenip, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 13782/16540 Bankaya karşı işe iade davası açan dava dışı banka çalışanının "dava konusu teminat senedini davacı müşteriye iade etmediği ve kullanması" nedeniyle iş akdinin feshedildiği ve bu nedenle açtığı işe iade davasının reddine ilişkin kararın kesinleştiği anlaşıldığından, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine gerek olmadan takip dayanağı bononun dava dışı banka tarafından davacıya kullandırılan kredinin teminatı olarak alınan ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin iade edilmediği görülmekle, davacıların takip nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği- 11. HD. T. 4602/3730 İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazların da öncelikle incelenmesi gerektiği- Başlangıçta icra takibini yetkisiz icra dairesinde başlatan davasının daha sonra davalının yetki itirazı üzerine takibini 5521 s. K. mad. 5'de öngörülen ve işçi lehine konulan yetki kuralı kapsamında işin yapıldığı yerin bağlı olduğu ve bu nedenle yetkili olan icra dairelerine naklettiği, yetkili icra dairesince davalıya yeni ödeme emri gönderildiği anlaşıldığından, mahkemece itirazın iptali davasının esası hakkında karar verilmesi gerektiği- "İcra takibinde icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz hakkında karar verilmeden icra dosyasının yetkili icra dairelerine gönderilmesinin mümkün bulunmadığı, icra dairelerinin yetkisinin kamu düzeninden olmadığı, bu nedenle davacının davalı derneğin yetki itirazını kabul etmesi hâlinde, icra dosyasının ancak yetkili gösterilen icra dairelerine gönderilmesini talep edebileceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği- . HGK. T. 22-2933/1927 Yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurulmasına karşın, harcın hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilerek bu mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde harcın tamamlanması gerektiği; aksi hâlde başvuranın, başvurudan vazgeçmiş sayılacağı ve bu hususun başvurana yazılı olarak bildirileceği- Verilen bir haftalık kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmaz ise, mahkemece başvurunun yapılmamış sayılacağı- 9. HD. T. 245/580 Davacı ibranameye karşı bir beyanda bulunmadığı gibi ibranamenin irade fesadı altında imzalatıldığına dair bir itiraz da ileri sürmediğinden ibranamenin kıdem ve ihbar tazminatı yönünden makbuz hükmünde olduğu, belirtilen miktarlar ile sınırlı olarak geçerli olduğu; mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı hesabından bu miktarların mahsup edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 37972/9457 Feshin işletme, iş yeri ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle yapıldığı ileri sürüldüğünde bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, iş görme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı tutarlılık denetimi, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı keyfilik denetimi ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığının ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi açıklığa kavuşturulması gerektiği- 22. HD. T. 32460/9056 Davacı davalılar arasında imzalanan ve zincirleme olarak birbirini izleyen belirli süreli hizmet alım sözleşmelerine istinaden, iş güvencesi hükümleri dahilinde otobüslerinde şoför olarak çalışmış; iş sözleşmesi, sık sık rapor alması nedeniyle kendisinden verim alınamaması, böylece yapmakla ödevli bulunduğu görevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi gerekçesi ile feshedilmiş olup, işyeri dosyasına göre davacının 2012 yılında farklı tarihlerde toplam 106 gün sağlık raporu alması nedeniyle, davacının aralıklarla sık sık rapor alması şeklindeki eyleminin; yürütülen işin sürekliliği dikkate alındığında, işyerinde olumsuzluklara yol açacağı ve işin yürütümünü bozacağı ve bu haliyle iş sözleşmesinin sürdürülmesi işverenden beklenemeyeceğinden, davalı işveren tarafından yapılan feshin "haklı sebep" ağırlığında olmasa da, "geçerli nedene" dayandığının kabulü gerektiği- 22. HD. T. 27871/29115 6356 sayılı Kanunun düzenlenen sendika temsilciliğinin güvencesine dayanılarak açılan işe iade davası ile, aynı yasanın sendika özgürlüğünün güvencesine istinaden açılan davanın uygulanma koşulları ve neticeleri birbirinden farklı olduğundan, dava dilekçesinde 6356 sayılı TİSK 'in hem 24/3 maddesinin uygulanmasını hem de gereğince tazminat talep eden davacıya mahkemece öncelikle "sendika işyeri temsilciliğinin güvencesi''ni düzenleyen mi uygulanmasını yoksa şartları farklı mi uygulanmasını istediği hususu açıklattırıldıktan sonra esasa girilerek değerlendirme yapılması gerektiği- 9. HD. T. 25304/1474 Davalı vekili Uyap sistemi üzerinden kararı temyiz ettiği ancak vekilin vekaletnamesinin dosyada bulunmadığı görülmekle birlikte, bozma nedeni ve 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde yer verilen usul ekonomisi ilkesi dikkate alındığında dosyanın bu eksikliğin tamamlatılması için geri çevrilmesine gerek olmadığı- Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki farklılığın 298/ aykırı olup, bozmayı gerektireceği- 9. HD. T. 29060/8645 İşletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken keyfi davranamayacağı, işletmesel kararı alırken dürüst olması gerekeceği- 9. HD. T. 6959/9559 Asıl işveren, alt işveren ilişkisinin unsurlarının, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri olarak belirtilebileceği- Davacı vekili "2683 sayılı yasanın 35. maddesi çerçevesinde araştırma sondaj ve kazı yapma yetkisinin sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ait olduğunu, bu madde ve dava dilekçesindeki diğer gerekçeler doğrultusunda davalılar arasında muvazaa olduğunu" iddia etmiş ise de; olayda Kültür ve Tabiat Varlıklarını meydana çıkarmak için yapılan bir araştırma söz konusu olmadığı, davalı Belediye ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Müze Müdürlüğü arasında imzalanan protokol gereğince tarihi eserlerin zarar görmeden taşınmasının hedeflendiği, davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, 2683 s. K. mad. 10 uyarınca, yasal hakkı çerçevesinde metro çalışmaları esnasında tesadüfen ortaya çıkmış tarihi eserlerin taşınması ve bunlarla ilgili işlemlerin yapılması hususunu belediye ile yaptığı protokol çerçevesinde işlemi belediyeye yaptırtmış olduğu, belediyenin ise diğer davalı şirketler vasıtası ile bu işlemi gerçekleştirmiş olduğu, mevzuat gereğince, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu işi 3. kişilere de yaptırabileceği ve bu nedenle taraflar arasında bir muvazaadan söz edilemeyeceği- Davalı Bakanlık ile Belediye arasındaki protokole göre yapılan işin alt işveren olarak yüklenici adi ortaklığa verilmesi işinde, davalı Bakanlığın ihale makamı olarak tarihi eserlerin ortaya çıkarılması ve korunması işini protokol ile davalı Belediyeye verebileceği anlaşılmakla davacının alt işveren olan adi ortaklık nezdindeki işine iadesine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu; davalı Bakanlığın işe iade kararının mali sonuçlarından ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının ise hatalı olduğu- 9. HD. T. 23688/15508 4857 s. İş K.'nun 20. maddesi ile fesih bildirimine itiraz ve usulü kural altına alınmış ve burada iş sözleşmesi feshedilen işçinin fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorunda olduğu âmir hükûm olarak düzenlenmiş olup; kanunun bu düzenleniş biçiminin, hakime öngörülen usul şartını ortadan kaldırma veyahut değiştirme yönünde herhangi bir takdir yetkisi tanımadığı, yani yoruma açık bir hüküm olmadığı- Yurtdışında çalışan işçinin iş akdinin önelli olarak feshedilmesi halinin, Kanun ile öngörülen işe iade talebiyle arabulucuya başvurma tarihinin başlangıcını değiştiremeyeceği kabul edilmekle, uyuşmazlığın bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda giderilmesine karar verildiği- 9. HD. T. 978/5774 2822 sayılı Kanunun 15. maddesinde yer verilen “Yargıtay’ca ... kesin karara bağlanır.” hükmü ile yasa koyucunun burada bozma kararına karşı direnme yolunu kapamayı amaçladığı- . HGK. T. 9-716/726 Taraflar arasındaki sözleşmede "uyuşmazlıklarda Lion mahkemelerinin yetkili olduğu ve Fransız hukukunun uygulanacağı" öngörülmüş dahi olsa, iflâs davasında Türk mahkemelerinin yetkili olacağı– 19. HD. T. 1462/6622 506 sayılı Yasanın 2’nci maddesinde tanımını bulan “sigortalı” tabiri ile ifade edilen, bir hizmet akdine dayalı olarak işveren tarafından çalıştırılan kişi olup, hizmet akdinin temel unsurları ise, zaman ve bağımlılıktır, yani davacı belirli bir zaman içinde işverene bağımlı olarak çalışıyor ve emeğini işverene tahsis ediyor ise, bu durumda aralarındaki ilişki bir hizmet akdi ilişkisidir; ne var ki, aynı yasanın 3’üncü maddesinde işverenin ücretsiz çalışan eşinin sigortalı sayılamayacağı belirtilmiş olup davalı işverenin davacının eşi olduğu anlaşıldığından davaya konu dönemde işyerinde bir yardımcı eleman ofisboy bulunmasına ve yardımcı elemanın yapması gereken işler olan temizlik, çay-kahve işleri ve sekreterlik gibi ayrıca bir özellik taşımayan işlerin davacı tarafından yapılmasının toplum kuralları ve genel kabule aykırı düştüğü; kaldı ki, dava konusu dönemde davacının üç çocuk annesi olduğu ve çocuklardan birinin 1993 doğumlu olmakla annenin bakım ve ihtimamına muhtaç olduğu- . HGK. T. 10-578/37 Mahkemece, davacının çalıştığı beyan edilen yoğun bakım ünitesinde kaç işçi çalıştığı, kaç tanesinin dönüşümlü vardiya ile kaç tanesinin sürekli gece vardiyasında sorulup davacının işvereninin hizmetini üstlendiği işyerinin hastane olduğu dikkate alınarak yoğun bakım ünitesinde çalışma kaydı tutulup tutulmadığı sorulmadan ve tüm belgeler birlikte değerlendirilmeden eksik araştırma ile fazla çalışma alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu- İş Mahkemesi’nin dosyasından da anlaşılacağı üzere, davacının iş sözleşmesinin tarihinde geçersiz nedenle feshedildiği, davacının işe iade davası açıp kazandığı ve tarihinde tekrar işe başladığı görüldüğünden, davacı tarihleri arasında çalışmamış olup bu tarihler arasında fazla çalışma alacağı hesaplaması yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğu- 7. HD. T. 9924/8090 İlamın infaz edilecek kısmının sınırlı yetkili icra mahkemesi tarafından yorum yoluyla belirlenemeyeceği- İlamda yer almayan noter ihtar ücreti ilamlı takip konusu yapılamayacağından ve ilamda yer verilen yargılama gideri ile vekalet ücreti dışındaki hüküm bölümü de eda hükmünü taşımadığından; yargılama gideri ve vekalet ücreti ile bu alacakların faizi dışındaki alacaklar yönünden takibin iptali gerekeceği- 8. HD. T. 19565/18674 Mahkemece HMK’nun amir hükümleri gözetilmeksizin, yasal düzenleme ve yerleşik ilkeler gereğince bozmaya karşı uyulduğu ya da direnildiği açıkça karara bağlanmadan bir karar verilemeyeceği, mahkemece tarafların bozmaya karşı beyanlarının tespitinden sonra açıkça bozmaya uyulup uyulmadığı, kısmen uyma kısmen direnme halinde hangi nedene hangi gerekçeyle direnildiği ya da uyulduğunun gösterilmesi ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği- . HGK. T. 19-72/214 Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olmasının tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesinin gerekmeyeceği; bir hukuki işlemin, 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı ya da müteşebbis olmasının gerektiği- Davacının iş mahkemesindeki işe iade davasında, tüketici olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının kabulünün mümkün olmadığı-Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olamayacağı; mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin isabetli olmadığı- 13. HD. T. 37991/562 Her bir davacı işçi bakımından fesih nedeni ile bağlı kalınarak öncelikle iddiaya konu fesih yönünden delillerin değerlendirilmesi gerektiği, varsa eylemin barışçıl ve demokratik olup olmadığının, davacı işçi eyleme katılmışsa eylemin süresi belirlenmek suretiyle ölçülü biçimde kullanılıp kullanılmadığının değerlendirmeye alınması gerektiği- 9. HD. T. 11271/9332 Trafik kazası sonucu sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik bedelinin davalı sigorta şirketinden rücuan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptalinin talep edildiği uyuşmazlıkta, dava 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkıp ticari dava niteliğinde olmadığından, 5510 sayılı Kanunun 101 inci maddesi gereği iş mahkemelerinin görevli olduğu, 7036 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca arabuluculuğa başvuru şartı aranmaksızın sonuçlandırılması gerektiği- 10. HD. T. 11042/15246 Feshe konu hırsızlık olayında davacının ihmale dayalı sözleşmeye aykırı bir davranışının olduğu ve davalı işyerine tamir amaçlı bırakılan aracın çalınmasının davalı işverenin saygınlığını ve itibarını zedeleyeceği gibi maddi sorumluluğunu da doğuracağı ve beraberinde işyerinde olumsuzluklara yol açacağı açık olduğundan davacının iş akdi feshinin geçerli nedene dayandığı- 7. HD. T. 210/9689 Davalının işyerinde akdin feshi tarihinde 30 dan fazla işçinin çalıştığı, davacının 4857 sayılı Yasanın 18 ve 21 maddelerindeki iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecek durumda olduğu, davacının anılan hükümler gereğince işe iade yoluna gitmeyip 13 ve düzenlenen tazminat istemesinin mümkün olmayacağı- . HGK. T. 9-688/703 Davalı firmaya ait işçinin işten çıkartılması nedeniyle taraflar aleyhine açılan işe iade ve tazminat davasında davacının kanun gereği işçiye ödediği tazminatın ihale sözleşmesine dayanılarak davalıdan tahsili istemine dayanan dava, iş mahkemesinin davalı hakkındaki husumetten red kararı gerekçe gösterilerek reddedilebilir mi? 13. HD. T. 8700/13324 İşçinin işverene ait işyerlerinde çalıştırılabileceğini öngören işverene işyeri değişikliği yapma yetkisi veren kaydın hukuka aykırı olmadığı ancak geçerliliği için dürüstlük kuralına uygunluk bakımından denetime tabi tutulması gerektiği- İşyerinde yeterli sayıda işçinin bulunduğu ve davacı işçiye ihtiyacı olmadığının tespit edilmesi halinde, işçinin tazminatlarını ödememek amacıyla, gidememe ihtimali bulunan işyerine nakledilmek istendiği sonucunun ortaya çıkacağı, bu durumda; nakil yetkisinin dürüstlük kurallarına uygun kullanıldığı söylenemeyeceğinden, davalı işverence yapılan feshin haklı bir nedene dayanmadığı aksi halde feshin haklı nedene dayandığı kabul edilerek davacının ihbar ve kıdem tazminatı istemleri hakkında bir karar verilmesi gerektiği- . HGK. T. 9-112/294 Kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğunun kabul edilmesi gerektiği, kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu- Sözleşmenin feshedildiği tarihte tarihinde kıdem tazminatı tavanı TL olduğundan ve fesih tarihi itibariyle davacının brüt ücreti, kıdem tazminatı tavanını aştığından kıdem tazminatının tavan miktarına göre hesaplanması gerektiği, bu nedenle işçiye fazla ödenmiş olan tazminat miktarının işçiden tahsiline karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 28495/755 Aynı ilamda yer verilen yargılama gideri ile vekalet ücreti dışındaki hüküm bölümünün eda hükmü taşımadığı ve ilamda yer almayan noter ihtar ücretinin ilamlı takip konusu yapılamayacağı nazara alınarak, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile bu alacakların faizi dışındaki alacaklar yönünden takibin iptali gerekeceği- 8. HD. T. 19563/18677 Davacının işinin bölümünün değiştirilerek bir hoşnutsuzluk yaratıldığı da hem davacı, hem davalı tanıklarının ifadeleriyle ortaya çıkmış olup; tüm bu olumsuzluklar ve davacı işçinin çalışma süresinin uzunluğu dikkate alındığında davacının işyerini haklı terk ettiği anlaşıldığından kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınması gerekeceği- . HGK. T. 9-888/227 Mağaza çalışanının anons mikrofunu ile "değerli müşterilerimiz mağazanın içine ettiniz " şeklinde anons yapması halinde, davacının sarf ettiğini kabul ettiği sözlerin işyerindeki çalışma ortamını etkileyeceği ve işyeri disiplinini bozacağı açık olup işverenin bu noktadan sonra iş ilişkisini sürdürmesi beklenemeyeceği, işveren feshinin geçerli nedene dayandığı ve davanın bu nedenle reddi gerekeceği- 9. HD. T. 15377/32933 Davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak üzere açtığı işe iade davası sonucu verilen feshin geçersizliğine ve işe iadeye ilişkin kesinleşmiş kararın, dava dışı alt işverence uygulanmadığı iddiası ile boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi başlatmış olup; asıl işveren davalı şirket tarafından bu takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davasının açılmasına göre, davalı şirket ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan dava dışı altişveren şirketin iflas etmiş olması somut uyuşmazlığın kayıt kabul davası olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurmayacağı- Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğu- Tarafların ileri sürecekleri deliller toplanıp talep edilirse davanın alt işveren ya da alt işveren iflas etmişse iflas idaresine ihbarı ile esas hakkında karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 30403/14500 Mahkemece, hüküm fıkrasında davanın kabulüne şeklinde karar verilip davalı işveren tarafından yapılan "feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine" ibaresi eklemeksizin işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesinin, davacının kıdemi yaklaşık 3 yıl olmasına rağmen işe başlatmama tazminatı miktarının en üst sınırdan belirlenmesi de hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 7. HD. T. 40309/7824 Davacının iş akdinin feshine ilişkin fesih bildirim tutanağı düzenlendiği, ancak bu tutanağın davacıya tebliğ edilmediği, daha sonra bu bildirimi davacının tebliğden imtina ettiğine dair tutanak düzenlendiği ve davacıya mail ile bu bildirimin gönderildiği ancak bu mailin davacıya ulaşıp ulaşmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı tespit edilmiş olup tebliğden imtina tutanağında davacının telefonda olduğu, hazır olmadığı anlaşıldığından ve duruşmada tanık olarak dinlenen davalı tanığı, davacının tutanak tarihinden sonraki ayın sonuna kadar çalıştığını beyan ettiğinden ortaya çelişkiler çıkmış olup çelişkilere göre davalı tarafından davacının iş akdinin bir bildirimle feshedildiği ispatlanamadığından davanın yasal bir aylık süre içinde açıldığının kabulü gerektiği- 9. HD. T. 29079/9257 Hizmet alım sözleşmelerine göre, hizmet alım sözleşmelerinin konusunun hizmet alımı olmayıp, "işçi temini" mahiyetinde olduğundan, davacının baştan itibaren davalı belediyenin işçisi olduğunun kabulü gerektiği- 9. HD. T. 29641/18039 “Fesih sebebi dikkate alınarak takdiren 4 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine, davacının işe iade için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar gerçekleşen 4 aya kadar ücret ve haklarının davalıdan tahsiline..." karar verildiği, hüküm fıkrasının bu haliyle bir tespit niteliğinde olup, alacaklı lehine, belli bir miktarın tahsiline dair eda hükmünü içermediği- 8. HD. T. 3076/7797 Asıl işveren davacı bakanlığın, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemi- 13. HD. T. 22242/5957 Mağaza denetimleri değerlendirme sonuçlarına bakıldığında her mağazada olabilecek basit eksikliklerin olduğu mağaza müdürünün görevden alınmasını gerektirir boyutta bir tespitin bulunmadığı, davacının özlük dosyasında görev süresi boyunca son üç ay dışında uyarı, ihtar ve tutanak bulunmadığının tespit edildiği, son dönemde yaşanılan durumun davacının iddiası yönünde bölge müdürünün kendisiyle çalışmak istememesi nedeniyle davacının izinli ve raporlu olduğu günlerde dahi tutanak tutularak, haklı fesih nedeniyle yaratılmak istendiğini ispatlar mahiyette olduğunun tespit edildiğinden feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermek gerekirken davanın reddedilmesinin isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 626/8158 Uyuşmazlığın giderilmesi talebinin bir kanun yolu olmayıp, böyle bir talebin varlığı halinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılmasının da mümkün olmadığı- Başvuru konusu dosyada İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna müracaat edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar somut olaya özgü nitelikte olup, dosya kapsamında yer alan deliller ve somut olayın koşulları gözetilerek hüküm tesis edildiği- Aralarında uyuşmazlık bulunduğu belirtilen diğer bölge adliye mahkemesi dosyalarında da, tarafların iddia ve savunmaları, taraflarca sunulan deliller ile ispat durumu dikkate alınarak, yine somut olayın özelliklerine göre karar verildiği anlaşıldığından; bu halde, başvurucunun dilekçesinde belirtmiş olduğu Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında 5235 sayılı Kanun’un 35'inci maddesi kapsamında bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı- 9. HD. T. 11336/15638 Davacının bononun tehdit ve psikolojik baskısı ile düzenletildiği iddiasında bulunulduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği vakıalarla bağlı olduğu, TBK'nın 31. maddesi gereğince korkutma sonucunda sözleşme yapan tarafın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığı, davalı tarafa usulüne uygun olarak bildirmediğinden ve bu süre de geçmiş olduğu anlaşıldığından TBK'nın 39. maddesi gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiği- Davacının, dava konusu bononun dava dışı şirkete verdiği zarar sebebiyle tehdit altında alındığını ve söz konusu zarardan işe iade davası sonucunda davacının sorumlu olmadığının ortaya çıktığı böylece bononun bedelsiz kaldığını iddia ettiği, bu durumda davacının bedelsizlik iddiası yönünden araştırma ve inceleme yapılarak toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği- 11. HD. T. 4435/6065 Kesin karar verme hususundan, Yargıtay Özel Daire kararının kesin olduğu, bunun için de direnmeye konu edilemeyeceğini kabul etmek gerekli olup, yasa koyucunun burada açıkça, “Yargıtay’ca kesin olarak karara bağlanır” demek suretiyle, bozma kararına karşı direnme yolunu kapamış bulunduğu- . HGK. T. 9-475/511 Feshin geçersizliğine ve işe iade- İşyerinin kapanıp kapanmadığının, sezonluk çalışmaya geçilip geçilmediğinin ve bunun iş gücü fazlalığına neden olup olmadığının, alınan bu işletmesel kararın tutarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığının, özellikle fesihten sonra yeni işçi alınıp alınmadığının, feshin kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesi yönünden davacının nakle tabi tutulan işçiler gibi diğer işyerlerinde somut olarak değerlendirme olanağının olup olmadığının ve özellikle taşeron sözleşmelerin İş Kanunu’nun 2/6-7 maddesi kapsamında incelenmesi ile asıl alt işveren ilişkisinin olup olmadığı, yasaya uygun kurulup, kurulmadığı, asıl alt işveren ilişkisi yasal unsurlarını taşımıyor ise davacının bu işte çalıştırılıp, çalıştırılamayacağı da feshin kaçınılmazlığı yönünden açıklığa kavuşturulması konularının işyerinde bilirkişi marifeti ile keşif yapılmasını, bilirkişilerden bu konularda ayrıntılı rapor alınmasını gerektiği- 9. HD. T. 47009/41052 İşe iadeye ilişkin "tazminat miktarının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine ilişkin kararın likit bir alacağın tahsiline dair eda hükmünü içermediği- Aynı ilamda yer verilen yargılama gideri ile vekalet ücreti dışındaki hüküm bölümünün eda hükmü taşımadığı ve ilamda yer almayan noter ihtar ücretinin ilamlı takip konusu yapılamayacağı- Yargılama gideri ve vekalet ücreti ile bu alacakların faizi dışındaki alacaklar yönünden takibin iptali gerekeceği- 23. HD. T. 19566/18675 8. HD. T. 19567/18676 Mahkemece davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden işe iade ve mali sonuçlardan sadece davalı ..... Enerji Tesisleri Montaj ve Makina Metal San. Tic. Ltd. Şti. hakkında hüküm kurulduğu; davalı ..... hakkında ise olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunması halinde davalı .....’ın işe iadenin mali sonuçlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmamış olmasının hatalı olacağı, ancak yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda davalı .....’ın asıl işveren olduğu sonucuna varılması halinde temyiz eden sıfatı itibariyle usuli kazanılmış hak ilkesi gereği şimdiki gibi hüküm kurulması gerekeceği, aksi halde, anılan davalı hakkında davanın reddine karar verilmeli ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre belirlenmesi gerektiği- 22. HD. T. 44862/1883 Hakkı ortadan kaldıracak nitelikte belgelerin mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği; temyiz aşamasında sunulan hakkı ortadan kaldıracak nitelikte davacının yıllık izinlerini kullandığına dair belgelerin davacıya gösterilip diyeceklerinin sorulması ve değerlendirilmesi için kararın bozulması gerektiği- 9. HD. T. 36222/8626 Davalı işverence davacıya tebliğ edilen fesih bildiriminde" tarihi itibariyle iş akdiniz işiniz ve işyerinin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle sona erdirilmiştir" şeklinde bildirim yapılarak 4857 sayılı Yasanın " ...işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan ..." şeklinde düzenlenen fesih nedenine dayanmasına rağmen salt yasal ifadeler kullanılmak suretiyle somut hiçbir gerekçe içermeksizin feshedildiğinin görüldüğü, Yasanın ifadesinde geçen geçerli bir fesih nedeninin soyut şekilde yazılarak ya da başka bir deyişle fesih nedeni somutlaştırılmaksızın salt yasada yazılı ifadelerin kullanılarak fesih yapılması halinde feshin geçersiz olacağı, dolayısıyla fesih bildiriminde belirtilen ifade İş Kanununun öngördüğü kesinlik ve açıklıkta olmadığından feshin geçerli nedene dayanmadığı kabul edilerek davanın kabulü gerektiği- 7. HD. T. 1142/9104 İşe iade ve işçilik alacaklarına ilişkin davada, kıdem tazminatının, davacının işe başlatılmama tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi uygulanarak, işe başlatmama tazminatının ise 100 dava tarihinden, 1814,66 ıslah tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanarak tahsiline hükmedilmesi gerektiği- 9. HD. T. 25251/21787 Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, izin ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 33154/6200 Davacının yaptığı işin ne olduğunun yerinde tespiti ile yapılan bu işin tutanaklara eksiksiz geçirilerek bilirkişilerden hizmet alım sözleşmesinin konusu olan " Üretim Kuyuları yer altı pompalarının montaj, demontaj, nakliye, bakım onarım işi" nin ve davacının fiilen yaptığı işin davalının asli faaliyetlerinin bir parçası olup olmadığının belirlenmesi, asıl iş olduğunun tespiti halinde işin alt işverene devrinin mümkün olup olmadığının işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirip gerektirmediğinin irdelenmesi gerektiği; hizmet alım sözleşmesine konu işin alt işverene devrinin mümkün olduğunun asli iş olmasına rağmen işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirdiğinin veya yardımcı iş olduğunun anlaşılması halinde, bu kez genel muvazaa kriterleri çeçevesinde hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olup olmadığı belirlenmesi gerektiği- Davacı, davalının bazı işçilerini emekliye ayırarak onlara şirket kurdurduğunu, şirket sahibi olan bu eski işçilere ve onların yanında çalışan işçilere asli işlerini yaptırdığını öne sürdüğünden davacının çalıştığı alt işveren ortaklarının öncesinde davalı şirketin çalışanı olup olmadığı da tespite yönelik kayıtlar getirtilerek muvazaa kapsamında irdelenmesi gerektiği- 7. HD. T. 41827/5903 İlamın hüküm kısmında talep hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık,şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmesi gerekeceği - İlamın infaz edilecek kısmının "hüküm bölümü" olduğu, diğer bir değişle dar yetkili icra hakiminin, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleyemeyeceği, ilamın "hüküm bölümü"nün aynen infazı gerekeceği- 12. HD. T. 26605/12630 fesih halinde bir aylık dava açma süresinin eylemli fesih tarihinden itibaren başlayacağı- Köyü tüzel kişiliği personelinin tamamının davalı Belediyeye devredilmesi karşısında, davalı Belediyenin husumet ehliyetinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği- Davacının işe başlamak amacıyla dilekçe ile başvurmasından sonra davalı Belediyece işe başlatmadığı, davacının belirttiği tarih dışında başka bir tarih de belirtmediği anlaşıldığından, davacı işçinin iş sözleşmesinin eylemli olarak davalı Belediyece belirtilen tarihte feshedildiğinin kabulü gerekeceği ve işe iade istemli davanın eylemli fesih tarihine göre 4857 sayılı Kanun'un 20/1. maddesindeki bir aylık süre içerisinde davanın açılmadığı anlaşıldığından, davanın reddi gerektiği- 22. HD. T. 426/1085 Davacı tanıkları, "davacının iş akdine diğer işçiler ile birlikte sendikal nedenle son verildiğini" ve davalı tanıkları ise "davacının iş akdine ekonomik nedenle işveren tarafından son verildiğini" beyan etmiş olduğu, davacı hakkında tutulan devamsızlık tutanaklarına rastlanılmamış olduğu görüldüğünden, davacının iş akdine işveren tarafından ekonomik nedenler ile son verildiği ve yazılı bildirim yapılmadığından feshin öncelikle şeklen geçersiz olduğu- Asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığıyla ilgili olarak, mahkemece öncelikle, davalılara ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirketlerin ana sözleşmeleri, şirketlerin adres ve ortaklarını gösterir belgeler Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmesi, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve ekleri istenmesi, Müfettiş rapor ve eklerinin getirtilmesi, konusunda uzman 3 bilirkişiden oluşacak heyet ile işyerinde keşif yapılarak ve bilirkişilere işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi verilerek, davacının işyerinde tam olarak ne iş yaptığı, yaptığı işin davalının asıl işi mi yoksa yardımcı işi mi olduğu, asıl işi ise uzmanlık gerektirip gerektirmediği, yapılan işin hizmet alım sözleşmesi kapsamında olup olmadığı, davacı ile aynı işi yapan asıl işverenin işçisi bulunup bulunmadığı, hizmet alım sözleşmesinin işçi temini amacı taşıyıp taşımadığı, alt işveren işçilerinin emir ve talimatları kimden aldığı, işçi alma ve çıkarmada kimin yetkili olduğu, alt işveren şirketin davalı şirket ile arasındaki hizmet alım sözleşmesinin sona ermesinden sonra işyeri kapanmasını gerekçe göstererek çıkışlar yaptığı da dikkate alındığında alt işveren şirketin ekonomik ve hukuki bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davacının çalıştığı işyeri dışında başka bir işyeri ya da davalı şirketin dışında çalıştığı bir şirket, yapmış olduğu bir hizmet alım sözleşmesi ya da aldığı bir ihale olup olmadığının araştırması gerektiği- Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması yapılması gerektiği- 7. HD. T. 24283/21988 Davacı ikale sözleşmesini imzalarken irade fesadına uğradığına dair iddiasını ispatlayamadığı gibi haklarının ödenmeyeceği düşüncesiyle teklifi imzalamak zorunda kaldığını öne sürmüş ise de, iş akdine işveren tarafından teşviği kabul etmemesinin ardından son verilen işçilerin de kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bu iddianın ve tanıkların evrakları imzalamaz iseler çocuklarının ileride....'de çalıştırılmayacağı şeklinde işveren tarafından baskıya maruz kaldıkları yönündeki beyanlarının yakın, ciddi ve somut bir baskı olarak kabul edilemeyeceği, teşvikle ayrılma teklifini kabul eden işçilerin yanı sıra kabul etmeyen işçilerin de bulunduğu ancak davacının iradesini teşvikten faydalanarak anlaşma yolu ile iş akdinin son bulması şeklinde ortaya koyduğu, yani, davacının seçim hakkını kullanarak teşvikle işten ayrılma uygulaması kapsamında işten çıkmayı kabul ettiği- Davacı ve davalı işveren aralarında ikale sözleşmesi yapmak suretiyle davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve 6 aylık ücreti kadar menfaat sağlanarak iş akdi sona erdirilmiş olduğundan, ikale sözleşmesini geçerli kabul edip davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 11587/9656 İş Kanunu mad. 20/3 uyarınca, Yargıtay Özel Daire kararının direnmeye konu edilemeyeceği- İş aktinin feshinin geçersizliğine ilişkin açılacak bir davanın basit yargılama usulü ile kısa süre içerisinde sonuçlandırılması ve işçinin emek gelirinden -olanaklar ölçüsünde- çok kısa bir süre yoksun kalması ilkesinin kabul edildiği- . HGK. T. 22-1200/823 Davacı işçi hakkında hamilelik nedeniyle yapılan iş akdinin feshi işlemi, İş Kanunu'nun 18/3-d maddesi gereğince geçersiz sayılıp, işçinin işe iadesi ile işe başlatılmaması halinde aynı yasanın gereğince iş güvencesi işe başlatmama tazminatına hükmedileceği, dava konusu fesih işlemi ayrıca ayrımcılık yasağını ihlal etse bile aynı zamanda ayrımcılık tazminatına hükmedilemeyeceği, zira fesihte işe başlatmama tazminatının fesih sebebine göre belirlenmesinin, ayrımcılığı da yaptırıma bağlayacağı- 9. HD. T. 18355/26031 Davacının borcun ödenmesi üzerine, üzerinde alacak miktarı yazılı senedin iade edildiğini, açığa imzalı senedin ise iade edilmeyip sonradan doldurulduğunu ileri sürdüğü davada, bir borç için iki ayrı senet düzenlenmesinin ve borç ödendiğinde geri alınmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği- 19. HD. T. 4798/13625 Somut olayda, davalı tarafından şoför olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin işverence feshedildiğinin görüldüğü, davalı Bakanlığının asli işi, davacının yapmış olduğu işin mahiyeti, davalılar arasındaki 22/d usulü sürücülü araç kiralama hizmeti alımına ait sözleşme dosyadaki diğer bilgi ve belgelerle birlikte göz önünde bulundurulduğunda, davalı Bakanlık ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkide muvazaanın unsurularının oluşmadığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğunun anlaşıldığı, bu nedenle mahkemece davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaaya dayandığına ilişkin tespitinin isabetli olmadığı, mahkemece davacının işe iadesine karar verilmesi yerinde olmakla birlikte davalı Bakanlıktaki işe iadesine karar verilmesinin hatalı olduğu, dava dilekçesindeki talebin de davalı şirket nezdinde işe iade olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığının anlaşılmasına göre; davacının işine iadesine ve iş güvencesi tazminatlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 22. HD. T. 40085/20252 Bozma sözleşmesinin, sözleşmenin doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem olduğu, işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği- iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesinin ortadan kaldırılması için tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerektiği- Bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacağı- Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmalarının da mümkün olduğu- 9. HD. T. 8260/903 İşçinin, işverenin bir başka işçisine yönelik sarf ettiği "beceriksiz" ve "cehalet abidesi" şeklindeki ifadelerinin geçerli bir fesih sebebi teşkil etmesi gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verildiği- 22. HD. T. 9106/1557 Davalı iddiası, olaya ilişkin tutulan tutanaklar, davalı iddiasını doğrular mahiyette davalı tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği dikkate alındığında, davacının şirkete ait iş başvuru formlarını başka bir firma ile paylaştığı, olay günü kendisine ziyarete gelen başka firma çalışanına iş başvuru formlarının yer aldığı klasörü verdiği, kendisine gelen bu firma çalışanın kaydını kapı güvenliğine telefon açarak sildirdiği, davacının bu tutum ve davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, sadakat ve bağlılık kuralına aykırılık teşkil ettiği, davalı işyerindeki iş ilişkisinin olumsuz etkilendiği, davacının eylemi sonucunda işverenin güvenini yitirdiği, kendisine menfaat sağlamasa dahi güven probleminin doğduğu ve bu sebeple iş ilişkisinin sürdürülmesini davalı işveren yönünden imkansız kıldığı, bu itibarla işveren açısından geçerli nedenlerin bulunduğu anlaşıldığından, davalı işverenin iş sözleşmesini feshetmesinin geçerli nedene dayandığı ve davanın reddi gerektiği- 7. HD. T. 30955/25072 Dava açıldığında alacak belirli değil veya tartışmalı ise, belirsiz alacak ve tespit davası açılması için hukuki yararın bulunduğunun kabul edileceği- İşçilik alacakları belirli olup olmadığının somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesinin doğru olacağı-Dava şartlarının, her talep açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bir talep için dava şartının yokluğunun, dava şartı olan ve gerçekleşen talepler için de davanın usulden reddini gerektirmeyeceği-Davacı tarafa dava şartı noksanlığı gidermesi, tamamlaması için kesin süre verilmeksizin, davacının hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanacak şekilde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olacağı- 9. HD. T. 5421/12008 İşe iade başvurusunda boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesi talep edilmiş ise, başvuru ile birlikte işveren de temerrüde düşürülmüş sayılarak işe başlatmama ve boşta geçen süre tazminatlarının ödenmemesi durumunda başvuru tarihinden itibaren faiz hakkı doğacağı, işe başlama isteğini içeren başvuruda, boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların açıkça talep edilmemiş olması halinde ise, dava ve varsa ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği- 9. HD. T. 25930/22446 Hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği- 8. HD. T. 4663/16110 İşçinin tek taraflı izine çıkarılmasının iş akdinin feshi anlamına geldiği- işte ya da askı süresi sonunda işçinin işe çağrılmamasının fesih anlamına geldiği- Fesih bildiriminin yazılı yapılması gerektiği, ancak bu koşulun geçerlilik değil, ispat koşulu olduğu- İşverenin feshinin ardından henüz ihbar tazminatı ödenmeden işçinin emeklilik başvurusunda bulunmasının işveren tarafından gerçekleştirilen feshi ortadan kaldırmayacağı- İş Kanunundaki bildirim sürelerinin kısaltılamayacağı ve ortadan kaldırılamayacağı- Bildirim süresinin en fazla ihbar tazminatı ve kötüniyet bildirimi süreleri kadar uzayabileceği- İş sözleşmesini haklı nedenlerle fesheden tarafın fesih haklı nedene dayansa dahi ihbar tazminatı alamayacağı- 9. HD. T. 22908/34195 Davalının kendisini avukat sıfatıyla vekil tayin ettiğini, davacının vekaletname ilişkisi kapsamında işe iade davasında davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, davalının davacının bilgisi dışında işvereni ile anlaşarak tüm işçilik alacaklarını tahsil ettiğini, davacının vekalet ücretini ise ödemediğini ileri sürerek, vekalet ücreti alacakları, kendisi tarafından yapılan dava açılış masrafları ve ihtarname masraflarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline- 13. HD. T. 14864/17796 İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işverenin, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmaması, işletmesel kararı alırken dürüst olması; keyfilik denetiminde işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçinin bu durumu kanıtlaması gerekeceği- 7. HD. T. 21502/22196 Davacı ayrılmak istediğini belirttiği el yazılı ve imzalı dilekçesi ile işten ayrılmış, istifa iradesinin fesada uğratıldığını ve istifa dilekçesini baskı altında imzaladığını kanıtlayamamış olduğundan, istifa dilekçesine değer verilip, feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu- 22. HD. T. 6659/9567 İş akdinin feshinin geçersizliğine ilişkin olarak açılacak bir davanın seri yargılama usulüne göre kısa süre içerisinde sonuçlandırılması düşüncesinin, işçinin emek gelirinden olanaklar ölçüsünde en kısa süre yoksun kalması ilkesinden doğduğu, bu nedenle de Yargıtay Özel Dairesince verilecek kararın kesin olmasının amaçlandığı- . HGK. T. 9-621/673 Dosya kapsamından davalı şirketin yapısal değişikliğe giderek faaliyet alanının sadece tütün satımı olarak belirlendiği, davalı şirketin faaliyetlerinden olan tütün işleme, depolama, işlerinin ise dava dışı .... ile ortak olarak kurulan dava dışı ... unvanlı şirket tarafından yürütülmesine karar verildiği, bunun için ... ile davalı şirketin hedef şirkette .. bir kısım hisselerin satın alınması ve bu sayede hedef şirkette bir ortak girişim oluşturduklarının Rekabet Kurumu yazısından anlaşıldığı, dava dışı ... unvanlı şirketin ....Şirketi ile aynı ortak alanı kullandığı ve aynı adreste faaliyet gösterdiği, organik bağı olduğu ve hisselerinin % 50 sine tekabül eden kısmının davalı şirkete devredildiği, fesihten önce davacıya yapılan bir iş teklifi bulunmadığı, tarihinde yapılan fesih bildirimi ile birlikte davacıya yönetim kurulu kararlarında da belirtildiği üzere davalı şirketin ortağı olduğu dava dışı ... mevsimlik işçi olarak çalışmasının teklif edildiği, davacının ise bu şekilde çalışmayı kabul etmediği anlaşılmakla, yönetim kurulu kararları, fesih ve yapılan iş teklifi birlikte değerlendirildiğinde, önce iş akdini fesheden ve sonra işçiye ortağı olduğu şirkette mevsimlik işçi olarak çalışmasını teklif eden davalı şirketin asıl amacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiyi mevsimlik işçi olarak çalıştırmak ve bu yolla kanuni yükümlerinden kurtulmak olduğu, feshin bu nedenle geçersiz olduğu anlaşılmış olup davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 14359/21204 İlamların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olduğu bu nedenle sınırlı yetkiye sahip icra mahkemesinin infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirleyemeyeceği- 8. HD. T. 7853/11773 Mahkemece öncelikle 1479 s. K. kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı iptal edilen müteveffanın kurum kayıtlarında yer alan Bağ-Kur şahsi sicil dosyası, müfettiş raporu, ölüm aylıklarının iptaline dair Kurum işlemleri ile iptale konu Oda kaydına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek, sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz kamusal yapısı ve resen araştırma ilkesi de göz önünde bulundurularak, müteveffanın Esnaf Oda kaydının var olup olmadığı, kendi adına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı, kısacası iptal edilen Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olup olmadığı hususunun tüm açıklığıyla ortaya konulması gerektiği- 6552 s. K. 58. maddesiyle, 5510 s. Kanuna eklenen geçici 54. maddenin müteveffa yönünden uygulanmasının mümkün olup olmadığının da ayrıca irdelenmesi, müteveffanın Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilme gerekçesi netleştirilerek, iptalin üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak tutulmamasından kaynaklandığının tespiti hâlinde geçici 54. maddenin uygulanması gerektiği- Yapılacak olan araştırma ve irdeleme neticesinde aylıkların yersiz olduğu kanaatine varıldığı takdirde, özel düzenleme içeren ve kamu düzenine ilişkin olan 5510 sayılı Kanunun 96’ıncı maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılması gerekmekte olup, ölüm aylığının bağlandığı tarihte 9 ve 10 yaşında olan davalıların yersiz ödemeler nedeniyle kasıtlı veya kusurlu olması mümkün bulunmadığından yersiz aylıkların geri alınmasında 96. maddenin b bendinin uygulanması gerektiği- . HGK. T. 10-828/506 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının,alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Mahkemece davalı belediye vekilinin "feshin davalı belediye tarafından gerçekleştirildiği" yönündeki savunması nedeniyle "davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının, davalı Belediye nezdinde işe iadesine" karar verilmiş ise de, davalı Belediye vekilinin soyut kabul beyanının sonuca etkili olmadığı, davalılar arasındaki hizmet alımı kapsamında, işin yapılması için lazım gelen araçları kimin temin ettiği, işçi alım ve çıkarmaya kimlerin yetkili olduğu İş Kanunu mad. 2/6 ve 5393 s. K. mad. 67 kapsamında incelenerek, işçilik temini olup olmadığı, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunup bulunmadığı, gerekirse işyerinde bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak davacının öncelikle gerçek işverenin kim olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği- 9. HD. T. 20357/13252 Davacı işçinin iş akdinin işveren beyanından 20 gün sonra telefonla bildirildiğini savunduğu, yazılı fesih bildirimi bulunmayan davada, davacı taraf 23/03/2015 tarihinde işten çıkarıldığı iddiasında ise de; iş sözleşmesinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 03/03/2015 tarihinde feshedildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından 14/04/2015 tarihinde açılan işe iade davasının reddi gerektiği- 22. HD. T. 40401/21329 "Davacının kesinleşen kararın tebliğinden önce yaptığı başvurunun kanuni ve süresi içinde yapılmış işe iade başvurusu olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, davacının başvuru hakkı ihtarnameyi çektiği tarihte doğmuş olup bu tarihten itibaren 4857 s. K. mad. 21/5 uyarınca, davacının süresi içinde başvurmuş olduğu- Kararın kesinleştiğini bir aylık süre içinde öğrenme imkanı bulunan işverenin kesinleşen kararın tebliğinden sonra işe başlatılma başvurusunda bulunulmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı- Kesinleşen kararın tebliğinin, işçinin başvurusu ile ilgili olduğu ve bu sebeple kesinleşen kararın işverene tebliğinin gerekmediği- 22. HD. T. 18442/23662 Mahkemelerin gerek kararlarında ve gerekse de işlemlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak ayrımcılık oluşturacak söz ve davranışlardan kaçınmalarının temel kural olduğu, buna rağmen gerekçede toplumumuzun ayrılmaz bir parçası olan belli bir kesime yönelik yanlış anlaşılmaya müsait, ayrımcılık olarak değerlendirilebilecek mahiyette maksadını aşan ibarelerin kullanılmaması gerektiği- Mahkemece, davalı işveren vekiline daha önce bildirdiği tanıklarının tanıklık ücretinin yatırılması ve diğer konularda çıkartılan muhtıranın tebliğine rağmen verilen kesin süre içerisinde işlem ifa edilmediği gibi tanıklık ücreti de yatırılmadığından, davalı tarafın tanık dinletilmesi isteminin reddine dair ara karar tesis edilerek yargılamaya devam edildiği ve aynı duruşmada karar verilmediği, keza davalının bizzat hazır ettiği tanıklarının da dinlenilmediği anlaşılmakla, tarafların hazır ettiği şahitlerinin dinlenmemiş olması savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olup, tanığın beyanının hükme esas alınmasıyla dinlenmesi aynı sonucu doğurmayacağından, davalının hak arama özgürlüğü kapsamında savunma hakkı ihlal edilerek gösterilen delilleri toplanmamak ve hazır edilen tanıkları dinlenmemek suretiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinin nazara alınması gerektiği- 7. HD. T. 20820/21206 İstifa dilekçesi ve ibraname ile kendi isteğiyle işten ayrılan ve istifa beyanının irade fesadı altında düzenlendiği usulünce ispat edilemeyen davacı işçinin, kıdem tazminatına hak kazanamayacağı- İbranamede miktar belirtmeksizin genel tatil ücretlerinin tamamını aldığı belirtilmiş ise de davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde davacının herhangi bir genel tatil çalışmasının olmadığı beyan edildiğinden ibranamenin bu yönüyle savunma ile çeliştiği; genel tatil ücreti alacağı yönünden anılan ibranameye değer verilemeyeceği- . HGK. T. 2567/543 Duruşma davetiyesinin tebliğ edildiğine dair adının belirtildiği ve davacının temyiz layihası ekinde davacının bildirdiği adreste, komşusu olduğu tebligat parçasında adı geçen ..., tebligatın yapıldığı tarihte davacının komşusu olup olmadığı ve tebliğ mazbatası örneğinin muhtara teslim edilip edilmediği araştırılmadan tebligatın usulüne uygun olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu- 9. HD. T. 35569/1227 Davacı vekili son alt işveren davalı şirket yönünden taleplerini sınırlamışsa da, ıslah dilekçesi ile davalıların tamamından müştereken müteselsilen sorumlu tutulması talep edildiğinden, ıslah nedeniyle son alt işveren davalı şirketin de kıdem, ihbar tazminatları ile yıllık izin alacağından sorumlu tutulması gerektiği- 9. HD. T. 4146/5315 Davalı Şirket ile dava dışı ... arasındaki hizmet alım sözleşmesinin konusu davalı Şirketin asıl işine ilişkin olup, alt işverene verilmesinde teknolojik uzmanlık şartının gerçekleşmeyip davalı Şirket ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğu- Alt işveren işçileri o işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmayacağından fesih tarihi itibari ile çalışan sayısının otuzdan fazla olduğu anlaşıldığından feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi gerektiği- 9. HD. T. 29206/8678 İş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine ve işe iadeye talebine ilişkin davada, davalı işyerinin kullandığı Spad’ sistemi ve cihazları üzerinde içerisinde bu cihazlardan anlayacak bir bilirkişinin bulunduğu bilirkişi heyeti vasıtasıyla inceleme yaptırılarak “stok yeterli” seçiminin herhangi bir yerden toplu şekilde yapılıp yapılmayacağı, bu seçimi yapmak için ziyaret edilen marketin yakınında bulunma zorunluluğunun olup olmadığı araştırılarak hüküm kurulması gerektiği- 9. HD. T. 27196/13708 Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetlerinin; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetlerin; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetlerinin; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işlerin, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebileceği- Davalı belediye ile davalı alt işveren şirket arasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olarak kurulduğu ve muvazaaya dayanmadığı, davacının iş sözleşmesinin alt işverence geçerli veya haklı bir sebep bulunmadan feshedildiği anlaşıldığından, feshin geçersizliğiyle davacı işçinin alt işveren işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirlenmesine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 38625/20492 İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olup, bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödenmiş varsayılacağı- Davacının en üst düzey yönetici olduğu ancak; en üst düzey yönetici olarak kabul edilmesine neden olabilecek herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, davacının fazla mesai yapıp yapmadığının tanık beyanlarına göre değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği, fazla mesai yaptığının tespit edilmesi halinde ise; davacının cirodan prim aldığı anlaşıldığı ve bu şekilde çalışan işçi fazla mesai yaptıkça buna bağlı olarak prime de fazladan hak kazanacağından, bir anlamda yüzde usulü çalıştığının kabulünün gerekeceği, bu durumda ise fazla mesai ücretinin sadece %50 zamlı kısmının hesaplanması gerektiği- Hafta tatili izni, kesintisiz en az yirmi dört saat olup, bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda; usulüne uygun şekilde hafta tatili izninin kullandırıldığından söz edilemeyeceği, hafta tatilinin bölünerek kullandırılamayacağı ve hafta tatilinin, yirmi dört saatten az olarak kullandırılması halinde; hiç kullandırılmamış sayılacağından, hafta tatili ücretinin hesaplanması gerektiği- 9. HD. T. 15673/4921 Mahkemece davacının fazla mesai ücreti alacağı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, mahkemece, HMK’nun 297. maddesine muhalefet edilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 506/9544 İşe iade davasında yerel mahkemece kurulan hükmün temyizen incelenmesi neticesinde Özel Daire tarafından verilen bozma kararına karşı direnme yolunun kapalı olduğu; kararın kesin olduğu- . HGK. T. 7-1434/96 İzmir 1. İş Mahkemesi'nde görülen davada da davacının emsal işçiye göre ücretinin belirlenmesine yönelik talebi olduğundan davada verilecek karar, bu davayı da etkileyecek nitelikte olduğundan, İzmir 1. İş Mahkemesi'nin davasının kesinleşmesi beklenerek eldeki davanın bitirilmesi gerektiği- Getirtilen hesap ekstresine göre, davacının Yapı Kredi Bankası hesabına tarihinde “J... tarafından gönderilen” açıklaması ile TL yatırıldığı görüldüğünden bu miktarın kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi olup olmadığı belirlenip hesap edilen alacaklardan mahsubunun gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği- 7. HD. T. 7541/9840 İşçinin hizmet akdini yüklenici ile imzalamasına rağmen, iş yerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenicinin birlikte gerçekleştirmek zorunda oldukları- İş verinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı; ayrıca İş Mahkemesince işveren ve yüklenicinin müteselsilen sorumlu tutulduğu- Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de bulunmadığı- Bu durumda işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerektiği- 15. HD. T. 1317/367 Dava konusu senedin düzenleme sebebi bölümünde ''malen'' ibaresi bulunduğu; her iki taraf da senedin malen düzenlenmediğini iddia edip savunduğu için somut olayda çift taraflı tâlil söz konusu olup ispat külfetinin yer değiştirmeyeceği- . HGK. T. 821/58 Asıl işverenin, alt işverenin işçilerinin çalıştıkları işyeri ile ilgili İş Kanunu'ndan ve hizmet sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle beraber birlikte sorumlu müteselsil olacağı- Dava dışı işçinin açtığı işe iade davasında asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalıştığından işyerinin devri olduğu kabul edilerek işçinin iadesine ve davalı işveren tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın 4 aylık ücret olduğuna ilişkin verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olduğundan, dava dışı işçinin icra takibi sonucu işçilik alacaklarına ilişkin ödemede bulunan davacı kurulun davalı şirketten talep edebileceği rücuan tazminattan davalı alt işverenin bozma ilamında belirtilen %50’lik kısım için ancak kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerekirken, mahkemece davalı alt işverenin sadece ihbar tazminatı yönünden kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu- . HGK. T. 13-19/1743 Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı halinde, asıl işveren ile alt işveren aleyhine birlikte arabulucuya başvurulmadığı sürece dava şartının yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği- 9. HD. T. 9540/14240 Davacının işe iade kararı üzerine davalıya başvurduğu, sigortasının yapılarak işe başlatıldığı, daha önce bölge yönetici asistanı iken kendisine verilen rut planında market çalışanı olarak gösterildiği, aynı şartlarla görevine iade edilmediği, yeni görevinin eşdeğer aynı sosyal konum ve şartlarda olmadığı, işverenin samimi olmadığını iddia ederek işe başlatmama ve boşta geçen süre alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği davada, mahkemece, işyerinde endüstri mühendisi bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak öncelikle "yönetici" pozisyonunun kaldırılıp kaldırılmadığı, önceden yöneticinin yaptığı işlerin kim tarafından yapıldığı, davacının önceki yaptığı iş ile sonraki yaptığı iş karşılaştırılarak yeni teklif edilen işin önceki konumuna göre alt görev niteliğinde olup olmadığı, davacının iş şartlarında esaslı değişiklik yapılıp yapılmadığı, davacının önceki konumuna uygun bölge yönetici asistanlığı kadrosu veya bu işi yapan başka bir işçi bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 2843/3938 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesine ilişkin davada, davacı işçinin iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 28. maddesinin 2. fıkrasının ı bendinden yer alan "işçinin kendi isteği ve savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi..." nedenine dayanarak haklı sebeple feshettiğinin kabulü gerekeceği- Feshin geçersizliği ve işe iade isteminin kabulü yönündeki mahkeme hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması gerekeceği 22. HD. T. 11845/14174 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının,alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Davacının davalının asıl işi kapsamında çalıştırıldığı, uzmanlık gerektirmediği için davacının İş K. mad. 2/6-7 maddeleri kapsamında başlangıçtan itibaren davalı bakanlığın işçisi sayılmasının isabetli olduğu- Davacının SSK sicil kaydına göre tarihli işten ayrılma tarihinde sonra yeni ihaleyi alan taşeron şirket işçisi olarak tarihinde işe başladığı belirtildiğinden, davacı taşeron şirketler değişmesine rağmen, aynı işte ve işyerinde çalışıyor ve fesih konusunda irade açıklaması yok ise devir nedeni ile iş sözleşmesinin devam ettiği kabul edilmesi gerektiği- tarihinde işe giriş kaydı yapılan işverenin yeni ihaleyi alan işveren olup olmadığı, iş sözleşmesinin devam edip etmediği araştırılmadığından, bu husus araştırılarak, davacının feshin yapıldığı belirtilen tarihinden sonra aynı işte çalışması devam ediyorsa devir nedeni ile iş sözleşmesinin devam ettiği, fesih bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 6604/23572 E. davası açılmasının mümkün olduğu durumlarda tespit davası açılamayacağından kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, 4 ay boşta geçen süre ücreti ile 5 ay işe başlatmama tazminatının belirlenmesi ve belirlenmesi ve her bir alacak kaleminin ödenmesi gereken tarihlerin ve faiz başlangıcının tespitine karar verilmesin tespitine ilişkin davanın reddi gerektiği- 22. HD. T. 21046/6838 İstihdamı engelleyen durum araştırılıp, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı, davacının çalışabileceği pozisyonların fesih tarihi ve öncesinde boş olup olmadığı hususlarının araştırılıp davacının değerlendirilebileceği başka bir bölüm veya iş olup olmadığı değerlendirilerek feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığına karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 43246/8806 Davacının işyerindeki çalışma disiplinine ve düzenine aykırı olarak hareket ettiği, eylemleri haklı fesih nedeni kabul edilebilecek düzeyde olmasa da davacının kıdemi ve yaptığı iş dikkate alındığında davranışlarının taraflar arasında güven ilişkisini zedelediği ve İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenmez bir hal aldığı anlaşıldığından, işveren tarafından yapılan feshin, haklı nedene dayanmamakla birlikte geçerli nedene dayandığının kabul edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 1652/9114 Davacı işçinin kendisine ait sosyal medya hesabından, çalışmış olduğu firma ile aynı alanda faaliyet gösteren diğer firmanın kendi çalışanlarına yönelik yazdığı yazıyı paylaşmasının hakaret ve sataşma niteliğinde olmaması,yakınma niteliğinde olup eleştiri sınırları içinde kalması; işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar gördüğüne, çalışma düzeninin bozulduğuna ilişkin de bir delil bulunmaması halinde ne haklı nedenle derhal fesih ne de geçerli sebeple fesih imkanı vermeyeceği- 9. HD. T. 3100/19483 İşyerinde teknik ve hukukçu uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak davacının yaptığı işin belirlenmesi, asıl iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığının, davalı tarafından diğer davalıya yüklenen, ihale edilen bir hizmet bulunup bulunmadığının, kanuni yükümlülüklerden kaçınmak için davacının diğer davalı üzerinden sigortalı gösterilip gösterilmediğinin araştırılması, ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince hazırlanan inceleme raporundaki muvazaa tespitine karşı mahkeme dosyası ile muvazaa tespitine itiraz olarak açılmış olan dava sonucu verilecek karar iş bu davanın da esasını etkileyeceğinden bu davanın neticesinin de beklenip, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 13794/16542 davalı işverenin farklı tarihlerde birbirinden çok farklı fesih nedenlerine dayalı olarak fesih yoluna gittiğinden, her bir davacı işçi bakımından ayrı ayrı fesih nedeni ile bağlı kalınarak öncelikle iddiaya konu fesih yönünden deliller incelenip, varsa eylemin barışçıl ve demokratik olup olmadığı, davacı işçi eyleme katılmışsa eylemin ölçülü biçimde kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilip sonuca gidileceği- 9. HD. T. 11295/9356 Kamu görevlileri tarafından yürütülen arabuluculuk faaliyetleri sonucunda taraflarca anlaşılan ya da Tarifeye göre tahakkuk edecek arabuluculuk ücreti, arabulucunun listesinde yer aldığı komisyona bağlı adliye arabuluculuk bürosu veya adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne arabulucu tarafından bildirileceği, taraflar, arabulucu ücretini belirlenen tarihte adliye arabuluculuk bürosu veznesine yatıracağını, adliye arabuluculuk bürosu yasal kesintileri yaptıktan sonra arabulucunun bildirmiş olduğu banka hesabına havale edeceği, dava şartı olan arabuluculukta anlaşamama hâlinde düzenlenen sarf kararı gereğince ücret Cumhuriyet savcılığınca arabulucunun banka hesabına yatırılacağı- 8. SAMSUNBAMHD. T. 1916/2135 İşverenin aldığı işletmesel karar sonucu davacının istihdam fazlası olduğu, bu kararı tutarlı şekilde uyguladığı, feshin kaçınılmazlığı ve feshe son çare olarak başvurulduğu, işverenin işçi çıkarmada kendi belirlediği kriterlere uygun davranıp davranmadığı hususlarında yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu- 7. HD. T. 45017/8366 Davacının bel ağrısı rahatsızlığı nedeniyle sık sık rapor aldığı ve 02-10/09/2013 tarihinde İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinde yatılı tedavi gördüğü ve 16/09/2013 tarihine kadar rapor verildiği, fizik tedavi ve 6 ay sonrasına kontrol önerildiği, 13/09/2013 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının belden eğilmesini gerektirmeyen, ağır yük kaldırmayacağı bir bölümde çalışması gerektiğinin belirtildiği, davacının bu rapora göre 08/10/2013 tarihinde takımhane veya kalite kontrol bölümünde çalışma yönünde bölüm değişikliği teklifinde bulunduğu, işverence 10/10/2013 tarihinde takımhanede personel fazlası olup kalite kontrol bölümünde TL brüt ücretle çalışabileceğinin bildirildiği, davacının aynı gün tekrar kalite kontrol bölümünde şu an almakta olduğu TL brüt ücretle çalışmasının yeniden değerlendirilmesini talep ettiği ve işverence bu teklifin takımhane ve kalite kontrol bölümünde ücretlerin davacının çalıştığı bölümden zaten düşük olduğu, en kıdemlisinin davacı ile aynı ücreti aldığı, bölümde sıfırdan işe başlayacak davacıya bu ücretin ödenmesinin imkan dahilinde bulunmadığı gibi eşitsizlik yaratacağı, kişisel başarı ve farklılıkların gözardı edilmesinin iş barışını olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle 06/11/2013 tarihinde bölüm değişikliği teklifinin kabul edilmediği ve mevcut CNC operatörü olarak çalışmaya devam etmesinin uygun görüldüğü belirtilmiş olup, davacı 11-15/11/2013 ve 19-28/11/2013 tarihlerinde yine rapor almış ve mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen tarihli bilirkişi raporunda gerek işyerinde yapılan tespit gerekse davacının tedavi belgeleri, sağlık raporları, dosyadaki diğer delillerle birlikte gözönüne alındığında, iş akdinin feshinden önce çalıştığı talaşlı imalat bölümünde ... Torna Operatörlüğü işinin sağlık durumuna uygun olduğu belirtilmiş olduğundan, davalı işverence de davacının kendi bölümünde çalışmaya devam etmesinin uygun olacağı belirtilerek bölüm değişikliği teklifi kabul edilmemiş olduğundan ve davacı yine de rapor almaya devam ettiğinden, davalı işverenin davacının iş görme ediminden yararlanamadığı ve bu sebeple feshin geçerli nedene dayandığı- 7. HD. T. 18139/2751 17/08/2004 tarihi itibariyle belediye işçisi olduğunun tespitine ilişkin davada; davacı kayden dava dışı Y... Birliği işçisi olmasına rağmen işe girdiği tarihinden itibaren davalı Belediye Başkanlığı’nın işyerinde çeşitli birimlerinde çalıştırılmış olup davalı ile dava dışı birlik arasında ise tarihinde işbirliği protokolü yapılmış ve ekipman ve personel ihtiyaçlarının birbirlerinden temin edeceklerini belirttiği, bu protokol niteliği itibari ile karşılıklı olsa da hizmet ve personel alımı nedeni ile hukuki olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu hususun geçici işçi temini olarak nitelenemeyeceği, zira bir geçici süre olmadığı gibi davacı sürekli olarak davalı Belediye hizmetlerinde çalıştırıldığı, asıl alt işveren ilişkisinin unsurları da bulunmadığı, zira belirli süreli hizmet alımı olmadığı gibi davacı tüm belediye hizmetlerinde çalıştırıldığı, bunın bir işçilik temini niteliğinde olduğu, davacı kayden dava dışı birlik işçisi görünse de devamlı şekilde davalı işyerinde davalıya hizmet verecek şekilde çalıştırıldığından davacının temadi ettiğinden uzun süre bu şekilde çalıştırılmasına ses çıkarmamasının, dürüstlük kuralına da aykırı olmadığı, dürüstlük kuralına aykırı davrananın işçi değil, bizzat geçici iş ilişkisi veya asıl alt işveren ilişkisi kurallarına aykırı işçi çalıştıran davalı işveren olduğu, davacı başlangıçtan itibaren davalı işçisi olduğundan, davanın kabulü yerine reddinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 6843/335 Davacının müşteriye sakız fırlatması olayı kamera kayıtları ve tanık beyanları ile sabit olduğu, keza, davacının bu davranışının haklı fesih nedeni oluşturduğunun da tartışmasız olduğu, ancak, olayın feshe yetkili makamca hangi tarihte öğrenildiği ve fesih hakkının 6 iş günlük hakdüşürücü süre içerisinde kullanılıp kullanılmadığı dosya içeriğinde anlaşılamadığından, mahkemece, öncelikle feshe konu müşteri şikayetinin feshe yetkili makama ulaştığı tarihe ilişkin belgelerin Genel Müdürlükten getirtilmesi, belge veya belgeler getirtildikten sonra, davacının iş akdi, şikayetin davalı Banka genel Müdürlüğüne ulaştığı tarihten itibaren 6 iş günlük hakdüşürücü süre içerisinde feshedilmiş ise feshin haklı nedenle; 6 iş günlük hakdüşürücü süre geçirilerek feshedilmiş ise geçerli nedenle yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 45348/8374 Hüküm fıkrasında “ davacının işe iadesine” denilmesinden sonra; tavzih kararında 2. bendinin tamamen çıkarılarak yerine “ davacının ... Belediye Başkanlığı’ndaki işine iadesine” denilmesinin tavzihe konu olamayacak şekilde hüküm fıkrasının değiştirilmesi niteliğinde olduğundan hatalı olduğu- Davacının, davalı Belediyeye güvenlik hizmeti temin eden diğer davalılar tarafından oluşturulan adi ortaklığın işçisi olduğu, güvenlik işinin belediyenin asli işlerinden olmayıp yardımcı iş niteliğinde olduğu, 5393 s. Belediye Kanunu mad. 67 gereği, Belediyenin asli işlerini ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebileceğinin yasal güvenceye bağlandığı, mahkemenin alt işverenler değişmesine rağmen davacının işinin ve görev yerinin değişmemesinin muvazaa olduğuna dair kabulünün hatalı olduğu- Davacının, davalı şirketlerin oluşturduğu ortak girişimdeki işine iadesine, mali yükümlülükler yönünden davalıların birlikte sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 35387/5567 Feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine ilişkin davada; mahkemece davacı hakkında ceza dosyası bulunduğundan, ceza dosyasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 3449/14802 Davalı işverenin savunmasında fazla çalışma ve resmi ve dini bayramlarda,i ulusal tatillerde çalışmasının bulunmadığının bildirdiği, düzenlenen ibranamede ise fazla çalışma, resmi ve dini bayramlarda, ulusal tatil ücretlerinin ödendiğinin belirtildiği, savunma ile çelişkili ibranameye değer izafe edilemeyeceği- . HGK. T. 9-841/1077 Feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı hususunun sendika üyeliğinden çekilen ve üyelikten çekildikten sonra çalıştırılmaya devam eden işçilerin kimler olduğu, bu kişilerin hangi tarihlerde sendikaya üye oldukları, hangi tarihte çalışmalarının sona erdiği, hangi tarihlerde üyelikten istifa ettikleri ve yeniden işe başlayanların yeniden işe başlama tarihleri, sendikaya üye olmadığı halde iş sözleşmesi sona eren kişiler olup olmadığı ve bu kişilerin iş sözleşmelerinin fesih tarihleri ve sebepleri açıkça ortaya konularak sonucunda karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 6782/9797 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; takip ve davanın doğru yerde açılmış, davacının davalıdan alacaklı olduğu fakat taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşmanın bulunmadığı, bu nedenle davacının talebinin haksız olduğu ve davalının takip tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı yan yararına %20 oranında tazminata karar vermiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı- 19. HD. T. 4099/7084 İşe iade davası lehine sonuçlanınca müracaatı üzerine işe başlatılan ve müdür pozisyonunda çalışan şahsın dosyaya sunduğu fotoğraflardan, "kendisine koridorun çalışma alanına bağlandığı, kısmın hemen girişinde ve camlı bölmeli sekreter masasının önünde açık ve küçük bir masa tahsis edildiği, masanın sair personelin çalıştığı alanın önünde ve en kenarda olup çalışma alanı ve arkadaşlarını görecek şekilde konumlandırılmadığı, masanın koridora baktığı izlenimi uyandığı" anlaşıldığından, mahkemece bu hususların değerlendirilmesi gerektiği- 9. HD. T. 17355/5569 Her ne kadar taraflar arasındaki satış sözleşmeleri geçersiz ise de davalılar geçersiz sözleşmeyle dairelerini aldıkları sözleşmenin ifa ile sonuçlandığı da dikkate alındığında sözleşme kapsamında satış bedelinden bedeli alınmamış bir kısım var ise diğer anlatımla anılan davalıların sebepsiz zenginleşmeleri mevcut ise iade etmeleri gerekeceği- 23. HD. T. 4174/7589 Davalı işverenin iş akdini feshetmeden önce kendisini bağlayacak şekilde davacıya mazeret bildirmesi için göndermiş olduğu ihtarnamenin davacıya tebliğ edilmesini ve mazeret bildirmesi için davacıya tanıdığı sürenin geçmesini beklemeden, davacının tanınan sürede mazeretini bildirmemesini de gerekçe göstererek iş akdini feshetmiş olmasının, feshi şeklen geçersiz kıldığı- 7. HD. T. 3650/12214 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davada, davalı belediyenin çalışma alanı içerisinde yardımcı iş kategorisinde değerlendirilebilecek hizmet sektöründe çalıştığı, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin “destek personel” alımına ilişkin olduğu anlaşıldığı, davalı belediyenin, yardımcı işlerinden olan temizlik, büro, kat görevi, şoförlük, mutfak ve bahçe çalışması gibi destek hizmetlerini alt işverene vermesi 4857 sayılı Kanun'un 2/6-7. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesine göre mümkün olduğundan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmesi gerekti, bu anlamda, mahkemece, feshin geçerli sebebe dayanmadığının kabulü doğru ise de, davacı işçinin alt işveren nezdindeki işyerine iadesine ve iş güvencesi hükümlerinin mali sonuçlarından her iki davalının müştereken sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken; asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak, davacının davalı belediyeye ait işyerine iadesi doğru olmadığı- 22. HD. T. 30607/26912 Davacının, ihale ile alt işverene verilen temizlik işinde değil de, büro elemanı olarak çalıştırıldığı, dolayısı ile davacı yönünden asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı, davacının baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılması gerektiği ve davacının iş sözleşmesi sağlık sebebi ile önel verilerek feshedilmiş olduğu, fesih 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre yapıldığından, aynı kanunun 19/2. maddesi uyarınca savunmasının fesihten önce de alınması gerektiği- Gerek davacının savunmasının alınmadığı, gerekse sağlık raporunun çalıştırıldığı iş dikkate alındığında geçerli bir neden oluşturmadığı hususları birlikte dikkate alındığında, feshin geçersizliği ile davacının asıl işveren davalı SGK Başkanlığı nezdinde işe iadesi ile işe iadenin mali sonuçlarından her iki davalının birlikte sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği- 9. HD. T. 391/18147 Kararın gerekçe kısmında; takibe dayanak ilamın gider avansı, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden şikayetin reddine diğer alacak kalemleri yönünden takibin iptaline karar verilmesi yönünde kanaat oluşmasına rağmen, hüküm bölümünde, takibe konu edilen gider avansı, yargılama gideri ve ilam vekalet ücreti yönünden şikayetin kabulüne, diğer alacaklar yönünden ise şikayetin reddine karar verilmek suretiyle, mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk olacak şekilde sonuca gidildiği görülmüş olup, anılan çelişkinin giderilerek hüküm tesisi için mahkeme kararının bozulmasının gerektiği- 12. HD. T. 5278/13591 Davacının işyerinde amirine hitaben "ekmeğimle oynayanın ekmeğiyle oynarım” dediği sabit olup davacının söz konusu eylemi değerlendirildiğinde, davacının iş sözleşmesinin feshi haklı neden ağırlığında olmasa da davacının eylemlerinin işyerinde olumsuzluğa neden olduğu anlaşıldığından, feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerektiği- 9. HD. T. 3480/20857 Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 27424/446 İş sözleşmesinin geçerli nedenle fesh edilip edilmediği hususundaki uyuşmazlıkta, işverence davacının ara dinlenme sürelerinin aşıldığını gösteren üretim alanına giriş çıkış kayıtlarında savunulduğu gibi süre aşımı görünmekte ise de davacı taraf beyanlarında kayıtların işverence değiştirilmeye müsait olduğunu, işyerinde üretim dışında ancak yine işle ilgili geçen sürelerin kayıtlarda görünmediğini, ayrıca feshin ölçülü de olmadığını iddia ettiğinden, davacının iddialarının araştırılması için ilgili dönemde işyerindeki diğer işçilerin söz konusu giriş çıkış kayıtlarının getirilip diğer işçilerde de benzer süre aşımlarının olup olmadığı belirlenip, işverenin eşit davranıp davranmadığı, yine kayıtlara müdahale durumu olup olmadığı ortaya konduktan sonra çıkan sonuca göre feshin geçerliliğinin belirlenmesi gerektiği- 9. HD. T. 21309/1027 Davalılar arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı hususu mahkeme tarafından yeterli derecede araştırılıp değerlendirilmemiş olup, davalı Belediye'nin 5393 sayılı Kanun hükümlerine göre asıl işini alt işverene vermesi mümkünse de, bir iş verilmeyip sadece işçi temini söz konusu olduğunda artık asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz etmek mümkün olmayacağından, davacının ne zamandan beri davalı Belediye'nin işinde çalıştığının, ne iş ya da işler yaptığının belirlenmesi, daha sonra bu döneme ait davalılar arasında yapılan sözleşmeler getirtilerek, tanık beyanlarına başvurulması, gerekirse yerinde keşif yapılarak davalı ile Belediye arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği- 22. HD. T. 4877/7913 Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 42515/32694 Davalı işverenin muvazaalı sözleşmeler ile davacıyı alt işverenin işçisi gibi çalıştırdığı, davacının görünüşte farklı bir işkolunda faaliyet gösteren alt işveren işçisi olması nedeniyle davalıya ait işyerinde geçerli toplu iş sözleşmesinden yararlanamadığı, buna göre davalının muvazaalı sözleşmelere dayalı olarak davacıda alt işverenin işçisi olduğu görünümü yaratarak davacının davalının faaliyet gösterdiği işkolunda örgütlü sendikaya üye olmasını ve buna bağlı olarak işyerinde geçerli toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının engellenmesini amaçladığı, bu anlamda davalının savunmasının dürüstlük kuralına aykırı ve bu bağlamda hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceğinden davalının dürüstlük kuralına aykırı davranması nedeniyle muvazaalı eyleminin sonuçlarına katlanması gerektiği- . HGK. T. 9-1792/584 Davacı işçi tarafından işe iade kararının kesinleşmesi üzerine yasal on iş günü içinde işe iadesine karar verilen ortak girişim X ve Y işyerlerine ayrı ayrı ihtarname gönderilerek işe başlatılma talebinde bulunulduğu, X'e tebligat yapıldığı hâlde, adi ortaklığı oluşturan diğer ortak Y’nin işe iade kararı ve ticaret sicilinde belirtilen adresine çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeni ile iade edildiği- İşe iade başvurusu için Kanunda herhangi bir başvuru usul ya da yöntemi öngörülmediği- İşçi tarafından yazılı ya da ispat edilmesi koşuluyla sözlü olarak dahi başlama iradesinin gösterilmesinin yeterli olduğu- Bir başka anlatımla önem arz eden hususun iyi niyetli işe başlama çabasının karşı tarafa ulaştırılması olduğu- Tebligatlar şirketlerin işe iade kararı ve ticaret sicilinde kayıtlı adreslerine çıkarıldığından, Y Şirketinin resmi kayıtlarda belirtilen adresine tebligat yapılamamasının sorumluluğunun davacı işçiye yüklenemeyeceği- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nu TBK 638/3. maddesine göre ortakların üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmadığı müddetçe müteselsilen sorumlu oldukları- Bu nedenle TBK’nın anılan hükmü gereğince bozma kararından “adi ortaklığı oluşturan diğer ortağın da işe başlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.” ifadesinin çıkartılması gerekmektiği- . HGK. T. 677/499 Arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği, davalı işverenin ihtarnamesi ile davacıya aynı ücret ve haklar ile çalışma teklifi yapılıp, davacının işe iade talebini kabul etmediği anlaşılmış ise de, bu talebin dava şartı olan arabuluculuk sürecinin başlamasından yani 1 aylık hakdüşürücü süre içerisinde arabulucuya başvurulmasından sonra yapıldığı ve bu durumda işe davetle birlikte dava kabul edilmediği sürece sırf işe davet ve bu davete icabet etmemenin işe iade davasının reddini gerektirmeyeceği- 15. İZMİRBAMHD. T. 782/776 Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması veya yasal unsurları taşımaması halinde, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine işe iadenin mali sonuçlarından gerçek işveren ile muvazaalı işlemin tarafı olan kişi, kurum veya kuruluşun müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- Davalı alt işveren şirketin işçilerinin kendi bünyelerinde hangi işleri yaptığına ilişkin bir liste sunduğu, bu listeye göre alt işveren işçilerinin rampada görevli olduğu, yemekhanede çay ve yemek servisi yapmakta olduğu, şubede satış yaptığı, oksijen, azot ve mtp dolum işi yaptıkları, co2 dolumu ve tüp boyama işi yaptıkları, tüp okutma, tüp bakımı, tüp test sorumlusu olarak çalıştıkları, karışım dolumcusu, operatör vs işleri yaptıkları, davacının ise, boyacı olarak işe alınmış olup, son 3 ayda dolum alanının sokaklarının genel temizliği işinde, rampaların temizliği, hurdalıkların temizlenmesi işinde çalıştırıldığı, davacının nakliye hizmet alım işinin sona ermesi nedeniyle iş akdine son verildiği, davacı dahil alt işveren şirketin işçilerinin emir ve talimatları davalı AŞ.'nin dolum tesisinde görevli idari personelden aldıklarının tanıkların ifadelerinde belirtildiği görülmekle, davalı işçi temini maksadıyla diğer davalı Ltd. Şti. ile hizmet alım sözlemesi yaptığı çok açık olup, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu kabulü gerektiği- 7. HD. T. 27478/21953 İşe iade davasında, işverence alınan ve uygulanan işletmesel kararın tutarlı uygulanıp uygulanmadığı tutarlılık denetimi, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı keyfilik denetimi ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığıölçülülük denetimi feshin son çare olması ilkesi açıklığa kavuşturulmalı, fesihten önceki ve sonraki 6 aylık dönemde yeni işçi alınıp alınmadığı, davacının çalıştığı süre ve eğitim durumu dikkate alınarak, fesihten sonra alınan işçilerin vasıflarının neler olduğu, davacı ile aynı vasıfta olup olmadıkları, davacının çalışabileceği pozisyonların fesih tarihi ve öncesinde boş olup olmadığı, bu kapsamda davacının değerlendirilebileceği başka bir bölüm veya iş olup olmadığı hususlarının araştırılıp karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 9728/14361 tarihinden sonra düzenlenmiş olan ibranamelerin 420. maddesinde öngörülen koşullara; tarihinden önceki tarihlerde düzenlenmiş olan ibranamelerin Yargıtay'ın benimsediği ilkelere uygun olması gerekeceği- Özellikle, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibranamenin geçersiz olacağı; tarihsiz ibranameye değer verilmeyeceği; hata, hile ve tehdit sonucu yapılan ibra belgesinin geçersiz olacağı; miktar içeren ibranamenin makbuz hükmünde olacağı; fesihten sonra düzenlenen ve her alacak kalemini ayrı ayrı içeren ibranamenin geçerli olacağı; ibranamede yazılmamış olan işçilik hakları bakımından ibranamenin geçersiz olacağı; ibranamenin savunmayla çelişen kısımlarının geçersiz olacağı; ibranamede ihtirazi kayıt bulunması halinde ibranamenin geçersiz olacağı- 9. HD. T. 8462/5859 İşçinin sık sık rapor alması,yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ve işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebeplerin oluşabileceği- İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı- Feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğünün işverene ait olduğu- İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu- 22. HD. T. 19119/24284 Davacının mesai saatleri içerisinde çekilen ve paylaşılacağının bilindiği fotoğraflarının binlerce kişi tarafından izlenebilecek bir sosyal paylaşım sitesinde yayınlanmasının, işyerindeki çalışma disiplinini ve iş akışını etkileyecek nitelikte olduğu ve artık davalı işverenden davacı ile çalışması beklenemeyeceğinden somut olayda haklı bir fesih nedeni bulunmasa bile fesih için geçerli bir nedenin bulunduğunun kabulü gerektiği- 7. HD. T. 46017/11591 Talep, talep türü ve davanın niteliği açıkça anlaşılamıyorsa, talep muğlaksa, HMK'nun 119. maddesi gereğince; davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi, verilen bu süreden sonra, davacının talebini açıklamasına göre bir yol izlenmesi, eğer talep, davacı tarafından belirsiz alacak davası şeklinde açıklanmış olmakla birlikte; gerçekte belirsiz alacak davası şartlarını taşımıyorsa, hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiği- Somut olaya dönüldüğünde; davacı taraf, dava dilekçesinde, işsizlik sigortası nedeniyle ödenmesi gereken sigorta tazminatını talep ettiği, davacının elindeki belgelerle işsiz kaldığı sürenin ve tazminatın belirlenebilir nitelikte olduğundan, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı kabul edilerek hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 11. HD. T. 2214/296 Eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli ile yapılan sözleşmenin asgari süreli olarak kabulü gerektiği- 2011 yılından beri her Yıl yasa gereği yapılan sözleşmelerle davacının davalı özel öğretim kurumunda çalıştığı, bu sözleşmelerin asgari süreli olduğu, davacının bu yönden iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği, dosya içeriğine göre yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, feshin geçerli olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 9148/19325 Davacının çalıştığı süreye ilişkin tüm ihale evraklarının getirtilip dava dilekçesinde iddia edilen muvazaaya ilişkin İş Mahkemesinin dava dosyası da celbedilerek, öncelikle muavazaa hususunun değerlendirilmesi gerektiği; mahkemece muvazaa olmadığı görüşüne varılırsa davanın alt işverene yöneltilerek neticelendirilmesi gerektiği- Davacıya ilişkin kurumca yapılan idari tahkikat evrakları ile davacının da yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesinin dosyası ve davacının son duruşmada emsal olarak bahsettiği dava dosyası incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 17678/12764 Davacı işçinin davalı işyerinde tarihleri arasında çalıştığı, ihale süresinin sona ermesi nedeniyle sözlü olarak yapılan feshin haklı yada geçerli bir nedeni bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davacının işe iadesine ilişkin verdiği kararın yerinde olduğu, ancak davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru olmayıp bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği - Davalı şirket ile davalı Belediye arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespiti ile davacının davalı Belediye'deki işine iadesine ve işe iadenin maddi sorumluluklarından ve yargılama giderlerinden her iki davalının da müştereken müteselsilen sorumluluğu olduğuna karar verilmiş olması doğru ise de davalı iş ortaklığının sorumluluğu bulunduğu halde mahkemece hüküm yerinde davalı iş ortaklığı yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu- 7. HD. T. 11968/8301 Davacı işçinin iş sözleşmesinin, işyerinde yeniden yapılanma ve alt işveren uygulamasına gidilmesi nedeniyle feshedilmiş olup, davacının işe iadesine dair kararın Yargıtayca onandığı, davacının ise temyiz incelemesi sırasında vefat ettiği, mirasçılara, lehine işe iade ve tazminat kararı verilen işçinin işe iade kararı kesinleşmeden ölmesi nedeniyle, işe iade davası ile hüküm altına alınan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacaklarının ödenmesi talepli davada, davacı, işe iade davasını açmakla işe iade iradesini belirttiğinden, ölen işçinin mirasçılarına dört aylık süre için boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerektiği- . HGK. T. 1-2309/1761 Salt çalışanların işe alınma ve çıkarılmayla ilgili kriterlerin doğrudan asıl işverence belirlemiş olması, hizmetin asıl işverene ait binada verilmesi ve asıl işverenin ekipmanlarını kullanılmış olması, yardımcı iş niteliğindeki bu işlerde çalışan işçilerin asıl işverenin çalıştırdığı eski işçileri çalışmaya devam ettirmiş olması muvazaa olgusunu ispatlayacak kriterler olmayıp davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisi kanuna uygun olup muvazaaya dayanmadığı halde, davalı P. Enerji Tek. İnş. Müh. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davanın reddi doğru olmadığı- Davacının alt işverene işe iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise davalıların birlikte sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 9997/12074 Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması veya yasal unsurları taşımaması halinde, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine işe iadenin mali sonuçlarından gerçek işveren ile muvazaalı işlemin tarafı olan kişi, kurum veya kuruluşun müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- Davalı alt işveren şirketin işçilerinin kendi bünyelerinde hangi işleri yaptığına ilişkin bir liste sunduğu, bu listeye göre alt işveren işçilerinin rampada görevli olduğu, yemekhanede çay ve yemek servisi yapmakta olduğu, şubede satış yaptığı, oksijen, azot ve mtp dolum işi yaptıkları, co2 dolumu ve tüp boyama işi yaptıkları, tüp okutma, tüp bakımı, tüp test sorumlusu olarak çalıştıkları, karışım dolumcusu, operatör vs işleri yaptıkları, davacının ise, şoför/muavin olarak çalışmakta olduğu, son 3 ayda dolum alanının sokaklarının genel temizliği işinde, rampaların temizliği, hurdalıkların temizlenmesi işinde çalıştırıldığı, davacının kullandığı dolum tesisinde bulunan tüm araçlar davalı ait olup, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere araçların üzerinde alt işveren şirkete ait bir amblem vs bulunmadığı, davacı dahil alt işveren şirketin işçilerinin emir ve talimatları davalı dolum tesisinde görevli idari personelden aldıklarının tanıkların ifadelerinde belirtildiği görüldüğünden, davalı işçi temini maksadıyla diğer davalı Ltd. Şti. ile hizmet alım sözlemesi yaptığı çok açık olup, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu kabulü gerektiği- 7. HD. T. 27381/21950 İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesi halinde mahkemece davanın hemen reddedilmemesi, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmesi; verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmesi, aksi halde davanın usulden reddedilmesi gerektiği- Davacının çalıştığı firmalar dikkate alındığında, davalı şirketten ihale ile iş alan çeşitli şirketler bünyesinde çalıştığı, iş aktinin feshedildiğini iddia ettiği tarihine dava dışı bir işverenin bünyesinde çalışmasının olduğu, bu işyerinden çıkışı yapıldıktan sonra hizmet döküm cetvelinde başkaca işe giriş kaydı gözükmediği anlaşıldığından, davacının fesih yapıldığını iddia ettiği tarihte kayden işvereni gözüken dava dışı kişiye de dava teşmil edilerek, adı geçen şirketin cevap dilekçesi ve sunacağı deliller ile davacıya ait özlük dosyası getirtilerek sonucuna göre davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenip davacının fiili ve hukuki işvereni tespit edildikten sonra feshin değerlendirilmesi gerektiği- 7. HD. T. 40243/7822 Davalı işyerinde kabin memuru olarak çalışan dava dışı bir uçuş esnasında tanıştığı dava dışı ile bir dönem duygusal ilişkisinin bulunduğu, daha sonra davacı ile birlikte olmaya başladığı, bu durumu kabullenemeyen kendisinden ayrılmasını ve ilişkisinin sona ermesini engellemeye yönelik çaba içerisine girdiği, davacıya ve değişik tarihlerde kendilerini işten attıracağı ve rezil edeceği gibi birçok tehdit ve hakaret içeren mailler gönderdiği, bu süreçte davacının da tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderdiği görülmüş olup her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacı işçinin özel yaşamındaki bu yaşananları işyerine yansıtmadığı gerekçesiyle işe iadesine karar verilmişse de davacının eşine ve kendisine yönelik tehdit ve hakaret içeren whatsapp mesajlarını içeren yazışmalarının tarafından bir maille davalı işveren yetkililerine bildirildiği, bu mail üzerine davalının olaylardan haberdar olduğu, tarafların birbirlerine gönderdiği mesajların çirkin içeriği, işyerinden istifa ederek ayrılan davalı işverenin başka bir çalışanı olduğu hususları da gözetildiğinde taraflar arasındaki olumsuzluğun işyerine de yansıdığı, yaşanan olayların davalı işveren iş ilişkisinin sürdürülmesi açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine neden olduğu, feshin bu suretle geçerli nedenlere dayandığı- 9. HD. T. 26396/12470 Takip dayanağı olan iş mahkemesi ilamının hüküm fıkrasının incelenmesinde; yargılama gideri ve avukatlık ücreti dışındaki kısımların eda hükmünü içermediği, dayanak ilamın 1 nolu bendinde yer alan işe iadeye ilişkin hususlar yönünden, alacaklının borçlunun yanında tekrar işe başlamak için süresinde başvurup başvurmadığının belirlenmesi ile süresi içerisinde başvurusu halinde tazminatların söz konusu olabileceği- Bu tespit hükmü ile ilamsız icraya başvurulmasında herhangi bir engel bulunmadığı, ancak ilamın vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden ilamsız icraya konulan kısmı bakımından ancak ilamlı icra yoluna başvurulabileceği- 12. HD. T. 23665/15717 Davacının, davalıya ait işyerinde pres operatörü olarak yaklaşık 2 yıl çalıştığı ve işyerinde iş kazası geçirdiği işverenin tarihli fesih bildiriminde belirtilen iddiaları konusunda fesihten öncesine ait tutanak bulunmadığı, davacının tarihinde işe 45 dakika geç kalması nedeniyle üretimi aksattığına yönelik tutanak tutulmuşsa da davacının kapı giriş kaydında 1512 de işyerine geldiği 2330 işyerinden ayrıldığı, servisle işyerine geldiği ve İnsan kaynaklarına işyeri ile ilgili sorunlarını belirtir dilekçe verdiği bu dilekçesinin de dosyada mevcut olduğu, "personele gittiğimiz için geç iş başı yaptık, haber vermek için grup başı arandı cevap vermedi" şeklinde savunma yaptığı ve işçinin bu mazeretinin işyeri ile ilgili olması nedeniyle geçerli nedene dayandığı, diğer fesih nedenlerinin ise davalı tanık beyanlarında da davacının performans ve davranışlarında sıkıntı olmadığı belirtilmekle ispat edilemediği anlaşıldığından davacının feshi gerektirir bir davranışının bulunmadığı işveren feshinin haklı yada geçerli bir nedene dayanmadığı sabit olup feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermek gerektiği- 7. HD. T. 763/8171 Davacının işe iadesine, iş akdinin feshinin geçersizliği kararı ile birlikte davacının 1 ay içinde işe başlatılmasına, başlatılmaması halinde davacıya 8 aylık ücret tutarında tazminat ödenmesine, kararın kesinleştirilmesine kadar çalıştırılmadığı süreler için 4 aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep ettiği davada, taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususunda uyuşmazlık bulunduğu- Bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçinin, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacağı ve 4447 sayılı Yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacağı- Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmalarının da mümkün olduğu- Tarafların iş akdini 30/06/2015 tarihli ikale sözleşmesi ile akdini karşılıklı olarak anlaşarak feshettikleri, davacı vekilinin ikale sözleşmesindeki imzayı inkar etmediği, ikale sözleşmesi ile davacıya yasal tazminat ve hakları dışında net TL ek menfaat ödemesi yapıldığı kabulü ile ikale sözleşmesine geçerlik tanındığı ancak, davacının ikale sözleşmesi düzenleyerek işten ayrılmak istediğine dair bir dilekçesinin bulunmaması ve davacının iş akdinin davalı işveren tarafından işletme ve iş gerekleri nedeniyle yapılan personel azaltılması neticesi feshedilmesi ve davacının iş yerindeki kıdeminin 12 yıl olması nedeniyle, yapılan 2 aylık ücret tutarındaki ek ödeme dikkate alındığında makul yararın yukarıda yazılı normatif düzenlemede izah edildiği üzere karşılanmadığı, bu nedenle ikalenin işveren feshinden farkının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu- 9. HD. T. 36393/19707 Davacı sekreter olarak davalı belediyenin çalışma alanı içerisinde yardımcı iş kategorisinde değerlendirilebilecek hizmet sektöründe çalışmakta olup davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin “destek personel” alımına ilişkin olduğu anlaşıldığından, davalı belediyenin, yardımcı işlerinden olan temizlik, büro, kat görevi, şoförlük, mutfak ve bahçe çalışması gibi destek hizmetlerini alt işverene vermesi 4857 s. K. mad. 2/6-7. maddesi ve 5393 s. Belediye Kanunu'nun 67. maddesine göre mümkün olduğundan, geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu kabulu gerektiği- Mahkemece davacı işçinin alt işveren nezdindeki işyerine iadesine ve iş güvencesi hükümlerinin mali sonuçlarından her iki davalının müştereken sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken; asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak davacının davalı belediyeye ait işyerine iadesinin hatalı olduğu- Davalılar arasındaki ilişki muvazaalı olarak kabul edilmesine karşın, iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince, muvazaalı işlemi yapan davalı Şirket ortaklığının iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklardan davalı belediye ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu- 22. HD. T. 30949/74 Davacı tanığı davalı şirketin .... Büyükşehir Belediyesinin işlerini taşeron olarak yaptığını iddia etmişse de dosyadan davalı şirket ile ... Büyükşehir Belediyesi arasında hizmet alımı olup olmadığı anlaşılmadığından mahkemece bu hususun araştırılması, davalı şirketin fesih tarihinde, Türkiye genelinde, aynı işkolundaki sigortalı sayısının araştırılması, bu işyerlerine ait tüm dönem bordrolarının getirtilmesinin gerektiği- 7. HD. T. 233/9691 , kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile Toplu İş Sözleşmesi farkı, boşta geçen süre ücreti alacaklarının ödetilmesi davası- 9. HD. T. 19351/33406 Tebellüğ eden kısmında davacının koyduğu şerh, adı ve imzası kalemle yazılı ise de tebellüğ tarihi atılmamış olup, düzenleme tarihinin de tebliğ tarihi olmadığı; düzenleme tarihinde bildirimin yapıldığının kanıtlanmadığı, işverence düzenlenen hizmet belgesi, işten çıkış bildirgesi ve ibranameden anlaşılan iş sözleşmesinden önce usulüne uygun bir bildirim yapılmadığı anlaşıldığından iş sözleşmesinin işverence düzenlenen hizmet belgesi, işten çıkış bildirgesi ve ibranameden anlaşılan tarihte feshedildiği ve bu tarihten önce bildirildiği ispatlanamadığından davanın süresinde açıldığı- 9. HD. T. 19888/7343 Vekâlet sözleşmesi ile avukat işini doğruluk kurallarına göre özenle yapıp, mesleğinin gerektirdiği biçimde yerine getirdiği takdirde ancak o zaman sorumluluktan kurtulacağı; davalı avukatın süresinde yetkili mahkemeye başvurmaması nedeniyle davacının maddi zarara uğradığı, ancak bu eylemin yalnız başına manevi tazminatı gerektirmeyeceği- . HGK. T. 3-56/1525 Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar olduğu- Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren; ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerektiği- Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde ise, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, davanın tarafının asıl işveren olması gerektiği- Alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, taraf sıfatının da olmayacağı- Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverende olduğu- Asıl işverenin iş ilişkisinde, sözleşmede taraf sıfat bulunmadığından, işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası, işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğunun bulunduğu- Zorunlu dava arkadaşlığı dışında, bir kişinin dahili dava yolu ile davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm kurulmasının mümkün olmadığı- 9. HD. T. 22320/6992 Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar olduğu- Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren, ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerekeceği- 9. HD. T. 33133/21797 Asıl alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde, biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığı, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıkları, alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığı, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı; alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı; alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı; istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı; alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı; yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı; yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Mahkemece, davacının davalı kurumunda tam olarak ne iş yaptığı açıklığa kavuşturulmadığı, davalılar arasında bulunduğu anlaşılan asıl-alt işverenlik sözleşmelerinin getirtilmediği ve muvazaa iddiasının gerekçede irdelenmediği, davacının hangi davalı işyerinde işe iadesine karar verildiği ve yasal sonuçlardan hangi davalının sorumlu olduğu hükümde belirtilmediği görüldüğünden, öncelikle ilgili asıl-alt işverenlik sözleşmeleri dosyaya getirilerek, davacının işe ilk girişinden itibaren hangi hizmet alım sözleşmesi bünyesinde hangi dava dışı şirket nezdinde hangi görevlerde çalıştığının tespit edilmesi ve yine gerekirse uzman bilirkişi kurulundan rapor almak suretiyle davalılar arasında muvazaa bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığı anlaşılırsa, asıl işveren işyerine iadeye, muvazaa bulunmayıp sadece asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılırsa, alt işveren davalı şirket nezdindeki işine iadeye, yani, davacının hangi işveren nezdinde işe iadesine karar verilecek ise, bu husus hüküm fıkrasında açıkça belirtilecek şekilde ve her halükarda davalıların yasal sonuçlardan birlikte sorumlu oldukları gözetilerek karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 32056/21446 Dava dilekçesinin UYAP üzerinden gönderildiği ve sisteme kaydedildiği tarihte davanın açılmış sayılacağı; bir sonraki gün ödenen harcın dava tarihi olarak dikkate alınamayacağı- 8 . SAMSUNBAMHD. T. 2981/3073 Davalı işveren tarafından işe davet edilmesine rağmen davacının işe gelmediği savunulmuş ve mahkemece de davacı işçinin işe başlamakta samimi olmadığı gerekçesi ile işçilik alacaklarına ilişkin açılan davanın reddine karar verilmişse de, davalının hem "davacı işçinin işe davet edilmesine rağmen işe gelmediği" yönündeki savunmada bulunması, hem de kendi beyanlarından ve dosya içindeki belgelerden davacı işçiye işe başlatmama sonucu ödenen boşta geçen süre ücretini de ödediği anlaşıldığından, davacının usulüne uygun olarak işe başlatılma başvurusu yaptığı buna karşılık davalı işveren tarafından işe başlatılmadığının kabulü gerektiği- . HGK. T. 9-1618/938 Bedelsiz kaldığı kanıtlanamayan bonolar yönünden, icra takiplerindeki faiz oranlarının taraflar arasındaki sözleşmeye göre hesaplanması gerektiği- Sunulan makbuzun aslında nakit ödeme yapılmadığı satış bedelinden mahsup edildiği dolayısıyla davalının herhangi bir alacağı bulunmadığı ileri sürülmüşse de bu iddia kanıtlanamadığından davanın bu gerekçeyle esastan reddi gerektiği- 19. HD. T. 2306/7235 Davacı işçinin eski işyerine iadesi gerekirken, başka bir yer gösterilmesinin işe başlatma mahiyetinde değerlendirilemeyeceği, eski işine başlatılmayan davacı işçinin boşta geçen süre ücreti yanında, işe başlatmama tazminatına da hak kazandığının kabul edilmesi gerektiğinden; boşta geçen süreye ait ücret ile dört aylık süre ilavesiyle kıdem tazminatı farkı hüküm altına alındığı halde, işe başlatmama tazminatı isteğinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- 9. HD. T. 16518/11652 İstinaf yoluna başvurulduğunda, istinaf başvuru gerekçe ve sebeplerinin gösterilmesi gerektiği; aksi halde bölge adliye mahkemesinin sadece kamu düzeni bakımından inceleme yapacağı- 9 . HD. T. 1003/15696 Takibe dayanak yapılan İş Mahkemesi ilamının likit bir alacak yönünden eda hükmü içermediği, bu hali ile ilamın yargılama gideri dışında icra takibine konu edilemeyeceği, icra mahkemesince asıl alacak yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken şikayetin tümden reddinin isabetsiz olduğu- 8. HD. T. 14055/537 İş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliği ve davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedebileceği- İşçinin yeterliliği veya davranışlarından kaynaklanan sebepler işyeri için olumsuzluklara yol açıyor ise işveren için geçerli bir fesih sebebi olacağı- İşçinin yetersizliği açısından örnek teşkil eden sık sık hastalanarak rapor alma hususunda fesih için 6 haftalık sürenin beklenmesine gerek olmayacağı- 9. HD. T. 22940/117 Sebepsiz zenginleşme davalarında, zenginleşmenin iyiniyetli sayı-lıp sayılmayacağı»nın MK. 3 hükmüne göre belirleneceği ve olayın özelliklerinin, zenginleşmenin iyiniyetle olmadığını açıkça gösterdiği durumlarda» bu iddianın ispat edilmiş sayılacağı– 13. HD. T. 11384/1392 İşyerinde teknik ve hukukçu uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak davacının yaptığı işin belirlenmesi, asıl iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığı, davalı tarafından diğer davalıya yüklenen, ihale edilen bir hizmet bulunup bulunmadığı, kanuni yükümlülüklerden kaçınmak için davacının diğer davalı üzerinden sigortalı gösterilip gösterilmediği tespit edilerek, ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince hazırlanan inceleme raporundaki muvazaa tespitine karşı İş Mahkemesi dosyası ile muvazaa tespitine itiraz nedeniyle dava açılmış olup verilecek karar işbu davanın da esasını etkileyeceğinden bu davanın neticesinin de beklenip tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 38382/5988 Ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından, dava dilekçesinin ortak girişimi oluşturan her iki şirkete ayrı ayrı tebliğ edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, kararın da ortak girişimi oluşturan şirketler hakkında kurulması gerektiği- 9. HD. T. 25425/9247 Hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan muarazanın giderilmesi istemi- Davalı işveren aleyhine işçiler tarafından gerek kıdem ve ihbar gerekse de iş kazası nedeniyle tazminat davaları açıldığı sabit olduğuna göre, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının tamamından, iş kazalarından kaynaklanan tazminatlardan da kusuru nispetinde sorumlu olduğu davalar sonucunda teminat miktarından arta kalan kısmın istirdat davası açılarak tahsil edilebileceği gözetilerek muarazanın bu şekilde giderilmesi gerektiği- 23. HD. T. 5215/720 Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması veya yasal unsurları taşımaması halinde, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine işe iadenin mali sonuçlarından gerçek işveren ile muvazaalı işlemin tarafı olan kişi, kurum veya kuruluşun müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- Dosya içerisine sunulan hizmet alım sözleşmesinin tarihleri arasında 2014 yılı park, bahçe ve yeşil alanların bakım işlerinin yapılması için 30 işçi , 5 şoför , 1 marangoz ustası, 2 marangoz yardımcısı, 2 tesisat ustası çalıştırılmasına ilişkin olduğu görülmekle birlikte, hizmet alım sözleşmesi ve tanık beyanları davalılar arasındaki ilişkinin niteliğini tespite yeterli olmadığından, mahkemece, davacının ne iş yaptığı, yapılan işin hizmet alım sözleşmesi ve eki teknik ve idare şartnameler kapsamında olup olmadığı belirlenmeli, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığı üzerinde durularak bu hususların açıklığa kavuşturulması ve özellikle de yüklenici şirketin, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı İdareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı yani salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceğinin tespit edilmesi gerektiği- 7. HD. T. 19156/21881 Davalı tarafından sunulan, davacının imzasını havi ve davacı tarafından imza inkarında bulunulmayan, hile, tehdit ve ikrah yoluyla imzalatıldığı davacı tarafından ispat edilemeyen, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacakları açısından davalı savunması ile çelişmeyen, iş sözleşmesinin feshinden sonra imzalanan ve tüm bu nedenlerle geçerli olan ibra sözleşmesi ibraname gereği, fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücreti taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği- Davacı vekiline ıslah dilekçesini açıklaması, hangi alacağı ne miktarda arttırdığını açık bir şekilde belirtmesi için süre verip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 7967/2059 Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılmasının gerekeceği- İyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.'nun iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalının de işe iadenin mali sonuçlarından diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekeceği- 7. HD. T. 40908/8419 Davacı sayaç yandığı için bina girişinde 3,6lık antigron ile evin ihtiyacı olan elektrik bağlantısını yapmış olduğunu kabul ettiği, davacı geçici elektrik bağlantısını sayacın hemen değiştirilemeyeceğini öğrendikten sonra yaptığı, davacı tanıkları .... ve ....'ın beyanlarından da davacının sayacın yanması üzerine kuruma dilekçe verdiği ancak iş yoğunluğu nedeniyle sayacın hemen değiştirilemediği, 3-4 gün geçtikten sonra ancak sayaç değişikliğinin yapılabildiği anlaşıldığı, davacının değiştirilmesini talep ettiği sayacın evine ait olduğu ve bir evin 3-4 gün boyunca elektriksiz kalmasının düşünülemeyeceği dikkate alındığında geçici olarak yapılan bu elektrik bağlantısının mücbir bir nedene dayandığı sonucuna varıldığı, kaldı ki sayacın değiştirilmesi için dilekçe veren davacının kurumdan yetkililerin geleceğini bilmesine rağmen kaçak elektrik kullanmaya devam etmesi hayatın olağan akışına da ters olduğu, bu tür uygulamalar sonrasında ek tahakkuk ile kullanılan elektrik bedelinin davalı kurum tarafından tahsil edilebilmesinin mümkün olduğu, davacının sayacının yanmasından önce kaçak elektrik kullandığına dair bir bulguya da rastlanılmadığı gibi bu yönde bir savunmada da bulunulmadığından, sonuç olarak iş akdinin feshedilmesinin haklı yada geçerli bir nedene dayanmadığından davacının işe iadesine karar verilmesi gerekeceği- 7. HD. T. 46010/8961 Telekonferans yöntemiyle yapılan arabulucu müzakerelerinde iki haftalık dava açma süresi, arabulucu ve her iki taraf imzasının tamamlandığı tarihten itibaren başlayacağı- 7. GAZİANTEPBAMHD. T. 2346/1826 Menfi tespit davasında savunmanın davacı tarafça kabul edilmediğine bu durumda ispat yükünün değişmeyerek yine davalı tarafta kalacağı- 3. HD. T. 12682/12675 4857 s. İş Kanunun 21/1. maddesine göre, davacının iş akdinin fesih tarihi, davalı işverenin kesinleşen işe iade kararı üzerine davacıyı işe başlatmadığı tarih olup, buna göre işverenin, işe iade kararının mali sonuçlarının tamamını ödemekle yükümlü olduğu- 21. HD. T. 36739/12829 Feshin geçersizliği ve işe iade talebine ilişkin davada, davalı işveren tarafından alınan işletmesel karar olup olmadığı, bu kararın tutarlı bir biçimde uygulanıp uygulanmadığı araştırılarak feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığının belirleneceği- 22. HD. T. 4064/6827 İcra takibinin dayanağı olan yerel mahkemenin ilamı ile, "İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın davacının kıdemi ve fesih sebebi dikkate alınarak takdiren davacının beş aylık brüt tutar olarak tespitine, davacının işe iade için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer hakları olduğunun tespitine.." şeklinde karar verildiği, görüldüğü üzere bahsi geçen alacaklarla ilgili olarak açık ve net, belirli bir miktar söz konusu olmayıp ilam bu haliyle likit bir alacağın tahsiline dair eda hükmünü içermediğinden ilamlı takibe konu edilmesinin mümkün olmadığı- 12. HD. T. 3413/7777 Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yapılan yetki anlaşması uyarınca yetkili kılınan icra mahkemesi ve dairesinin uygulanması, sözleşmeden sonra yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı- 13. HD. T. 48/7856 Organik bağ veya faaliyeti farklı olsa bile birlikte istihdamda tüm işverenlere hizmet veren işçiler ile geçişleri yapılan işçiler yönünden iş kolunun aynı olmasına gerek olmadığı- İş Kanunu’nun iş güvencesi il ilgili hükümleri 18-21 Maddeleri emredici hükümler olduğundan, işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığının resen araştırılması gerektiği- Diğer taraftan İş Hukukunda istisnai ve sınırlayıcı hükümlerin dar yorumlanması gerektiği- İş güvencesi kapsamını belirleyen 30 işçi kuralı da istisnai nitelikte olduğundan dar yorumlanması gerektiği- Dosyaya sunulan SGK kayıtlarına göre davalı alt işveren işyerinde çalışan sayısı 30 işçi altında görünmekte olduğu- Ancak faaliyet alanı farklı olsa da organik bağ olduğu kabul edilen diğer şirkete işçi geçişleri bulunduğundan; mahkemece, davacının iddiaları doğrultusunda birlikte istihdam veya organik bağ bulunan işverenin işçi sayısı araştırılmadan ve bozma gerekleri tam yerine getirilmeden fesih tarihi itibari ile davalı şirkette çalışan sayısının 30 işçiden az olduğu ve aynı iş kolunda olmadığı gerekçesi ile diğer organik bağ bulunan şirketin işçilerinin sayıda dikkate alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilemeyeceği- 9. HD. T. 22988/13291 İş sözleşmesi feshedilen işçinin, fesih bildiriminde sebep gözetilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği- . HGK. T. 22-241/483 Davalı şirketin fesih tarihinde davacıyı çalıştırabileceği başka bir işyerinin olup olmadığı, bu işyerlerine fesih tarihinden kısa bir süre önce ve sonra davacı ile aynı vasıflarda yeni işçi alımı yapılıp yapılmadığı araştırılarak başka işyeri ve yeni işçi alımı yok ise ihale süresinin bitimine ilişkin bu durumun geçerli fesih sebebi oluşturacağı kabul edilelerek davanın reddine, var ise de feshin son çare olma ilkesine uyulmadan yapılan feshin geçersizliğine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 4330/8391 Davacının görevi esnasında, işverenin başka işçisine hakaret etmek suretiyle sataşma niteliğinde olan davranışları gerçekleştirdiği sabit olup, işveren feshi İş Kanunu mad. 25'in II. Bendinin d alt bendi gereği haklı sebeple feshettiğinin anlaşıldığı- Davacının davasının reddedildiği ve davalı taraf lehine redden dolayı Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, harçlar kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, taraflarca kullanılmayan gider avanslarının kararın kesinleşmesi ve istek halinde ilgililerine iadesine karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 13224/17215 İşverence gerçekleştirilen feshin sendikal nedene dayandığı ve bu hali ile geçerli olmadığı anlaşıldığı, davacı işçinin dava dilekçesinde, yasal sürede başvurmasına rağmen davalı işverence işe başlatılmaması halinde işe başlatmama tazminatı olarak 12 aylık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminat talep etmesine rağmen talep aşılarak, 6356 Sayılı Kanunun 25/5 maddesi uyarınca bu tazminatın davacının süresi içerisinde başvurusu ve davalı işverenin davacıyı işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın 1 yıllık brüt ücreti tutarında belirlenmesinin doğru olmayıp bozmayı gerektirdiği- 7. HD. T. 618/8163 Talep, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkin olup, İİK’nın 68/b maddesine göre, hesap kat ihtarının borçlu adresine ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı- Kat ihtarı borçluların adresine tebliğe çıkarılmış; borçlulardan H. S. Y.'a tebliğ edilmiş, diğer borçlu N. M. Y.'a çıkarılan tebligat ise iade edildiğinden, mahkemece, TBK’nın 586/1 maddesinde düzenlenen "ifada gecikme ve ihtarın sonuçsuz kalması" koşulu gerçekleşmiş bulunduğundan, talebin kabulü gerekeceği- 11. HD. T. 139/1083 Fesih ve işe başlatmama sebepleri her olayın özelliğine göre değişkenlik arz edebileceğinden, kanun koyucunun somut olayın özelliğine göre takdir hakkını hâkime bıraktığı durumda, bağlayıcı nitelikte olan İçtihadı Birleştirme Kararı ile sınırlandırma yapılması uygun düşmeyeceğinden içtihadı birleştirmeye gerek bulunmadığı- . İBK. T. 3/3 Davalı şirketin, fesihten önce ve sonraki 6 aylık dönem bordroları Türkiye genelindeki tüm iş yerlerine ait kurumdan getirtilip, işçi alımı olup olmadığı tespit edilip, davalı şirketin davacının çalıştığı veya çalışabileceği pozisyonlara işçi alımı yapıp yapmadıkları ortaya konularak davalı işverenin aldığı işletmesel kararın kapsamı, kararın davacı yönünden tutarlı şekilde uyguladığı, feshin kaçınılmazlığına bağlı olarak başvurulduğu hususlarının tespit edileceği- 22. HD. T. 3629/6119 Kapalı fatura kural olarak ödemeye karine teşkil eder. Davacı taraf bilirkişi raporuna yönelik itirazlarında bu hususun da incelenmesini talep ettiğinden, mahkemece davacının ödeme iddiası yönünden kapalı faturaların diğer delilerle birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- 19. HD. T. 11978/3800 Davalılar arasında asıl- alt işveren ilişkisinin olduğu kabul edilmesine rağmen, davacının alt işveren nezdindeki işine iade edilmesi gerekirken hüküm fıkrasında hangi işverene iade edildiğinin gösterilmemesinin, davada birden fazla davalı olduğu halde yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden hangi davalının sorumlu olduğu açıklanmadan "...davalıdan.." denilerek hüküm kurulmasının ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası oluşturulurken duruşmada tefhim edilen kısa kararın son paragrafının da kopyalanmasının hatalı olup bozmayı gerektirdiği- 9. HD. T. 24252/16101 Feragat nedeniyle, davalı Hazinenin yaptığı yargılama giderlerinin harcanan bölümünün davacıdan alınarak davalı Hazineye ödenmesine, harcanmayan bölümünün ise davalı Hazineye iadesine karar verilmesi gerektiği- 14. HD. T. 17116/1947 İş akdinin haklı veya geçerli bir nedenle feshedildiği davalı işverence ispat edilemediğinden ve davalılar arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin hukuka uygun olduğu ve muvazaa bulunmadığı anlaşıldığından davacının şirkete işe iadesine ilişkin karar yerinde olduğu- Davacı tarafça dosyaya sunulan yerel basında yer alan Belediye Başkanının fesihler üzerine basına verdiği demeçlerden, feshin davalı işverenin desteklediği sendikaya üye olunmaması, istenilmeyen sendikaya üyeliği nedeniyle yapıldığı ve feshin sendikal nedene dayandığı anlaşılmakla sendikal tazminat talebinin kabulü gerektiği- 7. HD. T. 35232/21904 Feshin geçersizliğine ve işe iadesi- Hasımda yanılma halinde taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya hasımda yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hakim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabileceği- 9. HD. T. 10923/9934 Yapılan iş davalı M. Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık nin asıl işidir ve davalılar arasındaki 01/01/2008 tarihli sözleşmeden de davalı M. kargo şirketinin asıl işveren olduğu anlaşıldığından davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davacının iş akdinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği; asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınarak; ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarından da davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması gerektiği- 9. HD. T. 2307/12444 Kiralananda kalan mahkeme aracılığı ile tespiti yaptırılan depo tabir edilen yerdeki eşyaların mümkünse aynen iadesi, zayi olmuş ise dava tarihindeki bedellerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eşya bedelinin tahsili istenmiş olup, kiraya verenin taahhüt tarihine göre kiracıyı tahliye ettirmesi gerekirken taahhüde uyulmayarak doğrudan kiralanandaki eşyaların depoya kaldırılmış olmasının usulsüz olduğu- 6. HD. T. 8102/4079 Davacı hakkında Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada verilen kararın kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre, olayın öğrenilmesi üzerine yapılan tahkikat sonrası 6 iş günlük süre içinde yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı belirlenip kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin değerlendirilmesi gerektiği- 7. HD. T. 6814/7816 İşe başlatmama tazminatı, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, resmi bayram tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine- 9. HD. T. 29386/1647 İşe iade davasının sonuçlanmasından sonra açılan alacak davasının belirsiz alacak davası olduğunun kabul edilmesi gerektiği- 9. HD. T. 3775/12009 Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverenin olduğu- Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceği- Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğu olduğu 9. HD. T. 19291/5610 Feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin uyuşmazlıkta; fesih bildirimine göre, davalı bankada güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, banka yönetim kurulunun tarih ve 4/10186-1 sayılı kararı ile aldığı işletmesel karar doğrultusunda güvenlik hizmetlerinin, hizmet satın alınması yöntemi ile başka firmaya T... Güvenlik..Ltd Şti verildiği ve bunun sonucu olarak davacının istihdam fazlası konumuna düştüğü gerekçesiyle feshedilmiş olup, dava dışı T... güvenlik firmasının davalı bankada kendi işçilerini değil, davalı bankanın işten çıkardığı güvenlik görevlilerini işe alarak üstlendiği güvenlik işini yerine getirdiği, bu durumun İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasında yer alan “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağı, aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği,d İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.” düzenlemesine aykırı olduğu, bu nedenle davalı Akbank ile dava dışı T... Güvenlik firması arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin muvazaaya dayandığı anlaşıldığından, muvazaa olgusu ve feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı kabul edilerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olduğu- 9. HD. T. 18869/21478 Dava konusu edilen işçi alacaklarının hesabına esas ücret miktarı belirsiz olup, ücretteki belirsizlik alacakların miktarını etkileyeceğinden dava konusu edilen alacakların belirsiz olduğunu kabul edilmesi gerektiği- Davanın kısmi dava olarak açıldığı, bilirkişi raporundan sonra davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile dava konusu edilen bazı alacakların miktarını arttırdığı görülmekle, dava, karar ve Özel Daire bozma karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK. mad. 109/2 uyarınca alacaklar belirsiz olduğundan davacının kısmi dava açmasının mümkün olduğu- Davalı banka "bordrosu sunulan işçilerin aynı ünvanda kadro tanımlaması olmadığından muadili olan ve davacı ile aynı işi yapan, aynı özellikte emsal işçi tanımlaması ile işe devam ettiklerini" belirterek ek rapora itiraz etmiş olduğundan, sendikanın bildirdiği ücretin emsal ücret olamayacağı, öncelikle davalı Banka vekilince bordroları sunulan işçilerin davacının emsali olup olmadığı ile ilgili olarak bu konuda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak bu işçilerin davacının emsali işçi olmadıklarının anlaşılması hâlinde, geçersizliği tespit edilen fesih tarihi olan ile davacının işe başlatılmayarak iş sözleşmesinin feshedilmiş sayıldığı tarih arasındaki süreçte davalı işyerinde ücret ve ekleri yönünden genel artış yapılıp yapılmadığı sorularak varsa buna ilişkin kayıtların getirtilmesi suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- Geçersiz sayılan fesih tarihini izleyen dört aylık süre esas alınarak hesaplanması gereken boşta geçen süre ücreti mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda davalının kabulünde olan aylık brüt 857,00TL üzerinden hesap edilmiş olup davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyizi olmadığı, kararın davalı Bankanın temyizi üzerine davalı lehine bozulduğu dikkate alındığında, yapılacak emsal ücret araştırması ile belirlenecek ücret düzeyine göre hesaplama yapılırken yapılan araştırma sonucunda tespit edilecek ücretin davalının kabulünde olan miktarın üzerinde olması hâlinde bu hususta davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu- . HGK. T. 22-604/1399 Davacı işe başlama isteğine dair ihtarnamede tebligatın yapılmasını istediği adresi açıkça belirtip, davalı tarafından söz konusu adrese yasal süresi içinde bildirim yaptığından ancak tebligatın davacının tanınmaması nedeniyle iadesi üzerine davalının yeniden yaptığı ikinci bildirime ise davacı herhangi bir cevap vermediğinden ve makul bir sürede davalıya işe başlama için başvurmadığından davacıya davalı tarafından yapılan tebligat geçerli olduğundan ve davacı tebligatı aldıktan sonra dahi davalı işverene işe başlamak için müracaat etmediğinden davacının işe iade yönündeki başvurusunun samimi olmadığı ve davanın reddi gerektiği- 7. HD. T. 6154/8350 Davacı işçinin, HM. mad. 106 kapsamında davalı işveren tarafından yapılan görevlendirmenin "esaslı değişiklik" olduğunun tespitine ilişkin dava açmasında hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu- "İş Kanunu’nun 22. maddesinde çalışma koşullarında değişiklik hâlinde başvurulacak hukukî yolların açıklandığı, maddede belirtilen şekilde açılacak eda davalarında iş sözleşmesinde yapılan değişikliğin esaslı değişiklik olup olmadığı hususunun öncelikle tespit edileceği, bu nedenle davacının beklediği hukukî korumayı ancak eda davası açarak sağlayabileceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği- . HGK. T. 9-926/983 Vakıf üniversitesi ile öğretim görevlisi arasındaki ilişkinin; özel hukuk kurallarına göre belirlenen özel hukuk ilişkisi olduğu, davalı vakıf üniversitesinin, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa'da belirtilen hükümlere tabi olması, davacının iş sözleşmesi ile çalışma olgusunu ve buna bağlı olarak İş Mahkemesinin görevini ortadan kaldırmayacağından mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, davaya bakmaya idari yargı yeri görevli olduğundan davanın reddinin isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 2145/7139 5584 sayılı Posta Kanunu'nda özel hüküm olduğundan, yasanın 2. ve 10. maddelerindaki hükümler nedeniyle, davacının yaptığı işin, alt işverene verilebilecek bir iş olup değerlendirme yapılırken bu hususun da gözetilmesi gerektiği Mahkemece, yapılan alt işverenlik sözleşmelerinin, iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı, işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı, alt işverenin işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip olup olmadığı, alt işveren uygulamasının işçilik teminine yönelik olup olmadığının araştırılması, davalı idare ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi mi, yoksa muvazaalı bir ilişki mi bulunduğunun açıkça tespiti gerektiği- Davalı taraf, davaya cevapta "davacının kendi işçileri olmadığını" savunarak, "şahsi dosyası ve ilgili belgelerin alt işverenden temin edilmesini ve davanın alt işverene ihbarını" istemiş olduğundan, mahkemece davalının bu talepleri ile ilgili işlem yapılmamasının da hatalı olduğu- 9. HD. T. 7294/18059 ''İşyerinde ağır ve tehlikeli bir işin yürütüldüğü, dikiş makinesinin terk edilmesinin durumu kazalara açık hale getireceği, davacının hem bu eylemi, hem de işveren vekili tarafından yapılan görevine dönmesi yolundaki çağrıya uymayarak tartışma yaşanmasına neden olması'' şeklindeki davranışları işyerindeki huzuru bozucu nitelikte olduğundan, akdin davalı işverence feshedildiği ve bu feshin geçerli nedene dayandığı kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olup bu kararın işçilik alacağına dair davaya bakmakta olan mahkemeyi bağlayacağı- ''Geçerli nedenle iş akdinin işverence feshedilmiş olması karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatına dair taleplerinin kabulü yerine yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesi ile verilen bozma kararının usul ve yasaya uygun olması ve yerleşik uygulamanın da bu yönde bulunmasına göre direnme kararının yerinde olmadığı- 7. HD. T. 11706/9217 İcra müdürlüğünce müflis şirkete ait ilk alacaklılar toplantısı yapılmadığından, iflas idaresinin oluşmadığı belirtilmesi karşısında, icra müdürlüğüne dava dilekçesi ve davetiye tebliğ olunmak suretiyle iflas idaresinin usulüne uygun davaya dahil edildiğinin kabulünün mümkün olmadığı- İflas masasının kanuni temsilcisi olan "iflas idaresi"ne dava dilekçesi ve davetiye tebliğ olunarak taraf teşkili sağlanması gerektiği- İş yerinde sendika üyesi işçi kalmadığı anlaşılmışsa da, sendika üyeliğinden çekilen ve üyelikten çekildikten sonra çalıştırılmaya devam eden işçilerin kimler olduğu, bu kişilerin hangi tarihlerde sendikaya üye oldukları, hangi tarihte çalışmalarının sona erdiği, hangi tarihlerde üyelikten istifa ettikleri, ve yeniden işe başlayanların yeniden işe başlama tarihleri, sendikaya üye olmadığı halde iş sözleşmesi sona eren kişiler olup olmadığı ve bu kişilerin iş sözleşmelerinin fesih tarihleri ve sebepleri açıkça ortaya konulmadığından, bu hususlarda eksik belgeler temin edildikten sonra ve bilirkişiden rapor alınarak, "feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı" hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması için gerekli araştırmaya gidilerek bir karar verilmesi gerektiği- 22. HD. T. 14069/19349 Davacının onama ile sonuçlanan işe iade davasında, süresi içerisinde işverene başvurup başvurmadığı, davalının, davacının çalışma teklifini kabul edip etmediği, işe iade davasının sonucunun gerçekleşip gerçekleşmediği, işe başlatmama halinde bu kararın ne zaman kesinleştiği ve dava tarihi itibariyle feshin olup olmadığı, dava tarihi itibariyle akdin feshinden söz edilip edilemeyeceğine göre hüküm kurulması gerektiği- Mahkemece, davacının ../../2014 tarihli dilekçesi ile kıdem, ihbar, yıllık izin, hafta tatili, fazla çalışma alacakları için dava değerinin TL olduğunu bildirdiği, talep ettiği alacaklar için karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi nedeni ile bu alacak kalemleri için davalı lehine maktu vekalet ücretine, ../../2014 tarihli dilekçesinde ise maaş farkı, ikramiye, bayram harçlığı, izin harçlığı, yakacak yardımı, ayakkabı fişi, erzak yardımı alacakları için TL daha talep talep ettiği alacaklar için ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği, davanın kabul edilen ve reddedilen kısımları için, kabul ve reddedilen kısımları geçmemek üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği- 22. HD. T. 20573/4854 Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; "biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının, alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının, alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının, alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının, istihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının, alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerektiği- Davaya dahil edilen şirket dava dışı Telekomünikasyon şirketi tarafından kurulmuş bir şirket olup bu şirketleşme ile Telekomünikasyon şirketi kendi faaliyet alanı içindeki asıl işi olan çağrı merkezi hizmetleri yanında müşterilerinin satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmalarına yönelik veri üretmek için kurulmuş olduğu ve bu özelliği ile diğer işverenlere de bu hizmeti sunmakta olduğu- Diğer davalının ise dava dışı Telekomünikasyon şirketinin iştiraki olduğu ve sonuçta aynı iştiraklar arasında bir hizmet alımı bulunduğu- Yargılamaya konu olayda davalı ile dahili davalı arasında zorunlu bir dava arkadaşlığından söz edilemeyeceği, aksinin kabulü durumunda, davanın alt işverene değil de muvazaa iddiasıyla yalnızca asıl işverene karşı açılması halinde işe iade davalarında dava şartı olan 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra davacının davasını alt işverene teşmil etmek suretiyle davaya dahil ettirerek yargılamaya devam edileceği gibi sonuç çıkacağı davacının muvazaa iddiasıyla asıl işveren aleyhine dava açtığı yargılamaya bu iddia üzerinden devam olunarak sonuçlandırılması gerekirken alt işveren olarak görünen şirketin davaya dahil edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu, davalı ile dahili davalı arasında muvazaaya dayanmayan hizmet alım sözleşmesinin bulunduğu, asıl işverenin işe iadeyle yükümlülüğü bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 9. HD. T. 32704/17816 Mahkemece, davacının kendine ait aracının bulunup bulunmadığı hususu araştırılarak, taşıma konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla, davalı kooperatifin kayıtları üzerinde inceleme yapılıp, kooperatif hattında çalışan bir ortağın ortalama kazancının belirlenmesi, belirlenen miktardan masrafların ve amortisman giderlerinin düşülmesi, davacının çalışmadığını iddia ettiği süre içinde başka bir işte çalışarak elde etmesi muhtemel gelirlerin gözetilmesi yoluyla yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda, gelirin somut verilerle belirlenememesi halinde Borçlar Kanunun 42. vd. TBK 50 vd. maddelerinden yararlanılarak davacının gerçek zararının belirlenmesi gerektiği- 23. HD. T. 1774/2303 Yargılama gideri dışındaki .. TL alacak yönünden şikayetin kabulü ile icra emrinin bu kalem alacak yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği- 8. HD. T. 37/16329 davacı işçinin davalıya ait işyerinde yaklaşık 1,5 yıl çalıştığı, iş sözleşmesinin ihale dönemi bitiminde SGK’dan çıkış verilerek yazılı bildirimde bulunulmadan feshedildiği, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetliyse de davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 5 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru olmayıp, bu tazminatın davacının 4 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği- 7. HD. T. 80/8915 İş sözleşmesini fesheden iş sahibi; yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken keyfi davranmaması gerekeceği, işletmesel kararı alırken dürüst olması gerekeceği- 9. HD. T. 10026/11699 İşe başlatmama tazminatının talepten az veya sendikal nedenle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca belirlenmemesi, davalı yararına avukatlık ücretinin kabulünü ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasını gerektirmeyeceğinden davalı yararına avukatlık ücretine ve yargılama giderinden kısmi sorumlululuğa karar verilmesinin isabetsiz olduğu- 7. HD. T. 42968/8765 Tahsilat görevlisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi işverence disiplin kurulu kararı ile zimmetine para geçirdiği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e uyarınca feshedildiği, davacı hakkında feshe konu zimmet suçlaması nedeniyle kamu davası açıldığı, mahkemece, Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle beraatine" karar verildiği gerekçesiyle haklı ya da geçerli bir fesih nedeni bulunmadığı kabul edilmiş ise de, davacının yapmış olduğu iş, görev tanımı ve davacı hakkında kamu davası açılmasına neden olacak emarelerin bulunduğu dikkate alındığında, taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, iş ilişkisinin olumsuz etkilendiği, davalı işveren açısından fesih tarihi itibari ile en azından geçerli nedenlerin bulunduğunun kabulü gerekeceği, beraat kararının kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamadığından, bu haliyle geçerli olan bu feshin daha ağır olan haklı neden niteliğinde olup olmadığı açılan kamu davasının sonucunda ortaya çıkacağı ceza davasının sonucuna göre de davacı tarafından açılması muhtemel kıdem ve ihbar tazminatı davasında tartışılabileceğinin açık olduğu, fesih tarihindeki mevcut delillere göre işveren feshi geçerli nedene dayandığı- 7. HD. T. 45856/8955 Keşif yapılarak davacının yaptığı işin belirlenmesi, asıl iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığının, davalı tarafından diğer davalıya yüklenen, ihale edilen bir hizmet bulunup bulunmadığı, kanuni yükümlülüklerden kaçınmak için davacının diğer davalı üzerinden sigortalı gösterilip gösterilmediğinin tespit edilerek, ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince hazırlanan inceleme raporundaki muvazaa tespitine karşı İş Mahkemesinin dosyası ile muvazaa tespitine itiraz nedeniyle dava açılmış olup verilecek karar bu davanın da esasını etkileyeceğinden bu davanın neticesi de beklenip tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- 7. HD. T. 32857/20 7. HD. T. 32856/19 Davacının özlük dosyasında davacıya iş yapış şeklindeki hatalar ve müşteri şikayetleri nedeniyle hatalı sarım nedeniyle müşteride gıda güvenliğine neden olan olay nedeniyle ihtar, aktarma için çıkan bobini deşeye atma nedeniyle 1 yevmiye kesme cezası ve orsiyal kalınlığı siparişe uygunsuzluk nedeniyle ihtar, alan tertip düzenine uymadığından ihtar, siparişte müşteri şikayetine neden olduğundan ihtar, 22/7/2013 siparişteki ciddi ihmali nedeniyle 1 yevmiye kesme cezası, 08/01/2014 baskı yerinde bozuk mamülün müşteriye gönderilmesinde hatalı olduğundan 2 yevmiye kesme cezası, aynı tarihte Eylül ayında 13 kez çay molasını aştığından İHTAR 25/10/2013 tr savunmasında farkında olmadan aşmış olabileceğini bildirmiş cezası verildiği, raporlarına gelince; 2 gün viral siğiller, 9-15/3/2012 7 gün el bileği ve elin açık yarası, 7-8/4/2012 2 gün yumuşak doku tramvası, 13-22/4/2012 10 gün yumuşak doku tramvası, 12/5/2012 1 gün bel ağrısı, 12/6/2012 1 gün gastroenterit, 9-18/8/2012 10 gün septoplasti, 19-23/8/2012 5 gün septoplasti, 13-15/2/2012 3 gün bel ağrısı, 12/5/2013 1 gün bel ağrısı, 10/06/2013 1 gün bel ağrısı, 12/6/2013 1 gün lumbolji, 19/7/2013 4 gün iş kazası, 23/7-01/8/2013 10 gün yara, 27/10/2013 1 gün bel ağrısı, 16-17/11/2013 2 gün bel ağrısı, 27/11/2013 1 gün miyalji, 21/12/2013 2 gün bel ağrısı nedeniyle raporları bulunduğu, davacı hakkında tutulan müteaddit tutanaklar ve dinlenilen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının genel olarak verilen işi olması gerektiği gibi yapmadığı; bu davranışlarının uyarılara rağmen bir kaç kez tekrarlandığı anlaşılmakla davacının eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde geçerli fesih nedeni oluşturacak nitelikte bulunduğundan ve işyerinde olumsuzluklara neden olduğundan işverence iş ilişkisinin sürdürülmesi beklenemeyeceği- 7. HD. T. 21014/4232 Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmalarının, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmeyeceği, sadece başka işte çalıştırılan işçi açısında asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığının kabul edilmesi gerektiği- 6100 sayılı HMK. mad. 124/4 gereği; dava dilekçesinde tarafın eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, hakimin karşı tarafın rızası olmaksızın taraf değişikliğini kabul edebileceği- 9. HD. T. 23572/15685 İşe iade davasının basit yargılama usulüne tabi olduğu ve bu davaların kısa süre içerisinde sonuçlandırıldığı- Bu kararlara karşı Yargıtay Özel Daire bozma kararının kesin olup, direnme yolunun kapalı bulunduğu- . HGK. T. 22-1765/862 İpucu Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın. 1 2 kayıt gösteriliyor
işe iade davası emsal kararlar